Konu:Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:69
Tarih:12/03/2018


Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Gürer'in "Koalisyonu bitireceğiz." diyordunuz şeklindeki sorusu... Elbette, koalisyonu az önce de ifade etmeye çalıştık. Türkiye'de cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle koalisyon dönemi sona ermiştir. Seçim günü hükûmetin kurulacağı bir sisteme evrilmiştir 16 Nisan referandumu sonrasında. Bu nedenle, bugün Genel Kurulun huzurunda olan ve tartıştığımız mesele koalisyon değil siyasi partilerin ittifak yaparak seçimlere gitmesi ve bunun önündeki, yasak vardı, bu yasağın kaldırılmasına yönelik bir iradedir. Elbette, siyasi partiler bu konuda kendileri seçim öncesi bir siyasi mutabakatı hazırlayarak milletin önüne çıkacaklar ve milletin iradesi de hangi yönde tecelli ederse, sandıktan çıkarsa yine ona göre bir seçim sonucu ortaya çıkacaktır. Zaten bu, cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin de doğal bir sonucu olarak yine bir mutabakatı, bir araya gelmeyi, ortaklaşmayı öngören bir modeldir, bu modelin doğal bir sonucudur. Dolayısıyla bu hususta, koalisyon dönemleri bitmiştir ama bir ittifak anlamında, bir arada olma, birlikte ya da ortak müştereklerde buluşabilme anlamında bir imkânı getiren bir düzenleme bugün Genel Kurula sunulmuştur.

Yine mühürle ilgili hususta da değerli arkadaşlar, burada siyasi partilerin seçimlerde farklı hususlarda hep seçim günü itirazları olmuştu. En son -az önce de ifade etmeye çalıştım- 7 Haziran seçiminde... Sandık kurulu üyelerinin ihmalinden dolayı, sandık kurulu mührünün basılmamasından dolayı vatandaşlarımızın oyu heba olmaktaydı bazı yerlerde. Şimdi, burada, Yüksek Seçim Kurulu uygulamada, sandık kurulunun kendi hatasından kaynaklanan bir ihmalden dolayı bütün seçmenlerin ya da bir kişi bile olsa o oyu ortaya koyan, iradesini ortaya koyan kişinin oyunun haleldar olmaması için, bu hususta, oyun geçersiz olmamasına karar veriyordu. Bu hususla ilgili birçok siyasi partinin -CHP olsun, MHP olsun, HDP olsun- ortak olarak birçok yerde haklı itirazları vardı ve bu konu da kanundan doğan bir ihtiyaç, fiilî olarak ortaya çıkan bir ihtiyaçtan kaynaklı bir durumdur.

Bakın, kanunda yine bu hususla ilgili geçerli oyları ifade ederken, geçerli oylar hangileridir, bunları ifade ediyor; daha sonrasında da yine hangileri geçersiz olur? Yine, bu konuda, arkasında sandık kurulu mührü bulunmayan oylar geçersizdir ama sandık kurulunun ihmalinden dolayı, eğer bir ihmal söz konusuysa bunlar geçerli olacaktır.

Bakın, yine "Bütünlüğü bozulacak şekilde yırtılmış oy pusulaları geçersizdir ancak kazaen yırtılması, zarfların açılması esnasında yırtılması gibi..." diyor, hemen bir istisna var. Yani buradaki temel mantık, seçmen iradesini ortaya koyduktan sonra sandığa, sandık kurulunun bir ihmali nedeniyle verilen oy heba olmasın şeklinde... Kanunun ruhu da bu şekildedir.

Burada hepimiz biliyoruz ki oy pusulaları filigranlı bir şekildedir ve Yüksek Seçim Kurulunun filigranı vardır, ilçe seçim kurulunun mührü vardır. Dolayısıyla orada bütün partilerin de temsilcilerinin bulunduğu bir yerde eğer bir ihmal olursa bu ihmalden dolayı pazar günü demokrasi için oy kullanmaya gelen vatandaşlarımızın oyunun heba olmaması adına -uygulamadaki bir YSK kararının, yine yerleşik içtihadının da doğal bir sonucu ki demokrasinin de gereğidir- bu şekilde bir düzenleme yapılmıştır.

Burada yine mühürle ilgili, arkadaşlar -kanunun lafzında da var- dışarıdan herhangi bir şekilde oy pusulasının kabulü söz konusu değil. YSK'nin filigranı, ilçe seçim kurulunun mührü olacak ve sandık kurulunun ihmali nedeniyle olacak; dolayısıyla asla orada yolsuz bir işlem söz konusu değil, bunu ifade etmek isterim.

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Bu ülkede sorular çalındı Sayın Bakan, pusulaların çalınmayacağını nereden biliyorsunuz?

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Seyyar sandık görevlileriyle ilgili olarak "Seyyar sandık görevine de yine sosyal yardım görevlileri ya da sosyal yardımlaşma vakfından yetkililer mi katılacak?" şeklinde bir soru. Muhtemelen bakanlık kastedildi ya da vakıf kastedildi. "Bunlar mı görevli olacak?" Hayır. Burada görevli olanlar: Her siyasi partinin nasıl sandıklarda görevlisi varsa, yine, her siyasi partinin bu seyyar sandıklarda da sandık görevlisi olacak.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - 1 kişi için kaç kişi gidebilir Sayın Bakan?

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Siyasi parti denetiminde, gözetiminde yine bu seçimlerde sandık seçmenin yanına götürülecek ve her seçmene değil, yatağa bağımlı, oy kullanamayacak olan kişilere yönelik, seçmenlere yönelik bir düzenleme söz konusu. Sayın Arslan'ın sorusu da benzerdi, bu vesileyle ifade etmiş oldum ortak bir şekilde.

Sayın Demirtaş'ın "Kamu kurumu niteliğindeki kurumlarda 'Türkiye' 'Türk' ifadelerinden rahatsız mısınız da bu şekilde düzenleme yapıyorsunuz?" sorusu. Hayır, biz "Türkiye" "Türk" ibarelerinden asla rahatsız olmayız, bundan gurur duyarız ama bugün Mehmetçik'imiz, Türk askerimiz teröristlere karşı mücadele ederken eğer o teröristlerin yanında ve Mehmetçik'in karşısında açıklama yapan birileri varsa elbette o "Türk" ifadesi de tartışmaya açılacaktır. Burada, asla "Türk" "Türkiye" ibareleriyle ilgili bir düzenlemeden vazgeçilmesi değil, bunun disipline edilmesi anlamında bir düzenleme var.

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) - Barolar Birliğinin bu yönde bir açıklamasını duymadık Sayın Bakan. Barolar Birliğinin böyle bir açıklaması yok Sayın Bakanım.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Sayın Demirtaş, bu konularla ilgili genel bir düzenleme kamuoyuyla paylaşılacak aşamada olduğunda Hükûmetimiz de bunları değerlendirecektir. Elbette orada da tüm partilerimizin ve kamuoyunun önerilerini alacağız. Şu anda "Şu şekilde somutlaşmıştır." ya da "Şu kurumlarda..." şeklinde bir şey ifade etmek bugün itibarıyla mümkün değil.

Sayın Tanal'ın "Seçime OHAL döneminde mi gidilecek?" şeklinde bir sorusu var. Elbette, OHAL'le ilgili Anayasa 119'da, 120'de, devamındaki maddelerde ne şekilde karar alınacağı düzenlenmiştir. Bu, anayasal bir yoldur, olağanüstü yönetim biçimidir. Bu, usullerine göre, yine Millî Güvenlik Kurulu tavsiyesiyle, Bakanlar Kurulu kararıyla ve yüce Meclisin onayıyla tasvip edilirse elbette gündeme gelecektir. Bu konudaki takdir yine, elbette yüce Meclisimizin olacaktır nihai olarak ama şunu ifade etmek lazım: Anayasa referandumunda ve Avrupa'nın birçok ülkesinde, yine OHAL döneminde de seçimler olabilmiştir. Önemli olan yine bu konuda seçimlerin demokratik katılımla, özgür ve seçim hukukuna uygun şekilde gerçekleşmesidir.

"Avrupa'daki ittifak örneklerinde -barajı geçmeyen partiler- her parti barajı geçmek zorunda, aksi takdirde ittifak yapamaz." şeklinde bir soru tevcih edilmiştir. Az önce de gösterildi, oradaki usul Türkiye'deki, bizim bugün getirmiş olduğumuz tekliften farklı. Bizim teklifte, ittifak partileri yine kendi içerisinde, ittifak unvanının altında bir arada oluyorlar. Her ittifak partisi bu şekliyle, yine kendi unvanıyla, kendi logosuyla, amblemiyle seçime girebilmekte ama orada bir parti gibi giriyor ve dolayısıyla, o partilerin de bir bütün olarak yine barajı geçmesi söz konusu. Ama diyelim ki öyle bir farklılık olsa bile bu, Türkiye'ye özgü. Yani orada da partiler ayrı ayrı girmiyor. Biz burada oturmuşuz, Türk parlamenterler olarak bir teklif üzerinde çalışmışız. "Sui generis", kendimize, kendi ihtiyaçlarımıza göre, Türkiye'deki pratiğe göre, ihtiyaca göre yapılmıştır. Elbette ayrı ayrı da olabilir, bir de olabilir ama bir olmasının ayrı mahzurlarını az önce anlatmaya çalıştım. Her partinin kendi tüzel kişiliğiyle, kendi amblemiyle girmesi Türkiye siyasetine ve geleneğine daha uygundur diye böyle bir model uygun görüldü. Parlamentomuzun uygun görmesiyle de böyle bir değerlendirme yapılabilir. Farklı uygulamalar da var; ittifak partileri bir araya gelince, işte, iki parti olunca baraj daha yukarıya çıkıyor, üç parti olunca... Her ülkenin -bu uygulama çok yaygın da değil- farklı örnekleri var. Türkiye'nin bu tecrübesi de yine, dünya demokrasisine elbette önemli bir katkı sağlayacaktır.

Anayasa Mahkemesinin kararlarına yerel mahkemelerin uymamasına yönelik düşüncelerimiz... Sayın Çakırözer'in sorusu var. Elbette, Anayasa'ya göre, Anayasa Mahkemesinin kararları bağlayıcıdır ve Anayasa Mahkemesinin kararlarına mahkemeler uyacaktır, uymalıdır. Burada bir ihlalle ilgili konuda nasıl bu karara uyulacağı da yerel mahkemece takdir edilecektir. Takdir edersiniz ki yerel mahkeme kendi dosyasına göre, son tartışılan konuyla ilgili de bir değerlendirme yapmıştır ve yine, Anayasa Mahkemesine bu konuyla ilgili, uygulamamasına yönelik bir müracaat vardır. Elbette, bu süreçle ilgili hukuki süreçler değerlendirilecek ama genel ilkeler böyle. Mahkeme de ihlalle ilgili nasıl karar verecek? Kendi dosyasına göre değerlendirmesini yapıyor ama bireysel başvuruyu getiren de AK PARTİ Hükûmeti, bu reformun da elbette en güzel şekilde uygulamasını yakinen takip edeceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Bakanım, bitti mi, ek süre vereyim mi?

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Yazılı da verebilirim.

BAŞKAN - Bir dakika ek süre vereyim size isterseniz, toparlayın.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Anjiyo olan bir...

UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) - Şahin Alpay.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Kim?

BAŞKAN - Şahin Alpay.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Ailesi ve avukatıyla yapacağı görüşler nedeniyle dilekçe vererek planlanan 28 hastaneye sevk işlemine gitmediği; 2 Ocak 2018, 5 Ocak 2018 tarihlerinde Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesi, Prof. Dr. Necmi Ayanoğlu ve Silivri Ceza İnfaz Kurumu Devlet Hastanelerinde anjiyo işlemi, MR çekimi, psikiyatri, dâhiliye polikliniklerine sevk işleminin yapıldığı; 12 Ocak 2018, 22 Ocak 2018 tarihlerinde planlanan hastane sevklerine dilekçe vererek kendi isteğiyle gitmediği yönünde uzun bir bilgi notu da var, ben size de ifade edeyim. Elbette, bu konuyla ilgili -sağlık- mutlaka, onlar devletin hukukuna emanettir, burada hassas olmak gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Bir dakika daha ek süre vereyim size.

Buyurun.

UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) - Sayın Bakan, operasyon öncesi kelepçeyle bekletilme...

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Bu hususta elbette farklı bir durum varsa -ben notu da veririm Sayın Çakırözer- gereken ne varsa yasal anlamda, mevzuat anlamında, o hususta titizlikle kamu görevlilerimiz de bizler de takipçisi olacağız.

"Tutuklu olan herkes sizin gözünüzde suçlu mu?" Elbette, tutukluluk hiçbir şekilde bir mahkûmiyetle, kesin hükümle sonuçlanmadığı için tutuklamayla ilgili, tutuklanan kişiyle ilgili, yargılaması devam eden biriyle ilgili böyle bir şeyi söyleyemeyiz çünkü beraatizimmet asıldır, masumiyet karinesi vardır; asla öyle bir ifade kullanamayız ve bir kişinin suçlu olup olmadığının kararını verecek olan da mahkemelerdir. Dolayısıyla bizim bu konuda bir yürütme organı olarak -ya da herhangi bir vatandaş da bunu diyemez- öyle bir düşüncemiz asla söz konusu olamaz.

BAŞKAN - Sayın Bakan, toparlar mısınız lütfen.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Tamam.

Ben teşekkür ediyorum.

"Sandıkların birleştirilmesiyle ilgili kim karar verecek?" Yüksek Seçim Kurulu karar verecek ve hangi sandıkların birleşeceğine ilişkin, Yüksek Seçim Kurulu, valiliğin müracaatı ya da diğer hususlarla tüm ilgili değerlendirmeleri objektif bir şekilde yapacaktır.

"İhbar üzerine kolluk sandık mahalline gelecek, bu tehdit oluşturur mu?" Bu hususta şahsen müracaat söz konusu ve sandık kurulu kolluğu geri gönderme, görevi bittiğinde, işi bittiğinde geri gönderme, mahallinden gönderme anlamında yetkilidir. Dolayısıyla bu konularda asla bir suistimal olmayacağı gibi varsa seçim güvenliğine ilişkin bir tehlike onu ortadan kaldırmaya matuftur.

Diğer soruları da yazılı olarak arz ederim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.