Konu:Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:75
Tarih:21/03/2018


Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 6112 sayılı RTÜK Kanunu'nun 29'uncu maddesinden sonra gelmek üzere 29/A maddesini düzenleyen 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 84'üncü maddesi üzerine söz aldım. Daha doğru bir deyişle, internet üzerinden gelişen bağımsız ve alternatif iletişim kanallarına sansür ve engelleme kanunu getirme çabanız üzerine söz almış bulundum.

Torba kanun tasarısı içerisinde getirdiğiniz bu maddeyle gerçeklerin başına, internete çuval geçirmeyi amaçlıyorsunuz. Muhalif olarak gördüğünüz ve kendisine iletişim kanalı olarak daha özgür internet platformunu seçmiş başarılı gazete ve televizyoncuları susturmak istiyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, getirmeye çalıştığınız düzenlemeyle sadece internet üzerinden yayın yapanlara da RTÜK Kanunu'na göre lisans alma zorunluluğu getiriyorsunuz. İktidar, yüksek lisans bedelleriyle ve yüksek ceza uygulamalarıyla, ekonomik baskıyla muhalif sesleri yok etme, engelleme, sansür getirme amacında. Düzenlemenin gerekçesinde, internet üzerinden yayın yapanların lisans almadıkları için içerik denetiminden kaçındıkları, uluslararası sosyal medya şirketlerinin Türkiye'de ofis açmamaları, vergi ödememeleri, Netflix gibi platformların yayınları gerekçe olarak öne sürülüyor. Gelirleri tespit etme ve bunlardan vergi alma işi ne zamandan beri RTÜK'ün? Bu iş Maliye Bakanlığının işi değil mi de siz bunu gerekçe gösteriyorsunuz? İçerik denetlemesi için gösterilen gerekçeler Anayasa'nın "Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" başlıklı 26'ncı maddesine aykırı bir düzenleme.

Birleşmiş Milletler, 2016 yılında internete erişim hakkını temel bir insan hakkı olarak tanımladı. Birleşmiş Milletler, OHAL uygulamalarının temel insan haklarını ihlal ettiğini belirtiyor. Freedom House ise ülkemizi "sanal âlemde özgür olmayan ülkeler" kategorisine aldı. Dün de Avrupa Birliği kamuya açık alanlarda, ortak alanlarda ücretsiz internet altyapısı kurulması kararı aldı.

Dünya yapay zekâyı, sürücüsüz arabaları, Maker Hareketi'ni konuşurken, Elon Musk tüm dünyaya, Afrika'nın balta girmemiş ormanlarına uydudan internet sağlama projesini başlatmışken, Starlink uydularının ilkini uzaya göndermişken, siz interneti karartmaya çalışıyorsunuz. İktidarınız döneminde yaşadığımız Twitter, Facebook, Youtube'a erişimin yavaşlatılması ve engellenmesi, Wikipedia'nın on bir aydır kapalı olması, muhalif sitelerin içeriklerinin kaldırılması, "sendika.org" sitesinin 62 kez kapatılması, yasaklı site sayısının 100 bini geçmesi gibi ülkeye yaşattığınız deneyimler, bu konudaki kötü niyetinizi ortaya koymaktadır. "Twitter, mivitir, hepsinin kökünü kazıyacağız." diyen partili Cumhurbaşkanının ülkeye özgürlük getirmesini beklemiyoruz. (CHP sıralarından alkışlar) Gerçeğin, bilginin kökünü kazıyamayacaksınız. Unutmayın, gerçeğin gücü her şeyin üzerindedir ve bir gün, mutlaka galip gelecektir.

Doğan Medya'yı da havuza kattınız, neden hâlâ korkuyorsunuz? Ancak korkun çünkü milletin gözünü, kulaklarını sağır edemeyeceksiniz. Üçüncü havalimanı metro ihalesini sessizce 4 milyar 294 milyon liraya bir yandaşınıza verdiniz. Bunu halkın duymayacağını mı zannediyorsunuz?

RTÜK Yasası, kamusal mülkiyeti, doğa, hava, gökyüzü ve kara gibi ortamlardan yapılan iletilerin lisanslanmasını düzenliyor. Bunun gerekçesi, bant genişliğinin frekans tahsisi düzenlenmesi, karışıklığın önlenmesi ancak internet, derya; teknik bir kısıtlılık yok. Sizin belli frekansları düzenlemenize de gerek yok. Niye lisanslama zorunluluğu getiriyorsunuz?

İnternet teknolojisinde şirketler kiraladıkları hat üzerinden ileti sunuyorlar. Teknolojik sınır yok, olanaklar sürekli gelişiyor, internette kamusal mülkiyet yok, sadece bir firmaya ait frekans yok, dolayısıyla lisans vermeye de gerek yok. Lisans almadan yapılan yayınların engellenme ve içeriklerinin kaldırılması yetkisi ise sulh ceza hâkimlerine veriliyor. Üst kurulun isteğiyle sulh ceza hâkimi, yargılama yapmadan yirmi dört saat içerisinde yayını engelleyebiliyor, içeriği kaldırabiliyor. Bunun gibi birçok sorunu tartışmayıp "Yönetmeliklerle çözeceğiz." diyorsunuz. Amacınız, açıkça sansür. İfade özgürlüğü ihlali davalarından 3.409'undan sadece 53'ünün kararı çıktı son altı yılda, 3.356'sının hâlâ kararı çıkmadı. Türkiye İletişim Başkanlığının erişimi engelleme yetkisini Anayasa'ya aykırılıktan dolayı Anayasa Mahkemesi iptal etti, siz tekrar kelimelere takla attırıp aynı yasağı getirdiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ŞEKER (Devamla) - Siz yasaklar koydukça yeni alternatifleri geliştireceğiz. Dönem, Hitler dönemi değil; dönem, Goebbels dönemi değil. Başaramayacaksınız, gerçekleri yok edemeyeceksiniz. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)