Konu:Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:85
Tarih:12/04/2018


Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Anayasa'nın 169 ve 170'inci maddelerine aykırı bir düzenleme getiriliyor. Açık bir şekilde "Ormanlar amaç dışı kullanılamaz." diyor ilgili yasa; yine başka bir şey daha söylüyor "Ormanlar daraltılamaz." diyor.

Bugüne kadar Bakanın hep iyi niyetli olduğunu düşünmeye çalıştım ısrarla ama artık bu tasarıdan sonra Bakanın iyi niyetli olmadığını çok net bir şekilde bu Meclisten söylemek isterim çünkü elimde çok bariz, çok net gerekçeler var.

Değerli milletvekilleri, çıkarılmak istenen tasarı aynen şöyledir: "Kum, taş, kayalık, çakıl, orman vasfını yitirmiş yerlerde yerleşim alanları varsa onları genişletmek ya da yeni yerleşim alanları oluşturmak."

Değerli arkadaşlar, dünyada bilim, fen açısından "Orman niteliğini yitirmiştir." diye bir kavram yoktur. Her zaman olduğu gibi, AKP yine bu gökyüzü altında kendi modelini yaratmaya çalışıyor, bilimle, akılla, mantıkla alay geçiyor. Böyle bir tanımlama dünya literatüründe yok, olması da mümkün değil. Neden? Çünkü "orman" dediğiniz şey, bir ekosistemdir, içinde 20 metrelik, 30 metrelik ağaç da vardır, elbette boş alanlar da vardır. Faunası, florası yani bitki çeşitliliği, hayvan varlığı, bunların hepsi bir bütündür, içinde bir canlı hayat vardır ama ne yazık ki siyasal iktidar, canlının olduğu her yere düşman. Ormanın en güzel yeri olan toplanma alanlarına, hayvanların, faunanın, floranın özellikle canlıların toplanacakları açık alanlara "Buralarda orman olmuyor, onun için buraları ben imara açacağım." diyor. Merak şu: "Orman" tanımı içerisinde bu alanların tümü var ve orman dışına çıkarılamaz, bu mümkün değil.

Bakın, dünyada çok yoğun ve sık orman olan bölgelerde kesim yapılır, o kesim yerleri açılır, oralarda hayvanların buluşması, birikmesi, toplanması sağlanır. Biz ne yapıyoruz? O faunanın, o ekolojinin ortak bir alanı olan o bölgeyi oradan kaldırıp rezidanslara, yandaşlara, Hükûmete sıcak para olsun diye aktarıyoruz. Hani şu fen ve bilim açısından orman vasfını yitirmiş arazilerin ormanlıktan çıkarılması var ya...

Bakın değerli arkadaşlar, burası 2004 yılında Orman Bakanlığı tarafından çam fıstığı olarak inşa edilmiş 1.100 dönüm olan bir yer, Bursa Mustafakemalpaşa Yalıntaş bölgesi. Yine aynı Bakanlıktan -orada bürokratlar oturuyor, muhtemelen orman mühendisleri de vardır- elbette buna onay verenlerden ciddi anlamda şikâyetçi olduğumu ve onların cumhuriyet tarihine ve insanlık tarihine bir kara leke olarak kalacaklarını burada ifade ederek bu 8 yaşındaki çam ormanını devlet, Orman Bakanlığı kendi mühendisleri ve bir komisyon aracılığıyla orman vasfından çıkarıp orada 404 villa yapılması için olanak sağlıyor. Defalarca Bakana tekrar ettim, bütün bilgileri ve dosyayı gönderdim, tek tek üzerinde ısrarla durdum. Tekrarın gücüne inanarak sürekli tekrar ediyorum çünkü bu "taş, kum, çakıl, kayalık" adı altında nitelendirilmiş, sözüm ona "Orman vasfını yitirdi." dediği alanların da aşağı yukarı olacağı hâl bu değerli arkadaşlar. Ve evet, orada TOKİ, AKP belediyesi, AKP milletvekilleri ve AKP'li Orman Bakanı tarafından tamamen ranta, talana, bir grup sermayeye 404 villa olarak aktarılmış bir yer.

Sayın Bakanım, neyine inanacağız, neyine güveneceğiz? Belli ki bürokratları da belli ki mühendisleri de sonuna kadar teslim almışsınız. Elbette buna rızalık göstermiyoruz.

Bir de şunu söylemek istiyorum: Sayın Bakan, siz ağaç dikmeyle ormanı karıştırıyorsunuz. Eğer siz ormanla ağaç dikme arasındaki o farkı bilmiyorsanız, lütfen gelin bunu birlikte tartışalım. Neden?

Değerli arkadaşlar, "orman" dediğiniz şey yüzyıllarla oluşur; kardeşlik içerisinde, barış içerisinde. Elbette biliyorum; biz ormana bakınca yeşili görüyoruz, biz ormana bakınca kardeşliği görüyoruz, biz ormana bakınca Nazım'ın dostluğunu görüyoruz. Elbette siz ormana bakınca yeşil doların rengini görüyorsunuz, itiraz yok, bunu biliyoruz zaten. Ama mesele şu: O iki yüz yıl, üç yüz yıl üzerinden oluşan orman, su rezervimizdir bizim; canlıdır, canlılıktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Sayın Başkanım bir dakika alabilir miyim sizden.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Sarıbal.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Çok teşekkür ediyorum, sağ olun Sayın Başkan.

Bir canlılığı ifade eder. Ama sizin poşetlerle diktiğiniz, yol kenarlarına diktiğiniz ağaçlarla üç yüz yıllık, iki yüz yıllık, beş yüz yıllık ormanlar arasında fark vardır. Nedir fark? Söyler misiniz, hangi ormanı bugüne kadar suladınız? Hangi ormana gübre attınız mesela? Hangi ormanı budamaya gittiniz? Onlar kendini budar, kendi gübresini yapar, kendi yağışını alır, kendini besler. Ama sizin yol kenarlarına diktiğiniz, hem ağaç üzerinden rant hâline getirdiğiniz karayolları hem ağaç üzerinden kâr ve rant üzerinden baktığınız her yerde, bir de onların bakımı için bir yıl boyunca milyonlarca lira para harcıyorsunuz. Ağaçları getiriyorsunuz, sulamak zorunda kalıyorsunuz, budamak zorunda kalıyorsunuz, ilaçlamak zorunda kalıyorsunuz.

Sayın Bakanım, ağaç dikmek ile ormanı karıştırmayalım. Ormanları ellemeyelim, ormanları katletmeyelim. Ormanlar bu dünyanın en önemli fauna, flora ve ekolojik yapılardır. Orman yoksa hayat yoktur, orman yoksa insanlık yoktur, orman yoksa elbette insanlığın sonu gelecek demektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Buradan dün bir arkadaşımız söyledi ama tekrarda yarar var. Kızılderili'nin söylediği gibi: "Ormanda son ağaç kesildiğinde, nehirde son balık öldüğünde beyaz adam paranın yenmeyeceğini anlayacaktır."

Bir ormanda kardeşçe yaşamayı becerebilmeliyiz.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Sarıbal.