Konu:İcra ve İflâs Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:64
Tarih:27/02/2018


İcra ve İflâs Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA NECATİ YILMAZ (Ankara) - Sayın Başkan, Sayın Divan, sayın milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla İcra ve İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında işbu Kanun Tasarısı üzerinde partim adına söz almış bulunuyorum.

Bu tasarıyla birçok kanunda değişiklik yapılmaktadır. Bunlardan bazıları yerinde düzenlemeler olmakla beraber bir kısmı da yeni sorun alanlarına dönüşeceklerinin işaretini vermektedir. Tasarının başlığında "Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla İcra ve İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması"nın amaçlandığı belirtilmektedir. Ancak tasarı metninde yatırım ortamının iyileştirilmesinden ziyade ekonomik sıkıntı içine girmiş ticari işletmelerin iflastan kurtarılması amacıyla hukuki düzenlemeler yapıldığı görülmektedir. Özellikle iflastan kurtarma ve ticari sıkıntı içindeki işletmeleri yeniden ayağa kaldırma amacıyla 2004 yılında İcra ve İflas Kanunu'nda yapılan düzenlemelerle sıklıkla kullanılabilecek bir yol hâline getirilen iflasın ertelenmesi kurumu yasa metninden çıkarılmaktadır. Bunun yerine iflasın ertelenmesine ilişkin hükümlerin bir kısmı konkordato yolu içine taşınarak konkordatoya işlerlik kazandırılması amaçlanmaktadır. Mevcut uygulamada yaşanan sıkıntılar ve istismarlarla iflasın ertelenmesi kurumunun kendisinden beklenen amaca uygun kullanılmadığı ve beklenen sonuçları sağlamadığı hepimiz tarafından açıklıkla bilinmektedir.

Sayın milletvekilleri, mevcut hâli ve işleyişiyle iflasın ertelenmesinin bir çözüm yolu olmaktan çıkıp bir sorun alanına dönüştüğü bilinen bir gerçektir. Bu anlamda, bu kurumun mevcut işleyişinden vazgeçilmiş olması kaçınılmazdı. Yaşanan sorunları gören ve bu amaçla konkordato kurumunu işler hâle getirmeyi amaçlayan düzenlemeye temel anlayış olarak karşı değiliz ancak yapılan düzenlemeyle ekonomik sıkıntı içindeki ticari işletmelerin ayakta tutulması, ekonomik hayata kazandırılması, ülkenin üretim ve istihdam kapasitesinin büyütülmesi, bu işletmelerin alacaklılarının alacaklarına kavuşması ve ticari ilişkilerin zarar görmemesi, hukuki süreçlerin çözüm alanı olmaktan çıkartılıp istismar alanına dönüştürülmesinin engellenmesi elbette ki partimiz tarafından desteklenen tercihlerdir. Dolayısıyla, bu düzenlemenin her hükmünde bu temel tercihlerin esas alınması ve gözetilmesi gerekirdi.

Sayın milletvekilleri, bunun yanı sıra, işletmenin ekonomik sıkıntı içine girmesinden sonra o işletmeyi yeniden ayağa kaldırmak ve hatta ondan daha da önemlisi işletmenin bu sıkıntılı ortama girmesini engelleyecek tedbirlerin alınması ve uygun ticari ortamın yaratılması da bu Meclisin görevleri arasında olmalıdır.

Sayın milletvekilleri, bu konuda on beş yıllık iktidarı döneminde Hükûmetin özenli ve sorumlu davrandığını söylemek maalesef mümkün değildir. Bu süreçte açılan yeni ticari işletmelerle Türkiye ticari işletmeler mezarlığına dönüşmüştür. Üretim ve istihdamın artırılması, ülke gelirinin adaletli paylaşılmasından öte servetin belli bir zümrenin elinde toplanması ve tekelleşmesi, üretici güçlerden ziyade faiz lobilerini besleyen ekonomik işleyiş AKP iktidarının on beş yıllık temel karakteri olarak belirginlik kazanmıştır. Bu gerçeklik bizzat ülkenin Cumhurbaşkanının ağzından "Biz faiz lobisine mi çalışacağız?" sözleriyle öz eleştiri olarak ifade bulmuştur.

Ayrıca iflasın ertelenmesi kurumunun yozlaşması ve çürümesinde, çözüm yolu olmaktan çıkıp sorun alanına dönüşmesinde ülkemizdeki hukuk sisteminde yıllardır yaşanan yozlaşma ve çürümenin büyük bir etkisi olduğu göz ardı edilmemelidir. Yargıya güvenin tarihimizde ve uluslararası örneklerde görülmedik şekilde aşağılara indiği, bağımsız, tarafsız, liyakati esas alan, yurttaşına güven veren niteliklerden uzaklaşıp siyasi erkin ve hukuk dışı güçlerin etki sahasına dönüşen yargısal işleyiş içerisinde hukuki süreçlerden adil ve çözümcül sonuçlar beklemek safiyaneliktir.

Sayın milletvekilleri, bu nedenle, hukukun işleyişindeki temel gereklilikler sağlanmadan, yargının liyakate dayalı, adil, etkin bir işleve kavuşturulup siyasi erkin müdahalesinden uzak bir gerçekliğe kavuşturulmadan yapılacak her düzenlemenin akıbeti iflasın ertelenmesi kurumunda olduğundan farklı olmayacaktır.

AKP iktidarlarının on beş yıllık uygulamaları, deneme yanılma, yapma bozma, bir bakanın yaptığı düzenlemeyi diğerinin ortadan kaldırması, bir kişinin duygusal ve popülist tercihlerle vücut bulan düzenlemelerinden öteye geçmemiştir. Bu süreçte kaynaklar, zaman ve haklar keyfîliğe kurban edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, yapılan düzenlemede, alacaklıların çözüm sürecine daha etkili bir şekilde dâhil edilmiş olması grubumuzca olumluluk olarak değerlendirilmektedir. Tasarıyla yine, ticari ve ekonomik bütünlük arz eden ya da bir bütünlük hâlinde satıldığı takdirde daha yüksek gelir elde edeceği anlaşılan mal ve hakların bir bütün olarak paraya çevrilmesi yolu öngörülmektedir. Ancak bu olumlu yaklaşımın alacaklı, borçlu ve üçüncü şahısların, hak kayıplarına uğramayacak ve tereddütlere mahal bırakmayacak şekilde bir hukuki çerçeveye oturtulması zorunludur.

Sayın milletvekilleri, yine, getirilen süreler, konkordatonun seyri dikkate alınarak kısaltılabilmelidir. İyileşme ihtimali bulunmayan işletmelerin iflası bekletilerek bu süre zarfında alacaklıların haklarına kavuşmasının gecikmesi ve bu dönemde, alacaklı işletmelerin de ekonomik sıkıntıya girmesine sebebiyet verilmemelidir. Düzenlemede, konkordatonun sözleşmelere etkisi düzenlenirken hukukun genel teorisi ve temel ilkeleri anlamında sözleşme özgürlüğünü ortadan kaldıracak düzenlemeler metinden çıkartılarak hukuki garabetler yaratmaktan kaçınılmalıdır. Tasarıyla getirilen elektronik tebligat uygulamasına ilişkin düzenlemelerle, elektronik tebligat yapılacakların kapsamı genişletilmektedir. Özellikle, kamu kurumları ve avukatlar bakımından elektronik tebligat zorunlu hâle gelmektedir. Hemen belirtelim ki bilimsel ve teknolojik alandaki gelişmelerin hayatımızın her alanına dâhil edilmesi, kolaylaştırıcı bir işlevle sürece kazandırılması partimizin de temel tercihlerindendir.

Birçok hak kullanımının esası ve başlangıcı olan tebligat gibi önemli bir kuruma ilişkin düzenlemeler yapılırken çok dikkatli davranılmalı ve düşünülmelidir. Bu alanda meydana gelecek belirsizlikler ve ihtilaflar büyük hak kayıplarına, yargılama süreçlerinin gereksiz şekilde uzamasına, yargının iş ve iş yükünün artmasına sebebiyet verecektir. Gerek Komisyonda ve gerekse Alt Komisyonda yapılan tartışmalarda, elektronik tebligat uygulamasında ortaya çıkacak olan birçok belirsizliğe ve sıkıntıya sağlıklı yanıtlar verilememiştir.

Sayın milletvekilleri, bahsi geçen kaygılar Komisyonun tüm üyeleri tarafından dile getirilmiştir. Özellikle avukatlar bakımından elektronik tebligat usulünün zorunlu yöntem hâline getirilmesine, Barolar Birliği temsilcisinin bu konudaki eleştirilerine Komisyon yanıt verememiş, bu konuda çözüm üretememiştir. Umarım ki bu çözüm Genel Kurul tarafından üretilecektir. Komisyonda belirtilen kaygılar giderilmeden, eleştiriler karşılanmadan, avukatlar bakımından elektronik tebligatın zorunlu hâle getirilmesini bizler doğru bulmuyoruz.

Sayın milletvekilleri, burada, teknik altyapının tamamlanması, bu yöntemin kullanıcıları tarafından istenilir hâle getirilmesi temelinde gönüllülük esası alınarak aşamalı bir geçiş yöntem olarak benimsenmelidir.

Tüm bu değerlendirmelerin ışığında, temelde karşı olmadığımız yasa tasarısında, özensizlikten, hazırlıksızlıktan ve gelecek öngörüsünden uzak yaklaşımın sonuçları olarak ortaya çıkacak yeni sorun alanları dikkate değer bulunmalıdır ve tasarı bu anlamıyla bir kez daha gözden geçirilmelidir diyoruz. Temelde desteklediğimiz bu tasarının içerisinde yer alan sıkıntıların giderilmesini de Genel Kurulun takdirine sunuyoruz.

Saygılarımı sunuyorum, teşekkür ediyorum arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)