Konu:Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:85
Tarih:12/04/2018


Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Çok teşekkür ediyorum.

Bu maddenin aslında bir önceki yasadan çıkarılması, onun yerine başka bir ikamenin yapılması gerektiğini düşünmekteyiz. Çünkü orman memurları bu ülkede birçok zorluklarla mücadele eden, yangınları söndürmekten tutun da ormanla ilgili her türlü muhafaza işlemlerini yapan insanlar. Yine, orman memurları ormanda çalışan işçiler. Bu insanlar aslında kolluk kuvvetleri görevini yapıyorlar. Yasaya baktığınızda, uygulamalara baktığınızda kolluk kuvvetlerinin yaptığı işleri yaparak o sorumluluğu üstlenmiş durumdalar. Ama kendilerine, yaşadıkları sorunlardan sonra, kolluk kuvvetlerine verilen haklar verilmiyor. Mesela orman söndürülme sırasında, yakın tarih açısından, bugüne kadar 800'ün üzerinde insanın öldüğü bilinir, yine onlarca yaralı var. Ne yazık ki onlarca insanımızı bu anlamda, bu yolda kaybetmiş durumdayız. Bu insanlar silahlı çatışmaya giriyorlar, orman kaçakçılarına karşı mücadele ediyorlar, yaz kış ormanı bekliyorlar, özellikle yangın dönemi olan mayıs ve eylül ayları arasında gece gündüz ormanlarda nöbette duruyorlar ama baktığınızda özlük hakları açısından bu arkadaşlarımıza hiçbir zaman gerekli kıymet, gerekli önem verilmiyor. Bunu Bakanla konuştuğumuzda ve ısrarla önerdiğimizde "Biz onların maaşını iyileştirdik." diyerek işin içinden çıkıveriyor, aynen taşeron meselesinde olduğu gibi.

Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; bu insanlar günlerce, aylarca evlerinden uzak yaşıyorlar. Bu insanlar her türlü çatışma ortamındalar. Sokakta gezen herkesin gidip silah alma hakkı var, bin mermi taşıma hakkı var, pompalılarla sokakta gezme hakkı var ama bu insanların, her türlü zorluğa rağmen, her türlü tehlikeye rağmen, her türlü kaçakçıyla, hırsızla mücadele etmesine rağmen silah taşıma hakları bile yok. Bu insanlar mağdur, bu insanlar perişan. Bu insanların mutlaka ve mutlaka özlük haklarının iyileştirilmesi, geçici olan, özellikle mevsimlik çalışanların ciddi anlamda iş güvencesinin sağlanması, mutlaka ve mutlaka güvenlik güçleri, güvenlik kuvvetleri, güvenlik memurlarının, güvenlik personelinin özlük haklarından yararlanmaları, onların yıpranma paylarından -yaşam avantajlarından- bunların da mutlaka ve mutlaka yararlanması gerekmektedir. Çünkü bu insanlar gerçekten bizler evlerimizde yatarken, bizler sokakta gezerken ne yazık ki onlar ormanları beklemekteler, yangınla boğuşmaktalar, yangınla; dumanla, ateşle bir şekilde mücadele etmekteler. O yüzden onların bu haklarının verilmesi için bu önergenin sizlere sunulması gerektiğine inandık ve bu Meclisin burada olumlu bir karar verebileceğine inandık çünkü böyle bir talepleri var, böyle bir rahatsızlıkları var. Bu insanlar bizim insanlarımız, dışarıdan gelmiyorlar. O yüzden bu insanlara mutlaka ve mutlaka bu haklarının verilmesi gerekmektedir.

Tam bu süreçle ilgili bir açıklama da şuradan yapmak isterim: Biraz önce grup başkan vekilimiz söyledi ormanlık alanların arttığını, bir milletvekili arkadaşımız da ifade ettiler. Doğru, gerçekten yoktan var olmadı, sadece kadastro çalışmaları üzerinden ormanlık alanlar yeniden tescil edildiği için bir artış görünüyor. Elbette kıymetli, olumlu, hiç itirazımız yok ama biliniz, 42 milyon hektar orman ve tarım arazisi şu anda 38 milyon hektara düşmüş durumda yani yaklaşık olarak 40 milyon dönüm arazi şu anda ormandan, tarımdan çıkmış durumda. Sadece AKP döneminde 10 milyon dönüme yakın arazi -orman, tarım vesaire arazi- üretimden çıkmış, şu anda üretim dışında kalmış durumda. O yüzden hep birlikte buna çözüm üretebiliriz, en azından kalanları koruma şansımızın olduğunu düşünüyoruz. Bu hepimizin meselesi, bugün biz, yarın çocuklarımız, öbür gün torunlarımız yaşayacak bu topraklarda. Bu coğrafyayı tertemiz bırakma imkânımız ve olanağımız var ama bir tek şeye itiraz etmemiz lazım. Rantı mı parayı mı ormanı mı doğayı mı toprağı mı tarımı mı ziraatı mı köylüyü mü bizim üreticimizi mi ithalatçıyı mı uluslararası lobileri mi kartelleri mi destekleyeceğiz; bütün mesele bu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Bütün mesele insan olmak, öz olmak, gerçekten Mustafa Kemal Atatürk'ün bize bırakıp emanet ettiği bu topraklara sahip çıkmak ve oradan bir başarı öyküsü yaratmak yoksa merak etmeyin, sizin de gidebileceğiniz bir yer yok. Bu coğrafyanın altında, bu gökyüzünün altında ama küresel ısınma, ama başka yoksulluklar, ama kuraklık er geç sizi de bulacaktır.

Hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Sarıbal.