Konu:Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:72
Tarih:15/03/2018


Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, yüzde 5 kararı olumludur ama elbette bizim taleplerimizi karşılayacak durumda değildir. Biz nişasta bazlı şeker üretiminin bu topraklardan tamamen çıkarılmasını istiyoruz; bu kadar açık, bu kadar net.

Ama iyi bir gelişme gibi görünse de bunun arkasında bazı şeyleri aramamız gerekir. Bir, bu yüzde 5 kota indiriminin gerekçesi, şeker fabrikalarının kapatılmasının, daha doğrusu özelleştirilmesinin ve tasfiye edilmesinin kolaylaştırılması için yapılmıştır. İkinci ve saklı olan, uzun süredir bu şeker piyasasına egemen olan yabancı şirketlerin ve nişasta bazlı şeker üreticilerinin aslında nişasta bazlı tatlandırıcıyı bu kotanın dışına çekme, bu şeker anlayışı, kimyası içerisinden çıkarıp başka bir alana sürükleme sürecidir. O yüzden yüzde 5 olumludur ama arkasını görmek gerekir. Bu, şeker fabrikalarını özelleştirmeniz için yeterli bir iyi niyet anlamına gelmez.

Buradan Erzincan'da, Erzurum'da, Kars'ta, Erciş'te, bugün Elâzığ'da, dün Muş'ta fabrikaları için direnen emekçileri, köylüleri, hiçbir siyaset, parti ayrımı yapmadan içinde bütün partilerden insanların olduğu tüm halkı ve bizim onurlu milletvekillerimizi selamlamak isterim. (CHP sıralarından alkışlar) Onlar Türkiye'nin vazgeçilmez unsuru olan temel üreticilerin, köylülerinin haklarını koruyorlar ama asıl yaptıkları şu: Şeker ittifakı yapıyorlar, koltuk ittifakı değil. "Şeker vatandır, vatan satılamaz." diyor değerli arkadaşlarımız orada. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, adını doğru koyalım, bu ülkede tarımda şu anda 106 bin civarında şeker pancarı üreticisi var; 350 bin kişiyi doğrudan ilgilendiren, 10 milyonu insanı etkileyen ama 80 milyonun sağlığını ilgilendiren bir şeker üretimi var. Türkiye'de şu anda 33 fabrika ortalama olarak 3 milyon 100 bin ton şeker üretme kapasitesine sahip. Peki, bunun karşısında nişasta bazlı üreticilerin kapasitesi ne kadardır? Sayın milletvekili burada söyledi ama nişasta bazlı üretim kapasitesini söylemedi. Yaklaşık olarak 1,5 milyon ton kurulu nişasta bazlı şeker üretim kapasitesi var, tatlandırıcı üretim kapasitesi var. Peki, bunlar ne yapıyorlar? Söylediler; C kotası yurt dışına ihracat, B kotası güvenlik için stokta tutulması gereken, A kotası ülkenin temel ihtiyacı. Şeker pancarının az üretilmesinin, fabrikaların rantabl çalıştırılmamasının ve şeker fabrikalarının dolaylı olarak zarara uğratılmasının temel nedeni kotalı üretimdir yani sıralı, açıkça, net bir şekilde engellenmiş üretim biçimidir. Ama şunu bilin: Eğer siz kotalı üretim yaptıysanız, fazla şeker pancarı üretiyorsanız o şeker pancarınızı fabrikaya yarı fiyatına... Yani bu yıl kaç kuruştu? 210 kuruştu şeker pancarının fiyatı ama kota fazlası üretim yaptıysanız onu 110 kuruşa, hatta 100 kuruşa sattınız yani çiftçiyi otomatikman, doğal olarak zarara uğrattınız.

Uzun zamandır şu söyleniyor -Cargill'in raporu da öyle- deniliyor ki: "Şeker fabrikaları zarar ediyor." Bakın, Cargill, sürekli aldatılan bir yapıyı aldatabilir ama bizi aldatamaz; şeker fabrikalarının zarar etme hikâyesi bir yalandır. (CHP sıralarından alkışlar) Ağrı, Samsun, Kırklareli, Bursa ve Balıkesir Susurluk Fabrikaları çeşitli nedenlerle, kimi dört yıl, kimi iki yıl, kimi bir yıl kapatıldı. Neden? Şeker fabrikalarındaki şeker pancarı fiyatlarının istikrarsızlığı nedeniyle. Tamamen yalandır. Yine Cargill diyor ki iktidara: "Gıda enflasyonunun nedeni Türkiye şekeridir yani şeker pancarıdır." Bilin ki tamamen yalandır. Fransa ve Almanya'nın şu anda piyasada sattıkları şeker ile bizim şeker fiyatlarımız aynıdır, fark şudur: Onlar şeker pancarı üretimini bizim 14 katımız kadar daha fazla destekliyorlar, hatta Fransa yıllık tükettiği şekerin tam 2 katını üretmektedir. Niye? Tunus'a satıyor, Irak'a satıyor, Suriye'ye satıyor yani satıyor, üretimden kısmıyor. Ama bizi terbiye etmek isteyen o üst akıl bize diyor ki: "Siz üretmeyin, biz size daha ucuz tatlandırıcı vereceğiz."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Bunu kabul etmiyoruz; bu, bu ülkenin topraklarına, bu ülkenin çiftçisine, bu ülkenin Hükûmetine ayar vermektir, dizayn etmektir. Elbette bunu kabul etmiyoruz. Yaşasın Türkiye üreticileri, yaşasın bu ülkenin gerçek sahipleri, yaşasın bu ülkenin toprakları.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)