Konu:Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:85
Tarih:12/04/2018


Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; orman yangınlarının söndürülmesinde gönüllülük esasına dayalı bir yöntem getiriliyor. Yani daha önce mükellefiyet kavramı vardı, mükellefiyet kavramının özelliği şuydu: 18 ile 50 yaş arasındaki vatandaşların bulundukları bölgede yangın çıktığında yangını söndürme zorunlulukları, bir çalışma ve çabaları vardı. Bunun yerine şimdi, gönüllülük esasına dayalı bir yöntem getiriliyor.

Bir kere, adını doğru koymak lazım; yangının, orman yangının getirdiği sorunları paylaşmamız lazım. Birincisi: Orman dediğimiz şeyin, iklim değişikliği ve küresel ısınmaya çok büyük etkisi var. O yüzden, orman yangını bir küresel sorundur, bunu görmek gerekiyor.

İkincisi ve önemli olan, bizim su kaynaklarımızın en önemli unsuru ormanlardır. Ne kadar orman varsa, ne kadar dağ, bayır varsa o kadar çok su rezervimiz, o kadar çok su birikimimiz olacak demektir.

Diğer bir konu: Elbette orman, bitki örtüsü açısından, bitkisel olarak çok önemli bir biyolojik çeşitlilik içerir. Hayvansal varlık olarak da çok çeşitli hayvan türlerini barındırır, besler ve hayatla, insanlıkla bir bütündür.

Şöyle bir hikayeyi sizinle paylaşmak isterim: Örneğin, 1980 ile 2000 yılları arasındaki o uzunca süreçte yaklaşık olarak hemen hemen 70 bin civarında yangın olup 16 milyon dekar alanın kaybolduğunu, onun yerine kısmen ormanların yenilendiğini görüyoruz. Geçmişten ve bugünden itibaren en büyük problemimiz de yaşanan orman yangınlarından sonra yeni ormanların dikilememesi, başka amaçlarla kullanılması. 2002'den bugüne yani on altı yıllık tarihsel süreçte ise yaklaşık olarak 35 bin civarında yangın görülüyor ve yaşanmış bu yangınlarda yaklaşık olarak 146 bin hektar yani 1 milyon 460 bin dekar alanın yandığını görüyoruz. Eğer böyle, bu hızla devam ederse o altmış yıllık, altmış üç yıllık tarihsel geçmiş açısından yaklaşık olarak 100 binin üzerinde orman yangını olacak ve o geride kalan dönemden çok daha fazla bir alanın yanmış olacağını göreceğiz.

Sadece bu kadar mı? Bu kıyaslamayı çok net yapmamız gerekiyor. Sayın Bakan bu işin içinde olduğu için çok net biliyordur. 1980'lerde, 70'li yıllarda eski yöntemlerle yani klasik köylü yapımız içerisinde, kır insanımız kürekle, kazmayla, çapayla, testereyle yani var olan imkânsızlıklar üzerinden orman yangınını söndürme çabası sürdürüyordu. Bir örnek vermek isterim bunun üzerinden: Sene 1980. 1980 yılında yaklaşık 2.500 adet orman yangını oluyor. Bu 2.500 adet orman yangını nedeniyle 5 bin hektar orman yanıyor ve 2017 yılında -o 5 bin hektar yanan ormanın söndürülmesinde, biraz önce söyledim, süpürge, kürek, testere, şaplak kullanılıyor Sayın Bakan- 2.411 yangın oluyor, 11.493 hektar yani 1 milyon 149 bin dekar alan yanıyor. Soruyu şuradan soruyoruz: O gün şaplak vardı, testere vardı, kürek vardı, kazma vardı, emek vardı; şimdi jetiniz var Sayın Bakan, uçaklarınız var, arazi araçlarınız var, helikopterleriniz var, her türlü olanak var ve yangın söndürmede çok daha kötü, hemen hemen 2 kat daha kötü durumdasınız. Neden? Çünkü o gün ormanlara sahip çıkan bir köylü vardı. On altı yıldır siz, köylüyü yoksullaştırdınız, ormandan, kırdan boşalttınız, şimdi orayı sahipsiz bıraktınız. Yani sorun şu: Karnını ormandan doyuran köylü, ormanı namusu ve işi sayıp orayı koruyordu, şimdi köylü de kalmadı, ormancı da kalmadı.

BAŞKAN - Genel Kurula hitap eder misiniz lütfen.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Bakın, dünyada, gelişmiş toplumlar bir balık için ya da bir tek kuş için kocaman bir projeyi iptal ediyorlar, kocaman bir projeyi yani ormanlarını koruyorlar. Bizden örnek vereceğim, mesela Kumluca Adrasan yangını, İzmir Seferihisar yangını ve Güvercinlik köyü Muğla, Alanya yangını; o yangınlarda Sayın Bakanın şöyle bir açıklaması var: "Şükürler olsun otelleri kurtardık." Şimdi, birinin bir kuş ve bir balık nedeniyle projeyi iptal edip...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN SARIBAL (Devamla) - ...bu küresel sorunlar nedeniyle ormanları koruma talebi var, koruma isteği var.

BAŞKAN - Sayın Sarıbal, bir dakika...

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Biz de zenginlerin otellerini kurtarmak adına, yangını boş ver, ormanı boş ver, önemli olan kıyılarımızda, dağlarımızda, ormanlarımızda yani hayatın her alanında, bize ait olan ormanlarda, kıyılarda haksızca, hukuksuzca, rant ve kâr uğruna yaptırdığımız otelleri, iyi ki yanmadılar, iyi ki varlar, onları korumanın telaşına düşüyoruz. O yüzden bu madde ormanlarının yok edilmesine dayalı bir maddedir. O yüzden ormanları korumak gönüllülük esasına değil, Bakanlığın doğru, sürekli, sürdürülebilir, yangınların çıkmamasına dayalı bir politika sürdürmesine bağlıdır. O yüzden bu maddenin iptalini talep ediyoruz.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)