Konu:Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:97
Tarih:09/05/2018


Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; (1/944) esas numaralı ve 557 sıra sayılı Kanun Tasarısı üzerinde Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini arz etmek üzere söz aldım. Bu vesileyle, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ülkemiz açısından önümüzde uzun bir süre yorucu ve yıpratıcı bir süreç var. Ülkemiz aleyhine kurgulanan, bununla da kalmayıp tedavüle sürülen siyasi ve ekonomik operasyonlara günbegün derinlik, etkinlik ve ivme kazandırılmaya çalışılıyor; döviz, faiz, sıcak para üzerinden Türk milleti ambargo altına alınmaya çalışılıyor. Türkiye yüksek risk ve tehditlerin yörüngesinde ve çekim alanında. Ülke devamlı yargılanmakta, karalanmakta, hasar alması için eş zamanlı, eş anlı faaliyetler yürütülmektedir. Türkiye'nin bu ağırlığın altında kalmaması gerekir.

Seçim sürecine giden yolda toplumsal, ekonomik ve siyasi dinamikleri etkileyen çok sayıda menfi faktör yeşermekte, hatta nüksetmektedir. Türkiye'nin bekası açısından önümüzde kontrol edilemeyecek, beklenmedik birtakım olumsuz gelişmelerin ortaya çıkma ihtimali ise asla göz ardı edilmemelidir. Kaldı ki bunun pek çok emaresi de şimdiden görülmeye başlamış, belirginleşmeye başlamıştır. Seçim sürecine tesir eden faktörlerin başında Türkiye'nin bölgesel ve uluslararası ilişkileri ile bunların sosyal, siyasal ve askerî yansımaları gelmektedir. Diğer bir tayin edici husus ise ekonomik göstergeler ve Hükûmetin bu konuda alacağı tedbirlerdir. Bu nedenle, vatandaşı rahatlatacak birtakım tedbirlerin alınması gereklidir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 15 Temmuz başarısız darbe girişimiyle ülkemizin bekasına kasteden çevreler, akabinde, Türkiye ekonomisini zayıflatmaya, potansiyelini gölgelemeye, sorunların derinleşmesine, kırılganlıkların artmasına yönelik dış kaynaklı operasyonlarına devam etmiştir. Bunun yanı sıra, geçtiğimiz on beş yıl içinde yapısal reformların bir türlü yapılamaması veya tamamlanamaması, 16 Nisan referandumu sonrasında yükselen bölgesel gerginlikler son dönemde Türkiye ekonomisinin mevcut kırılganlıklarını artırmıştır. Bu sorunların büyümesinde 15 Temmuz darbe girişimi ve akabinde, uluslararası çevrelerin ülkemiz aleyhine başlattığı kumpas girişimlerinin etkisi kuşkusuz vardır ve büyüktür.

Ancak son on beş yılda hayata geçirilemeyen reformlar yerine günübirlik çözümlerden fayda uman politika yaklaşımlarının da katkısı olduğu bir gerçektir. Ekonomideki mevcut sorunların aşılması, gerekli reformların yapılması ancak güçlü bir yönetim, beka temelli millî bir yaklaşımla mümkün olabilecektir. Türkiye ekonomisinin en acil çözüm bekleyen ve bekasını tehdit eden önemli makroekonomik kırılganlık noktaları son dönemde daha da görünür olmaya başlamıştır. Bunları sıralayacak olursak: Bunlardan bir tanesi, kısa vadeli dış finansman ihtiyacı, diğeri, reel kesim ve hane halkının yüksek borçluluk seviyesi, diğeri yükselen cari açık ve dış ticaret açığı, bozulan kamu dengeleri, yükselen enflasyon, genç nüfusta artan işsizlik, yüksek kur, faizler, dolarizasyon.

Türkiye ekonomisinin yüksek dış finansman ihtiyacı bulunmaktadır. Son verilere göre cari işlemler açığı 53 milyar dolar, bir yıl içinde ödememiz gereken dış borcumuz buna ilave 186 milyar dolar tutarındadır. Diğer taraftan, firmalarımızın yabancı para açık pozisyonu yüksektir. Yabancı para açık pozisyonu 222 milyar dolar seviyesindedir. Firmalarımızın borçluluğu hızlı bir şekilde artmıştır. Firmalarımızın borçları öz kaynaklarının 2 katından daha fazladır. Toplam kredilerin toplam mevduata oranı yüzde 125'i, Türk lirası kredilerin Türk lirası mevduata oranı da yüzde 150'yi aşmıştır. Firmalarımızın finansal borçlarının yarıdan fazlası yabancı para cinsindendir. Diğer taraftan, döviz kurlarının yükselmesi tüketici ve yatırımcı güvenini de etkilemekte, ekonomik büyümeyi ve bileşenlerini de olumsuz etkilemektedir. Asıl olumsuz etki ise fiyat istikrarında görülmektedir. Döviz kurlarında yaşanan artışlar ithalat fiyatları aracılığıyla enflasyonun yükselmesine yol açmaktadır. Son dönemde enflasyon çift haneli seviyelere yerleşmiş gibi görünmektedir. Ekonominin kur-enflasyon-yüksek faiz döngüsü içine girme riski de olabilir. Kur-enflasyon, enflasyon beklentisi- kur sarmalından dolayı son yıllarda dolarizasyonun hızla arttığını görüyoruz. Yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı 164 milyar dolar olup payı yüzde 50 düzeyindedir. Küresel ekonomide gelişmekte olan ülkelere yönelik risk iştahının azalacağı bir döneme girilmektedir. Finansal koşullar önümüzdeki dönemde eskisi gibi rahat olmayacaktır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; gelişmiş ülkelerdeki faiz artırımları, global düzeyde fonlama maliyetlerini artıracak, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışları yaşanabilecektir. Bu süreçte cari açık, enflasyon, bütçe açığı gibi makro dengesizlikleri en fazla olan ülkeler bundan en olumsuz etkilenen ülkeler olacaktır. Sürdürülebilir bir büyüme için, birbiriyle uyumlu, dış dengesizlik ve enflasyonla mücadeleyi önceliklendiren, yapısal reformlara odaklanan bir politika bileşimi uygulanmasının gereği ortadadır.

Ekonomide beka temelli bir yaklaşımı değişikliğine gidilmesi de zorunludur. Ülkemizin kalkınması ve milletimizin hak ettiği refah seviyesine ulaşması için Türkiye, ekonomi alanında hızla reform gündemi oluşturmalı ve bunu uygulamalıdır.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu uyarılarımızı şimdiye kadar yaptık, yapıyoruz da. Yukarıda sıraladığımız sorunlar yönetilebilir olmaktan çıkmadan gerekli tedbirlerin alınması gerekiyor. Milliyetçi Hareket Partisinin ekonomik bekadan kastı da budur. 24 Haziran seçimlerinden sonra yapılacak ilk iş bu sorunların çözümü için hep birlikte harekete geçmektir. Türkiye'nin küresel bir güç olarak dünya sahnesindeki yerini alması, enerjide dışa bağımlılığın azaltılması, üretimde, ihracatta, yüksek teknolojili ürünlerde yerlilik oranının artması, faizler, enflasyon ve cari açığın düşmesi, Türk ekonomisinin finansal saldırılara daha dirençli hâle getirilmesiyle mümkündür.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarıda esasen gelir artırıcı önlemlerle birlikte sosyal koruma önlemlerine yer verilmiştir. Esasen düzenlemelerin kahir ekseriyeti vatandaşlarımızı rahatlatacak ve üzerinde beklenti oluşan düzenlemeler idi. Dolayısıyla, bu düzenlemeleri destekliyoruz. Komisyon çalışmalarında da destek ve katkılarımızı verdik.

Görüşmekte olduğumuz kanun tasarısında vergi ve imar affı düzenlemelerinin yanı sıra kayıt dışılığı engellemek üzere getirilen düzenlemeler, yaşlılık aylığının 500 Türk lirasına yükseltilmesi, emeklilere bin Türk lirası bayram ikramiyesi verilmesi gibi partilerin seçim beyannamelerinde yer alan düzenlemelere de yer verilmektedir.

Bu düzenlemeleri "seçim torbası" diye kategorize etmek, bazı partilerin seçim vaatlerinin eksik bir taklidi olarak değerlendirmek kanımızca yanlı ve yanlış bir değerlendirme olabilir. Umudumuz, bu düzenlemelerin kamu mali yapısının güçlendirilmesine katkı sağlamasıdır, vatandaşlarımızın uzun süren mağduriyetlerinin giderilmesidir, sosyal koruma ödeneklerinin güçlendirilmesi yönünde ülkemize ve ekonomimize katkı sağlamasıdır.

Tasarıyla getirilen düzenlemelere değinecek olursak: Geniş anlamda kamuya olan borçlar -vergi, Sosyal Güvenlik Kurumu prim alacakları ve cezalar, belediye ve özel idarelere olan borçlar, idari para cezaları, trafik cezaları, RTÜK cezaları ve bunun gibi- için yapılan af ve yapılandırma düzenlemelerini getiriyor. Yanlış saymıyorsam bu düzenleme, AKP hükûmetlerinin sekizinci vergi affı ve yapılandırma düzenlemeleridir. 31/3/2018 tarihine kadar olan toplam 183 milyar Türk lirası alacağın yapılandırıldığı, bunlardan 119 milyar Türk lirasının vergi; 64,3 milyar Türk lirasının sosyal güvenlik primi alacağı olduğu Sayın Maliye Bakanı tarafından açıklandı. Bilindiği üzere, 2017 yılının Mayıs ve Ekim aylarında iki af ve yapılandırma düzenlemesi yapılmıştır. Bu düzenleme son bir yıl içindeki üçüncü yapılandırma düzenlemesidir. Önceki yapılandırmalardan faydalanmayanlara ya da ödemesini aksatanlara da af ve yeniden yapılandırma imkânı getirilmektedir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinin vergi affı, yapılandırmalar konusundaki görüşleri açık ve nettir. Bu konudaki tutumumuzu muhafaza etmeye devam ediyoruz. Burada endişeye sevk eden, yapılandırma ve af düzenlemelerine giderek daha sık fasılalarla ihtiyaç duyulması ve kapsamın her defasında biraz daha genişlemesidir. Daha önce iki yılda bir yapılan düzenlemeler artık yıl içinde birkaç defa yapılmaya başlanmıştır. Bu durum, maalesef, mükelleflerin vergi davranışları üzerinde birtakım olumsuz etkiler yaratabilmektedir. Geçmiş yapılandırmalar sorunu çözmemiş midir, daha da ağırlaştırmış mıdır, yoksa böyle bir şeyin daha iyi olacağı mı düşünülmüştür? Daha önceki tahsilat oranlarını da dikkate aldığımızda, konunun değerlendirilmesinin daha da mümkün olabileceğini, kolay olabileceğini görüyoruz. Geçmiş yapılandırmalar ve düzenlemelerde performansta sıklığa bağlı olarak azaldığı gibi bir kanaat ortaya çıkabilir. Öyle bir noktada mükelleflerde yapılandırmaya veya aflara karşı bir kayıtsızlık ve duyarsızlık, bir sonraki affı bekleme eğilimleri gündeme gelebilir diye de toplumda konuşulabiliyor.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarıyla imar konusunda mevcut ihtilafların sulh yoluyla çözülmesi için af düzenlemeleri getiriliyor. İstanbul Boğazı ve tarihî yarımada bunun dışına çıkarılıyor. Aynı hassasiyetin, Ege ve Akdeniz başta olmak üzere, tüm kıyı şeritlerinde de uygulanmasını temenni ederiz, dileriz.

Sayın Başbakan bunu "barış" diye nitelendirdi. Teknik olarak barış olmakla beraber devletin bir af ve uzlaşma düzenlemesi olduğunu söylemek mümkün. Vatandaş devletle helalleşiyor diyoruz -Sayın Bakan böyle söylüyor- diğer türlüsünü de söyleyebiliriz; devlet vatandaşla helalleşiyor da denilebilir.

Düzenlemeyle hazine arazileri, tarım arazileri üzerindeki ruhsatsız yapılaşma için af ve uzlaşma imkânı getirilmesi, esasen devletin kaynaklarının usulsüz kullanımı neticesinde doğan hakların helal edilmesi olarak düşünülebilir. Ancak bu düzenleme çok dikkatli olarak uygulanmalıdır. Ben bugün 2 köy muhtarıyla beraber Maliye Bakanlığı Millî Emlak Genel Müdürünü ziyaret ettim ve belki yüzyılın problemi olarak ortaya çıkan iki problemin burada, bu tasarıyla çözülebileceğini -benden değil- yetkililerden öğrendiler. Bu nedenle bürokrasiye de teşekkür ediyorum.

Şimdi, bu düzenlemeler -biraz önce söyledim- çok dikkatli uygulanmalı. Tabii ki bunun kamu maliyesi açısından beklenen faydaları da var. Öncelikle, belediyeler arsa üzerinden değil, konut üzerinden vergi alacak; ilave vergi gelirleri elde edilecek. Bu düzenlemeyle 40-50 milyar Türk lirası gelir beklendiği ifade ediliyor. Bu bedelin depreme hazırlık için, kentsel dönüşüm için kullanılacağı da söyleniyor. Ancak bu uygulamada bizatihi deprem riski olan yapıların ruhsat alması da söz konusu olabilecek mi? Kaçak yapıların ruhsata kavuşturulmasında çok dikkatli olunması gerektiğini düşünüyoruz. Sebepsiz zenginleşmeye, rant ve servet transferine engel olunması gerekiyor. Geçmişte yapılan imar afları, maalesef, eşitsizlik ve adaletsizliklere, belirli kesimlerin hızlı ve haksız zenginleşmesine yol açmıştır. Bu düzenlemenin çok dikkatle tasarlanmaya, uygulanmaya ihtiyacı bulunmaktadır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu tasarıyla, ayrıca, emeklilere bayramlarda biner Türk lirası ikramiye verilmesi öngörülüyor. Bizim Milliyetçi Hareket Partisi olarak gerek 7 Haziran ve gerekse kasım seçim beyannamelerimizde kısmen yer alan bir husus. Ancak bu, bayram ikramiyesi şeklinde değil, iki aylık net asgari ücret tutarında mart ve eylül aylarında emekli destek ödeneği verilmesi şeklinde düşünülmüş ve kamuoyuna duyurulmuştu.

Bu tasarıyla yaşlılık aylığının 500 Türk lirasına yükseltilmesi de hedefleniyor. Beyannamelerimizde yaşlılık aylığı 2015 yılında 300 Türk lirası olarak belirlenmişti. Dolayısıyla, enflasyon göz önüne alındığında 500 Türk lirasına çıkarılması uygun görülmektedir.

Milliyetçi Hareket Partisinin seçim beyannamelerinde, ayrıca, muhtaç ailelere 700 Türk lirası aile desteği -en az bir ferdi iş bulana kadar- önermiştik. Hilal kart, kira yardımı olmak üzere pek çok sosyal destek de öngörmüştük.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sonuç olarak, tasarının, bazı eksikliklerine rağmen, kamu gelirlerinin artırılmasına katkı sağlayacak, sosyal koruma tedbirlerini artıracak ve kentsel dönüşüme katkı sağlayarak vatandaşlarımızın beklentilerini karşılayacak bir düzenleme olduğunu değerlendirmekteyiz. Hayırlı olmasını temenni ediyoruz.

Bu vesileyle yüce heyete saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ayhan.