Konu:Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'ın, Müslümanların ve mazlum insanların infialine yol açan Filistin'de yaşanan hadiselere ilişkin gündem dışı açıklaması nedeniyle AK PARTİ Grubu adına konuşması
Yasama Yılı:3
Birleşim:99
Tarih:15/05/2018


Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'ın, Müslümanların ve mazlum insanların infialine yol açan Filistin'de yaşanan hadiselere ilişkin gündem dışı açıklaması nedeniyle AK PARTİ Grubu adına konuşması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AK PARTİ GRUBU ADINA HASAN TURAN (İstanbul) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; dün Gazze'de siyonist İsrail güçlerinin masum, sivil Filistin halkına yönelik uygulamış olduğu katliam üzerine grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Bu münasebetle kıymetli milletvekillerimizi, ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi selamlıyorum.

Buradan Kudüs'ü selamlıyorum; Hazreti İbrahim'i, Hazreti Musa'yı, Hazreti Davut'u, Hazreti Süleyman'ı, Hazreti İsa'yı, isranın ve miracın Peygamberi Hazreti Muhammed Mustafa'yı selamlıyorum. Salihlerin izlerini taşıyan Kudüs-ü Şerif ve Kenan illerini selamlıyorum. Kudüs-ü Şerif'i namusu, izzeti, şerefi bilerek yalın ayakları ve çıplak elleriyle savunmak için candan ve yârdan vazgeçen Filistin halkını selamlıyorum. Yeter ki Kudüs özgür olsun diye özgürlüğünden fedakârlıkta bulunan, İsrail zindanlarında hayatlarını geçiren Filistinli kardeşlerimi selamlıyorum. Çocukları yetim kalan anaları ve "Çocuklarımız yeter ki Filistin davası ve Kudüs sevdası doğrultusunda ölsün, izzetlice hayatını feda etsin." diye çocuksuz kalan anaları selamlıyorum. Ben, buradan, dünyanın bütün zalimliğine, bütün vicdansızlığına, bütün haydutluğuna rağmen elinde hiçbir silah olmadan, göğsündeki imanla silahların ve kurşunların üzerine "cesaret" ve "kahramanlık" kavramlarını yeniden yazarcasına giden Filistin halkını, Türkiye Büyük Millet Meclisinden, dört yüz bir yıl o topraklara adaletle ve merhametle hizmet etmiş bir milletin Meclisinden saygıyla selamlıyorum.

Şehitlerimizi rahmetle ve minnetle anıyorum, gazilerimize acil şifalar diliyorum.

Bu münasebetle, özel oturumla toplandığı için Türkiye Büyük Millet Meclisine, Kıymetli Başkanımıza, bütün siyasi partilerimize ve milletvekillerimize şükranlarımı sunuyorum. Yine, İslam dünyasının, sessiz yığınların ve Müslüman halkların vicdanı olduğu için Cumhurbaşkanımız, liderimiz Recep Tayyip Erdoğan'a şükranlarımı arz ediyorum. Yine, Hükûmetimiz, Sayın Başbakanımız başta olmak üzere bütün yetkililerimize takdirlerimi arz ediyorum.

İsrail devleti bu bölgede yeni kurulmadı. Kıymetli milletvekilleri, Osmanlı Devleti 1917'de Filistin topraklarından çekilmeye başladıktan sonra yani İngilizlerin işgaliyle, dünyadaki bütün Yahudileri o topraklara yerleştirmeye başladılar. Bu, emperyalist bir projeydi ve bu projenin sonucu olarak bölgede sürekli kurulan terör örgütleri eliyle Filistin halkı katledildi. İsrailli Yahudilerin, dışarıdan gelen Yahudilerin oluşturduğu terör örgütlerinin eliyle Filistinliler her gün yeni katliamlara uğruyor, yeni gasplara uğruyor ve toprakları işgal ediliyordu. Bu işgaller otuz yıldan fazla devam etti ve 14 Mayıs 1948'de -ki o zaman hangi dönem olduğunu burada herkes bilir- İsrail'in ilanı yapıldı ve o gün bugündür de İsrail işgalci politikalarına emperyalist projenin sonucu olarak devam ediyor ve bütün küresel güçler, küresel haydutlar, emperyalist ülkeler, dünya istikbârı bunların yanında, arkasında duruyor.

Trump'ın ABD'nin büyükelçiliğini, aslında yeni bir Yahudi yerleşim birimini Kudüs'te açma kararını verdiği güne dikkat edin; bugün İsrail'in bağımsızlığını ilan ettiği gün ve o günden bir gün sonra Filistin halkı zorunlu göçe tabi tutularak, katledilerek topraklarından sürgüne gönderildi. Bugün Filistin halkı âdeta kendi topraklarında toplama kampında yaşıyor, yarı açık cezaevinde yaşıyor, tutsak olarak yaşıyor. 15 milyona yakın bir halkın yarısı kendi topraklarında, öz yurdunda garip, öz yurdunda parya muamelesiyle yaşamaya çalışırken diğer bir yarısı dünyanın en büyük mülteci milletini teşkil ediyor. Bütün küresel aktörler, özellikle Orta Doğu coğrafyasının yer altı ve yer üstü zenginliklerine göz dikmiş emperyalist güçler İsrail'in arkasında duruyor. İsrail bu cinayetlerini sadece İslam dünyasının suskunluğundan güç alarak yapmıyor. Tabii ki bizim dünyamızdaki suskunluk da buna destek sunmuş oluyor. Firavunu firavun yapan kendi gücü değil, son tahlilde kölelerinin sessizliğidir, biz bunu biliyoruz ancak bugün küresel güçlerin, özellikle ABD'nin suç ortaklığında İsrail cinayet işlemeye devam ediyor. Biz bu cinayetlerinden dolayı, başta siyonist İsrail güçlerini ve baş destekçisi ABD'yi şiddetle lanetliyoruz.

Allah mutlaka onların bu dünyada layık oldukları karşılığı onlara gösterecektir, biz buna bütün kalbimizle inanıyoruz; belki bizim elimizle, belki başka bir toplumun eliyle ancak ilahi yasaların tecelli edeceğini ve geçmişte olduğu gibi... Tarihte bütün zorbaların, bütün despotların, bütün emperyalist güçlerin, zalimlerin, gasıpların hangi akıbete uğradığını merak edenler tarihin sayfalarına bakıp görebilirler. Ben Amerika'nın da israil'in de bugün bu döktüğü kanlarda bir gün mutlaka boğulacağına bütün kalbimle inanıyorum ve o günün askeri olmak için de sabırsızlıkla bekliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, bugün ülkemiz Filistin halkının dünyadaki en onurlu, en izzetli, en güçlü savunuculuğunu yürütmektedir. Biz, geçmişte Filistin davasıyla ilgili tertip ettiğimiz gösterilerde yediğimiz dayaklar neticesinde "Burası Türkiye, İsrail değil." sloganı attığımız günleri unutmadık. Ancak, bugün bu ülkenin Kudüs sevdalısı bir lideri çıkıp dünyanın bütün egemenlerine rağmen, Kudüs'e sahip çıkmanın bu ülkenin tarihinde her zaman bir bedel ödemek anlamına geldiğini bilmesine rağmen ve en kısa zaman önce de ödediğimiz bedele rağmen Kudüs sevdasının, Kudüs davasının, masum ve mazlum Filistin halkının sözcülüğünü bütün uluslararası platformlarda dünyaya haykırmaktadır. Cumhurbaşkanımızın "Dünya beşten büyüktür." veciz sözü, işte bugün dünyanın içinde bulunduğu durumu en güzel şekilde anlatmaktadır. Dünyadaki bu küresel zulüm düzeninin bir an önce değişmesi gerekmektedir. Bunun için, farklı siyasi partilerden de olsak, farklı siyasi ve ideolojik görüşlerimiz de olsa, bugün nasıl ki Kudüs meselesinde, Filistin meselesinde ortak bir duyguya sahipsek bu ülke içerisindeki politikalarda da bir arada durmalı ve güçlü olmalıyız. Eğer güçlü olursak bugün bize giydirilmeye çalışılan deli gömleğini hep birlikte parçalarız. Ancak, biz birbirimizle, hem ülkemizin içinde hem de bölgemizde uğraşırsak işte o zaman düşmanlar bizim bu ayrılığımızdan, bizim bu parçalanmışlığımızdan güç almaktadırlar.

Biraz önce diğer konuşmacılar, Körfez ülkelerindeki, maalesef bazı zavallı beyaz Amerikalıların içerisinde bulunduğu zafiyet durumuna vurgu yaparak, teslimiyet durumuna vurgu yaparak esasında suçun bu olduğunu ifade ettiler. Evet, biz de bunu biliyoruz; ancak 1,5 milyarın üzerindeki Müslüman halkların Kudüs'le şu anda canının yandığını, Kudüs'le birlikte kalbinin attığını da biliyoruz. Hiçbir şey yapamasak, bir insanın en güçlü silahının hakikati ifade eden söz olduğunu, sözümüzü kullanarak toplumları harekete geçirmemiz gerektiğine inanıyoruz, düşünüyoruz. Biz bunu yapmaya çalışıyoruz, suskun dünyayı sessizliğinden çıkarmaya çalışıyoruz. Batı toplumlarını, ister inançlı olsun ister inançsız olsun, bütün milletleri harekete geçmeye davet ediyoruz. Özellikle, cuma günkü Yenikapı'daki büyük buluşmada bütün siyasi partilerimizi, milletimizin bütün fertlerini, hangi inançtan, hangi anlayıştan, hangi ideolojiden olursa olsun, ay yıldızlı bayrağımızın, Filistin cephesinde şehit olmuş dedelerimizin taşıdığı bu bayrağın altında toplanmaya davet ediyoruz. Görüşlerimiz şu taraf dursun ama kutsallarımız ortak. Şairin ifadesiyle: "Kalbimin yarısı Mekke'dir, yarısı Medine. Üzerine tül gibi serpilmiştir Kudüs." Kudüs bizim kıblemiz.

Yarın ramazanışerife giriyoruz. Ramazanın peygamberi Resul-i Ekrem'e (SAV) Kitab-ı Kerim ramazan ayında inzal edilmişti. İşte miraca yükseldiği topraklar bugün siyonist katillerin işgali altında. Kudüs'ün çocukları, Filistin'in çocukları hepimizin adına bedel ödüyor. Suskun kalmak suçtur. Bu konuda tarafsızlık namussuzluktur. Hangi konuda olursa olsun...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen toparlar mısınız efendim.

HASAN TURAN (Devamla) - Ben bütün milletimizi Kudüs konusunda, Filistin konusunda, kendi vatan ve gönül coğrafyamızın merkezinde olan bu konuda tek yumruk olmaya davet ediyorum.

Grubumuza da göstermiş oldukları duyarlılıktan, Hükûmetimizin almış olduğu bir dizi kararlardan dolayı buradan şükranlarımı arz ediyorum. Bütün siyasi partilere, ayrım göstermeden Filistin bayraklarıyla buraya gelen kardeşlerime şükranlarımı arz ediyorum.

Ben inanıyorum ki girmeden tefrika bir millete düşman giremez, toplu vurdukça yürekler onu top değil Amerika bile sindiremez. Ben bütün kalbimle buna inanıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İnşallah, bir gün gelecek o döktükleri masumların kanlarında hem İsrail hem de onların efendileri olan ABD başta olmak üzere yancıları boğulacaktır.

Hepinizi bu duygularla saygıyla selamlıyorum. Allah'a emanet ediyorum, sağ olasınız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Turan, sağ olasınız.