Konu:Katma Değer Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 178 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:76
Tarih:22/03/2018


Katma Değer Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 178 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 535 sıra sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı'nın geneli üzerinde Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini arz etmek üzere söz aldım. Yüce heyeti bu vesileyle saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarı üzerindeki görüşlerime geçmeden önce, her zamanki gibi, bugün hangi koşullarda bu tasarıyı görüştüğümüze bakmakta fayda olduğunu ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum.

Ocak ayı cari işlemler açığı 51 milyar dolara ulaştı. Enflasyonun gerileyeceği yönündeki beklentiler son verilerle maalesef zayıfladı. Dışarıda Türkiye ekonomisiyle ilgili olumsuz beklentiler -bize göre maksatlı bir şekilde de olsa- yeniden köpürtülmeye başlandı. Türkiye'nin kredi notunu kırdılar, piyasa dalgalanmaya başladı, dolar 3,95'i test etti, Türkiye'nin CDS'leri on gün içinde yüzde 20 arttı, 167 seviyesinden 200 seviyesine yükseldi. Tahvil piyasalarında bir miktar çıkış yaşandı, FED faizleri artırdı, fonlama maliyetlerinin önümüzdeki dönemde yükselmesi bekleniyor. Önümüzdeki günlerde karara bağlanması gereken birtakım dosyalar ortada. Bu şartlar altında bir yandan hazine nakit operasyonlarıyla bir tarafa yedek akçe koymaya çabalıyor, bir yandan teşvikleri, cari harcamaları artırmaya, böyle tasarıları getirmeye devam ediyor.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; cari açığın artmaya devam etmesi, enflasyonun aşağıya istenilen şekilde çekilememesi ve bütçe dengesinin kötüleştirilecek önlemlerle devam edilmesi hâlinde, ekonomi, büyüme gerçek sahiplerince üstlenilmediği sürece ekonomide kırılganlık ve tehditler devam edecek. Maalesef, konut projeleri ve altyapı yatırım projeleriyle ekonomiyi harekete geçirmek yeterli değil, nitekim ekonomiye ne yapmak lazım, bereketi de getirmek lazım.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; son derece önemli bulduğumuz ve reforma ihtiyaç duyulan bir alan olan KDV sistemiyle ilgili hazırlanan bu tasarının işletmelerin belli ihtiyaçlarına karşılık vereceğini düşünüyoruz ancak bizim anladığımız ve beklediğimiz anlamda bir KDV reform tasarısı değildir ne yazık ki. Nitekim Sayın Bakan da bu tasarıya "Reformdur." demedi, "Reform niteliğindedir." dedi yani kipi olmayan bir cümle kurmaya gayret edildi.

Esasen KDV bugün dünyada yaklaşık 150'den fazla ülkenin kullandığı bir sistem ancak KDV sadece harcama vergisi olmaktan ziyade ekonomide otomatik stabilizatör görevi üstlenen, ekonominin bütün kılcal damarlarına nüfuz eden, hem üretim hem tüketim hem gelir yönü bulunan önemli bir enstrüman. KDV'nin mali amacı olduğu kadar talebin kontrolü, kaynak dağılımının düzenlenmesi ve yönlendirilmesi, otokontrol mekanizmalarına işlerlik kazandırılması, ihracat ve yatırımların teşvik edilmesi, vergi yükünün adil dağılmasının sağlanması, gelir dağılımının düzeltilmesi, tasarruf ve yatırımları da artırması gibi amaçları bulunmaktadır ama bunların tamamının aynı anda hedef olarak dikkate alınması mümkün değildir.

Biz 83 yılında Planlamada, bu kanun uygulanmadan, uygulamaya geçmeden, Beşinci Plan döneminde finansman etkisinin ne olabileceğine dair araştırma yapan bir uzmanlık tezini yaptık. O zaman, Beşinci Plan Dönemi'nde millî gelirin yaklaşık yüzde 4,6'sı kadar bir vergi toplanılabileceğini, bu verginin gelmesiyle kaldırılması gereken vergilerle millî gelirin yüzde 2,6'sı kadar kayba uğrayacağımızı, nitekim, yüzde 2 civarında da bir pozitif farkın ortaya çıktığını ama yıllık ortalama yüzde 6,1'lik de bir artış sağlayacağını ifade ettik. Bunun millî gelire esnekliğinin de 1 olacağını söyledik ki bu önemli bir şeydi ve yaklaşık böyle bir gerçekleşme oldu.

Şimdi, bütün bunlara baktığımız zaman, uygulamaya konulduğu 1985 yılından bu yana sistemde esasen hukuki anlamda reform sayılabilecek köklü bir değişiklik yapılmadı. KDV oranları bakımından baktığımızda Türkiye, 28 AB ülkesinde uygulanan KDV oranlarına bakıldığında en düşük oranlı ülkeler arasında bulunuyor. Ülkemizde KDV sistemindeki sorun oranlar değil özellikle belirli faaliyet ve sektörler için getirilen ve kapsamı sürekli genişletilen istisna ve indirimlerdir. Yatlar, kotralar, tekne ve gezinti gemileri, net alanı 150 metrekareye kadar konut teslimleri, ikinci el araçlar, gazete ve dergiler, bu yayınların elektronik ortamda satışı gibi kalemlerin KDV'de yüzde 1 oranı yer alıyor. Buna mukabil, halkın tükettiği ve satın aldığı pek çok üründe KDV yüzde 18. Çiftçinin mazotunda KDV ve ÖTV var. ÖTV kapsamına giren pek çok üründe, otomotivde, akaryakıtta, sigarada KDV matraha dâhil olduğundan verginin de vergisi alınıyor. Bu ürünlerde dünyadaki vergi yükü Türkiye'de. Kanun tasarısı maalesef KDV sistemindeki bu çarpıklıkları düzeltecek, adil bir yapıya kavuşturacak düzenlemelerden yoksun. Kanun yapma sürecini, sorunlu alanlarını kalıcı çözüme kavuşturma sorumluluğu altında yürütmek esas olmalı. İdarenin çeşitli kesimlerini, ihtiyaçlarını göz önünde bulundurması doğal ancak bu ihtiyaçlar hiyerarşisinin çok doğru bir şekilde belirlenmesi gerekir.

Tasarının esas itibarıyla, kamuoyunda aksettiği gibi, KDV sisteminin aksayan yönlerini düzeltecek daha adil ve etkin yapıya kavuşturacak bir düzenleme olması beklenirken belirli kesimlerin istifade edeceği iadeler, istisnalar ve ilave kolaylıklardan ibaret kaldığı görülüyor. Ayrıca, mevcut sistemin işleyiş ve adaletini bozan istisnalar kapsamının bazı faaliyet alanları da dâhil edilmek suretiyle genişletilmesi söz konusu. Tasarının gerekçesinde yatırım, üretim ve ihracatın teşvik edilmesine yönelik gerçekleştirilen reformların devamı mahiyetinde olduğu söyleniyor. KDV'nin işletmeler üzerindeki finansman yükü oluşturmayan bir yapıya dönüştürülmesi hedefleniyor. Küçük işletmelerin uyum yükümlülüklerinin kolaylaştırılması, işlem maliyetlerinin azaltılması, uygulama kolaylığı sağlaması, ekonomik kalkınmaya katkı sağlamasının amaçlandığı da ifade ediliyor. Bu yönüyle tasarıya daha çok işletmeler penceresinden bir bakış açısı edinildiği görülüyor. İş âleminin KDV yükümlülüklerinden kaynaklı nakit ve finansman ihtiyacının azaltılması, iade ve istisna sisteminde yapılan değişikliklerle bazı rahatlamaların sağlanmaya çalışıldığı da görülüyor.

Tasarının bütçeye maliyetinin, Komisyona sunulan bilgilerden, 2020 yılına kadar 9,9 milyar TL'yi bulması bekleniyor. Bildiğiniz üzere, 2018 yılı bütçesinde hedeflenen 65,9 milyar TL açık vardı ancak son iki hafta içinde görüştüğümüz torba tasarıların bütçeye maliyetinin 17 milyar TL'yi bulduğunu ifade edebiliriz. Bu tasarı da eklendiğinde sene sonu bütçe açığının 90 milyar TL'yi aşması, yurt içi hasıla oranının ise yüzde 1,9 yerine yüzde 2,5'e yükselmesi söz konusu olabilecektir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarı özetle aşağıdaki düzenlemeleri getiriyor.

Devreden KDV'nin iadesine imkân sağlar hâle getiriliyor. 2019 yılı başından itibaren on iki aylık sürede indirim konusu yapılmayan katma değer vergisinin izleyen altı ay içinde talep edilmesi hâlinde iade edilmesi söz konusu olacak. 2018 sonu itibarıyla devreden KDV'nin Maliye Bakanlığınca belirlenecek takvim ve esaslar çerçevesinde iadesi veya gider yazılması da öngörülüyor. KDV'nin grup konsolidasyonuna izin veriliyor.

Şimdi, burası önemli, bu çerçevede tercihe bağlı olarak en az yüzde 50 ortağı bulunan kurumlar vergisi mükellefleriyle birlikte grup KDV mükellefiyetleri tesis ettirilebilmesi konusunda Maliye Bakanlığına yetki veriliyor.

Sayın Bakanım, burası önemli, bu yetkiyi alıyorsunuz ama Merkez Bankasına verdiğimiz yetkiyle şirketlerin, grup şirketleri de olsa, döviz borçluluğunu takip amacıyla baktığımızda orada olayı şirket bazında, burada grup bazında takip etmenizin manasını çok anlayabilmiş değiliz, bunun özellikle üstünde durulması gerektiğini düşünüyorum.

Adi ortaklıkların sermaye şirketlerine dönüşmesi işlemleri KDV'den istisna tutuluyor. KDV indiriminde takvim yılı sınırı uzatılıyor. İkinci el taşıt ve taşınmaz teslimi için özel matrah belirleniyor. Değersiz alacaklara ilişkin hesaplanan verginin indirimine izin veriliyor. Gümrüksüz satış mağazalarına yapılan teslimler KDV ve ÖTV'den istisna ediliyor. Bağışlanan bazı tesislerle ilgili teslimler KDV'den istisna ediliyor. Yabancılara verilen sağlık hizmetleri KDV'den istisna tutuluyor. Küçük mükellefler için ödeme süresi uzatılıyor, beyannamenin verildiği ayı izleyen ikinci ayın sonuna kadar uzatma imkânı getiriliyor. Teknoparklarda üretilen oyun, yazılımların teslimi KDV'den istisna tutuluyor ancak zararlı yazılım ve oyunlarla ilgili bir ayrıma gidilmediğini ifade etmek istiyorum.

Ayrıca, tasarıya eklenen maddelerle devlete ait üniversite hastanelerinin borçlarını hafifletecek düzenlemeler getiriyorsunuz. Olumlu, yapılan bu düzenlemeyi isabetli buluyoruz ancak üniversite hastanelerinin içinde bulunduğu sorunları çözmeye yeterli bir gelişme ve düzenleme değil. 2002 yılından sonra "sağlıkta dönüşüm" adıyla yapılan radikal değişikliklerle yeni bir devre başladı; SSK; BAĞ-KUR ve Emekli Sandığının tek bir şemsiye altında toplanması ve herkesin hem devlet hem de üniversite hastanelerinden hizmet alması kesin olarak doğru bir yaklaşım ancak sonraki süreçte sağlıkta Dünya Bankası kaynaklı bir özel sektör deneyimi başladı; birçok özel sağlık kuruluşu mantar gibi çoğalmaya başladı ve sektörde kontrolsüz bir büyüme dönemi yaşandı. Üniversite hastanelerindeki katkı payları kaldırılırken vakıf üniversiteleri teşvik edildi. Sağlık sisteminde hatalar yapıldığını, üniversite hastanelerinin batma noktasına geldiğini daha önce biz dışarıdaki çeşitli yazılarımızda da Meclisteki görüşmelerde de dile getirdik. "Üniversite hastaneleri için acil önlem paketi de uygulamak zorundasınız, bunun yetmeyeceğini önümüzdeki dönem göreceğiz." demiştik.

İlk olarak üniversiteden ayrılmış olan öğretim elemanlarının geriye döndürülmesi esas olmalıdır, onlara bu imkânların sağlanması gerekir. Bu bağlamda, eskiden uygulanan makul bir fark sisteminin yeniden oluşturulmasını düşünmek gerekir.

Bir diğer taraftan, devlet, hem araştırmaya hem de asistan eğitimine ilave teşvikler vermek zorundadır.

Burada özellikle ifade etmek istediğim başka bir husus, Sayın Bakanım, biz, konut sektörüne daha fazla kaynak ayırmaya doğru gidiyoruz. Yapı kullanım izni ile inşaat ruhsatı arasındaki farkın, 2002 sonundan bu yana, 2017 yılı sonuna kadar yaklaşık 3 milyon olduğunu düşünürseniz, zaten bunun da yüzde 40'ının yaklaşık 3 büyük ilde olduğunu düşünürseniz, burada bir problem birikme alanı olduğunu görüyoruz. Nitekim, bu sektöre daha önceleri iki yılda bir, üç yılda bir düzenleme yaparken, altı aya, sonra üç aya, sonra iki aya, sonra ayda bire düşmeye başladı. Burada da bu sektörü dikkatle incelemek gerekirken, düzenleme gerekirken, bu sektörde belki daha hızlı maliyetleri düşürmeye çalışıyorsunuz ama hızla ileriye doğru koştuğunu, sıkıntıya doğru koşacak önlemler olduğunu burada ifade etmek istiyorum.

Şimdi, götürü usulde bir vergileme olayı bu kanun tasarısında ortaya çıkıyor. Siz, her ne kadar "Bunu İngiltere'de inceledik, bunu gördük." deseniz de bu, uygulanmadan önce, bize göre, bu konuda tez yazan bir arkadaşınız olarak şunu ifade etmek istiyorum: Bu Türkiye'yi otuz beş sene önceye doğru götürmenin bir neyidir? İşareti olarak söylemek lazım. İstisnalar azalmıyor.

Şimdi, yabancılardan KDV almama konusunda, şahsen özellikle sağlık sektörüyle de yakından ilgili biri olarak ifade etmek istiyorum. Burada, arkadaşlar, ısrarla buranın da vergilendirilmesi gerektiğini, sektörün zaten ucuz olduğunu, yabancıların tercih nedeni olduğunu ifade ediyor ama geçici de olsa bunu yapsanız ileride bunu düzenlemek gerekir diye düşünüyorum. Şu anda belki talebi Türkiye'ye yönlendirme açısından bu tür şeyler olabileceğini ifade etmek istiyorum ama bu konutla ilgili son zamanlardaki gelişmelerin tekrar üzerinde durmak istiyorum.

Bir diğer husus, siz bize bu KDV alacaklarının hangi gelir grupları itibarıyla -firmalar olarak veya şahıslar olarak- sayısal olarak nelerini verdiniz? Meblağları da verdiniz, firma sayılarını da verdiniz.

Tabii, burada bu olayı çok iyi değerlendirmekte yarar var diye düşünüyorum çünkü olaya buradan baktığımızda nereye, kimlere, nasıl birikmiş, bunun yorumlanmasının ileriye doğru tedbirlerin belirlenmesinde çok faydalı ve önemli olacağını ne yapmak istiyorum? Tekrar ifade etmek istiyorum.

Şimdi, Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; kabaca ifade etmek gerekirse tekrar, kanun tasarısı KDV sisteminin işleyişinde bazı aksaklıklara, ihtiyaç duyulan bazı yeni düzenlemeler getirmekle birlikte, KDV oranlarında bir değişiklik yapmamakta, mevcut sistemdeki bazı haksız istisna ve indirimlere çekidüzen getirmemekte -ayrıca, vergi adaletinin sağlanmaması, yerli girdi kullanımı, ekonomide katma değer üretimi, geniş yığınların vergi yükü altında ezdirilmemesi, vergiden vergi alınmaması yani KDV matrahının içinde ÖTV'nin bulunmaması, az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınması hususunda, vasıtalı vergilerin ağırlığının azaltılması hususunda bir düzenleme olmaması- KDV oranlarının adaletli ve satın alma gücüne, tüketim davranışlarına ve gelir gruplarının harcama davranışları gözetilerek adil bir şekilde belirlenmesi gibi hedeflere yaklaşılmasına maalesef imkân vermemekte.

Tasarının yukarıda ifade ettiğimiz, açıkladığımız hususların dikkate alınması hâlinde, ülke ihtiyaçlarının karşılanması noktasında daha etkin bir düzenleme olacağını tekrar ifade etmek istiyorum.

Hayırlı olması dileğiyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkan. (MHP sıralarından alkışlar)