Konu:696 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname İle İçtüzük'ün 128'inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi Münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:54
Tarih:01/02/2018


696 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile İçtüzük'ün 128'inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ÖZCAN PURÇU (İzmir) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekili arkadaşlarım; hepinize saygılar sunuyorum.

Evet, ülkemiz şu an OHAL döneminde olduğu için KHK'lerle burada yönetiliyoruz. Meclis maalesef asıl görevini yapmıyor. Şu an itibarıyla Meclisin çıkarması gereken kanunlar ve kararlar KHK'lerle alınıyor. Maalesef bu da ülkemiz için üzücü bir durum.

OHAL'le nasıl bir yetki veriliyor? Terörle mücadele ve bununla ilgili önlemlerin alınmasıyla ilgili yetkiler veriliyor. Ama KHK'lerde terörle ilgili alınması gereken tedbirlerin yanında maalesef onun dışında da kararlar alınıyor. Anayasa'ya göre OHAL döneminde KHK'lerle çıkarılacak maddeler ve durumlar çok net ve bellidir. Ama şu an bakıyoruz... Geçen bir araştırma yapılmış "KHK" ve "OHAL" denilince akla ne geliyor diye: Hak ihlalleri, gözaltılar, tutuklamalar, ihraçlar, iadeler, intiharlar, mahkûm gazeteciler, işsiz kalan insanlar, hocası olmayan üniversiteler, iş yükü artan devlet memurları, yurt dışı çıkış yasakları, mahkeme kararları olmadan görevden alınan belediye başkanları, OHAL Komisyonuna yapılan yüz binlerce başvuru, yanlışlıklar, taşeron işçiler, bir de lastik geliyormuş akla arkadaşlar OHAL ve KHK denilince. Lastik de geliyor akla. Lastiğin OHAL'le ne alakası var? Allah aşkınıza Hükûmet yetkilileri bana söylesin, böyle bir mantıksızlık olabilir mi ya? Anayasa'da OHAL döneminde alınması gereken kararlar çok net, KHK'yle alınması gereken kararlar çok net. Lastiğin, taşeron işçilerin ne alakası var? Tütünün, onun dışında, Vakıflar Bankasının KHK'yle, terörle ne alakası var? Bu tür, mantığa, Anayasa'ya uygun olmayan maalesef kararlar alınıyor ve KHK'lerle uygulamaya konulmaya çalışılıyor.

Daha bununla da bitmiyor aslına bakarsanız arkadaşlar. KHK çıkartmak meşru bir haktır ama KHK'lerin içeriğine baktığınız zaman hiç de uygun içerikler yok biraz önce dediğim gibi. Dolayısıyla, şu an itibarıyla KHK'lerin içerik bakımından uygunsuzluğu Anayasa'ya da aykırılığını getirmiş oluyor. KHK'yle yüksek yargı, Yargıtay, Danıştay düzenlenmeye çalışılıyor, bu da Anayasa'ya aykırı biliyorsunuz. Anayasa'ya göre KHK'yle yüksek yargı düzenlenemez, bunu herkes biliyor, bilmeyen yoktur ama onu bilmenize rağmen bu tür kararlar neden alınıyor arkadaşlar, onu bir türlü biz anlamlandıramıyoruz. Biraz da Hükûmet olarak ya da iktidar olarak muhalefetin penceresinden de bazı meseleleri görmeniz gerekiyor, görmediğiniz müddetçe de bu tür olumsuzluklarla karşılaşabiliriz.

OHAL döneminde yaklaşık 107 bin kişi ihraç edilmiş arkadaşlar. Bu 107 bin kişi -tabii, itiraz edenler de var- bu ülkede kamu kurumlarına girerken kamu kurumlarının hiç haberi, bilgisi olmadı mı, bu insanların ne olduğu ortaya çıkmamış mı? Kamu kurumlarında o insanları işe alan insanların hiç sorumluluğu yok muydu burada? Yüz binlerce insan işe girmiş ve ilgili kurumlar ve Hükûmetin yetkilileri de buna göz yummuş demek ki. Siz onu sokarken FETÖ'cü olduğunu ya da terör örgütüne mensup olduğunu bilmiyor muydunuz? Demek ki görevini yapan kamu kurumu yetkililerinde bir sıkıntı var. Onlarla ilgili Hükûmet bir çalışma yaptı mı acaba? Bu insanları işe alan kamu kurumu yetkilileriyle ilgili bir çalışma, bir suç duyurusu ya da görevden alma işlemi yaptınız mı? Biz, şu ana kadar duymadık. Ama daha önce bu FETÖ terör örgütüne mensup insanlar yağım balım girdiler işe. Bizce bunları zamanında işe alan, bu kurumlarda çalışmaya başlatan kamu kurumu yetkililerinden de hesap sorulmalı diye düşünüyoruz.

Evet, ayrıca arkadaşlar, KHK'yle gazilerle ve şehitlerimizle ilgili düzenlemeler yapılmış. Çok üzülerek ifade edeyim, maalesef, 15 Temmuz darbe girişiminde gazi olan ve şehit olan kardeşlerimiz ile yıllarca bu ülkede yıllar öncesinden gazi olmuş ve şehit olmuş kardeşlerimiz arasında statü farkı var; tazminatlarına kadar, bağlı bulundukları yasalara kadar ayrımcılıklar maalesef yaptınız. Bu konuda da sizinle aynı görüşte olmadığımızı beyan etmek istiyoruz. Bu da bir yanlış, bu da aslında hukuksuz bir düzenleme.

FETÖ'cüleri cezalandıralım, bu konuda hiçbir sıkıntımız yok arkadaşlar. Yalnız Hükûmet olarak bir eksiğiniz daha var, onu da görüşüm olarak açıklamak istiyorum. O boğaz köprüsünde askerimizin boğazını kesen, askerimizi öldüren o insanlardan hesap sordunuz mu? Sormadınız. O askerimizin boğazını kesen her kimlerse onlarla ilgili bir KHK çıkardınız, cezadan muaf tuttunuz arkadaşlar. Asker o an itibarıyla komutanının emrine uymuştur. Komutanının emrine uyan bir askerin boğazını kesen her kimse de FETÖ'cü kadar ceza almalı, FETÖ'cü kadar da cezalandırılmalı. Bu konuda bunu da yaparsanız sizlerin yanındayız arkadaşlar.

OHAL Komisyonuna yapılan başvurular var arkadaşlar, 104.398 tane başvuru var. Bu başvurulardan 3.110 tane dosya incelenmiş daha. 3.110 tane dosyadan da 880'i ret ve 40'ı da kabul edilmiş. Yani 104 bin dosyanın içerisinde belki de şu an suçsuz olup da daha suçsuzluğunu kanıtlamayan yüzlerce, belki de binlerce vatandaşımız var. Nasıl 40 tanesini suçsuz buldunuz, dosyasını olumlu olarak iade ettiyseniz, o 104 bin kişi içerisinde suçu olmayan yüzlerce, belki de binlerce kardeşimiz, suçsuz insanımız var. Bununla ilgili OHAL Komisyonunun çalışmalarını hızlandırması gerekmekte. Adalet neyse onu yapmamız gerekmekte Meclis olarak. Suçluysa, FETÖ terör örgütüne mensupsa cezasını çekecek elbet, orada mutabıkız ama öyle tahmin ediyorum ki nasıl 40 tane dosya olumlu olarak iade edilmişse, demek ki o 104 bin kişinin içerisinde daha suçsuz kardeşimiz, insanımız olabilir, vatandaşımız olabilir. Bu konuda da hassasiyetlerinizi bekliyoruz.

Bu OHAL ve KHK süreci içerisinde, arkadaşlar, ülke olarak hepimiz aynı gemideyiz, dolayısıyla ülke olarak birlikte yara alıyoruz. Bazı uluslararası istatistiklere baktım buraya gelmeden önce. Örneğin 113 ülkede, hukukun üstünlüğüne ne kadar uyulduğuyla ilgili bir çalışma yapılmış. Üzülerek ifade ediyorum, ülke olarak 101'inci sıradayız arkadaşlar. Bunu hak etmiyoruz ülke olarak. Ülke olarak 101'inci sıradayız hukukun üstünlüğü konusunda. Ayrıca, basın özgürlüğü konusunda 180 ülke içerisinde, yine, 151'inci sıradayız. Bu rakamları sadece ben değil hepimiz biliyoruz. Onun için, ülke olarak bu konularla ilgili özellikle biraz daha hassas olmamız gereken bir dönemdeyiz. Ayrıca, Dünyada Özgürlükler Raporu'na göre de maalesef ülkemiz özgür ülkeler listesinden silinmiş. Özgür ülke konumunda değiliz şu an itibarıyla. Ayrıca, çalışma süreleri bakımından da dünyanın en çok mesai yapan ülkelerinin ilk sırasındayız arkadaşlar. Bu da ülke olarak özgürlükler bakımından, çalışma hakkı bakımından olumsuz bir tablo. Görevden alınan kamu çalışanlarının yerine maalesef yenilerini getirmediğimiz için mevcut memurlarımız çok fazla mesai yapıyorlar. Bu konuda da Hükûmetin, iktidarın sorumluluğu had safhadadır.

Hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum.

Hayırlı akşamlar. (CHP sıralarından alkışlar)