Konu:Milletvekili Genel Seçiminin Yenilenmesi Ve Seçimin 24 Haziran 2018 Tarihinde Yapılması Hakkındaki Önerge Münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:89
Tarih:20/04/2018


Milletvekili Genel Seçiminin Yenilenmesi ve Seçimin 24 Haziran 2018 Tarihinde Yapılması Hakkındaki Önerge münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM (İzmir) - Sayın Başkan, Gazi Meclisimizin değerli milletvekilleri, yüce Meclisi, sizleri; sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Bugün tarihî bir gün, bir dönüm noktasındayız. 24 Haziran 2018'de yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve genel seçimler için yüce Meclis karar alacak. Yapılacak seçimlerin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı, uğurlu olmasını Mevla'mdan bu mübarek cuma gününde niyaz ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, 16 Nisan halk oylamasıyla milletimiz mevcut siyasal sistemde bir değişikliğe gitti, bu yönde bir karar verdi; halkın doğrudan iradesiyle oluşan, demokratik ve hukuk devletine bağlı, denge denetleme mekanizmasıyla donatılmış, daha güçlü bir Meclis ve istikrarlı bir yürütme için Cumhurbaşkanlığı sistemine 16 Nisanda "evet" dedi.

Parlamenter sistemde, geçen yıllara baktığımızda, vesayet odakları sürekli olarak millî iradeyi baskı altına almaya gayret etmiş, zaman zaman doğrudan, zaman zaman da dolaylı müdahalelerle, darbelerle demokratik işleyiş kesintiye uğramıştır. Ülke olarak, millet olarak bu müdahalelerden çok çektik, büyük bedeller ödedik. Milletimizin, sanayicimizin, esnafımızın, çiftçimizin alın teri dökerek oluşturduğu birikimler maalesef bu müdahalelerle yok olup gitti. Ülkemiz her seferinde ekonomik krize ve istikrarsızlığa sürüklendi. Vesayet odakları sürekli olarak siyaseti itibarsızlaştırma ve devleti işlemez hâle getirmeye çalıştılar. Vatandaşlar arasına ayrılık tohumları atarak birliğimizi, dirliğimizi, kardeşliğimizi bozmaya, milleti zayıf düşürerek mevzi kazanmaya, güç devşirmeye çalıştılar. Türkiye'nin itibarını, onurunu hiç düşünmediler. 15 Temmuz hain darbe girişimi ve arkasından yaşanan gelişmeler Türkiye Cumhuriyeti'nin hem üniter devlet yapısını hem de millî birlik ve kardeşliğini muhafaza edebileceği sağlam bir anayasal yapıyı mecburi hâle getirmiştir. 16 Nisan halk oylamasında milletimiz Anayasa değişikliğine "evet" diyerek vesayeti bertaraf etmiş, demokrasiyi, ülkenin geleceğini güvence altına almıştır. Kesintisiz bir demokrasi, millî iradenin mutlak iktidarı, güçlü ve istikrarlı siyasal yönetime geçiş süreci başlamıştır. Türkiye, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle bundan böyle daha hızlı karar alma ve kararları etkin bir şekilde uygulama kabiliyetine sahip olacaktır. Sistemin tam olarak uygulamaya geçmesi şüphesiz önümüzde yapılacak seçimlerle mümkün hâle gelecektir. 24 Haziranda yapılacak bu seçim Türkiye'nin 100'üncü yıl hedefleri açısından da son derece önemlidir. Bu seçimde Türkiye geleceğini, istikrarını ve istikbalini de onaylamış olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 16 Nisan Anayasa değişiklikleriyle birlikte yürütme görevi tamamen halkın oylarıyla seçilen Cumhurbaşkanına ait olacak şekilde karar çıkmıştır. Yönetim sistemi değişikliği bürokrasinin iş yapış şeklinden ticari hayatın döngüsüne kadar hayatın her alanında yüksek bir beklenti oluşturmuştur. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin bir an önce hayata geçmesi yönünde toplumda beklentiler günden güne artmıştır. "Madem sistem değişti, o hâlde neden bekliyoruz?" sorusu ciddi olarak sorulmaya başlanmıştır. Vatandaşlarımız 2019 Kasımına kadar beklemeyi kayıp zaman olarak görmeye başlamıştır. Sadece vatandaşlarımız değil, siyasi partilerin bazıları da zaman zaman erken seçimin yapılması yönünde geçmişte beyanatlar vermiştir. Sürekli "Erken seçim olacak mı, olmayacak mı?" gibi değerlendirmeler toplumda geleceğin planlanması, vatandaşlarımızın öngörüsünü de olumsuz etkilemeye başlamıştır. Bunun yanı sıra, coğrafyamızda devam eden jeopolitik riskler ve ortaya çıkan gelişmeler Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin bütün kurum ve yapılarıyla uygulamaya geçmesini zorunlu hâle getirmiştir. Bu durumu görmezden gelemeyiz, bu riskleri görmezden gelemeyiz.

AK PARTİ, bildiğiniz gibi, 3 Kasım 2002'den bu yana 5 genel seçim, 3 yerel seçim, 3 halk oylaması, 1 de Cumhurbaşkanlığı seçiminden milletimizin teveccühüyle açık ara birinci olarak çıkmayı başarmıştır. Bütün milletimiz bilir ki her zaman ülkemizin, milletin menfaatlerini öne alarak buna göre hareket ettik, buna göre kararlar verdik. Bu seçim kararını da yine ülkemin ve milletin yüksek menfaatlerini gözeterek aldık.

Şunu samimi olarak ifade etmek istiyorum: Türkiye üzerine plan yapan odaklar, Cumhurbaşkanımızın seçim tarihini açıklamasıyla birlikte büyük bir hayal kırıklığı yaşadılar. Demokratik siyaset refleksimiz, Türkiye'ye yönelik karanlık hesap ve söylemlerin önünü tıkamıştır.

Sayın milletvekilleri, Türkiye'nin son iki yılında demokrasimiz çok çetin sınavlardan geçti. Hamdolsun bu süreci Cumhurbaşkanımızın liderliğiyle başarıyla ve yüz akıyla yönetebildik. Millet iradesinin tecelli ettiği bu Gazi Meclis tarihte görülmeyen bir saldırıya uğradı. 15 Temmuz hain darbe saldırısı karşısında millete yakışır yiğitlikte ve cesaretle bu Meclis durmasını bilmiş, alçak FETÖ örgütü mensuplarına gereken dersi vermiştir. Bayrağımıza, ezanımıza, demokrasimize, millî iradeye uzanan eller millet iradesiyle kırılmıştır. Gazi Meclisi ve Gazi Meclisin değerli milletvekillerini bu asil duruşları dolayısıyla bir kez daha tebrik ediyorum, kutluyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ortaya koyduğumuz bu mücadele demokrasi tarihinde altın harflerle yazılacaktır.

Değerli milletvekilleri, bazen insanlar yaşadığı tarihin önemini bilemez. Olayları yaşarız, bize çok sıradan gelir ama gelecek kuşaklar bu olayları incelerken ne kadar anlamlı olduğunu, ülkeler için ne kadar önemli olduğunu çok daha iyi fark edeceklerdir. Biz tarihi yaşayanlardanız, tarihi yazacaklar bu yaşananları en güzel şekilde anlatacaklar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu mücadeleye 65'inci Hükûmetin Başbakanı olarak katkı veren bir arkadaşınız olmaktan dolayı da büyük bir mutluluk duyduğumu ifade etmek isterim. Bugün karşınızda 65'inci Hükûmetin Başbakanı olmanın yanında Türkiye Cumhuriyetinin son Başbakanı olarak da hitap etme onurunu yaşıyorum. (Bakanlar Kurulu ve AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, ayakta alkışlar) Sağ olun, sağ olun, arkadaşlar sağ olun.

Aslında her şey, bu Anayasa değişikliği, sistem değişikliği Türkiye'nin yakın tarihinde hep gündemde olmuş bir meseledir. Ben hatırlıyorum, 70'ten 80'e kadar siyasetteki bölünmüşlük, siyasetteki boşluk hep sistem tartışmalarını ön plana çıkarmıştır ve Türkiye'de hatta 1921 Teşkilat-ı Esasiye'den sonra yeni bir anayasa yapılması da gündeme gelmiş, Gazi Mustafa Kemal Atatürk Ziya Gökalp'e, Diyarbakır Mebusuna, Ağaoğlu Ahmet Bey'e görev vermiştir ve onların hazırladığı anayasa çalışması hâlâ Cumhuriyet Müzesi'nde mevcuttur. Oraya baktığımızda şunu görüyoruz: Önerilen model başkanlık modelidir. Ancak Türkiye'nin İstiklal Harbi'nden çıkmış olması ve içinde bulunduğu şartların çetinliği dolayısıyla bu modelden vazgeçilmiş ve parlamenter sistemin devamında karar kılınmıştır.

Değerli milletvekilleri, ülkenin gündemini yıllarca işgal eden bu hükûmet sistemi değişikliğinin, esasında, 15 Temmuz alçak darbe girişiminden sonra ülkemiz için, milletimiz için ne kadar hayati bir mesele olduğu toplumda tam anlamıyla olgunlaşmış, algı yerleşmiş ve bize düşen görev, siyasetçiler olarak, ülkenin, milletin beklentisini bir an önce hayata geçirmek olmuştur, 15 Temmuzdan sonra başlayan Yenikapı ruhu, ondan sonra da devam etmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubu ve AK PARTİ Yenikapı ruhunu esas alarak Cumhur İttifakı'nın ilk adımlarını aslında Anayasa değişikliği noktasında başlatmıştır. (Bakanlar Kurulu ve AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ve Anayasa'da yönetim sistemine yönelik değişiklikler gündeme gelmiş, 10 Kasımda Sayın Bahçeli'yle ilk görüşme yapılmış ve nihayet 10 Aralıkta yüce Meclise iki partinin mutabakatı olan bu teklif sunulmuştur. Komisyon görüşmeleri ve nihayet 21 Ocak tarihinde de yüce Meclis bu Anayasa değişikliğini kabul etmiş, halk oylaması kampanya süreci başlamıştır. 16 Nisan da -malumunuz- teklifin halkımız tarafından onaylanma tarihidir. Evet, Türkiye, 16 Nisandan sonra artık yönetim sistemi açısından farklı bir noktaya gelmiştir; bazı maddeler hemen yürürlüğe girmiş, bazı maddeler de yapılacak seçime ertelenmiştir.

Bir kez erken seçim konuşulmaya başlandığı zaman, artık bunu ısrar ederek ertelemenin toplum için, ülke için, gelecek için hiç ama hiç kimseye faydası yoktur. O yüzden de bu yönde yine Sayın Bahçeli'nin erken seçim ihtiyacını dile getirmesi ve ülkemizin baş başa kaldığı jeopolitik riskleri de dikkate alarak bu yönde kararı Sayın Cumhurbaşkanımız, 18 Nisan tarihinde, 24 Haziran Pazar günü seçimin yapılması yönünde prensip kararımızı halkımıza, milletimize bildirmiştir. Burada bize düşen, hepimize düşen, milletin önüne gitmek ve millete hesabımızı vermektir. Biz zaten 2002'den bu tarafa hesap vere vere geliyoruz ve seçimlere de gidiyoruz. (Bakanlar Kurulu ve AK PARTİ sıralarından alkışlar) Dolayısıyla, bu seçimin zamansız olduğu, baskın olduğu vesaire gibi söylemlerin bir altyapısı yoktur, gerekçesi yoktur. Siyasi partiler -ister muhalefet olsun ister iktidar olsun- her an seçime hazır olmak mecburiyetindedir. (Bakanlar Kurulu ve AK PARTİ sıralarından alkışlar) Gördüğümüz kadarıyla, böyle de bir hazırlık var. Seçim tarihi açıklanır açıklanmaz Cumhuriyet Halk Partisinde adaylık açıklayanlar ardı ardına devam ediyor. (Bakanlar Kurulu ve AK PARTİ sıralarından alkışlar) Değerli Kemal Bey'e benim tavsiyem: Elini çabuk tutsun, sonra sıra kalmayacak. (Bakanlar Kurulu ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bu seçimlerde ilk defa, geçmiş seçimlerde gizli saklı, kapalı kapılar arkasında yapılan ittifakları da sona erdirdik. Artık isteyen istediğiyle birlikte seçime kendi kurumsal kimliğini, amblemini, rozetini muhafaza ederek girebilir dedik; bu yönde de yasal değişikliği yaptık. Bunun sonucu olarak da bizim ittifakımız millet ittifakıdır, Cumhur İttifakı'dır. (Bakanlar Kurulu, AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar) Milliyetçi Hareket Partisi, AK PARTİ olarak ülkemizin geleceği için, bekası için, her türlü iç-dış tehdidi bertaraf etmek için güçlerimizi birleştirerek sandığa gidiyoruz; hayırlı uğurlu olsun! (Bakanlar Kurulu, AK PARTİ ve MHP sıralarından "Bravo!" sesleri, ayakta alkışlar)

Evet, değerli arkadaşlar, tabii, 65'inci Hükûmetin son Başbakanı olarak belki gidip gelmemek gelip de görmemek var. Birbirimize hakkımız geçmiştir, hakkınızı helal edin. (AK PARTİ sıralarından "Helal olsun." sesleri) Gerçi Engin Bey burada taksimatı yaptı "Siz gideceksiniz, yüzde 60'ınız geri gelmeyecek, ben geleceğim." dedi. Kimin geleceğini, kimin gelmeyeceğini Mevla'm bilir, görelim. (AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Millet de bilir.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Mevla'm neyler, neylerse güzel eyler diyorum, hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun.

Bizim adayımız Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'dır, milletin adamıdır. (AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından "Bravo!" sesleri, ayakta alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Başbakan.