Konu:Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:69
Tarih:12/03/2018


Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, "Mühürsüz oylarla seçim mi kazanacaksınız?" şeklinde Sayın Arslan'ın bir sorusu vardı. Değerli arkadaşlar, bu meseleyi, yine, bir kez daha ifade edelim ki kanun teklifimizde sandık kurulunun mühürlemediği, arkasında sandık kurulu mührü bulunmayan oy pusulaları geçersizdir ve bu ibare yine kanunun 101'inci maddesinde korunmaktadır ve devamında, bizim teklifimizde, yetkili seçim kurulları tarafından gönderilen ve Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu filigranı bulunan oy pusulalarının arkasının sandık kurullarının ihmaliyle mühürlenmemiş olması oy pusulalarını geçerli hâle getirmektedir. Aslolan mühürdür yani mührün vurulmaması, sandık kurulu tarafından mühürlenmemesi yönünde herhangi bir düzenleme getirilmemektedir, bunu bir kez daha sarahaten ifade etmek isterim.

Bu konuda aslolan, zaten milletin, anasının ak sütü kadar helal oylarıyla iktidara gelinir ve iktidardan ancak sandıkla gidilir ve bu iradeyle gelinir, bu iradeyle gidilir. Burada sandığa giden bir seçmenin oyunun sandık kurulundaki 7 kişinin ihmaliyle eğer mühürlenmemesi hâlinde o oyun geçersiz kılınmaması hususunda seçme hakkının yerine getirilmesi anlamında Anayasa'nın bir amir hükmünün kanuna dercedilmesidir ve bu konuda sandık kurulu eğer ihmal etmişse bu hususta Yüksek Seçim Kurulu gerekli suç duyurularında bulunmaktadır. Sandık kurulunun ihmali bir suçtur.

Bakınız, son uygulamada da, son halk oylaması sonrasında da 30 ilçe seçim kurulu 67 suç duyurusunda bulunmuştur. Niçin suç duyurusunda bulunmuştur? Sandık kurulunun mührü basmaması, oy pusulasının arkasını mühürlememesi bir suçtur ve bundan dolayı da seçim kurulu bu suçun cezai müeyyidesi için suç duyurusunda bulunmuştur.

Sanki hiçbir şekilde oy pusulaları mühürlenmesin, sandık kurulları mühür basmasın diye bir düzenleme getirmiyoruz. Her sandık kurulunda her partinin temsilcisi vardır. Herhâlde 5 siyasi partinin temsilcisi oturup da... Yani burada bizim partinin temsilcisi de var, MHP'nin de var, CHP'nin de var, diğer partilerin de var. Elbette, eğitilmiş, bilinçli ve siyasal katılımı, demokrasiyi önemseyen oradaki, sandık kurulundaki parti temsilcileri "Ya, arkadaş, şu pusulaları aldık, bu pusulaların arkasını da mühürlememiz lazım, bu bizim görevimizdir." diyecektir. Birisi unutsa diğeri hatırlatacaktır. Yani sanki kalkıp da biz mühür basılmasın diye bir kanun çıkarıyoruz gibi bir algının hiçbir şekilde bir geçerliliği yoktur, aslolan sandık kurulunun mührüdür. Ama sandık kurulu ihmali nedeniyle en ücra köşelerden bir demokrasi katılımı için oyunu kullanan bir kişinin oyunun heba olmaması adına bu, çok önemli bir düzenleme getirmektedir. Esasen bu düzenlemeden önce, 1984'ten beri Yüksek Seçim Kuruluna birçok partinin başvurusuyla, bizim parti de dâhil, her partinin başvurusuyla ve gerekçe olarak "Sandık kurulunun ihmali neden seçmenin oy tercihini ortadan kaldırsın, bu bir haksızlıktır." şeklindeki haklı başvurularla Yüksek Seçim Kurulu 1984'ten 16 Nisana kadar hep bu tercihi yapmıştır, bu şekilde içtihatta bulunmuştur. Dolayısıyla, bu konuda asla mühürsüzlük şeklinde bir irade yoktur, bilakis seçmenin iradesinin sandıktan çıkması hususunda bir irade vardır ve Yüksek Seçim Kurulunun filigranı vardır. 7 kişilik sandık kurulu huzurunda mühürlenmiş paket açılmakta, tek tek sayılmakta ve herkesin huzurunda, tüm siyasi partilerin denetiminde, müşahitlerin denetiminde açık, şeffaf bir şekilde bu oy pusulaları konulmaktadır. Dolayısıyla, asla ve asla burada mühürsüz bir seçim konusundaki iddiaları, bunu kabulümüz mümkün değildir, böyle bir şey kanun teklifimizde de asla yer almamaktadır.

Sayın Yarkadaş "Avukatlar tecritte, iddianame hazırlanmadı. Mağduriyetleri gidermek için adım atacak mısınız?" diye sordu. Eğer bir gün mesleğim sona erer savcı olursam cumhuriyet savcısı olarak açarım çünkü iddianameleri Türkiye'de cumhuriyet savcıları açar, Bakan olarak, yürütme olarak bizim öyle bir görevimiz yoktur; yargı bağımsızdır.

Sayın Balbay'ın "Yargıya güven ne kadar?" şeklinde bir sorusu söz konusu ve daha önceleri bizim yargıya güvenin azaldığına ilişkin ifadelerimizi de atfen söyledi. Değerli arkadaşlar, özellikle 17-25 Aralık yargı darbesi girişimiyle Türkiye'de yargı içerisine sızmış FETÖ terör örgütünün özellikle 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ayıklanmasıyla birlikte yargıya güvenin arttığını, özellikle o dönemlerde de bu FETÖ terör örgütünün ideolojik, yanlı, hatta örgüt liderini Mesih bile gösteren kararlarını darbe girişimi öncesi yaşadık ve her geçen gün yargıya güven artmaktadır. Bizler de hem TÜİK hem ilgili kuruluşlarla -avukatlarımıza, yargı mensuplarımıza ve vatandaşlarımıza- "Yargıya daha fazla güven için ne gibi adımlar atılması gerekir?" konusunda şu anda araştırmalar, kamuoyu araştırmaları, anketler de yapıyoruz. Hükûmetimiz her zaman olduğu gibi "Yargıya güveni daha fazla nasıl artırırız?" konusunu da hem kanun çalışmalarımız hem de avukatlık mesleği de dâhil olmak üzere sınav meselesinin tartışıldığı, noterliğin, noter yardımcılığının yine sınavla ve hukukçulardan seçilmesi ve dava dosyalarının, biliyorsunuz zorunlu arabuluculukla... Yine, Türkiye'de yargıya giden birtakım iş yükünün azaltılmasına yönelik reformlarımızı devam ettiriyoruz, bunları artırmaya devam edeceğiz.

Sayın Çakırözer'in "Bugün itibarıyla OHAL Komisyonu ne kadar karar verdi, başvuru ne kadar oldu ve kaç yıl sürecek?" şeklinde bir sorusu vardı. Değerli arkadaşlar, 230 personel, 80'i raportör, hâkim, uzman, müfettiş olmak üzere 350 bin evrakın tasnif, kayıt, arşivleme işlemi tamamlanmıştır ve 107.175'i kamu görevinden ihraç olmak üzere toplam 111.895 tedbir işlemi gerçekleşmiştir. Bugün itibarıyla komisyona yapılan başvuru sayısı 108.100'dür ve yine bugün itibarıyla 7.200'ü aşkın başvuru dosyası hakkında karar verilmiştir. Sonuçlanan dosya sayısı dikkate alındığında yine, 100.890 başvurunun da karara bağlanması beklenmektedir. Komisyon, 20'den fazla kurum ve kuruluştan temin ettiği bilgilerle başvuru dosyalarının her birini bireyselleştirerek incelemekte olup gerekçeli kararı yazmaktadır. Haftalık yaklaşık 700-800 civarında başvuru dosyasını karara bağlayacak noktaya gelmiştir ve bu hususta komisyon titizlikle, bağımsızca çalışmalarını devam ettirmektedir. Elbette şu ana kadar bir hazırlık çalışmasıydı ama bundan sonra içtihatlarla, kararlarla daha da olabildiğince komisyonun titizlikle...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Bakan lütfen.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - ...bir an evvel tamamlamasını bizler de bekliyoruz.

Sayın Akın, "Aynı zarfa cumhurbaşkanı, milletvekili pusulasının konmasının mantığı nedir?" Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz özellikle mahallî idareler seçiminde 1,5 milyon civarında oy bu nedenle geçersiz olmuştur, aynı zarfa konulduğu için farklı oy pusulası. Bu nedenle, seçmen iradesinin yansıması adına, demokratik katılım ve seçmenin oyunun yansıması adına, bir karışıklığa mahal vermemek adına yapılan bir tercihtir. Usul ekonomisi, seçim ekonomisi bakımından ve vatandaşın da oyunu rahatlıkla kullanması adına önemli bir düzenlemedir. Bunun başkaca bir manası bulunmamaktadır.

Sayın Bayraktutan akademik görüşleri eleştiriyor. Yine "Yüzde 10 seçim barajıyla ilgili görüşünüz nedir?"

Değerli arkadaşlar, elbette bu düzenlemelerle yine seçim barajı konusunda da farklı düşünceleri olan partiler...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Tamam, yazılı vereyim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Peki, teşekkür ederim Sayın Bakan.