Konu:Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:86
Tarih:17/04/2018


Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP, kırsal nüfusu yalnızlaştırıp yoksullaştırmayı ve biat ettirmeyi amaçlıyor. Yeter mi? Yetmez. Bu gelen yasa, tam bir darbe, yağma, talan, rant ve dikta yasasıdır. Neden darbedir? Demokratik yollarla seçilmiş olan sulama birlikleri yönetiminin seçim yapılmaksızın görevlerinden alınması nedeniyle bir darbe yasasıdır. Neden yağma, talan ve rant yasasıdır? Çünkü ormanlarımızın altından üstüne kadar, hem içlerini özel sektöre açmaktadır hem de dikili ağaç kesimiyle yağmalamaya sevk etmektedir; aynı zamanda orman vasfından çıkartılarak yerleşim alanlarını genişletmeye ve yeni yerleşim alanları açmaya olanak sağlamaktadır. O yüzden, kesinlikle bu yasa tasarısı, diktatöryel, yağmacı, talancı ve elbette baskıcı bir yasa tasarısı olarak karşımızda durmaktadır. Tam da neye uymaktadır? AKP ve saray rejimine uymaktadır. (CHP sıralarından alkışlar)

Peki, kimin yerine geliyor bunlar, kimin görevini üstleniyorlar? Emperyalistlerin, çok uluslu şirketlerin değirmenine su taşımaktadırlar. Neyle yapmaktadırlar bunu? Olağanüstü koşullarla yapmaktadırlar. Neden? Çünkü olağan koşullarda yapamazlar, çünkü hiçbir taraflarında olağan bir şey yok ki, hep olağanüstü koşullar üzerinden beslenmektedirler. Ama şöyle bir özellikleri daha var: Sadece çok uluslu büyük şirketlere yağdanlık etmiyorlar, aynı zamanda ülke kaynaklarını kendi yandaş şirketleriyle paylaşıyorlar. Ne gibi? Şeker fabrikalarını yağma, talan, babalarından miras kalmış gibi satmakta oldukları gibi. Söylemiştik, tekrar tekrar "Erzurum'u satamayacaksınız." demiştik, "Çünkü bu bir bloktur." demiştik, "Bu bir havuzdur." demiştik. Madem zarar ediyor, Kayseri Şeker niye gidip başka bir şeker fabrikasını alıyor, neden? Yani daha üç günde Cargill ısmarlamalı raporlarınızla ve çok uluslu şirketlerin nişasta bazlı lobileri üzerinden getirdiğiniz modelin çöktüğünü, ihaleye giren şirketlerin arkasında başkalarının olduğunu, o başkalarının da AKP ve sarayla doğrudan ilişkili olduğunu çok net, çok açık bir şekilde görüyoruz.

Sayın Bakan, şu anda Bursa Mustafakemalpaşa'da Suuçtu Şelalesi'nin olduğu bölgede, Muradiyesarnıç'ının olduğu bölgede meşe ve kayın ormanı fütursuzca kesiliyor; adres veriyorum. Duyumlar sadece gölet yapılacağına dairdir. Binlerce, yüz binlerce meşe ve kayın kesiliyor, lütfen şuraya bir bakın, açıkçası Altıntaş beldesi gibi olmasın.

Yine Sayın Bakan, Munzur, Dersim, doğanın en harika bölgeleridir buralar. Ovacık Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu'nun Meclise bir mesajı var, paylaşmak isterim: "Elinizi Munzur'dan, Dersim'den, Ovacık'tan çekin." diyor. Başka ne diyor Maçoğlu: "Munzur, dünyanın en güzel yerlerinden bir tanesidir. Dersim, Anadolu'nun ve dünyanın en güzel coğrafyalarından bir tanesidir; barışın, demokrasinin, özgürlüğün, direnişin memleketidir. Ovacık'ı bırakın bize. Biz, Ovacık'ta kendi halkımızla üretiyoruz ve yaşamımızı sürdürüyoruz çünkü yapmak istediğiniz şey, Munzur'u ve Dersim'i -onlarca yıldır hevesleriniz kursağınızda kaldı- pazarlamak istiyorsunuz, halkı oradan göç etmeye zorluyorsunuz. Bundan elinizi, ayağınızı çekin. Ovacık ilçesinin insansızlaştırılmasını istiyorsunuz çünkü 1.200 kodu olan bir baraj, ancak, buranın rakımı olan 1.300 yani 50-60 metreye kadar, şehrin tam içine girecek şekilde baraj yapılmak isteniyor." Bu ne demek, biliyor musunuz? "O baraj yapıldığında Ovacık tamamen sular altında kalacak." diyor. Özellikle Konaktepe 1'inci, 2'nci projelerinin derhâl durdurulmasını, buradan vazgeçilmesini istiyor. Yine "Burası tümüyle millî park. Bu millî parkın yüzde 70'i sular altında kalacak." diyor.

Elbette bu kadar demiyor, başka şeyler de söylüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Tamamlayın.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - İlçenin neden hedefe konduğunu ise şu sözlerle ifade ediyor Maçoğlu: "Kapitalizme hizmet eden bütün devletler ve sistemler özgür olan her şeyi kendi tekellerine almak isterler. Sermaye şirketleri Ovacık'taki Munzur suyunun özgür akmasından, doğanın onlara hizmet etmesinden hazzedemiyor. Bu nedenle Ovacık'ı ranta açmak istiyorlar. Buradaki insanlara hizmet sunulmuyor ancak yapılmak istenen projelerle, dışardan buraya insanlar yerleştirilmek isteniyor. Ovacık'a yönelik hunharca bir saldırı var. Devlet burayı ranta açmak istiyor. Kapitalizm, Ovacık ilçesini kendi istediği gibi tasarlamak istiyor."

Ve son sözünü şöyle söylüyor: "Ovacık'ı tekeline almak isteyenlere karşı biz de toplumsal direnişi örgütleyeceğiz. Doğayı kurtarmak için Türkiye'deki bütün çevrecileri Ovacık ilçesini sahiplenmeye çağırıyoruz."

Yaşasın doğa! Yaşasın Ovacık! Yaşasın Ovacık'ın haklı mücadelesi!

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)