Konu:1-7 Ekim Camiler ve Din Görevlileri Haftası'na, bir hasta tarafından saldırıya uğrayarak hayatını kaybeden Doktor Fikret Hacıosman'a Allah'tan rahmet dilediğine, Selehattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Bekir Kaya, Tuncer Bakırhan, Mukaddes Kubilay ile Gültan Kışanak'ın yargılamalarının devam ettiğine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:2
Birleşim:3
Tarih:03/10/2018


1-7 Ekim Camiler ve Din Görevlileri Haftası'na, bir hasta tarafından saldırıya uğrayarak hayatını kaybeden Doktor Fikret Hacıosman'a Allah'tan rahmet dilediğine, Selehattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Bekir Kaya, Tuncer Bakırhan, Mukaddes Kubilay ile Gültan Kışanak'ın yargılamalarının devam ettiğine ilişkin açıklaması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYHAN BİLGEN (Kars) - Sayın Başkan, tabii, Din Görevlileri ve Camiler Haftası'yla ilgili şüphesiz, yüzleşilmesi gereken bir durumla karşı karşıyayız. 100 bine yakın cami, 100 binin üzerinde de personeli olan bir kurumdan bahsediyoruz. Camiler herhangi bir devlet kurumu, kamu kurumu değildir; din görevlileri de herhangi bir kamu görevlisi değildir. Sonuçta, bir amaç için, sadece yasalarla tarif edilen amaçlar değil aynı zamanda moral, manevi bir amaç için görevlilerdir. Camilerin ve din görevlilerinin birinci işlevi, birinci sorumluluğu, toplumda kötülüğün azalmasına dair bir işlev görmeleridir. Bugün bunu söyleyebilecek durumda mıyız? Diyanet İşleri Başkanlığı bunu göğsünü gererek söyleyebiliyor mu? Din görevlileri bunu söyleyebiliyor mu? İlahiyat fakülteleri bunu söyleyebiliyor mu? Hayır. O zaman, bu konunun sadece rakamsal, sadece sayısal bir tartışma olmaktan çıkıp niteliğiyle ilgili, işleviyle ilgili, rolüyle ilgili bir tartışmayı yapmalıyız. Dünyada bu konuda bilinen birkaç mekanizma var. Birisi, bu alanın sivil olması, özerk olması; ikincisi de bütün inançların eşit biçimde kamu kaynaklarını, imkânlarını kullanmasıdır. Türkiye'deki yapılanma ne yazık ki her iki işlevden de mahrumdur. Onun için de karşı karşıya bulunduğumuz durum, sadece muhteşem binalar ve çok sayıda kadrodur ama ne yazık ki toplumda yozlaşma, çürüme tüm hızıyla devam etmektedir. Elbette ki bunun tek sorumluluğu din görevlilerine, Diyanet İşleri Başkanlığına yıkılamaz. Eğitim sistemi, medya gibi bütün boyutlarıyla birlikte yeniden tartışılmalıdır.

Benim ifade etmek istediğim ikinci konu, Türkiye'de siyasetçilerin devam eden yargılamalarıyla ilgili. Şu anda Sayın Demirtaş'ın yargılaması Sincan Cezaevinde devam ediyor, kampüs içerisinde devam ediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

AYHAN BİLGEN (Kars) - Geçtiğimiz hafta Sayın Yüksekdağ'ın duruşması vardı. Yine, belediye başkanları Sayın Bekir Kaya, Tuncer Bakırhan, Mukaddes Kubilay, Gültan Kışanak önümüzdeki günlerde yargılanmaya devam edecekler.

Belediyelerin bütçeleriyle ilgili bir tartışma yürüyor ve belediyelerin kaynaklarının başka yerde kullanıldığı iddiası çok net biçimde ifade ediliyor.

ZEMZEM GÜLENDER AÇANAL (Şanlıurfa) - Evet, aynen öyle.

AYHAN BİLGEN (Kars) - Şimdi, belediye başkanlarıyla ilgili bu kadar net iddia varsa, devletin elinde bu kadar somut bilgi varsa iddianameler neden belediye başkanları tutuklandıktan bir yıl sonra hazırlanıyor? Burada bir araştırma komisyonu kuralım ve tespit edelim, kayyum atandığında belediyelerin kasasında ne kadar para vardı, şimdi kayyumla ne kadar borç var? O zaman, ortaya çıksın, gayet tabii, yargılama da etkin ve adil biçimde işlesin.

Ben de son olarak, hayatını kaybeden doktorla ilgili başsağlığı dileklerimi ifade etmek istiyorum. Sağlık Bakanının isyan etmesi tüyler ürpertici bir durumdur, haklıdır, isyan edilmeye değerdir bir hekimin hayatını kaybetmesi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYHAN BİLGEN (Kars) - Ama galiba yasama yılının ilk görevinin özellikle sağlıkta şiddet olduğunu ifade etmesinin bizim için ifade ettiği bir anlam var. Sayın Bakan böyle diyor ama bu Mecliste geçen yasama döneminde sağlıkta şiddetle ilgili bütün araştırma önergeleri reddedildi.

Saygıyla selamlıyorum Genel Kurulu. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.