Konu:Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:8
Tarih:23/07/2018


Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ADNAN SELÇUK MIZRAKLI (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken, perşembenin gelişi çarşambadan belli olur diye bir laf vardır halk arasında, ben tersine çevireceğim, çarşambanın gelişini tarif ederken bir hafta dolanarak belli olan bir sürecin geçmişte var olduğuna işaret etmek istiyorum.

Şimdi, bütün bu yasaların bugün önümüze gelmesine sebep olan durum yani OHAL'in kaldırıldığı ama yerine OHAL'i daha da güçlendiren, âdeta her ildeki valiyi bir sıkıyönetim valisine dönüştüren, olağanüstü yetkilerle donatan... Hatta mümkünse büyükşehirlerde orgeneral elbisesi de giydirelim, üzerlerinde askerî elbise olsun, daha küçük şehirlerde tümgeneral elbisesi giydirin ama sıkıyönetimde... Yani "1402 sayılı Yasa'yı kaldırıyoruz." deyip de sıkıyönetim komutanlarına tanınmış yetkileri âdeta eğer sivil valilere tanırsanız sonuç değişmiyor.

İlgili madde, 1402'nin kaldırılması. Normalde hepimizin burada ayakta alkışlayarak sevinmemiz gereken, işte kaldırılıyor diyebileceğimiz bir madde. Zaten bu madde geçmişteki birtakım yasal düzenlemelerle kadük kalmış bir maddeydi, bunu hepimiz biliyoruz ama ne oldu? 2015'ten itibaren, nisan ayı itibarıyla -İbrahim Kaboğlu Hocam daha iyi bilir, Mithat Sancar Hocam, hukukçu arkadaşlarımız çok daha iyi bilirler- esasında bir tür OHAL durumu var. OHAL gitti ama şimdiki bu hâlimizi görüyoruz. Bu hâlimizde esasında bir iyileşmeye işaret eden durum var mı? Bu konuda arka arkaya bir sürü şeyleri söyleyebiliriz.

Peki, bu durumu ortaya çıkaran sürecin arka planına baktığımız zaman, geçmişte neler yaşandı? Hep beraber hatırlamaya çalışalım. Ben küçük küçük notlar aldım. Günün birinde bir baktık ki, işte, sınav yolsuzlukları dile getirildi, ÖSYM Başkanı çıktı, dedi ki: "Sınavlarda yolsuzluk yoktur." Ama vardı, birileri o sınavlarda birtakım düzenlemeler yaparak birilerini yerleştiriyorlardı ve bunu da birçoğu biliyordu. Veya MİT Başkanı krizi yaşandı. O kriz yaşandığında bizim gibi sokaktaki insanların belki bilgisi yoktu ama içinizden birçoğu biliyordu. Veya o dönemin Başbakanı Sayın Tayyip Erdoğan'ın odasından böcekler çıktığında kim koymuştu? Devam edeyim; dershaneler krizi, 17-25 Aralık süreci. Yani, ondan önce diyelim ki yan yana duran, iç içe olanlar saç başa olmaya başladılar ve arkasından talihsiz 15 Temmuz süreci yaşandı.

Şimdi, bu noktada oturup vicdan, merhamet, adalet üzerinden -hani her Müslüman her inançlı insan der ya her söylediğiniz söz, her eyleminiz hak ve adalet üzerine olsun diye- bir daha düşünelim. Ya, bunun arkasında bizim biriktirdiğimiz günahlar neydi diye herkesin sorması gerekiyor. Bütün bunlar yetmezmiş gibi, şimdi bu noktada bu madde itibarıyla söylüyorum, yani 1402 kaldırılıyor mu? Aksine, çok daha ağır bir biçimi ama siz generalin üzerindeki asker elbisesini çıkartsanız, sivil giydirseniz sonuç değişmiyor. İçerik olarak baktığınız zaman, ta İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 13'üncü maddesine baktığınız zaman orada aynen şunu söylüyor, diyor ki yüz elli yıl önce: "Herkes kendi memleketi de dâhil herhangi bir memleketi terk etme ve memleketine dönme hakkını haizdir." İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, 1870'li yıllar. Şimdi, oradan bugüne biz gelmişiz bugün bu meseleleri konuşuyoruz. Şimdi, o zaman herkesin elini vicdanına koyarak bu çerçevede gerçekten eğer bu süreç daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük diyorsa evet, ondan yana olmak gerekir ama hepimizin de içten içe, sizlerin de bildiğini düşündüğüm bu maddelerin toplamı esasında bu ülkedeki bu eşitsizlikleri, bu haksızlıkları daha da derinleştirecektir, bu valiler İçişleri Bakanının, İçişleri Bakanı da tek adamın emrinde olacaktır. Daha eşitsiz günler geliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADNAN SELÇUK MIZRAKLI (Devamla) - Ben son olarak "Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste." ve "Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var." diyerek sözlerimi bitiriyor, teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)