Konu:Seçimlerin Temel Hükümleri Ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:91
Tarih:24/04/2018


Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 553 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 5'inci maddesi hakkında partim adına söz almış bulunmaktayım. Cümlenizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli vekiller, bugün görüşmekte olduğumuz kanun teklifi bir Anayasa değişikliğinden sonra gelen uyum yasasıyla ilgili bir husustur ama ülkenin içerisinde bulunduğu bir baskın seçim sürecini yaşadığımız şu günlerde ülkenin gerçekten yönetilemez hâlde olduğunu, AK PARTİ iktidarının tamamen iktidarı elinden kaçırdığını, tek kişilik bir oligarşik yapıya teslim etmek üzere olduğunu burada ifade etmek isterim. Türkiye demokrasi tarihine baktığımızda, hiçbir zaman bu kadar ağır koşullarla karşı karşıya kalmamıştık. Yapılan seçimlerin demokratik hiçbir yönü yoktur, demokratik bir yönü olamaz. OHAL koşulları ağır koşullardır, OHAL koşulları demokratik parlamenter sistemin çalışmadığı bir sistemdir. O yüzden, bu koşullarda yapılacak bir seçim kesinlikle demokratik olmayacaktır ve vicdanlarda da yeri olmayacaktır.

Değerli milletvekilleri, şimdi, ülke gerçeğiyle ilgili size birkaç konuda da bilgi vermek istiyorum. OHAL niye, ne yapıldı OHAL'le birlikte? On altı yıllık AK PARTİ iktidarının bize sunduğu verileri size sunmak isterim. 2018 Ocak ayında en az 144, şubat ayında en az 128, mart ayında en az 122 işçi olmak üzere, Türkiye'de 2018 yılının ilk üç ayında en az 394 kişi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi OHAL koşullarında. Güvensizliği bugünün proleter çalışma ve yaşam disiplini hâline getiren AK PARTİ'nin iktidar yılları boyunca iş cinayetlerinde yaklaşık 20.500 işçi hayatını kaybetti, 20.500 işçi, arkadaşlar, AK PARTİ iktidarı döneminde. OHAL ve kanun hükmünde kararname rejimi ise güvencesiz, esnek ve kuralsız çalışma koşullarını daha da ağırlaştırdı ve yaygınlaştırdı. 2017 yılında iş cinayetlerinin sonucu 2.006 işçi yaşamını yitirdi. İntihar eden işçileri söyleyeyim size: 2013 yılında en az 15 işçi, 2014 yılında en az 25 işçi, 2015 yılında en az 59 işçi, 2016 yılında en az 90 işçi, 2017 yılında ise en az 89 işçi iş yeri içinde yaşamını yitirmiştir.

Türkiye'de kalp krizi, beyin kanaması sonucu iş cinayetlerini de size vermek istiyorum: 2013 yılında en az 48 işçi, 2014 yılında en az 121 işçi, 2015 yılında en az 155 işçi, 2016 yılında en az 217 işçi, 2017 yılında ise 187 işçi iş cinayetlerinde kalp krizi ve beyin kanaması sonucu hayatını kaybediyor. Şimdi, Türkiye'de 2017 yılında 12 bin işçinin işle ilgili hastalıklardan ölmüş olabileceği görülmüş veya öngörülmüş meslek hastalıklarında; bu, resmen buz dağının aslında görünmeyen yüzü olarak da karşımıza çıkmaktadır.

OHAL süreci, basın ve basın emekçileri açısından Türkiye tarihinin en karanlık dönemi olma yolunda ilerlemektedir. OHAL boyunca 200 medya kuruluşu kapatılmış, bunlardan sadece 25'i hakkında kapatma kararı kaldırılıyor; 6 haber ajansı, 50 gazete, 18 dergi, 33 televizyon, 29 yayınevi, 37 radyo bu süreçte kapatılıyor. Değerli vekillerimiz, bu koşullarda, bu kadar ağır koşullarda bir seçim dayatması var ve demokratik olmayan bu seçim sürecinde seçimler yapılacak.

Kayyumlar atadınız. Kayyumların sayısını söyleyeyim size: Demokratik Bölgeler Partisinin kazandığı 109 belediyeden 94'üne kayyum atıyorsunuz ve bunların yetkilerini mülki idarelere devrediyorsunuz. Değerli vekiller, bakın, şimdi, Türkiye'nin 3'üncü büyük partisinin eş genel başkanlarını tutukluyorsunuz, 11 milletvekilinin milletvekilliğini düşürüyorsunuz -1 de CHP'li milletvekili var bu tutuklu olan milletvekilleri içerisinde- eş genel başkanlarını tutukluyorsunuz. Böyle bir demokratik zemin olabilir mi arkadaşlar? Siz inanıyor musunuz buna?

Peki, cumhuriyetin demokratik parlamenter sisteminden bu kadar ciddi ne zarar gördünüz de tek kişilik oligarşik bir yapıya bu sistemi devretmeye hazırlanıyorsunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) - Ne zarar gördünüz, ne çalışmadı? Hangi kanun çıkmadı bu Parlamentoda arkadaşlar? Neyi tartışabildik bu Parlamentoda? Hiçbir şeyi tartışamadık.

Bakın, ülkemizin o kadar önemli sorunları var ki... Her şeyi yorgan altına atıyorsunuz, görünmesin istiyorsunuz.

BAŞKAN - Sayın Doğan, söz istiyor musunuz?

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) - Bir dakika efendim.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Doğan.

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) - Teşekkür ederim efendim.

Şimdi, arkadaşlar, yani Kürt sorunu olmayınca... "Kürt sorunu yoktur." deyince yok mu olacak? "Alevilerin sorunu yok." deyince yok mu olacak? Gelin, bunu niye tartışmayalım? Ne sorun varsa gelin, burada tartışalım arkadaşlar. Bunun üstünü örtmekle biz bu sorunları çözemeyiz, ülkemize yazık oluyor.

HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) - Terör sorunu var.

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) - Terör sorunu da olabilir, bunu da çözün. Sonuç üzerinden gitmeyelim arkadaşlar. Bu ülkenin geldiği sorunları sonuç üzerinden tartışmaya açarsak hiçbir şeyi çözemeyiz. Demokratik parlamenter sistem içerisinde çözemeyeceğimiz hiçbir sorun yok bu ülkede.

Cumhuriyetin çok önemli değerleri vardı, maalesef onları da yok ettiniz, maalesef diyorum. Öyle bir sistem kurdunuz ki siz de bu işin nereye gideceğinin farkında değilsiniz; çok özür dilerim sizden, ben şahsen böyle düşünüyorum. Bu işin boyutu nereye gidecek? Ben biliyorum, tek kişilik oligarşik bürokrasiye bu devlet teslim olamaz, bu demokrasi teslim olamaz. Bence bunun muhasebesini yapmalısınız, az bir zamanınız var.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Doğan.