Konu:Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:62
Tarih:21/02/2018


Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Tabii, biz de akademisyen bir milletvekili olarak burada genel yasayla ilgili pek çok şey söyleyebiliriz ama bunlar tartışılarak komisyonlarda da bir yerlere kadar geldi. Fakat, bu uygulamaların özünde birtakım teamüller, ritüeller ciddi anlamda tartışma zeminine doğru da gitti. Ama, bütün bunlara rağmen daha iyiyi, daha güzeli bulmak adına onaylanmış ya da yasalaşacak olan bu uygulamalardan sonra da inanıyoruz ortaya çıkacak yeni durumlara göre yeni yasalara da ihtiyaç olacaktır. Biz bu konuda çok fazla detaya girmek istemiyoruz. Ama, Milli Savunma Üniversitesinin de YÖK nezdindeki diğer üniversitelerle mütekabiliyet esasına göre aynı kavramlarla tanımlanmasıyla ilgili orada da "yardımcı doçent" ibaresinin geçtiği yerlerin "doktor öğretim üyesi" olarak geçmesi hususunu destekliyoruz.

Bunun beraberinde Milli Savunma Üniversitesi üzerine ben bazı düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. İhanet hareketinin Türkiye'ye maliyetinin çok yüksek olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu FETÖ operasyonunun dışa vurumuyla ilgili 15 Temmuz ihaneti, görünür kısmıydı. Bu işin en sarsıcı konusunun eğitim alanında olduğunu görüyoruz, beşerî kaynakları ne hâle getirdiklerinin her türlü yansımasını eğitim sisteminde görüyoruz. Hükûmetin de buradan doğan boşlukları Millî Eğitim özelinde, daha sonra yurt dışında Maarif Vakfı özelinde tamir için mücadele verdiğini görüyoruz ama bunu yaparken de liyakat esaslı yapması gerektiği hususunda her şartta uyarılarda, hatırlatmalarda bulunuyoruz.

Bunun ilavesinde, hayırlı işlerden bir tanesinin Milli Savunma Üniversitesinin kurulması ve askerî eğitimin Milli Savunma Üniversitesi bünyesinde bir bütün hâlinde yapılıyor olması. Daha önceki Kara Harp, Deniz vesaire gibi ayrımların bir çatıyla Milli Savunma Üniversitesi bünyesinde yapılması çok önemli çünkü edindiğimiz birtakım bilgilere göre, bu şer odaklarının bu okullara, bu kurumlara çok farklı bir şekilde sirayet ettiği, çok farklı bir sistem üzerine yürüdüğü gerçeği görülmüş ve Milli Savunma Üniversitesi gerek müfredat açısından daha millî, teknik ve teknoloji açısından, askerî birikim açısından ciddi anlamda yerli, millî ve evrensel standartları kendi bünyesinde ortaya koymaya çalışan bir üniversite olmuş ve Türkiye'de bizim ismini saydığımız ve gururla övündüğümüz ilk üç beş üniversiteyi ifade etsek de bunun beraberinde Milli Savunma Üniversitesinin de uluslararası tanınırlık ve uluslararası öğrenci kapasitesi açısından önemli üniversitelerden birisi olduğunun altını çizmek istiyoruz çünkü bin ve daha üzeri sayıda farklı ülkelerden Milli Savunma Üniversitesinde askerî eğitim alan öğrencilerin varlığı gerçeğini bilmemiz lazım.

Şunu unutmamamız lazım: Bizim, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin eğitimiyle ilgili Türk modernleşme sürecinde öncü güç olduğunu ve öncü güç olarak pozitif bilimlerin pek çoğunun da Türk Silahlı Kuvvetleri eğitimi üzerinden geçtiğini biliyoruz. Hâlâ biz günlük hayatta sağlığına kavuşup evine dönene "Taburcu oldu." deriz. Taburcu olmak, bir hastanın iyileşip tabura gitmesi anlamında değil, evine gitmesi anlamında olan bir kavramdır. Neden "Taburcu oldu." deriz? Bu gerçekten hareket ettiğimizde tıbbi eğitimin öncesinde, baytar mektebinin kurulmasında ve diğer modernleşme sürecinin tamamında Türk Silahlı Kuvvetleriyle, Türk askeriyle ilgili eğitimin temel alındığı gerçeğini hatırlatmak isteriz.

Diğer bir gerçek de iki bin iki yüz yıllık Türk Silahlı Kuvvetleri tarihinde eğitimin sürekli Türkçe olduğu gerçeği. Değişik dönemlerde, Selçuklu, Osmanlı, cumhuriyet müktesebatında farklı diller devlet dili olabilmiş. Özellikle Selçuklu'da gündelik hayatta Türkçe, sarayda Farsça, resmî dil daha farklı, Arapça olabilmiş. Ama arkadaşlar, hatırlatmak isterim, ordudaki eğitim dili Türkçe olmuştur. Türkçe'nin de gelişmesinde önemli roller üstlenmiştir bu kapsamda askerî eğitim. Milli Savunma Üniversitesinin de bu gerçekliklerden hareket eden bir üniversite olması dileğimizdir. Bu millî birikimi, özellikle iki bin iki yüz yıllık Türk Silahlı Kuvvetleri tarihinin derinliklerinde var olan bu aklı, bilgiyi, birikimi, modern, çağdaş, millî unsurları evrensel standartlara taşıyabilecek bir okul olmasını bu kapsamda temenni ediyoruz.

Bu konuda, başta maliye olmak üzere, bizim kamu bürokrasisi içerisindeki kaynakların eğitime yoğun bir şekilde verildiğini biliyoruz. Bütçemizdeki büyük gelir eğitime verildiği hâlde eğitimimiz hâlâ tartışma konusu. "Neden eğitimde, kültürde, sanatta başarılı değiliz?" sorusuna da önemli cevap aramamız gerekiyor. Vaktinde bunlar birilerine havale edilmiş ama bugün itibarıyla bu memleketin çocukları duruma vaziyet etmiştir. Onun için "eğitim, eğitim, eğitim" diyoruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)