Konu:Bağcılık Sektörü Ve Üzüm Üreticilerinin Sorunlarının Araştırılarak Alınacak Tedbirlerin Tespit Edilmesi Maksadıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporunun Görüşmesi Münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:99
Tarih:15/05/2018


Bağcılık Sektörü ve Üzüm Üreticilerinin Sorunlarının Araştırılarak Alınacak Tedbirlerin Tespit Edilmesi Maksadıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporunun Görüşmesi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ HDP GRUBU ADINA MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bağcılık Sektörü ve Üzüm Üreticilerinin Sorunlarının Araştırılarak Alınacak Tedbirlerin Tespit Edilmesi Maksadıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu hakkında partim Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, konuşmama başlamadan önce İsrail devletinin Filistin halkına karşı işlediği insanlık suçunu buradan şiddetle kınıyorum. Bu katliamın ve soykırımın hesabı sorulmalıdır. Hükûmetin bu devletle yapmış olduğu tüm sözleşmeleri askıya almasının ve diplomatik ilişkileri kesmesinin doğru olacağını düşünüyorum.

Değerli milletvekilleri, tarıma bakışımıza, aslında, hazırlanan bu raporla ilgili de bir iki hususa değinmek istiyorum. Aslında, bu rapor son derece değerli bir rapor, çıktı olarak son derece değerli bir rapordur. Özellikle bağcılık sektörünün sorunlarının tüm süreçleriyle incelenip verilerin toplanması, daha sonra bunun yazım aşamasına gelmesindeki her süreçte emeği geçen başta milletvekili arkadaşlarım olmak üzere tüm katılımcılara buradan teşekkür etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, aslında bugün, özellikle bu raporda belirtilen hususlar, Türkiye'de AKP Hükûmetinin de tarıma bakışıyla ilgili bir sorundur. Burada belirtilen sorunların hemen hemen hepsi ve çözüm önerileri aslında geçmişte dikkate alınsaydı belki de bugünkü tarım politikalarının ağır olumsuz yönleriyle karşılaşmamış olacaktık. Nasıl bakıyoruz biz tarıma, bu konuda da kısaca size birkaç bilgi sunmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, ülke tarım politikasında da maalesef, köyler canlı birer yaşam ve üretim merkezi görülmediğinden, özellikle buradaki yaşam canlandırılmadığından, eskiden olduğu gibi üretim merkezleri olarak görülüp tarımsal politikalar buna göre geliştirilmediğinden bugünkü ağır tarım tablosuyla karşı karşıya kaldık. Köylüleri göçe zorlayan politikaların karşısında, köylüyü üretim alanında tutacak politikaları egemen kılmamız gerekirken tam tersini yaptık, köylüyü tarımdan düşürdük, üretemez hâle getirdik. Çiftçiler, köylü sendikaları kurabilseydi, bu çalışmaları engellenmeseydi köylünün sorunları çok daha iyi bir şekilde gündemde yerini alacaktı. Köylülerin kurdukları kooperatiflerin bağımsız ve demokratik yapılarına zarar verildi, iktidarlarca bu kurumlar zayıflatıldı, iktidarlara bağımlı hâle getirildi. Kooperatifler Yasası geçimli bir tarımdan yana olacak biçimde çıkartılmıştır. Kooperatifler bilindiği üzere birer şirket hâline dönüştürülmüş, bu yapıların acil olarak eski konumuna dönmesi gerekmektedir yani demokratik yapılar hâline getirilmeli ve küçük çiftçilerden yana yeniden yasa tanzim edilmelidir. Küçük çiftçiler için üretim girdilerinde kullandıkları mazottan ve gübreden vergi alınmaması gerekirken tam tersi yönündeki politikalar tarımsal girdilerin büyüklüğü nedeniyle de çöküş süreçlerini hızlandırmıştır. Hayvan yetiştiricilerinin ücretsiz yem alanı olan mera, otlak ve yaylakların koruma altına alınması gerekirken kiraya verme, üzerinde sınırlayıcı haklar kurma köylüyü olumsuz şekilde etkilemiştir. Bu alanların derhâl yeniden ortak varlık olarak köylüye verilmesi gerekmektedir. Kapalı alan hayvancılığı yerine özgür mera hayvancılığı tekrar hayat bulmalıdır. Sağlıklı gıda haktır. Gıda üretimi, işlemesi ve ithalinde genetik olarak değiştirilmiş unsurlar tamamen yasaklanmalıdır.

Tarım toprakları korunmalı, amaç dışı kullanılması engellenmelidir. Sanayi ve madenciliğin tarım arazileri üzerindeki olumsuz etkisi sonlandırılmalıdır. Doğanın, suyun kirletilemeyecek şekilde politikaların hayat bulması artık kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Toprağın korunmasıyla üretim devam edebilir aslında, ekoloji korunabilir. Ancak bu da bir politik bakışın ve politikanın ürünü olmalıdır. Su ve elektrik küçük çiftçilere ücretsiz verilmelidir. Küçük üretici köylülerin elektrik borçları aslında silinmelidir. Mayınlı araziler temizlenmeli, geçimlik tarıma açılmalı, uygun hazine arazileri de topraksız köylere geçimlik tarım amacıyla dağıtılmalıdır. Günümüzde bugün ucuz emek, iş gücüne dönüşmüş olan topraksız köylülerin ya da yerlerinden edilmiş yurttaşlarımızın kendi topraklarında yaşamlarını idame ettirebilmeleri için hazine arazilerinin tahsisi sağlanmalıdır. Tarım ve orman arazilerinin korunması, geliştirilmesi, kentli nüfusun da hem üretici hem de tüketici olabileceği şekilde bu alanların yurttaşlar yararına sunulması yönünde politikalar yeniden üretilmelidir. AK PARTİ hükûmetleri tam da bunun tersini yapmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Doğan.

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) - Et ve süt ürünlerinin ithalatı yerine hayvancılık desteklenmeli ve halkımızın doğal et ve süt ürünlerini tüketmeleri için imkân sağlanmalıdır. Bizim tespit ettiğimiz hayvancılık potansiyelini harekete geçirme amaçlı destek vaadi, aslında programımızda da yer alan bu konu sorunu çözmeye odaklıdır. Yıllarca ifade ettiğimiz gibi, çözüm önerileri maalesef AK PARTİ Hükûmeti tarafından görünmez hâle getirildi ve görülmedi. Her türlü tarımsal sulama ağlarının eşit ve adil bir şekilde kırsal alanlarda yaşayan tüm yurttaşlarımızın hizmetine sunulması gerekirken maalesef bunun tam tersi yapılmıştır. Her yurttaşın doğduğu yerde doyması perspektifinden hareketle mevsimlik tarım işçiliğini doğuran nedenler ortadan kaldırılmalıdır. Bu belirttiğim hususların hiçbirine kulak verilmediği, tam tersine bu politikayla Türkiye tarımının çökertildiği ortadadır, veriler bunu göstermektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) - Bir cümle daha ifade edeceğim efendim müsaadenizle.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Doğan.

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) - Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) küresel gıda fiyatlarının 2017'de yüzde 8 arttığını açıklamıştı. Yine de bu örgütün verilerine göre, süt ürünleri 2016 yılında yüzde 15 zamlanmış ve et fiyatları ise önceki yıla göre yüzde 16 artmıştır. Ülkemizde ise geride kalan yılda gıda fiyatlarına müdahale için ithalat başta olmak üzere çeşitli yöntemlere başvurulduğu tarafımca bilinmektedir. AK PARTİ Hükûmeti, gıda fiyatlarını düşürmek için kırmızı et, hububat, bakliyat gibi birçok üründe gümrük vergilerini düşürmek ya da sıfırlamak yoluna gitmiştir. İthalatla fiyat dengesi sağlamaya çalışırken buradaki rekor seviyeler yeni bir çıkmazı da karşımıza çıkarmıştır. Gıda ürünlerinin ithal edilmesi çiftçi ve üreticiyi olumsuz etkilemiştir. Bildiğiniz üzere, birçok alanda üretim azaltılmış ya da üretici olumsuz şekilde etkilenmiştir.

Değerli milletvekilleri, Komisyonumuz tarafından hazırlanan bu raporun çok değerli olduğunu, bir birikim olduğunu, özellikle Millet Meclisinin birlikte karar alarak böyle bir raporu hazırlamasını son derece önemli ve değerli olarak görüyorum ama biraz önce yine bir milletvekili arkadaşımızın belirttiği gibi tozlu raflarda kalması yerine, Türkiye'deki tarım politikasını etkileyecek bir öneri olarak değerlendirilmesi gerektiğini burada belirtmek istiyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Doğan.