Konu:Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:63
Tarih:22/02/2018


Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

SAFFET SANCAKLI (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Öte yandan, bizi televizyonları başında izleyen büyük Türk milletini de aynı şekilde saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, tabii, üniversitelerle ilgili birkaç cümle söyleyeceğim. Çok değerli arkadaşlar, uzmanlar bu konuda teknik olarak eleştiriler yaptılar, çözüm önerileri de söylediler. Ben biraz daha fazla alandan konuşmak istiyorum çünkü mümkün olduğu kadar üniversitelere öğrencilerin daveti üzerine seminerlere gitmeye çalışıyorum, onlara biraz tecrübelerimi aktarıyorum özellikle spor konusunda; spor yapan ile yapmayan arasındaki fark, başarı nasıl gelir, vizyon nasıl oluşur şeklinde. Onun için, alandayım, devamlı üniversitelerin oradayım; çok da zevkle gidiyorum ve öğrencilerle bire bir de sohbet ediyorum, sonra hemen yanlarından ayrılmıyorum.

Şimdi, gördüğüm bir iki tane konudan bahsetmek istiyorum size. Tabii, 186 tane üniversitemiz var ve 7 milyon öğrenciden bahsediyoruz yani Türkiye'nin geleceğinden bahsediyoruz. Bu çocuklar ne kadar iyi eğitim alırsa, vizyonları ne kadar gelişirse ülkemizin geleceği de aynı paralelde ilerleyecektir.

Benim bahsetmek istediğim bir iki konudan bir tanesi, bu uyuşturucu konusu. Şimdi üniversitelere gidiyorum. Tabii, bu "sentetik hap" denilen iğrenç madde artık o kadar kolay elde edilebiliyor ki şu anda istatistiklerde, maalesef, uyuşturucu yaşı 10'a düşmüş vaziyette, ilkokullara kadar düşmüş vaziyette. Bunun da en büyük nedenlerinden bir tanesi çok ucuz, bu sentetik hapları 5 TL'ye, 10 TL'ye bulabiliyorlar. Tabii, üniversitelere çok da fazla karışılmıyor dışarıdan. Sadece polisiye tedbirlerle de bunu çözmemiz mümkün değil. Biz yıllardır Ülkü Ocaklarının başlatmış olduğu "Uyuşturucuya Hayır" kampanyasında da -özellikle üniversitelere de bu konuda gidiyorum- yıllık ortalama 70-80 öğrenciyi uyuşturucudan kurtarıyoruz Ülkü Ocakları olarak, yardım ediyoruz. Buna da devam ediyoruz. Bununla ilgili de Ülkü Ocaklarına teşekkür ediyorum.

Tabii, bu öyle bir mesele ki bu, dünyanın problemi ama maalesef ülkemizde de bu çok ciddi bir problem. Üniversitelerde bu "danışmanlık" adı altında verilen hizmetlerin acaba daha mı profesyonelce yapılması lazım, yoksa bu konularda başka tedbirler mi almamız lazım; bunu da biraz düşünmemiz lazım, kafa yormamız lazım.

Bir de bir şey daha gördüm. Bu öğrenciler beni davet ettiği zaman genelde... "Sosyal kulüpler" adı altında kulüpler var okullarda. Gittiğim birkaç yerde gördüğüm birkaç şeyi söyleyeyim. "Sosyal kulüp" adı altında maalesef terör örgütü propagandası yapılıyor. O arkadaşlarla da oturup sohbet ettim. Çünkü ben gidiyorum, konuşmaya başlıyorum, görüyorum, hemen ayrılıyorlar anfiden, grup grup ayrılıyorlar. Maalesef bazıları bu konuda da gereksiz konuşmalar yapıyor, gereksiz şeyler yapıyor. Orası üniversite, herkesin fikrine saygımız olacak ama terör örgütü propagandası yapılıyor.

Aynı şekilde benim bir daha tavsiyem... Bu "danışmanlık" adı altında üniversitede faaliyet gösteren birimin daha profesyonelce mi olması lazım diye de düşünmeden geçemiyorum.

Bir tane ufak bir sorun daha var, bu da yurt yetersizliği. Öğrencilerin şikâyetleri bunlar, kendileriyle konuştum da öyle anlatıyorum. Tabii, devletimiz ciddi yurtlar yaptı fakat üniversiteler de çok arttığı için yetmiyor. Biliyorsunuz, daha önce o cemaat yurtları vardı, bunlar kapatılınca çocuklar dışarıda kaldı ve belli evlerde kalmaya çalışıyorlar. E maddi imkânsızlıklar var, bu da başka sıkıntılar yaratıyor. Sayın Bakanımız da buradaydı az önce. Dışarıdan iş adamlarının yapması lazım bazı şeyleri. Evet, insanlar da yapmak istiyor ama kriterlerini mi biraz yumuşatmak lazım acaba? Çünkü yatırılacak para ile dönecek para arasında ciddi bir fark var. E iş adamları da kazanmayacağı bir yerde bir iş yapmak istemiyor. Acaba bu yurtlarla ilgili biraz esnek davranabilir miyiz?

Onun dışında, Sayın Bakana 2 tane teşekkürüm var, kendisine de biraz evvel ilettim. Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi, ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını seviyorum. Bizim bu beden eğitimi yüksekokulu öğrencileri... 50 bin civarında mezun var ve bunlar atanamıyordu hiçbir yere, kadro da alamıyordu. Bunlar bizim geleceğimizi yönlendirecek gençleri yetiştirecek, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceğini kuracak arkadaşlardı. Bu konuyla ilgili ben burada birkaç defa konuşma da yaptım, Sayın Bakanla da özel görüştüm, basından da biraz yüklendim Sayın Bakana. Sayın Bakan da sağ olsun, bir müjde verdi, 3 bin öğrenci 2018 yılında Gençlik ve Spor Bakanlığının kadrosuna atanacak. Bir ay önce açıkladı da çocuklar arıyor beni "Ne zaman başlayacağız?" diye. Biraz evvel Bakan Bey'e de onu sordum -buradan arkadaşlar da duysun diye söylüyorum- dedi ki: "İllere göre ihtiyaç listesi hazırlanıyor, çok yakında bitecek ve alımlar başlayacak." Buradan bunu da belirteyim.

Bir de son bir şey, benim branşımla ilgili; 3. Lig oyuncularının askerlik problemi vardı, büyük sıkıntı çekiyorlardı, onu da dile getirmiştik. Gençlik ve Spor Bakanımız onunla ilgili yazıyı Millî Savunma Bakanlığına gönderdi, her an o da inşallah çıkacak. Sayın Bakanımızdan da rica ediyoruz biran önce bitirsinler diye, bu da ciddi bir sorundu.

Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum, sağ olun. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Çok teşekkür ediyorum.