Konu:Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:66
Tarih:06/03/2018


Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; (1/914) esas numaralı, 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı'nın geneli üzerine Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini arz etmek üzere söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu tasarı bize göre önemli bir tasarı. Öncelikle, emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Tasarı üzerinde görüşlerimize geçmeden önce, her zamanki gibi, bugün hangi koşullarda bu tasarıyı görüşüyoruz, buna bakmakta fayda görüyorum.

Türkiye ekonomisinin zorluklara ve belirsizliklere rağmen direnç gösterebilen bir ekonomi olduğunu söyleyebiliriz. Çevremizdeki bu kadar olumsuz gelişmelere rağmen reel faizin sıfır; dış ticaretin, cari açığın çok sıkıntılı olduğu bir dönemde kamu dengesindeki, dış finansmandaki problemlerin bıçak sırtında olduğunu da söylememiz mümkün. Ekonomiden kaynaklanmayan zorluklar ve belirsizlikler de var. Bir süredir Hükûmet, yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik birtakım yatırımlara, teşviklere ilişkin çaba içinde. 26 maddelik bir tasarı geçti, 97 maddelik şimdi görüşüyoruz; sanıyorum 66,67 maddelik ticaret, borçlar, icra ve iflası ilgilendiren hususları görüştük. Yukarıda, Komisyonda da önümüzdeki günlerde katma değer vergisine ilişkin bir tasarı daha var, onu da görüşeceğiz.

Şimdi, bütün bunları yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik birtakım girişimler olarak söylemek mümkün. Ancak, içinde bulunduğumuz ortamın siyasi, sosyal, ekonomik anlamda bu işlerin ne kadar uygulanabilir olduğu hususunda da bizleri düşünmeye sevk etmesi lazım.

Bir diğer husus, çözüm bulmamız gereken önemli konular var, önemli sorunlar var. Büyümenin şimdilik sürdürülmekte olduğunu, dördüncü çeyreğe ilişkin olumlu beklentileri koruduğunu -öncü göstergelere baktığınızda birtakım müspet şeyler- söylemeniz mümkün olabilir diye düşünebilirsiniz. KGF'yle büyüme sürdürülebilir mi, bunu da düşünmemiz lazım. Kredilerin yüzde 20 arttığı bir dönemde bunların esnafı rahatlattığını ama ekonomide nelere mal olduğunu da düşünmek gerekiyor. Bunları objektif değerlendirmekte yarar var.

Şimdi, bankacılık sektörünün önemli bir miktarının, bütün ticari kredilerinin beşte 1'ini bu yolla kullandırıyorsunuz, bu çerçevede kullanılıyor. Kısa bir süre içinde böyle bir işlemin operasyonunu gerçekleştirmek kolay değil ama neticelerine de iyi bakmamız lazım. Piyasada ödemeler dengesi açısından sıkıntılar var, sıkışmalar var. Kendi hâline bırakılmış olsa sorunlu krediler anlamında bozulmalara neden olabilecek bir tabloyla karşı karşıya da kalabiliriz. Biz dünyada bunun örneklerini, aşırı, fahiş örneklerini kriz esnasında gördük.

Şimdi, önümüzdeki dönemde artık önemli olan, büyümenin ekonominin asıl aktörleri tarafından devralınmasıdır yani üretimin, ihracatın, yerli girdi ve teknoloji üretiminin önünün açılması lazım. Ekonomide temel göstergelerde bazı hastalıklı sinyaller var. Ekonomide gerçekten bir enfeksiyon da var, atamıyoruz. Bu kış geçirdiğimiz gibi grip gerçekten herkesi kastı kavurdu, yatak yastık herkes sıkıntı içinde, bir de tekrarlıyor. Siz "Kredi Garanti Fonu'yla bu işi çözeriz." diye düşündünüz ama bu sene aynı şeyi ne yapıyorsunuz? Tekrarlamak mecburiyetindesiniz. Bünyeye yapıştı mı grip gibi zayıflatıyor, hep ateş düşürücü veriyorsunuz; hastalık semptomları ortadan kalkmıyor, ona yönelik bir şey yapmıyorsunuz, vücudu güçlendirmiyorsunuz. Dolayısıyla bu, sık sık tekrarlanıyor ve geçmiyor. Bu sıkıntının teşhisini koymak lazım.

Enflasyon yükselme eğiliminde, 2017 yılı sonunda yüzde 12 civarında. Ocak ayında baz etkisiyle geriledi ancak şubatta yine beklentilerin üzerinde artış var. Çekirdek enflasyon TÜFE şubatta yüzde 11,98 yani yüzde 12, tüketici fiyat artışları devam ediyor; üretici fiyatları yüzde 15,5 düzeyinde. Bu, enflasyonun kısa vadede hız kesmeyeceğini gösteriyor, ayrıca ithalatın faturasının da enflasyona yansıdığını gösteriyor. Üçüncü çeyrekteki yüksek büyüme işsizlik rakamlarına yansıdı ancak orada manzara hâlâ vahim; işsizlik oranı yüzde 10,3; tarım dışı işsizlik yüzde 12,2; genç nüfusta yüzde 19; ne istihdamda ne eğitimde olanlar yüzde 22,9.

İthalat ve dış ticaret açığı hızla büyüyor, cari açığı da büyütüyor. İhracat artışına seviniyoruz ancak ihracat artıyor ama ihracat artarken ithalat da artıyor, üstelik ithalat ihracattan daha hızlı artıyor. İthalatın ihracattan daha hızlı artması sonucu dış ticaret açığı da fevkalade yüksek bir hızla büyüyor. Cari açığımız da büyüyor. 2018 yılının ilk iki ayında ihracatımız yüzde 10 civarında artarken ithalatımız yüzde 28 civarına yükseldi. İhracat geliri 25,6 milyar dolar, ithalat gideri 40,4 milyar dolar; arasındaki fark yani dış ticaret açığı 14,8 milyar dolar. Geçen yıl, aynı dönemde bu 8 milyar dolardı. Dış ticaret açığındaki artış yüzde olarak baktığınız zaman yüzde 83,4. Gümrük ve Ticaret Bakanlığının açıklamalarına göre şubattan geriye on iki aylık dış ticaret açığı 83,5 milyar dolar. Dış ticaret açığı 2017 yılının üzerinde, maalesef, büyümeye devam ediyor. Geçen yılın ilk ayında ihracat geliri ithalat faturasının yaklaşık yüzde 75'ini karşılayabiliyordu, bu yılın ilk ayında ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 64'lere kadar geriledi. Cari açık buna paralel olarak artıyor. Cari açığın yurt içi hasıla içinde yüzde 3'e indirilmesi hedeflenmişken 2017 yılı sonu itibarıyla bu, yurt içi hasılanın yüzde 5,5'una kadar yükseldi. 2015 yılında dış ticaret açığı 63 milyar dolar, 2016'da 56 milyar dolar, 2017'de 76,7 milyar dolar. Tabii, cari açık da 2015'te 32'ye, 2016'da 33'e, 2017 yılında da 47,1'e yükseliyor milyar dolar olarak.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bizim Türkiye olarak üretim yapımızı değiştirme zorunluluğumuz var, tarım ve sanayi üretiminde ithal girdi bağımlılığını azaltma mecburiyetimiz var. Bunu yapmak için teşvik sisteminden vergi sistemine değişiklik yapmak gerekiyor. Bakınız, yeni beş yıllık kalkınma planı hazırlıkları başladı, plan 2019-2023 yıllarını kapsayacak; Bakan çağırdı, biz, maalesef, orada muhalefet ve iktidar milletvekilleri olarak hazırlıkların ne olduğu konusunda bir bilgiye de sahip olamadık. Türkiye Büyük Millet Meclisi onayından sonra 2023 yılına kadar devam edecek bir plan çalışması, buradan geçecek ama biz bugün, 2023 yılı için koyduğumuz hedeflere ulaşmaktan çok daha uzağız. Dolayısıyla, ne yapmamız lazım? Geçmişte ne yaptığımızı ileriye yönelik önümüze koyup düşünmemiz lazım. Teknoloji yoğun sanayilere, katma değerli üretime ve yerli girdi kullanımına destek olacak üretim modeli belirlemek, bunun tedbirlerini şimdiden almak zorundayız.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi olarak daha önceki torba kanun düzenlemeleri konusunda ifade etmiş olduğumuz usul yönünden eleştirilerimiz, bu kanun tasarısı için de geçerlidir. Son yıllarda sıklıkla getirilen torba yasaların, yasama faaliyetlerinin düzensiz ve eksik bir yapıda yürütülmesine neden olduğu bir vakıadır. Bu, Türkiye'nin, bu Parlamentonun gerçeğidir demeniz mümkün değil. Sayın Mehmet Şimşek ilk torba yasayla Bakan olduğunda karşılaştığında, bir daha böyle bir şeyin Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmeyeceğini söylemişti ama Hükûmet açısından söylemişti, Hükûmet adına söylemişti. Şimdi, esasen ekonomiyle ilgili ve ihtiyaç olan sınırlı sayıda ivedilik arz eden düzenlemelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kendi ihtisas komisyonlarında ele alınarak gerekli teknik değerlendirmelerin yapılması koşuluyla bir kanunda birleştirilmesi makul karşılanabilir. Ancak çok farklı konularda ivedilik arz etmeyen birçok hususun elzem olan kanun değişikliklerinin arasında dercedilmesinin pek çok eksiklik ve sakıncaları beraberinde getireceği izahtan varestedir.

Komisyon görüşmeleri sırasında verilen bilgilerden, tasarının bütçeye maliyetinin yaklaşık 17 milyar TL'yi bulması bekleniyor. Bu meblağ, 2018 yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu'nda öngörülen toplam 66 milyar TL bütçe açığının yaklaşık yüzde 21'ini teşkil ediyor. Dolayısıyla bu kaynağın doğru harcanması, bu düzenlemenin ekonominin ihtiyaçlarına cevap verecek bir düzenleme olması elzem. Dolayısıyla Komisyon görüşmelerinde bazı maddelere ilişkin çekincelerimizi bu zaviyeden izah ettik. Kanun tasarılarının eksikliklerinin giderilmesi, işlevsel ve hakkaniyetli bir yapıya kavuşturulması için gerekli değişikliklerin yapılması noktasında katkı da verdik. Burada maddeler itibarıyla bazı çekincelerimizi görüşmelerimiz sırasında dile getireceğiz. Ancak maalesef kanun tasarısında yer almasında fayda gördüğümüz bazı öncelikli hususların önergelerle tasarıya eklenmesi taleplerimiz Komisyonda olumlu karşılık bulmadı.

Aşağıdaki konulardan bazılarının ülkemizin içinde bulunduğu ortam itibarıyla aciliyet kesbettiği ve Genel Kurul görüşmelerinde ele alınıp tasarı metnine eklenmesinin gerektiği de değerlendirilmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisinde geçen yıl kasım ayında kabul edilen 7061 sayılı Kanun'la gazilerimizin, hizmetli unvanlı kadro ve pozisyonlar yerine memur unvanlı kadro ve pozisyonlara atanmaları için yapılacak düzenlemenin bu tasarıya eklenmesi gerekmekteydi Sayın Bakan. Şehit ve gazilerimizin anne ve babalarına bağlanan aylığın her biri için asgari ücretin net tutarından az olmamak üzere artırılması, şehit yetimlerinin hepsine de kamuda iş hakkı verilmesi, gazilere 3600 günde emekli olabilme tanınması, ordu ve polis vazife malulü gazilerin aylıklarının iyileştirilmesine ilişkin düzenlemeler tasarı metnine eklenmeliydi. Muharip gazilerin sosyal güvencesi olsun olmasın hepsine aynı tutarda şeref aylığı ödenmesi, kendilerine madalya için para istenme ayıbının ortadan kaldırılmasını sağlayacak düzenlemeler de dikkate alınmalıydı.

Bunları niçin söylüyorum Sayın Bakanım? Tasarının daha 1'inci maddesinin gerekçesini ne sizin Komisyonda anlatımlarınızdan ne buna ilave olarak ilgili bakanlığın oradaki izahatından henüz bir şey anlamış değiliz. Dolayısıyla böyle çok az bir insana bu tür ekstra, ilave -ne yapılması- yardımcı olunması bir taraftan sağlanırken bizim söylediklerimiz özellikle Afrin'de bugünlerde mücadele eden kardeşlerimiz açısından da çok olumlu bir gelişme olurdu diye düşünüyoruz ve bunu kamuoyu gündemine getirmeye de devam edeceğiz.

Sayın Bakanım, özellikle söylemek istediğim bir husus var. Elimde 21 Şubat 2018 Çarşamba günkü Resmî Gazete var. Şimdi, burada yatırımlara bakıyorum, 1 milyar liranın üzerinde bir tane yatırım var, şehir hastaneleriyle ilgili yatırım. Doğru dürüst yatırım geliyor mu gelmiyor mu bunu bir incelememiz lazım, bakmamız lazım. Şimdi, bunun toplamına baktığınız zaman, o ay 80 milyarlık teşvikli yatırım gelmiş, bunun ancak yüzde 10'u ithal makine teçhizatla ilgili. Burada, 532 belgede 1 milyarın üzerinde, biraz önce söyledim, şehir hastaneleriyle ilgili bir tek yatırım var, onun dışında -benim şahsen- sizin "stratejik yatırım" dediğiniz, "büyük yatırım" dediğiniz hususlardan hiç yok. Bunlara bakıyorsunuz, 100 milyarın üstünde, önemli ölçüde bir yatırım girişi yok.

Dolayısıyla, özellikle iktidar partisine mensup arkadaşların gazetelerde, ihracat ve yatırımla ilgili boy boy demeç verdiğiniz gazetelerde tenkitlerini de görüyoruz. Bu teşviklerle ilgili, özellikle yatırım teşvikleriyle ilgili hususları, bu konuları maalesef özellikle iş adamlarının ve şirketlerin yeteri kadar anlamadığını, anlamakta güçlük çektiklerini ifade ediyorlar. Gerçekten, ben bir haftadır bu hususa biraz eğildim, çok karmaşık ve insanların bunu anlamakta güçlük çekeceği kanaatindeyim. Siz, her ne kadar teknik olarak birtakım insanların burada istihdam edilmesi gerektiğini düşünüyor olsanız bile, bunun zorunlu olduğuna ben de inanıyorum ama -onun idrakinde olmak bile önemli bir şey- bunun zor olduğunu görüyoruz.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu, başlangıçta 82 madde olarak Komisyona geldi, Komisyonda ilavelerle madde sayısı 96'ya ulaştı. Tasarının Komisyon görüşmeleri sırasında 19 madde iktidar partisi önergeleriyle değiştirildi. Farklı toplum kesimlerini ilgilendiriyor, pek çok konuda düzenleme yapılıyor. Bunlar arasında tek hazine hesabı, Özelleştirme Kanunu'nda önerilen değişiklikler, Şeker Kanunu ve futbol kulüplerinin transferde ödedikleri gelir vergisinin amatör branşlara harcanmak üzere kulüplere iade edilmesi -ki bunun kabul edilebilir bir tarafı bizce yok- özelleştirme kanununda değişiklik yapılması gibi bazı maddeler komisyonda ve kamuoyunda gerçekten yoğun tartışmalara yol açtı.

Tasarıda yer alan bazı maddelerle ilgili olarak görüşlerimizi ifade etmek gerekirse -biraz önce söyledim- 1'inci maddenin, Pasaport Kanunu'nda yapılan değişikliğin uygun olmadığını bir kez daha ifade etmek istiyorum. Bunun neden getirildiğini henüz, hâlâ anlamış değilim. 1.700 kişiden bahsediliyor, tek tek çıkarken de biz takipçisi olalım bunun. Nedir, kimin için getiriliyor, neden getiriliyor, niye oldu; buna bir bakmamız lazım. Bu adrese teslim bir şey mi? Bizim önerdiğimiz, şehit ve gazi yakınları için önergeler bir tarafa bırakılıp bu tür, adrese teslim bir madde olarak düşünebileceğimiz şeyin buradan çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz.

Kanun tasarısının 6'ncı maddesinde asgari ücretin vergi dilimi değişiklerinden etkilenmemesini sağlamak amacıyla yapılan düzenlemeyi doğru bulmakla birlikte, burada getirilen, ocak ayında ödenen net ücretin altında kalmaması kriteri asgari ücretlinin yıl içinde enflasyon karşısında gelirlerinin erimesine engel olmamaktadır. Dolayısıyla, bu hesaplama yapılırken asgari ücretliyi aynı zamanda enflasyona ezdirmeyecek bir düzenlemenin yapılması lazım. 31'inci maddeyle Bakanlar Kuruluna verilen, KDV istisnası uygulanacak ürünleri belirleme yetkisinin yerli makine ve teçhizat üreticilerinin çekinceleri dikkate alınarak ve sektör temsilcileriyle koordineli olacak bir şekilde ithal makine talebini artırmayacak, yerli ürünlerin ithal rakipleri arasındaki rekabeti bozmayacak şekilde düzenlenmesinin önem arz ettiğini belirtmek istiyoruz.

İşsizlik Fonu'nun amacı dışında kullanılmaması lazım. Burada bazı vakıflara vereceğiniz malları kanunla veriyorsunuz, bir gecede bir önergeyle 20 mal ilave ediliyor. Bu, bir gecede nasıl tespit ediliyor, ona da çok hayret ediyorum. Bu, bunların hakkıysa niye aldınız, hakkı değilse niye veriyorsunuz? Bunun üzerinde de iyi düşünmek lazım.

Ben genel anlamıyla tasarıyı destekleyeceğimizi ifade ediyorum, bazı çekincelerimizi de dikkate sunacağız.

Bu vesileyle tasarının hayırlı olması dileğiyle yüce heyete saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkan. (MHP sıralarından alkışlar)