Konu:Askerlik Kanunu İle Diğer Bazı Kanunlarda Ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifleri Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:10
Tarih:25/07/2018


Askerlik Kanunu ile Diğer Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ EMİNE GÜLİZAR EMECAN (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle tüm Genel Kurulu saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum. 2 sıra sayılı Askerlik Kanunu ve Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerinde şahsım adına bir konuşma yapacağım sizlere.

Öncelikle, bu kanun teklifinin getiriliş yöntemiyle ilgili, tabii, biraz konuşmamız gerekiyor, benden önceki konuşmacı milletvekili arkadaşlarımız da bu konuya değindiler. Genel Kurulda ikinci konuşmasını yapan yeni bir milletvekili arkadaşınızım. 26'ncı Dönemde her ne kadar bu Mecliste olmasak da Meclisteki yasa yapım ve uygulama yöntemlerini, özellikle torba kanun şeklinde birçok meselenin bir torbanın içerisine doldurularak Meclise getirilmesini hep eleştirmişizdir. Bu, aslında birçok konunun, başlı başına ihtisas komisyonlarında görüşülmesi gereken, aslında Türkiye gündemini ve Türkiye insanını, vatandaşını ilgilendiren birçok önemli konunun bir torbaya sıkıştırılarak önemsizleştirildiğini ve alelacele bu Kuruldan geçirildiğini gösteriyordu. Gönül isterdi ki 27'nci Dönemde bu yöntem uygulanmaya devam edilmesin.

Yeni bir yönetim sistemine geçtik, bir rejim değişikliği oldu, bir hükûmet sistemi değişikliği oldu ve bu dönemde özellikle iktidar partisi tarafından bu yönetimin, bu dönemin çok daha iyi olacağı, Mecliste görüşülecek ve çıkarılacak kanunların çok daha sağlıklı ve uzlaşma içerisinde olacağı söylendi ancak buna rağmen görüyoruz ki daha Meclis açılır açılmaz yine bir torbanın içerisine bazı konular, önemli ve birbirinden çok alakasız, bağımsız konular sıkıştırılarak önümüze getirildi.

Şimdi burada ikinci konu, iki tane ayrı teklif getirilmesine rağmen madde içeriklerinin birbirinin sadece bir madde dışında tıpatıp aynı olması. Burada, aslında 2'nci maddede, Sayın Hasan Turan tarafından getirilen 8 maddelik kanun teklifinde bulunan, özellikle Kanal İstanbul ve yap-işlet-devretle ilgili maddenin dışında diğer maddelerin birinci teklifle aynı olması aslında manidar görünüyor. Komisyon toplantısında da konuşulduğu üzere, bu teklifin, Kanal İstanbul'la ilgili teklifin birtakım aynı maddelerle bir arada sunulması bu teklifin kendi ihtisas komisyonunda görüşülmekten kaçınıldığını gösteriyor. Eğer kendi komisyonunda görüşülseydi belki de kamuoyunda çok daha fazla tartışılacaktı ama bu torba teklifin içerisinde bugün karşımıza geldiği için kamuoyunda çok tartışılmıyor ve gördüğümüz kadarıyla da aslında içinde birçok başlık içermesine rağmen bu teklif sadece bedelli askerlik üzerinde kamuoyunda bir tartışma yürütülüyor.

Ayrıca Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmelerde, getirilen teklifteki maddelerle ilgili bize herhangi bir mali yük tablosu sunulmamıştır. Adı üstünde, Plan ve Bütçe Komisyonuyken hiçbir mali etki, tepki üzerine bilgi verilmemiştir ve bizim sadece maddede belirtilenler üzerinden karar vermemiz istenmiştir. Bunun da çok yanlış olduğunu ve sağlıksız olduğunu burada sizlerle paylaşmak istiyorum. Verisi olmayan bir şeyi nasıl değerlendirebiliriz, nasıl sağlıklı kararlar verebiliriz.

Bir diğer konu, bu teklifler konuşulurken, daha biz 1'inci ve 2'nci teklifi Komisyonda görüşürken AKP sözcülerinin medya önünde teklifle ilgili sanki Komisyondan geçmiş gibi basına açıklamalar yapmaları. Aslında burada bir anlamda Komisyonda görüşülürken bu, Plan ve Bütçe Komisyonunun ipotek altına alınmaya çalışıldığını göstermektedir daha maddeler geçmeden maddeler üzerinde basın açıklaması yapılması. Aynı şekilde bu sabah basında çıkan haberlerde de Sayın Cumhurbaşkanı yine bu kanun teklifiyle ilgili bazı açıklamalar yapmıştır özellikle bedelli askerlikle ilgili. Yürütmenin başında her kim olursa olsun maalesef yasamaya ipotek koyucu açıklamalar yaparak bizi hayal kırıklığına uğratmaktadır. Madem bu Kurulda, Türkiye Cumhuriyeti devletinin en üst yasa yapmayla görevli Kurulunda, burada bu yasaları tartışacaksak Sayın Cumhurbaşkanının da bu konuda açıklamalar yaparken daha duyarlı olması gerekmektedir.

Maddelerle ilgili birkaç noktaya da değinecek olursam içeriğiyle ilgili, özellikle kamuoyunda en fazla tartışılan bedelli askerlikle ilgili şöyle bir rakam bizimle paylaşıldı: 1 milyon 324 bin kişinin yararlanacağı belirtildi ama bunun işte üçte 1 oranında başvuruyla 400 bin dolayında müracaata tekabül ettiği söylendi.

Şimdi, bu kanun teklifi gelirken gerekçe neydi? Türk Silahlı Kuvvetlerinde personelde bir yığılmanın olması, askerliğe başvuracak olan kişilerin bu askerlik görevinin karşılanamayacak olması... Şimdi buradaki ben çelişkiyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Eğer bir yığılma varsa ve bu yığılmadan kurtarılmak isteniyorsa neden yirmi bir günde ısrar edilerek özellikle telefonlarımızı ve mesajlarımızı kilitleyen vatandaşlarımız tarafından yoğun olarak "Lütfen, bu yirmi sekiz gün ya da şu andaki hâliyle yirmi bir gün kaldırılsın, işlerimizden olacağız, hayatımızı etkileyecek." diyenlerin sesi dinlenmedi de yirmi bir gün kaldırılmadı? O zaman eğer bu yirmi bir gün de kaldırılsaydı katılım daha fazla olmaz mıydı? Madem bir yığılma var, 400 bin kişi yerine 600 bin kişi yararlansın bu haktan. Öyle değil mi?

Zaten bedelli askerlik eşitlik ilkesine aykırı bir tekliftir. Bunun uygulanabilirliği, sürekliliği olamaz, bir kere eşitlik ilkesine aykırı. Piyangodan dönem çeker gibi, bir yığılma olduğunda bir bedelli çıkaralım da işte yığılmayı eritelim, bir bedelli çıksın bir dönem rahatlasın, öbür dönem askere gidenler askere gitsin. Zaten çocuğu askere giden ailelerimizin biliyoruz hâlini. Askere gönderen ağlıyor, bedelliyi alamayan analar ağlıyor. Şimdi, buradaki bu çelişkileri çözmenin yolu bedelli askerlik, dönem dönem bedelli askerlik çıkarmak değildir. Bunu, bunu, bunu daha sistemli bir şekilde ve daha kalıcı bir şekilde çözmektir. Bu, Türkiye'nin çok önemli bir sorunudur. Bedellilik de bunu çözmeyecektir ve biz bu dönem için özellikle bu yirmi bir günün de kaldırılmasını talep ediyoruz. Eğer yığılma varsa daha fazla kişi yararlansın, bu yığılmayı da eritelim.

Diğer önemli konulardan bir tanesi de şans oyunları. Sanırım zamanım diğer maddelerle ilgili çok yetmeyecek ama burada çok önemsediğim bir şey var. Şimdi, şans oyunlarında özellikle dağıtılacak olan ikramiyenin yüzde 59'dan yüzde 83'e çıkarılması öngörülüyor ve Komisyon görüşmeleri sırasında da özellikle kontrol altına alınamayan 40 milyar liralık bir piyasadan söz edildi. İşte, bunun terör örgütlerine aktarıldığı, yasa dışı bahis ticaretiyle yurt dışına kaçırıldığı ve kaçtığı. Şimdi, hiç kimse terör örgütlerine kaynak aktarılmasını istemez, kaynaklarımızın yasa dışı yollarla yurt dışına kaçmasını da istemez. Bunu hiçbirimiz istemeyiz ancak attığımız taş acaba ürküttüğümüz kuşa değiyor mu? Bu kanun teklifiyle birlikte getirilen şey yani bu yasa dışı oyunları, yasa dışı bahisleri oynayanlar, acaba ne kadarı geri dönecek ve Türkiye'de yasal çerçeveler içerisinde bahis oyunu oynayacak? Bu yasa dışı bahislere giden kaynakların ne kadarı geri dönecek? Şimdi birinci sorum bu, bunu ben Komisyonda da sormuştum ancak cevabını alamadım. Biraz önce konuşurken bahsettiğim gibi bize hiçbir sayısal araştırma, bir rapor, bir bilgi verilmedi, sadece maddeler üzerinden, verilen bu bilgiler üzerinden tartıştık.

Yine acaba bu düzenlemenin sistemdeki yeni oyuncuları teşvik edeceği üzerine bir çalışma yapıldı mı? Türkiye'de bu tür oyunları kimlerin oynadığı açıkça belli. Özellikle şu anda iş sahibi olamayanlar, dar gelirliler -tabii ki toplumun her kesiminden oynayanlar var ama- evinin rızkını -bakın bu çok önemli- gidip şans oyunlarında oynayanlar var. Şimdi, siz yüzde 59'dan yüzde 83'e çıkarıyorsunuz bunu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EMİNE GÜLİZAR EMECAN (Devamla) - Herkes koşa koşa gidip oynarsa bahis oyunlarını, o zaman, burada özellikle aile birliğini bozacak olayların yaşanmayacağını nasıl öngörebiliriz? Bu maddenin ben özellikle toplum açısından çok tehlikeli olduğunu düşünüyorum. Maddeler üzerine daha sonra konuşmalarımız olacak, arkadaşlarımız da konuşacaklar. Diğer konular da var. Ancak sürem bu kadarına yetti.

Açıkçası bu torba teklifin tamamının geri çekilmesi ve ihtisas komisyonlarında bu konuların öncelikle değerlendirilerek, görüşülerek daha sonrasında raporlanarak Plan ve Bütçe Komisyonuna gelmesidir aslolan, bizim beklentimiz budur. İleriki dönemde de, ileriki süreçte de eğer bu Meclis Türkiye Cumhuriyeti devletine ve oy aldığımız vatandaşlarına verimli bir şekilde hizmet etmek istiyorsa bunu bu şekilde yapmak zorundadır. Güven tesis etmek istiyorsa bunu bu şekilde yapmak zorundadır.

Bütün Kurulu saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)