Konu:Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:58
Tarih:13/02/2018


Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan (1/912) esas sayılı ve 518 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın geneli üzerinde Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini dile getirmek için söz aldım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz tasarı bir torba tasarıdır. Milliyetçi Hareket Partisi tarafından daha önce torba kanun düzenlemeleri konusunda ifade edilmiş olan, usul yönünden eleştirilerimiz geçerliliğini hâlen koruyor. Son yıllarda sıklıkla getirilen torba yasaların yasama faaliyetlerinin düzensiz ve eksik bir yapıda yürütülmesine neden olduğu yönündeki değerlendirmelerimiz bu kanun tasarısı için de maalesef geçerlidir. Diğer taraftan, 3056 sayılı Başbakanlık Teşkilatı Hakkında Kanun uyarınca belirlenen hususlara uyulmadığını ve yasal zorunluluk olmasına rağmen kanun tasarısının ayrıntılı bir etki analizinin bulunmadığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Kanun tasarısı 27 madde olarak Komisyona gelmiş, 8 madde ilave edilerek 35 madde olarak kabul edilmiştir. Ayrıca, tasarının 10 maddesi iktidar partisinin önergeleriyle değişikliğe uğramış, 4 maddesi ise redaksiyonla kabul edilmiştir. Bu, bir anlamda Komisyonun iyi çalışması olarak yorumlanabilir, diğer taraftan da Hükûmetin eksiğinin giderilmesi olarak ifade edilebilir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; mevcut sistem tüm gelişmelere rağmen sürekli değişen ve gelişen ticari hayatın ihtiyaçlarına cevap verememektedir. Yasanın öncülüğü gereği kabul edilen yeni düzenlemelerle yeni kurallar oluşturulmak zorunda kalınmaktadır. Bazen yasaların öngörmediği gelişmeler ve düzenler yaşamın ve ekonomik zorlukların etkisi sonucunda yürümeye ve işlemeye başlamaktadır. Bu durum, yasaların arkadan yetişerek toplumun uygulamakta olduğu olgulara biçim vermesi anlamına gelmektedir. Ticaret hukuku ve yatırım hukuku da bu anlamda yasaların arkadan yetişerek toplumun uygulamakta olduğu olgulara biçim verdiği yasalara örnek teşkil etmektedir. Esasen, tasarıyla asıl hedeflenen hususun ticari hayatın önündeki engellerin aşılması ve sistemin hızlandırılması olmakla birlikte, noter onayı, tapu sicili gibi kamu düzeniyle ilgili alanlarda radikal yenilikler getiren düzenlemelerin oldukça dikkatli bir şekilde kaleme alınması, bir yanlış anlamaya meydan verecek bir ortam bırakılmaması gerektiğini düşünmekteyiz.

Diğer taraftan, hatırlanacağı üzere, Türk Ticaret Kanunu 2012 yılında yürürlüğü girmiştir. Bu kanun henüz yürürlüğe girmeden önce -yürürlüğe girişi ertelenmiş- 50'nin üzerinde maddesinde değişiklik yapılmıştır. Bu tasarıyla da yine bazı radikal değişiklikler öngörülüyor diyebiliriz. Yasalarda yapılan değişiklikler bireylerin geleceğe ilişkin projeksiyonlarını tamamen değiştirir nitelikte olmamalıdır. Bir başka ifadeyle, kanun koyucu, hukuki öngörülebilirlik ilkesinin işlerliğini sağlamakla da mükelleftir. Yatırım ortamının iyileştirilmesi için pek çok alanda, özellikle yatırım ortamının önemli bileşenlerinde, başta hukuk sisteminde, yatırım teşvik sisteminde, dâhilde işleme sisteminde, dış ticaret rejiminde, vergi sisteminde ve benzeri alanlarda yapısal tedbirlerin devreye sokulması ihtiyacı da bulunmaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak her fırsatta bu hususu yineliyor ve Hükûmete bu konuda destek verileceğini ifade ediyoruz. Burada da bu tasarıya destek verdiğimizi beyan ediyoruz.

Nitekim 2015-2016 yılında özel kesim sabit sermaye yatırımlarının negatif seyrettiğini görüyoruz. 2017 yılının ikinci çeyreğinden itibaren artış görülmektedir ancak yatırımlardaki artmanın değerli, üretken sektörlerden ziyade inşaat, altyapı, enerji gibi sektörlerde yoğunlaştığı, iç talebe dönük olduğu ve kamu yatırımlarının ve tüketiminin itici gücünü kullanarak artırılabildiği görülmektedir.

Ülkemizin katma değer ve teknoloji üretimine dayalı ve ihracata, üretime odaklı, iç ve dış, kamu ve/veya özel sektör yatırımlarının artırılması ihtiyacı bulunmaktadır. Ülkemizde doğrudan yabancı yatırımlar, sınırlı sayıdaki sektörler, sınırlamalar hariç olmak üzere yerli yatırımcılarla eşit haklar ve yükümlülükler çerçevesinde faaliyet göstermektedir. Esasen yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik bu kurul, Koordinasyon Kurulu, 57'nci Hükûmet döneminde, 11 Aralık 2001 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı'yla kabul edilen Türkiye'de Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Reform Programı çerçevesinde oluşturulmuştur. 2016 yılında Bakanlar Kurulunun prensip kararıyla söz konusu bu kurulun yapısı değiştirilmiş, hâlihazırda yatırımlarla ilgili görev ve sorumluluğu bulunan bakanlıklar ile TOBB, TİM, TÜSİAD, YASED, MÜSİAD ve DEİK başkanlarından oluşan Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu şeklini almıştır. Esasen, müsteşarlık yaptığımız dönemde, 2001 yılında bizim müsteşarlığımıza verilen -görevlendirilen- bir husustu. O tarihten bu tarihe yapılan çalışmaların neleri gösterdiğini, nelere yardımcı olduğunu da incelemek lazım. Bu kurulun görevleri Türkiye'deki yatırımlarla ilgili düzenlemeleri rasyonel hâle getirmek, yatırım ortamını, rekabet gücünü artıracak gerekli düzenlemeleri tespit etmek, politika ve önerileri geliştirmek, işletme dönemi de dâhil olmak üzere yatırımın her safhasında ulusal ve uluslararası yatırımcıların karşılaştığı idari engellere çözüm üretmek olarak belirlenmiştir.

Tasarının gerekçesinde 2017-2018 döneminde, önceki dönemlerden farklı olarak, uluslararası kuruluşların çalışmalarının detaylı bir şekilde incelendiğini ve ilgili bakanlıkların ve sivil toplum örgütlerinin katkısıyla bir eylem planı oluşturulduğu ifade edilmektedir ancak YOİKK tarafından 2017-2018 yılları için hazırlanmış bir eylem planı şu ana kadar maalesef açıklanmamıştır. 18 Ocak 2018 tarihinde yapılan YOİKK'in son toplantısında ekonominin iyileştirilmesi konusunda ciddi hazırlıkların yapıldığına dair basında beyanatlar yer almıştır ancak görüştüğümüz (1/912) esas numaralı Tasarı'nın bu nitelikleri haiz olduğunu söylemek de çok gerçekçi olmayacaktır.

Gerekçede tasarının amaçları, şirket kuruluşu, işlemleri ve maliyetlerinin azaltılması, belediyeler tarafından sağlanan yapı izin süreçlerinin iyileştirilmesi, dış ticaret işlemlerine ilişkin çeşitli maliyetlerin düşürülmesi, tapu kaydı işlemlerinin hızlandırılması, telekomünikasyon altyapı izin süreçlerinin kolaylaştırılması, KOBİ'lerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması olarak ifade edilmektedir. Ancak getirilen tasarı maddeleri ile gerekçede beyan edilen amaçlar tenakuz hâlinde bulunmakta, uygulamada sıkıntı doğuracak bazı hususlar da yer almaktadır. Yine de yatırımların önünü açmak için, mevcut düzende bazı küçük iyileştirmeler içeren söz konusu tasarıya Komisyon çalışmalarında da destek verilmiş, eksikliklerin giderilerek işlevsel ve hakkaniyetli bir yapıya kavuşturulması çerçevesinde katkı verilmiştir.

Bu tasarının, Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın, idarenin ve yatırımcının bazı gündelik işlemlerini kolaylaştırıcı düzenlemeler içermekle birlikte, ülkemizdeki yatırım ortamının iyileştirilmesi için köklü ve gerekli yapısal düzenlemeleri içermediğini ve usul yönünden yukarıda açıklanan hususlarda gerekli düzeltmelerin yapılması gerektiğini ifade etmek istiyoruz.

Şimdi, Sayın Bakanım, sizin, gerek burada gerekse Komisyondaki sunumunuzdan, konuşmalarınızdan iş yapmayla ilgili, uluslararası kuruluşların yatırım yapma kolaylığı açısından ülkemizi endeks içinde ön sıralara yerleştirme olduğu kanaatini ediniyoruz. Burada, önemli olan hususlara değinmek lazım. Birincisi: Siz bazen uluslararası kuruluşların ülkemizle ilgili değerlendirmelerine -o kuruluşların görüşleri haklı veya haksız- karşı çıkıyorsunuz, doğaldır. Bunu önemsemeniz bizim açımızdan çok önemli, takdir de ediyoruz ancak buradaki değerlendirme biçiminiz diğerlerinden çok farklı.

Bir diğer husus: Bu konuda endeks olayı gerekli, endekste önde yer alma olayı gerekli ama yeterli koşul değil Sayın Bakanım. Farz edelim ki kanunu çıkardık, diyelim ki yabancı yatırımcı Türkiye'ye geldi, havaalanına indiğinde adam "Ben şirket kurdum." dedi, her şey oldu, bitti, farz edelim ki böyle. Koşulsuz, şartsız cebine de para koydunuz ilave "Yatırım yapın." dediniz ama bu, Türkiye'de iş yapma kolaylığını sağladığınız anlamına gelir mi? Bu tartışılabilir. Bunu nasıl yapabilirsiniz? Yatırım ortamını iyileştirmelisiniz. Bunlar birtakım hususlar ama esas şartlar değil. Yatırımcıyı cezbedemezsiniz çünkü bu olay mekanik bir olay değil. Ülkenin ekonomik potansiyeli, yatırımcıya verilen teşvik ve güvenceler çok daha önemli rol oynuyor. Eğer siz yatırım teşvik sistemi ile dâhilde işleme rejimini düzeltirseniz, emin olun Sayın Bakan, işin yarısını çözmüş olursunuz.

Benim burada ifade etmek istediğim bir şey var. Hafta sonu benim bütün ilçe başkanlarımıza söylediğim bir şey vardı. Bu ekonomik teşviklerin miktarını soruyorlardı. 2017 yılında 10,5 milyar bir teşvik hususu var, 2018 yılı bütçesine konulan da 8,3 milyar lira ancak biraz önce Komisyonda görüşmesinden ayrıldığım tasarının maliyeti 17 ile 20 milyar arasında ne yapılıyor? Konuşuluyor dedim. Eğer siz bütçeye 8 milyar koyup 17-20 milyarlık yeni bir tasarı getirirseniz olmaz. Neticede, orada konuşulan tasarı ile sizin getirdiğiniz tasarı birleştirilebilirdi. Arkasından 40 maddelik bir tasarı daha geliyor, arkasından bu hususlara ilişkin Adalet Komisyonuna giden 63 maddelik bir tasarı daha var. Bütün bunların tamamlanması önemli olabilir, sizce önemli olabilir, her şeyin önünü açacak olabilirsiniz ama bunu gerçekten ne yapmak lazım? Önceden iyi düşünmek lazım. Burada kastettiğim şey şu: İleriye yönelik olarak adımlarınızı planlı bir şekilde atmazsanız bundan başarı elde etmemiz mümkün değil. Burada desteklemekteki amacımız, bu işlerin olması, memlekete yatırım gelmesi.

Bakın, ben size biraz önce söyledim Sayın Bakan, dedim ki: Dâhilde işleme rejimiyle ilgili hususlarda biz dikkat etsek işin önemli bir kısmını çözeriz. Ben buradan açtım -dedim size, komisyonda da söyledim- ilk sayfada dâhilde işlemede öngörülen ithalat ile taahhüt edilen ihracata bakıyoruz, taahhüt edilen ithalatın ihracata oranı -Denizlili bir firma olması nedeniyle söyledim- yüzde 17, fevkalade bir oran dâhilde işlemede ama ondan sonraki sahifeye baktığımızda, yüzde 95, yüzde 74, yüzde 36, yüzde 76, yüzde 96, yüzde 71, yüzde 51 olarak gidiyor. Fevkalade yüksek bu oranlar. Şimdi, bugün gelirken de dedim ki: Aynı şeyleri okumayayım. Danışmana dedim ki: Şunun bir alt sahifesinin yüzdesini alın, ne var? Yani ihraç ettiğiniz malda ithal girdi ne kadar? Sayın Bakanım, emin olun, orada da yüzde 93, yüzde 64, yüzde 56, yüzde 91, yüzde 47, yüzde 79, yüzde 80'lere varan önemli oranlar var. Yani bu rastgele seçilmiş bir örneklem.

Bir diğer olay yatırımlarla ilgili, söyledim. Biz burada gerçekten yatırımlarla ilgili, teşviklerin incelenmesiyle ilgili bir araştırma önergesi verdik, iktidar partisindeki arkadaşlarımız kayda değer buldular ama burada şu anda bunun önemli, acil olmadığını söylediler. Kaldı ki o önerinin görüşülmesi önemliydi. Neden önemliydi? İşte bu getirdiğiniz tasarılardan dolayı önemli olduğunu addettik biz zaten. Onlarla ilgili belki birkaç şey söylemek istiyorum. Önergeyi reddettiniz. Şimdi, bakın, biz neler söylemiştik: Güvenli bir yatırım ortamı güvenli bir ekonomi ve rasyonel teşvik sisteminin işlerliğini gerektirir. Haksız rekabetin, adamına göre uygulamaların olmaması gerekir. Adam Türkiye'ye yatırım yaptı, şöyle bir sıkıntısı varsa sizin bu yaptığınızın hiçbir anlamı yok. Eğer adamın işletmesini ha bire kapatıyorsanız, hukuken yürütmeyi durdurma alıyorsa zaten onun dışarıya yansıması, sizin bu yaptığınızın bütün faydasını giderir. Haksız rekabetin, adamına göre uygulamaların olmaması gerekir dedik, oysa bizim yatırım teşvik sistemi yatırımcılar arasında ayrım yapıyor Sayın Bakan. Büyük yatırımcıyı küçüğünden ayırıyor, stratejik yatırımcıyı büyük yatırımcıdan ayırıyor, bölgesel teşvikler de neredeyse her gün değişiyor. Cazibe merkezleri ilan edildi 23 ilde, önceleri beşinci, altıncı bölgede olanlara ilave yapıldı, serbest bölgelere beşinci, altıncı bölge teşviki sağlandı. Bölgesel teşvik sisteminin hakikaten kimyası bozuldu, onların bir ele alınması lazım, düzeltilmesi lazım. Sonuçta teşvik sistemiyle ne bölgesel ne de sektörel hedeflere ulaşıldı. Katma değeri yüksek sektörlere teşvik yönelmedi. Teşvik sistemini doğru bir teknik analiz, saha çalışması ve planlama yapılmadan sadece birtakım firmaların ihtiyaçlarına göre, taleplerine göre düzenlerseniz buradan netice almanız mümkün olmaz, hatta zarar da verir. 2012 yılından bu yana yazboz tahtasına döndü bu sistem. Lütfen bunu Bakanlar Kurulunda, bu dâhilde işlemeyi, yatırım teşvik sistemini gündeme taşıyın, öncelikle ele alınması gereken hususlar. Özellikle son yıllarda teşvik sisteminde bu sık sık değişiklikler veya ilaveler, torba yasalara ilave istisnalar getirilmekle sistem daha da karmaşık hâle geliyor. İş âlemi bunları takip etmekte güçlük çekiyor, özel insanları istihdam ediyorlar. Sonuçta, birbiri ardına getirilen değişikliklerin farklı yatırım teşvik rejimleri çerçevesinde sağlanan destek unsurlarının etkisizleştirilmesi söz konusu. Mevcut yatırım teşvik sisteminin, ülkemizin katma değerde daha yüksek üretimi artıracak ve yabancı girdi bağımlılığını azaltacak bir netice doğurmadığı -şimdiye kadar olandan görüyoruz- üretim ve ihracatımızın teknolojinin yapısını değiştirecek nitelikte yatırımlarda herhangi bir artış sağlamadığı, bu yönüyle sistemin ülke ekonomisinin ihtiyaçlarına ve teşvik sisteminin amaçlarına hizmet etmediği görülmektedir. Dolayısıyla üretimin ithalata bağımlılığı, yabancı ara malı kullanımı ve ithalatı hızla yükselmeye devam ediyor. 2017 yılında ara malı ithalatı maalesef -daha önce de beyan ettim- toplam ihracatı aşıyor.

Şimdi Sayın Bakanım, ben bir şey daha söyleyeceğim, ondan sonra konuşmam bitiyor.

Burada hakikaten bunları bir toplulaştırıp incelememiz lazım. İncelemeden bu işin içinden çıkamayız. Ben data takip edemiyorum; filanca bakanlığın, falanca bakanlığın... Bu yatırımları konuştum, ocak-kasım vardı, yıl sonunu bulurum, "Bakın çocuklar." dedim, ocak-kasım da kalkmış. Şimdi, başka hususlar da aynı şekilde. Yıllık program çıkarıyor Kalkınma Bakanlığı, şu kadar olurdu, bilgi ihtiyacımızı giderirdi, şimdi şu kadar şeyi kalmadı. Dolayısıyla bu insanlar bilgi ihtiyacını nereden tedarik edecek?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Bu zorluklar var. Lütfen, bunları değerlendirmenizi sizlerden talep ediyoruz.

Ben bu tasarının hayırlı olması dileğiyle yüce heyete saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)