Konu:Vergi Ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı Münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:98
Tarih:10/05/2018


Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CHP GRUBU ADINA LALE KARABIYIK (Bursa) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizin de bildiği gibi on bir yılda 11 seçim oldu, doğal olarak seçimlerde tabii ki oy potansiyelini sağlamak için de birtakım vaatler oldu yani seçim ekonomisi oldu ama şu anda, daha çok ön planda olan, daha bariz ve yüksek maliyetli olan bir seçim ekonomisinin içerisindeyiz. Arka arkaya ekonomik tedbirler geliyor, vaatler geliyor, doğaldır, 24 Haziranda seçimi kazanma telaşı var, normaldir ama iktidarda on altı yıldır bulunan bir parti için bu telaş biraz ilginç yani "Daha önce becerememiştik." ya da "Sizi düşünmemiştik ama şimdi aklımıza geldiniz, şimdi bir şeyler yapacağız, yeter ki bize oy verin..."

Son bir buçuk yıldır zaten teşvik politikaları uygulanıyor. 2017'de başladı. O tarihte ekonomik büyüme gerçekten zayıftı, işsizlik yüksekti, o zaman ekonomik aktiviteyi canlandırmak için birtakım adımlar attınız, doğrudur, o dönemde atmak gerekirdi ama -bu çok önemli, şu anda söyleyeceğim- bunları yaparken bir yandan da eş zamanlı olarak makroreformlar konusunda adım atmalıydınız, kararlı olmalıydınız ve niyetinizi göstermeliydiniz. İşte, bu olmadığı için -zaten dış finansman ihtiyacı içinde olan bir ülkedeyiz- bunun faturasını ödemeye başladık. Yani teşvik tamam, ekonomik aktiviteyi canlandırmak tamam ama kalıcı makroreformlar eksik olduğu için, eş zamanlı olarak yapılmadığı için birtakım faturalar geldi bu ülkeyi buldu. Nasıl ödendi bu faturalar? Faizle, döviz kurunun artmasıyla. İşte aynen de bunlar gündemimize yansıdı.

Şimdi, seçim öncesi af getirdiniz. Ekonomi, piyasa o kadar kötü ki sık sık bu aflara ihtiyaç duyuyorsunuz, kusura bakmayın. Yani ortalama iki yılda bir af getiriyorsunuz. Bakın, on altı yılda 8 vergi affı var, iki yılda bire tekabül ediyor. Hatta 2016'da bir kere var, 2017'de bir daha var, hatta hatta 2017'nin hem Ocağında var hem Mayısında var yani hızınızı alamamışsınız, o kadar kötü ki ekonomik durum. Tabii, bu gelen af aslında yargının da birikmiş yükünü hafifletiyor.

Şimdi, şu anda gelen afla -yani bir af torbası getirdiniz- bakın neler olacak, neler bekliyorsunuz, bunun farkındayız. Şimdi, ciddi bir bütçe açığı ve nakit açığı var, bu afla kısmen gelir toplamayı hedefliyorsunuz ama birkaç yıl sonrasını düşünmüyorsunuz. Yine, vergi ve sosyal güvenlik primlerinde çok yüksek kayıt dışılık var, geçici düzenlemelerle çözüm aramaya çalışıyorsunuz ama eksik bu uygulama. Yine, idari kapasite yetersiz, yargının önünde dosyalar birikmiş durumda, bu nedenle dosyaları azaltma telaşı da yaşıyorsunuz.

Şimdi, tüm bunların yanında, değerli milletvekilleri, aslında seçimlerde, seçimler için suni büyümeyi hızlandırma bir politikadır ama bunun fazlası ekonomik kırılganlıkları da beraberinde getirir. Mesela seçim paketiyle 2018 bütçesinde öngörülen açık 65,92 milyardan 90 milyara çıkmıştır; bu bir gerçektir. Açıklanan pakete vatandaş sevinsin mi tedirgin mi olsun gerçekten şaşırdı, çok ilginç bir durum var. Tam pakete sevinecek, bir baktı ki kur 4,30 olmuş.

Değerli milletvekilleri, unutmayalım ki kurdaki her 10 puanlık artış, enflasyona yaklaşık 1,5 puan olarak yansıyor; böyle bir gerçeğimiz var. Geçen yılın ortalama kuru 3,65; bu yıl için "Beklenti 3,74." denmişti ama maalesef Merkez Bankası enflasyon raporunda hedeflenen enflasyon oranını tutturamadı, ipler elinden çıktı. Dış borç riskimiz yüksek, bankaların riski arttı, öyle bir dönemdeyiz ki.

Şimdi, geçen gün bir vatandaşla karşılaştım, bana bir şey sordu, gerçekten üzüldüm. Diyor ki: "Vekilim, biz dünyaya borçluyuz ama artık holding ülke olmuşuz, kimse bizden borcunu gelip isteyemezmiş." Bana bunu bir taksi şoförü söyledi. Yazıktır, günahtır, vatandaşı kandırmayın hayalî birtakım kelimelerle, cümlelerle; böyle bir şey yok.

Bakın, sizlerin içinde çok sayıda ekonomist var, finansçı var, çok iyi bilirsiniz ki "CDS" diye bir veri var yani bu veri aslında dış borç riskinin sigortası. Eğer bu CDS yüksekse bir ülkede, o ülkenin dış borç ödeme riski var. Bizim de var. Bakın, Brezilya riskli mi? Riskli, CDS'i 184. Rusya'nın 140. On gün önce Türkiye'nin 195'ti, iki gün önce 195'ten 225'e çıktı sayın bürokratlar, değerli milletvekilleri; 225'e çıktı. Bu rakama, lütfen, dikkatinizi çekerim. Artan kurlar bankalara da çok yüksek risk getiriyor. Sorunlu kredileri artarsa bankalar da sıkıntı yaşayabilirler. Takipteki kredilerin oranı yükseldi. Türk bankalarının dış borcu 172 milyar dolar ve sadece 96 milyar doları bir yıl ve kısa vadeli borçlardan oluşuyor.

Şimdi değerli milletvekilleri, bütün bu gerçeklerimiz var, bu rakamları sizler de bizlerden çok daha iyi biliyorsunuz. Ekonomiyi çok iyi gösterme telaşınız var, sizi anlıyorum "Yönetemediniz." denmesini istemiyorsunuz. Seçim de geliyor. Vatandaşı aldatmaca, verileri iyi göstermece, veriler üstünde oynamak... Ama bu nereye kadar? Bu nereye kadar? Zaten yaptığınız aflar ekonominin gidişatının iyi olmadığını gösteriyor, iyi olsa zaten bu mali aflara ihtiyaç yok. Aflar gelmesin de demiyoruz ama bunlar geçici çözümler, bunlar seçim öncesinde göz boyamalar, ortalığı düzeltmeler "Şöyle bir toplayıverelim." Ama o divanın altındaki tozlar henüz süpürülmemiş, temizlenmemiş, sadece ortalık şöyle bir güzel gösterilivermiş.

Değerli milletvekilleri, artık vergi sistemi yalama oldu, gerçekten yalama oldu. Yılda 2 kereye çıktı vergi affı ve vatandaş sürekli "Artık nasıl olsa çıkar." diye bekliyor. Vatandaş da bir yerde haklı çünkü ekonomi rayında gitmiyor ve sorumluluklarını yerine getiremeyen çok vatandaş kitlesi var. O zaman şapkamızı önümüze koymak zorundayız, özellikle şu anda bu ülkeyi yönetenler, ekonomi yönetiminin başında olanlar şapkasını önüne koymak ve gerçekleri kabul etmek zorunda. Geçici para dağıtmak değil, vatandaşa iş dağıtmak gerekli değerli vekiller, artık vatandaş geçici para dağıtmaya doydu, bu konudaki çözüm tedbirlerinin ortaya konması gerekli. Yine, yardımlar ya da aflar değil, bunları yapın ama gelirleri düzelten, istihdamı artıran, işsizliği önleyen, geleceğe ait kalkınmayı sağlayan, dış borçları azaltan, cari açığı düzelten bir uzun vadeli politika üretilmesi gerekli ve bu politika üzerine kafa yoran yok maalesef, sadece iyi gösterme telaşı, yaraya biraz pansuman, birilerini susturalım, sus payı verelim, oyları toplayalım. Sus payı olarak şunları verelim, ondan sonra oyları toplayalım politikasını belki daha önce denediniz, verimli oluyordur ama bir yere kadar. İşte artık bu araba gitmiyor. Yılda 4 kere, 5 kere mi af olacak artık? Bu araba gitmiyor, tıkandı, yol tıkandı. Çünkü kalıcı hiçbir şey üretmediniz, olumsuz olan hiçbir veriyi kabul etmediniz, iyi gösterdiniz ve ona göre de çözüm, tedbir üretmediniz. Ama artık durun bakalım, artık buraya kadar ve "Tamam." diyoruz. "Tamam.", bu aldatmacaya son. Yönetemiyorsanız, bu duruma geldiyse bırakın başkası yönetsin, artık "Tamam."

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)