Konu:6771 Sayılı Kanunla Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Çeşitli Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Konusunda Yetki Kanunu Tasarısı Münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:98
Tarih:10/05/2018


6771 Sayılı Kanunla Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Çeşitli Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Konusunda Yetki Kanunu Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ LALE KARABIYIK (Bursa) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, biz geçen hafta Plan ve Bütçe Komisyonunda vedalaştık, "Artık dönemin son komisyonu bu." dedik. Çok da duygusal bir an yaşadık. Daha sonra hemen önümüze bir toplantı süreci daha başladı. Bu da bitmiyor, sabah yaptık ama pazartesi tekrar toplanacağız.

Bugün, bildiğiniz gibi -aslında bir torba yasa vardı seçim vaatleriyle ilgili- ikinci bölümüne geçecektik, hemen onu da öteleyiverdik, hemen araya bunu sıkıştırdık ve böyle devam ediyoruz. Aslında biz bunlara alıştık yani çok da yadırgıyoruz diyemem.

Şimdi, bazı şeyler hizmet için yapılır, bazı şeyler seçim yatırımı için yapılır ama bazı şeyler de yangından mal kaçırır gibi yapılıyor, can havliyle yapılıyor. Bu aradaki farkı çok iyi bilmek lazım değerli vekiller. Öncelikle Anayasa'nın emredici hükmünün ihlali anlamına geliyor şu anda yapılmaya çalışılan şey. Aslında bu tasfiye Anayasa'ya aykırı ve Anayasa'ya aykırı yol ve yöntemle yapılıyor. Aslında bu bize yeni dönemde işlerin nasıl gideceği hakkında da fikir veriyor yani "Biz istedik ve böyle oldu, böyle olacak." şeklinde bir sürecin başlayacağını bize anlatıyor aslında.

Değerli vekiller, kanunun mantığa dayanması gerekir, mantığa dayanır ve konusu imkânsız olamaz, uygulanması imkânsız olamaz. Şimdi, siz bunu düzenlediğinizde daha erken seçimi filan bilmiyordunuz, "Seçim 2019'da olacak." diye düşünmüştünüz ve bunları altı ay içerisinde de değiştireceğinizi yazdınız, yasanın maddesi işte önümde. Sonra ne oldu? Bir şeyleri atladınız mı, bir şeyleri unuttunuz mu, bilmeden mi yaptınız ya da işinize mi öyle geldi? Bakın, altı aylık sürede düzenleme yükümlülüğünü yapamamış olan Meclis on iki ayda bile yerine getiremedi bu işi ve seçimleri bu süreçte bile on altı ay öne çekmekte sakınca görmedi. Hâlbuki on iki ay süreçte bile bu düzenlemeleri yapamamıştı. Yani siz kendi yazdıklarınıza bile uymuyorsunuz, o kadar ilginç bir durum ki bu.

Şimdi, değerli milletvekilleri, bu yasa tasarısıyla yasama yetkisini yani Meclis İçtüzüğü'nü ve kanuni düzenlemeleri yapma yetkisini Hükûmete devrediyoruz, bu isteniyor ama Anayasa'nın 7'nci maddesine aykırı bu. Ben hukukçu değilim ama bunu bilmek için de hukukçu olmak gerekmiyor. Bunun gerçeğini siz de biliyorsunuz. Peki, böyle olunca ne olacak? Bir kere, Meclis on iki aydır kullanmadığı yetkisini Bakanlar Kuruluna sıkıştırılmış bir süre için... Ki Sayın Temizel de ifade ettiler, o sürenin vadesi filan da belli değil yani yemin tarihi belirsiz bir tarih, bu da doğru değil. İşte böyle bir zaman diliminde devrediyor bu tasarı, aynen OHAL KHK'lerinde olduğu gibi. Siz zaten 20 Temmuzdan bu yana OHAL'i bahane göstererek KHK'ler çıkarıyorsunuz ve olağanüstü hâlle ilgisi olsun olmasın, çoğunluğu ilgisi olmayan her şeyi de KHK'lerle geçirme yolunu bir kolaylık olarak, bir üstünlük olarak görüyorsunuz, bunun da artık sonuna gelinmesi gerektiğini düşünmüyorsunuz yani işinize nasıl gelirse öyle götürüyorsunuz; siyasi kaygılarla, siyasi amaçlarla.

Peki, başka bir durum şu: Meclis yetki kanununa dayanılarak çıkartılacak kararnameleri maalesef denetleyemeyecek ve yasalaştıramayacak ama bu sizin için önemli değil, zaten istediğiniz bu. Bu şekilde de hedefi yakalamış oluyorsunuz.

Bir üçüncü olarak da Anayasa Mahkemesi, yetki kanunu ve bu çerçevede çıkarılacak kararnameler üzerinde anayasal denetimini yapamayacak, Anayasa'ya uygun olup olmadığı gibi bir süreç içerisinde denetimini yapamayacak. Bunu da çok yadırgayacaksınız diyemem çünkü bu da aslında istediğiniz, hedeflediğiniz bir şey. Zaten bu tasarıyı buradan geçirmek de bu amaçlara hizmet edecek.

Şöyle düşünelim değerli milletvekilleri: Aslında bu metin kurumların eş güdümü için değil, bütün kurumları bir kişinin güdümüne aktarıyor. Kurumların eş güdümü aslında olması gerekirken asla kurumların eş güdümü öncelenmiyor. Bütün kurumları bir kişinin güdümüne aktaran bir düzenleme içerisindeyiz şu anda. Bunu da çok yadırgamayacaksınız çünkü bu da hedeflerinizden, olmasını istediğiniz noktalardan bir tanesi.

Şöyle düşünüyorum: Demek ki hani 24 Haziran seçimlerinde Cumhur İttifakı filan kazanacak olsa ülkemizi nelerin beklediği açıkça ortada. "Biz istedik, böyle oldu." "Tek adam rejiminde böyle oldu." Meclis yok, kanun yok, Anayasa yok. Yani bu o kadar gösteriyor ki gelecek süreçte yaşayacağımız bütün olayları; çok net gösteriyor. Sonuçta, bu yaptığınız meşru olmayan bir yöntem. Meşru olmayan bir yöntemi ilk defa mı uyguluyoruz burada, uyguluyorsunuz ya da getiriyorsunuz ve oyluyorsunuz? Hayır, geleneksel hâle gelmiş olması aslında yüreğimizi sızlatıyor. Geleneksel olarak "Biz istedik, oldu." "Biz çoğunluğuz, olur." ya da biz biraz itiraz ediyor olsak "Siz aldığınız oy kadar konuşun." şeklinde bir yaklaşımla sizin tarafınızdan karşılanıyoruz. Şimdi, karşılaştığımız bu durum aslında hiç hoş değil çünkü size oy verenler yasal olmayan bir işlem yapmanız, kafanızın istediği gibi yapmanız için sizi buraya göndermediler. Elinizi vicdanınıza koymanız lazım. Şu anda buradan nelerin geçtiğini, nasıl bir yetki almak istediğinizi, neleri yok saymak istediğinizi vatandaş bilse, aslında bu oyları verdiği için üzülür. Bu gerçekleri de aslında doğru olarak anlatmanız lazım. Yine, sonuçta, yaptığınız meşru olmayan bir yöntem.

Yine, elinizi vicdanınıza koyun diyeceğim ama aslında bu şunu da gösteriyor: Sanki giderek can havliyle bir çırpınış içerisindesiniz, giderek can havliyle çırpınıyorsunuz. "Daha neleri yapıp neleri kurtarabiliriz, nasıl tutunabiliriz, nasıl riski üstümüzden atıp yeniden iktidar olabiliriz ve bütün ipler elimizde olabilir?"in çırpınışları bunlar.

Az sonra buradan bana sesler yükselecektir diye düşünüyorum "Devam." diyeceksiniz, "Devam, devam, devam." Değerli vekiller, devam böyle olmaz, devam bu korkuyla olmaz, devam bu panikle olmaz. Devam nasıl olur? Kalıcı çözümlerle olur, sonuç getiren hamlelerle olur ama devam panikle olmaz. Can havliyle, yangından mal kaçırır gibi yapılan uygulamalarla hiç olmaz.

Değerli milletvekilleri, buradan, bu görüntüden "Devam." değil ama olsa olsa "Tamam, yeter artık." diye bir sonuç çıkar. Yarattığınız izlenim aslında bu. Yani bunu ben söylemiyorum, bütün vatandaşlar bu çırpınışı görüyor. Daha kötü olan ekonomiyi, daha daha kötü giden eğitim sistemini, bir şeyler yapmaya çalışıp aslında seçim yatırımı ve yangından mal kaçırır gibi can havliyle bir şeyler yaptığınızı kesinlikle görüyor. Aslında, yaptığınız... Tabii, birtakım seçim yatırımları, seçim ekonomisi her seçim öncesinde yapılabilir. Ama şu çok ilginç: İktidar olmayan bir parti bunları vadeder de on altı yıldır iktidar olan bir parti bunları sanki eli bağlanmış da yapamamış gibi vadettiği zaman, o vatandaş diyor ki: "Şimdi mi aklına geldi, sorunlarımla ben boğuşuyorum şimdi mi beni düşünüyorsun?" Bir de yetmiyormuş gibi, siz üstüne, tam yetkiyi alan ve aslında ne yapacağınızı bilmediğimiz ve güvenmediğimiz bir tasarıyı getiriyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, tekrar söylüyorum ki devam böyle olmaz, devam mal kaçırır gibi, yangından mal kaçırır gibi olmaz, devam sizin bu korkunuzla olmaz. Bu tablodan görünen şudur ki: Tamam, yeter artık!

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)