Konu:Yükseköğretim Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı Ve Teklifi Münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:94
Tarih:02/05/2018


Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ LALE KARABIYIK (Bursa) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, yine eğitim sistemiyle oynanıyor ve her zamanki gibi, klasik olarak Adalet ve Kalkınma Partisi diyor ki: "Bir şeyler getiririz, bir değişiklikler getiririz, muhalefet partileri söyler söyler geçer, biz yine bildiğimizi okuruz, oy çokluğundan oylarız geçer, nasıl olsa bu iş de biter."

Sayın Bakan burada değil ama yani birtakım şeyleri artık sizin bizden daha iyi görmeniz lazım ve görüyorsunuz diye düşünüyorum. Herkes mutsuz, veli mutsuz, öğrenci mutsuz, öğretmen mutsuz, ilkokuldaki de mutsuz, üniversitedeki de mutsuz.

KADİM DURMAZ (Tokat) - Sokaktaki de mutsuz.

LALE KARABIYIK (Devamla) - Bu çocukları neden tedirgin ediyorsunuz, neden oynuyorsunuz, neden mutsuz ediyorsunuz?

Bakın, hiçbir şeyin açıklaması yok. Çok örnek verilebilir ama birkaç şey söyleyeyim: Proje okulların üstüne oyunlar yaptınız, neden olduğunu açıklayamadınız, hiçbir faydası olmayıp, zararı olduğunu gördünüz. Sınav sistemiyle oynadınız, rekabeti ortadan kaldıracaktınız, hepsini daha çok üzdünüz, daha çok kaos ortamına soktunuz, bir de "nitelikli" "niteliksiz" diye bir gaf yaptınız. Yetmedi, nitelikli okulların kapsamından o köklü liseleri çıkarttınız. Çok şey daha sayılabilir ama artık şöyle bakılıyor, ne kadar, hangisinde... Artık, "Şunda iyi niyetliyiz." filan diyemezsiniz. Çünkü dediğiniz zaman veli, toplum bunun altında bir şey arıyor, "Vasıfsızlaştırıyor, niteliksizleştiriyor, içini boşaltıyor, kadrolaşma sağlıyor, siyasi çıkarları için kullanıyor." diyor. Siz bunu yıkmanız gerekirken bunun üstüne üstüne inşa ediyorsunuz ve şimdi de üniversitelerin bölünmesi. Burada sebebin ne olduğunu anlamış değil kimse. Burada bir nicelik sorunu olmaması lazım, nitelik sorunu var üniversitelerde. Böyle bir bölünme bu çocukları tedirgin ediyor, velileri tedirgin ediyor. Ne sağlayacak? Ortada bir şey yok, bunun bir açıklaması yok. Peki, üniversiteleri bölmekle içindeki eksik olan kadroyu doldurabiliyor muyuz, üniversiteleri dünya standartlarında iyi seviyelere taşıyabiliyor muyuz? Bakın, işsizlik aldı başını gidiyor. OECD ortalamasına baktığınızda, eğitim seviyesi yükseldikçe -normal olarak- işsizlik azalıyor; bizde tam tersi, eğitim seviyesi yükseldikçe işsizlik artıyor. O zaman bugünün, iki yılın, üç yılın hesabı değil, yıllar öncesinden gelen bir planlama eksiği var ama on altı yıldır da iktidarda bir parti var ve her gün daha kötüye, her gün daha kötüye... Sizin çocuklarınız da bu eğitim sisteminin içerisinde eğitim görüyor. Bunları düşünmek lazım değerli vekiller. Bakın, seçim geliyor, seçim yatırımları yapıyorsunuz; öğretmenler ya da emekliler "Şimdi mi aklınıza geldik?" diyor. Yani bu sorun dünkü sorun değil ki on altı yıldır iktidar var burada. Neyse hadi bunları seçim yatırımı yapıyorsunuz -seçim yatırımı da olsa- ama bakıyorsunuz, millî eğitimi her gün daha beter yapıyorsunuz. Şimdi, üniversiteleri böleceksiniz, bir sürü öğrenci mutsuz; sebebinin tam ortaya konulması lazımdı, bu da yapılmadı.

Başka bir şey ifade edeyim size: Komisyona belli bir sayıda üniversiteyi bölme kararıyla bir tasarı getiriyorsunuz, "YÖK'ten geldi." diyorsunuz ama Komisyon sırasında bir yenisini daha, bir yenisini daha... Ya, YÖK'ten gelse bunlar herhâlde toplu gelirdi, böyle bir şey olur mu? Siyasi olarak gelmiş olduğu, siyasi çıkarlar olduğu o kadar belli ki artık biz vekiller olarak, böyle, gözümüz açık, kulağımız açık beklemek zorunda kalıyoruz "Ne zaman ne gelecek, gecenin hangi saatinde gelecek?" diye. Ya, bu çekilir mi? Gerçekten böyle bir şey yok. "Neyin içinden neyi geçirecekler, neyi kaçıracaklar..." Yani baştan gelmiyor, ondan sonra iki üniversite daha, bir üniversite daha, bir önerge daha.

Kime soruldu bölünmesi? Kimseye sorulmadı. Dekanı isyan ediyor, öğrencisi isyan ediyor, akademisyeni isyan ediyor. Böyle bir bölünme hangi sorunu çözecek? Mesela üniversiteler içerisinde şu anda çalışma barışı yok, bu sorunu çözecek mi? Hayır.

Değerli vekiller, bakın, geleceği inşa ediyoruz. O kadar kötü ki şu anda millî eğitimdeki sorunlar, o kadar had safhadaki, üstüne üniversitelerde de mutsuzluk başlıyor. Yani aslında siyasetin elini çekmesi lazım. Yani siyaset, YÖK'ü idare et, Millî Eğitimi idare et, orada karar ver, bu taraftan karara uygun bir şey çıkarsınlar; böyle yürümez ki bu iş. Gerçekten böyle yürümez, bunu sizler de biliyorsunuz ama sanki artık böyle içinden çıkamadığınız bir ortam söz konusu. Gülebilirsiniz, dinlemeyebilirsiniz, zaman geçsin diye durabilirsiniz burada ama böyle bir şey yok, gerçekten bunun faturası gelecekte hepimizin, bu ülkenin çocuklarından çıkacak ve her geçen gün onarılması daha zor yaralar açılıyor bu eğitim sisteminde.

Komisyonda, geçen gün, arada bir madde daha geldi, bir öneri daha geldi, ilahiyat ön lisans programlarının dikey geçişi. Tamam, ihtiyaç varsa peki, ama nasıl olacağı belli değil mesela, o yazmıyor, çalakalem hazırlanmış bir şey. Bir de şunu sordum: Başka ön lisans programlarının böyle bir dikey geçişe ihtiyacı yok mu? Öyle bir şey yok, cevap da gelmedi.

Şimdi, bunları hep düşünmek lazım. Yani siyasi kararlarla değil, çocukların ve gençlerin maksimum menfaatini öncelemek durumundayız; hangi kesimin ihtiyacı varsa, hangi meslek yüksekokulunun, hangi birimin, hangi ön lisans programının... Lütfen, bunları düşünmek zorundayız, bunlar bizim sorumluluğumuz altında.

Eğer "Hiçbir sorun yok eğitim sisteminde." diyorsanız, "Üniversitelerde hiçbir sorun yok." diyorsanız, "Artık kadro sorunumuz da yok, akademisyen eksiğimiz de yok." diyorsanız biz böyle görmüyoruz; bir dekan, bir mekân anlayışıyla içi boş üniversiteler, fakülteler var.

Yenilerinin eklenmesini hep isteriz. Bize derler ki: "Cumhuriyet Halk Partisi her şeye karşı. İşte, siz köprülere, yollara da karşıydınız." Hep söyledik: "Köprü, yol yapılmasına karşı değiliz, finans modeline karşıyız." Şimdi de üniversitelerin, fakültelerin kurulmasına değil, içi boş olarak kurulmasına karşıyız, niteliğinin artırılmasını istiyoruz, bu şekilde kurulmasına razı oluyoruz ve ben de Bursa Milletvekiliyim. Eğer yeni üniversiteler kurulacaksa ve akademisyen sıkıntımız da yoksa ben de ilimde iki ilçeme üniversite istiyorum.

Daha önce İnegöl, mobilyanın başkenti diye bilinir, marka bir ilçe, çok ilimizden nüfusça da büyük, ihracat potansiyeli olarak da büyük, rakamları olarak da büyük, hatta yarattığı katma değer olarak büyük, ihracatı da ithalatından fazla. Az var böyle il, ilçe. İstiyoruz ki il yapalım ama siyasi kaygılar sebebiyle yapılmıyor, yapılmıyor; matematik hesabı yapılıyor ve yapılmıyor. İnegöllü istiyor. Şimdi de diyoruz ki: O zaman, eğer kadro problemi yoksa, akademisyen eksiği yoksa biz de İnegöl'e üniversite isteyelim. Gemlik aynı durumda, Gemlik de üniversite istiyor. Eğer bu ihtiyaçları karşılıyorsanız biz de bunları tabii ki istiyoruz.

Değerli milletvekilleri, son olarak değinmek istediğim şöyle bir konu var: Diyorsunuz ki biz üniversiteleri hantallaştığı için, yönetilemediği için bölmek istiyoruz. Bunu da tam anlatmıyorsunuz ama hani biraz bu ortaya çıkıyor. Bunun yöntemleri var. Bunun cezasını öğrenci, veli çekemez. Bu tekniği sizler oluşturacaksınız ve böyle bir sorun olduğuna da asla inanmıyoruz. Dışarıda yığınlarca öğrenci var, veli var. Üniversiteler hakikaten çok tedirgin ve her gün "Bizimkini de bölecekler mi?" diye bir korku, bir kaygı başladı değerli vekiller. Neden bunu yapıyorsunuz? Siyasi kaygılarla olduğu artık düşünülüyor. Ne kadar iyi bir şey bile yapmak isteseniz artık inandırıcılığını kaybetti maalesef. Siz bundan neden rahatsız olmuyorsunuz? İyi bir şeyler bile yapmak isteseniz artık inandırıcı değil çünkü o kadar kötü şey ve bir emirle yapıldı ki... "Yardımcı doçentlik kaldırılıyor." deyip, sadece isminin değiştirilip ne anlam ifade ettiğinin anlaşılmadığı örneği gibi, tepeden.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LALE KARABIYIK (Devamla) - Lütfen...

Saraydan bu şekilde talimatlarla bir millî eğitim sistemi yönetilmez.

Teşekkürler. (CHP sıralarından alkışlar)