Konu:İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş'ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması
Yasama Yılı:3
Birleşim:76
Tarih:22/03/2018


İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş'ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HASAN TURAN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; arkadaşımız kendi tezini savunurken benim söylediğim şeyleri tekrar saptırarak bir konuşma yaptı. Benim, Londra'da ve diğer yerlerde gazetecilerin uğradığı cezalara örnek verirken Batılı değerlendirme örgütlerinin, bu meslekle ilgili oluşturulmuş örgütlerin nasıl çifte standartlı olduklarını anlatmak için verdiğim bir örneği alıp getirip "Burada gazetecileri tehdit ediyorlar." diye örneklemesi akla ziyan bir şeydir. Buradan bu sonucun çıkartılmasını doğrusu garipsedim. İnsan zorlasa, bunun sınavına girse herhâlde bu sonucu çıkartamaz.

Değerli arkadaşlar, inanma ve düşünme hakkı kadar mülkiyet de Anayasal bir haktır. Bir gazete grubunun, yayın grubunun bir başkası tarafından satın alınmasını gelip burada siyasal bir ambalaj içerisinde sunmanın ve buradan iktidarı suçlamanın; yine, sosyal medya ve internet yayıncılığının anayasal bir kurum olan denetim organının gözetiminde bulunmasını sağlamanın özgürlüklere yasak ne tarafı var? Bugün, ülkemizde her çeşit, her düşüncede, her kanaatte yayın organı çıkıyor.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - İçeride, hepsi içeride.

HASAN TURAN (Devamla) - Ben de gazetecilikle uğraştım, gidersiniz ilgili birimlere başvurunuzu yaparsanız, gazeteyle ilgili müsaadenizi alırsınız çok kısa bir sürede, yayına başlarsınız. Kanaatlerinizi de alabildiğince sergilersiniz, düşüncelerinizi orada ortaya koyarsınız. Ancak, bugün görüyoruz ki ülkemiz çok yönlü bir emperyalist kuşatmayla karşı karşıya ve burada gazetecilik adı altında, gazetecilik kılıfında ülkemizin güvenliğini zaafa uğratacak müdahaleler ve kampanyalarla karşılaşmış olmasını görmüyor muyuz? Özellikle, 15 Temmuzdan sonra bu kampanyalarının arttığı da hiçbir şekilde gözümüzden kaçmıyor. Ben bunu ifade ediyorum. Terör örgütlerinden tutuklananların gazetecilik sıfatıyla takdim edilmesi doğru değil. Acaba gazetecilik yaptığı için mi gözaltına alındı yoksa başka bir suçtan dolayı mı gözaltına alındı?