Konu:FİNANSAL KİRALAMA, FAKTORİNG VE FİNANSMAN ŞİRKETLERİ KANUNU TASARISI
Yasama Yılı:3
Birleşim:25
Tarih:15/11/2012


FİNANSAL KİRALAMA, FAKTORİNG VE FİNANSMAN ŞİRKETLERİ KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Teşekkür ediyorum.

Öncelikle bu yasa tasarımız, yani finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri hakkındaki tasarı, bir bakıma bankacılık dışındaki finans sektörünü kapsayan ve tüm mevzuatımızı bir bakıma sıfırdan yeniden ele alan bir tasarı.

Burada, öncelikle her üç grup şirketin de, yani faktoring, tüketici finansman şirketleri ve finansal kiralama şirketlerinin yasal altyapısı hem Avrupa Birliği standartlarına hem Türkiye'nin bugünkü ihtiyaçlarına uygun hâle getirilmekte ve BDDK'nın düzenleme ve denetim konusunda da tüm bu kuruluşlar üzerindeki yetkisi bir bakıma açık bir şekilde tanımlanmakta.

Bu kuruluşlar, aslında ağırlıklı olarak KOBİ'lere hizmet veren kuruluşlar ve özellikle KOBİ'lerin finansmanı açısından da bu kuruluşların mümkün olduğunca sıhhatli bir şekilde çalışmasını biz önemsiyoruz. Yani bankacılık sistemine ulaşamayan, şu ya da bu sebeple bankalardan istifade edemeyen kuruluşlarımızın bir alternatif finansman kaynağı olarak bu kuruluşlara başvurmaları ve bu kuruluşlarla beraber çalışmaları önemli.

Kuşkusuz burada her türlü mağduriyeti önleyecek düzenleme ve denetleme yapmakta BDDK'ya önümüzdeki dönemde çok çok önemli bir görev düşecek, yani BDDK'nın bu kuruluşlarımızı çok yakından izlemesi lazım. Hem mali bünyelerini sağlam tutmamız gerekiyor bu kuruluşların hem de müşterileriyle, kredi müşterileriyle olan ilişkilerinde de herhangi bir haksızlığa, hukuk dışı bir muameleye izin verilmemesi gerekiyor.

Bu açıdan baktığımızda, şimdi, yine soruların biraz detayına girecek olursak, şu anda 78 tane faktoring şirketi var, bunların aktiflerinin toplamı da yaklaşık 16,3 milyar TL civarında; yabancı ortaklı faktoring şirket sayısı da 4 tane.

Ayrıca, bu kuruluşların işlem hacmi, tek tek ne kadarlık işlem yaptıkları, bunların hepsi, BDDK'da, veriler var; biz, bunları daha sonra size yazılı olarak da iletebiliriz.

Bu ister finansal kiralama şirketleri olsun ister faktoring şirketleri olsun özellikle uygulamalarında mutlaka piyasa teamüllerine uygun hareket etmeleri gerekiyor. Özellikle faktoring firmalarıyla alakalı, faktoring şirketleriyle ilgili dönem dönem bazı ciddi şikâyetler bizlere de ulaştı ve bir dönem, 2008 yılında tüm faktoring şirketlerinde bir yeniden lisanslanma süreci başlatıldı ve yaklaşık 30 kadar şirketin lisansı tamamen o dönemde iptal edildi. Ayrıca sektör de kendisine çekidüzen vermek amacıyla biraz da, bir etik kurallar silsilesi hazırladı dernek tarafından ve o etik kurallar silsilesini kabul edenlerin o derneğe üye olarak da kendi içlerinde de gönüllü bir çekidüzen söz konusu oldu.

Ayrıca, bu yasayla getirdiğimiz bir husus da bu ikrazatçılar var, onlara da bir süre veriyoruz, "Bu süre içerisinde ya faktoring şirketi ol ya da kapan." diyoruz. O sektörü de artık tamamen devreden çıkarıyoruz çünkü çok farklı farklı olduğu zaman da bunların denetimi, gözetimi konusunda da sıkıntılar meydana geliyor.

Bu yabancı ortaklığı olan ister bankalar olsun, ister finansman şirketleri olsun, ister leasing şirketleri olsun ya da faktoring şirketler olsun bunlarla ilgili kârlarının ne kadarını dağıtabilecekleri, ne kadarını transfer edebilecekleri, bunların hepsi BDDK'nın düzenlemelerine tabi zaten. Mesela, bankalarda dâhi şu anda, özellikle sermayelerini zaten güçlü tutmak istediğiniz için Türk bankalarının ya da Türkiye'de faaliyet gösteren bankaların, kâr dağıtımına çok çok sınırlı izin veriliyor. Hele hele dışarıya kâr transferine de şimdiye kadar, benim bildiğim kadarıyla, hemen hemen hiç verilmedi. Yani "Madem Türkiye'de işiniz iyi, madem burada kredi hacmi hızlı büyüyor, sizin de güçlü sermayeye ihtiyacınız var, kârınızı sermayenize ekleyin." deniyor, genelde o şekilde davranılıyor. Tabii ki istisnalar olabilir özellikle kâr dağıtım konusunda. Fakat hele hele 2008-2009 krizi döneminde buna çok çok dikkat ediliyor. Kredi hacmimiz büyüyor, bankacılık sistemimiz büyüyor ama buna paralel bir şekilde sermayelerinin de büyümesi gerekiyor. Bu sermayeye ya dışarıdan sermaye getirip koyacak ya da kârını içeride bırakacak, bu dönemde sermaye artırmak da finans sektörü için çok kolay olmadığı için genelde kârın önemli bir kısmını içeride bırakarak ve sermayeye ekleyerek sermayelerini bu kuruluşlarımız güçlendirmiş oluyor.

İlk birkaç soru vardı, onların cevabını vereyim. Evet, 37'nci maddeyle ilgili istisna zaten şu anda mevcut tasarıda ve 9/3'le ilgili öneriler, o değerlendirilebilir yani onu bir çalışalım, nasıl olsa bugün saat sekizde kapanacağı için, onunla ilgili bir sonraki oturumda inşallah belki bir-iki önergeyle bazı şeyler getirebiliriz diye düşünüyoruz.

Başka açıkta kalan soru oldu mu? Çünkü hepsini ben not alamadım, biraz arka arkaya hızlı geldi. Ha, DFİF'le ilgili bir soru vardı en son, gerçi bu yasayla alakalı değil ama. Narenciyle ilgili DFİF kararımız çıkmak üzere. Biz bunun bakan arkadaşlarımızla beraber kararını gerçi aldık. Kalkınma Bakanlığı, biliyorsunuz, o Kurulun kararının zeminini oluşturacak bir düzenleme yapıyor. Ondan sonra ilgili bakanlarımız var, Para-Kredi Kurulu diye bir kurulumuz var, o Kuruldaki bakanlarımızın imzasını tamamlamasını müteakip de o ödemeleri yapıyoruz.

Evet, bu sahtecilikle ilgili, tabii, vatandaşlarımızın uğradığı zararlar eğer bir rapora bağlanabiliyorsa kuşkusuz bununla ilgili BDDK yine, gerekli adımları her zaman atabilecek. Tefecilik yaptığı tespit edilenler hakkında da suç duyurusunda bulunuluyor ve yasa, ta yetki iptaline kadar yani verilen lisansın iptaline kadar yaptırım, ceza uygulama konusunda yine BDDK'ya yetki vermiş durumda. Bir yandan tabii, bu kuruluşlarımızı destekleyeceğiz, bu kuruluşlarımızın daha çok iş yapmasını, daha çok sayıda KOBİ'mize finansman hizmeti vermesini sağlamak için çalışacağız ama öte yandan da kötü niyetli yaklaşımları, mağduriyetleri önleyici bir şekilde de çok yakından gözlenmesi gerekiyor. Bu finans sektörü böyle bir sektör yani bazen kızıyoruz, bazen seviyoruz, belki farklı yaklaşımlar oluyor ama sonuçta işlerini iyi yapmaları ve çok iş yapmaları konusunda destek vermemiz gerekiyor ama çok yakın bir şekilde izleme, yakın bir düzenleme ve denetlemeyle de yürütmemiz gerekiyor.

Bizim bugüne kadar finans sektörüyle ilgili şöyle bir yaklaşımımız oldu: Genelde işlerin iyi olduğu dönemlerde sınırlayıcı tedbirler aldık ama ekonominin yavaş olduğu dönemlerde de düzenlemelerimizi daha gevşetme yönünde uyguladık yani bir bakıma ters döngüsel bir çalışma yaptık. 2004, 2005, 2006'daki bütün o yasal düzenlemeler yani Türkiye'nin çok hızlı büyüdüğü dönemde, bir bakıma daha sınırlayıcı, daha kontrolü arttırıcı tedbirlerimizi getirdik. Yine, 2010 sonunda biliyorsunuz kredi hacminin artmasının önüne geçecek, kredi hacminin artmasını bir bakıma sınırlayacak tedbirleri yaptık ama yine Türkiye'nin yüzde 9,2 büyüdüğü bir dönemde o tedbirleri getirdik. Bugün, örneğin, Avrupa Birliğine baktığınızda maalesef tam tersine işler yapılabiliyor. Zaten ekonominin daraldığı ve sıkıntıya düşüldüğü dönemde, bankacılık sistemiyle ilgili regülasyonu daha sıkı hâle getiriyorlar, bu da Avrupa'da krizin derinleşmesini beraberinde getiriyor. Dolayısıyla, zamanlama çok çok önemli, bu düzenlemelerin zamanlaması önemli, dozajı son derece önemli ve makroekonomik politika çerçevesinde de uygun bir düzenleme zamanlamasını mutlaka seçmek gerekiyor. Bizim kanaatimiz, bu yasa tasarısı inşallah burada Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından detaylı bir şekilde değerlendirildikten sonra yürürlüğe girdiğinde? Bankacılık sektörümüzü zaten önemli ölçüde yeni bir yasal çerçeveye kavuşturmuştuk. İyi bir çerçeve şu anda mevcut, bankalarımızla ilgili. Bankalar dışındaki bu finans kuruluşlarını da yine daha sağlam, daha güncel, modern bir düzenleme çerçevesine inşallah ulaştırmış olacağız.

Tabii ki maddelerle ilgili spesifik konular olabilir. Bu konuları maddeler görüşülürken de ele alabiliriz ya da önerileriniz varsa biz bugün o önerileri alıp bir sonraki oturuma kadar çalışa da biliriz, buna da açığız.

Bu arada, yine Sayın Günal'ın bir önceki oturumda bahsettiği bu dövizle ilgili işlemler vardı "Bu yasaya koyalım mı, koymayalım mı?" diye. Biz, bununla ilgili 32 sayılı Kararname'deki değişiklik tasarımızı Bakanlar Kurulunda imzaya açtık, şu anda imzada dolaşıyor. O değişiklik yürürlüğe girdiği zaman zaten yasa da herhangi bir düzenleme yapmamıza gerek kalmayacak. Zaten Bakanlar Kurulunun yetkisi var ve imzaya da açılmış durumda. Tam o bahsettiğiniz döviz işlemleriyle ilgili düzenlemeyi Bakanlar Kurulu kararıyla gerçekleştiriyoruz. Dolayısıyla burada bir yasayla yapmaya gerek görmedik zaten Bakanlar Kurulunun yetkisi olduğu için.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Bakan.