Konu:Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde son beş ayda görülen 115 çocuk hamile vakasıyla ilgili adli sürece ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:51
Tarih:18/01/2018


Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde son beş ayda görülen 115 çocuk hamile vakasıyla ilgili adli sürece ilişkin açıklaması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; olağanüstü hâlin üç ay süreyle uzatılmasına dair Bakanlar Kurulu kararının müzakerelerinde Hükûmet adına söz almış bulunuyorum. Gazi Meclisi hürmetle selamlıyorum.

Sözlerimin başında dün yaşanan elim bir uçak kazası sonucu şehit olan 3 askerimize Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına da sabırlar diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2016 yılının 15 Temmuz gecesi tarihimizin en büyük ihanetlerinden birine, hem de milletimizin eşsiz ve destansı direnişine bütün dünya tanık olmuştur. Büyük Şair Sezai Karakoç'un ifadesiyle "Geceye yenilmeyen her kişiye ödül olarak bir sabah ve bir gündüz, bir güneş vardır." Allah'a şükürler olsun, güneşi de gördük, gündüzü de gördük. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, bu esaret girişimine canları pahasına direnen milletimiz ihanetin en karanlık gecesini aydınlık bir sabaha dönüştürmüştür. Buradan bir kez daha şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum, gazilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

15 Temmuz darbe girişimi açık bir şekilde devletimizin anayasal kurumlarına ve milletimizin iradesine, yine devletimizin ve milletimizin varlığına, birlik ve bütünlüğüne yönelen bir saldırıydı. Devletin kurumlarına ve milletimize yönelik bu alçak saldırı sonrası gereken tedbirler alınmıştır, her alanda bu mücadele kararlı bir şekilde sürdürülmeye devam etmektedir. Bu mücadelenin amacı, bu hain terör örgütünün ve diğer terör örgütlerinin kökünün kazınmasıdır. Bu amaçla yürütülen mücadelenin milletimizin güvenliğini korumak ve devletin bekasını sağlamak ekseninde sürdürülmesi elbette hukuk yoluyla olmuştur. Şu an gerek Meclisimiz gerek Hükûmetimiz gerekse de yargı anayasal yetkiyi kullanmaktadır, 15 Temmuzdan itibaren yasama, yürütme ve yargı olarak bu kararlı duruşu göstermiştir.

15 Temmuz sonrasında hem bu örgütle mücadelenin hızlı ve etkin bir şekilde sürdürülmesinde hem de diğer benzer terör örgütleriyle mücadele süreçlerine ilişkin kararlar alınmasında olağanüstü hâl kararının çok büyük etkisi olmuştur. 15 Temmuz günü ortaya konan bu kararlılık, milletimizin sergilemiş olduğu demokrasinin, vatanımızın, devletimizin yanında durma kararlılığı gerçekten dünya demokrasi tarihine altın harflerle yazılmıştır. Sonrasında buna "bir tiyatro" diyenlerin, sonrasında, Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası için yapılan bu mücadeleye "bir saray rejimi" "diktatör" eleştirileri yapanların bu milletin iradesinden ne kadar uzak olduğunu bütün milletimiz görmektedir.

"Diktatör" dediğiniz, tankıyla, topuyla millete savaş açan kişidir ama 15 Temmuz gecesi de göstermiştir ki tanka karşı, F16'lara karşı, savaş uçaklarına karşı milleti arkasına alarak "Milletin iradesinden başka hiçbir güç tanımam." diyen kişi diktatör değildir, milletin kahramanıdır, demokrasi kahramanıdır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Sizin anlayışınıza göre, bu eleştirileri yapanların anlayışına göre milletin seçtiği, milletin oy verdiği, yüzde 52 oyuyla milletin seçmiş olduğu bir kişi demokrasi ya da millet iradesini temsil etmiyor çünkü sandığa inanmayanlar, millet iradesine inanmayanlar elbette böyle bir yaklaşım içerisine girebilirler ama bu bir demokrasi anlayışı değildir, esasen bu faşizan anlayıştır. Türkiye Cumhuriyeti demokratik bir hukuk devletidir ve milletin iradesiyle tecelli etmiştir, yoluna da bu şekilde devam etmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği gibi OHAL'in ilan edilmesi, vatandaşlarımızın hayatlarının olağan akışına olumsuz bir etkide bulunmamıştır. Zira, bu kararın alınmasının gerekçesi açıktır. Bu gerekçe, FETÖ'nün darbe girişimi sonrasında bu örgütle etkin bir mücadelenin yapılması iradesidir. Başta FETÖ olmak üzere diğer terör örgütleriyle mücadelede etkin ve dinamik bir katkı imkânı sağlayan OHAL uygulamasının vatandaşlarımızın gündelik hayatını etkilemesi söz konusu olmamıştır. Aksine, bu süreçte ekonomimiz dâhil olmak üzere birçok meselede milletimizin ve ülkemizin lehine gelişmeler de katedilmiştir, kriz beklentileri boşa çıkmış, 2016 ve 2017 yıllarında Türkiye'de büyüme istikrarı devam etmiştir. Küresel kriz havasına rağmen Türkiye bir önceki yılı dünyanın 17'nci, Avrupa'nın 6'ncı büyük ekonomisi olarak kapatmıştır. Kimsenin bir endişesi olmasın, Türkiye ekonomik olarak da siyasi olarak da toplumsal olarak da sapasağlamdır. Yaşanan süreçlerle ilgili kriz tacirliği yapanların elleri boş kalacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; olağanüstü hâl istisnai ama meşru bir yönetim biçimidir, bizim icat ettiğimiz bir durum değildir, anayasal bir müessesedir ve uygulamadır. OHAL'in hangi şartlarda ve durumda ilan edileceği Anayasa'nın 119, 120 ve 121'inci maddelerinde gayet açık ve net bir şekilde belirlenmiştir. Anayasa'daki bu imkân devletin varlığına ve bekasına yönelen tehlikelerin bertaraf edilmesi, bu amaca uygun gerekli ve zorunlu tedbirlerin alınması için kabul edilmiştir. Üstelik bu Anayasa hükmü, vatandaşlarımızın huzurunu, güvenliğini ve özgürlüğünü koruma yanında demokrasimizi ve cumhuriyetimizi de saldırılara karşı muhafazayı amaçlamaktadır.

Bu süreçte, kamuda FETÖ ve diğer terör örgütlerinden arınma süreci hız kesmeden devam etmiştir. Yine KHK'lerle lekelenmeme hakkı güçlendirilmiş, vatandaşlarımızın asılsız, temelsiz, soyut ihbarlarla mağdur edilmesinin engellenmesi amaçlanmıştır. Yine, ihraçların OHAL İnceleme Komisyonuyla bir denetime tabi tutulması da bu süreçte Hükûmetimiz tarafından çıkartılan bir düzenlemedir. Nitekim, bu Komisyonun da vermiş olduğu kararlara karşı yine yargı yolu Hükûmetimiz tarafından açılmıştır. Yine, alınan tedbirler kapsamında, FETÖ ve diğer terör örgütlerinin insan ve mali kaynak devşirdiği kurum ve kuruluşlar kapanmış, propaganda kanalları ve araçları da kesilmiştir. Bütün bunlar halkımızın güvenliği ve günlük yaşamını kolaylaştırmak için yapılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Başkanlığında yaptığımız Bakanlar Kurulu toplantısında olağanüstü hâli 6'ncı kez uzatma kararı alınmıştır. Bu kararın da uygulanması için, tensibi için sayın Meclisimizin, Gazi Meclisimizin huzurundayız.

Zira yaşadığımız saldırının büyüklüğü ve çapı düşünüldüğünde bu örgütle mücadelede bütün hukuk yollarını kullanmamız gerektiği apaçık bir gerçektir. Türkiye'nin terörle mücadele konusunda normalleşme süreci şu an için ancak OHAL'in sağladığı imkânlarla sağlanabilir. OHAL süreci elbette sona erecektir, bunun devamlı olacağını söylemek akılla ve mantıkla izah edilemez.

İktidarımız süresince defalarca farklı vesayet odaklarının saldırısına maruz kaldık. Bu odaklarla savaşa savaşa demokrasimizi güçlendirdik. Her ne olursa olsun ne özgürlükleri güvenliğe ne de güvenliğimizi özgürlüklere feda edemeyiz. OHAL, Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük vesayet odağı ve hain yapısını merkeze alan mücadelenin bugün için en önemli enstrümanlarından biridir. Bu ülke için her birimiz canımız pahasına üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bölgesel riskler bizim iç güvenliğimize yönelik tehdit risklerini artırıyor. Bu nedenle OHAL sadece FETÖ'ye yönelik değil, PKK, DEAŞ ve diğer tüm terör örgütlerine yönelik bir uygulama içermektedir. Terör örgütlerinin kovanına çomak sokuyoruz, sokmaya da devam edeceğiz.

Suriye sınırımızdaki gelişmeler Türkiye'nin daha aktif olması gerektiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Kitlesel göçler ve terör olayları sadece ülkemizi değil, tüm dünya üzerindeki toplum düzenlerini sarsmaya başlamıştır. Batılı toplumlar güvenlik kaygıları üzerinden konsolide olmakta, demokrasi, insan hakları ve özgürlükler konusunda da ezberleri bozulmaktadır. Jeopolitik konumuyla bu küresel gerilimin merkezindeki ülkelerden olan Türkiye'nin FETÖ organizasyonundaki bir kalkışmayla karşı karşıya gelmesi, öncesinde ve sonrasında PKK, DEAŞ ve DHKP-C gibi örgütlerin sistemli saldırılarına muhatap olması şaşırtıcı değildir. PKK ve uzantısı örgütlerden oluşan bir ordu kurma düşüncesi hem bölgeye zarar verecek girişimdir hem de millî güvenliğimize tehdit oluşturan bir oluşumdur, bir çabadır. Asla böyle bir terör yapılanmasına ve sınırlarımıza yakın bölgelerde bir terör koridoru oluşturulmasına izin veremeyiz, müsaade edemeyiz. Türkiye'nin sınır ötesi terör tehditlerine karşı meşru müdafaa hakkı bulunmaktadır. Terörle, teröristle ve terör örgütleriyle tutarlı, samimi ve kararlı biçimde mücadele yürüten belki de tek ülke Türkiye'dir. Türkiye'yi bir sosyal ve siyasal ameliyat sahasına çevirmek isteyenleri mutlaka hüsrana uğratacağımız tarihe kadar bu mücadele aksamadan kararlı bir şekilde devam edecektir. Milletimize ve ülkemize türlü senaryo ve oyunlar kuranların tezgâhlarını bozmaya devam edeceğiz. Terörün kanlı ve kirli yöntemleriyle devletimizin bağımsızlığını kıskaca almaya, milletimizin istikbalini biçimlendirmeye yeltenenler geçmişte başarıya ulaşamamıştır, bugün de gelecekte de asla başarıya ulaşamayacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; OHAL uygulamaları nedeniyle milletimizde bir rahatsızlık bulunmamaktadır. OHAL, millete değil, devletin kamu düzenini sağlamaya yönelik kendisine ilan ettiği bir hukuki süreçtir.

TUFAN KÖSE (Çorum) - O zaman hep OHAL kalsın.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Milletimiz, olan ve bitenin, gerçeklerin farkındadır, bu yüzden süreçle ilgili güveni ve desteği de sürmektedir.

TUFAN KÖSE (Çorum) - Sayın Bakan, hep OHAL kalsın o zaman.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Herkes biliyor ki kurda merhamet kuzuya zulümdür, bu nedenle asla bir zafiyete izin vermeyeceğiz. Eğer bir zafiyete izin verilirse canını ortaya koyan milletimize nasıl hesap veririz? 251 şehidimiz, binlerce gazimiz, canını ortaya koyan milletimiz adına bu hainlerden hesap sormaya devam edeceğiz. Hain darbe girişiminin seyrini değiştiren, darbeci hainleri ölmek pahasına etkisiz hâle getiren Ömer Halisdemir'ler adına bu hesap sorulacaktır. Evliliğe adım atacağı gün, kız istemeye gidecekken darbe girişimi haberini alan Resul Kaptancı kardeşimizin vatan sevgisini görmezden mi gelelim? Düğüne gider gibi ölüme koşanların ülkesidir Türkiye. Şanlıurfalı beş çocuklu bir ailenin oğlu olan Halil İbrahim Yıldırım gibi "Baba biz de çıkalım." diyerek bu 15 Temmuz direnişine kahramanca yürüyen vatan evlatlarıyla doludur ülkemiz. Hukuk fakültesi son sınıfta okuyan Yasin Naci'nin, Abdullah Tayyip'in, Özel Harekatta şehit olan kardeşlerimizin, polislerimizin, askerlerimizin, kahraman vatan evlatlarımızın ülkesidir Türkiye. Ve işte "Vatan sevgisi imandandır." inancı bizim pusulamızdır. Millî şairimiz Akif Ersoy'un "Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın." duasının kabul olduğu gündür 15 Temmuz. Ve al bayrağımızın gölgesi emin olun o kadar geniştir ki tüm dünya mazlumlarını da bu gölgeye sığdırmaktadır. "Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder.../Gölgende bana da, bana da yer ver." diyen şairin mısralarında olduğu gibi bu ay yıldızlı bayrağımız 80 milyonu ve dünya mazlumlarını gölgesinde barındırmaya devam edecektir, Hükûmetimizin de, devletimizin de, AK PARTİ'nin de duruşu işte bu noktadadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; OHAL'in devamını vesayetin karşısında cansiparane duran milletimizin güvenliği için istiyoruz. Şimdi Avrupa ülkelerinde olduğu gibi münferit bir terör olayı için değil, şiddeti ve hasarı yüksek bir saldırı için OHAL'in devamı noktasında Genel Kurulun tensibine sunduğumuz bir karar alınmıştır. Avrupa'nın bazı ülkelerinde alınan OHAL kararlarının gerekçesini teşkil eden olaylar, bizim karşılaştığımız olaylarla kıyaslanmayacak olaylardır. Bu olayların benzeri olan Beşiktaş, Reina, Gaziantep, Ankara Garı gibi bazı saldırı girişimlerinde OHAL uygulamasını düşünmedik. Oysa Avrupa'nın hiçbir ülkesinde 15 Temmuz benzeri bir girişim olmadı; o ülkenin şehirlerinde, o ülkenin Meclisinin üzerinde savaş uçakları uçmadı, caddelerinde ve sokaklarında insanlar helikopterle taranmadı, meclislerine bombalar atılmadı, cadde ve sokaklarında tanklar yürümedi, devlet kurumlarının tümünü lağvetmeye yönelik bir fiilî saldırı görmediler, hiçbirinde ülke sathında yaygın bir terör eylemi girişiminde bulunulmadı, devlet kurumlarının içine gizlice yuvalanmış örgütle uğraşılmadı. İşte bu tehditlerden ve yaşanan darbe girişimlerinden sonra bir zaruret gereği, Türkiye'nin bekası, milletimizin huzur ve güveni için zaruretten kaynaklı bir OHAL uygulaması Anayasa çerçevesinde bugün tekrar Meclisimizin huzuruna ve iradesine sunulmuştur.

Avrupa'da OHAL uygulamasını neredeyse iki yıl uygulayan ülkeler oldu. Üstelik, kimi ülkeler olağanüstü hâli kaldırırken de bu döneme özgü pek çok düzenlemeyi kalıcı hâle getirerek yetkiyi olağan döneme de taşımışlardır. Terörle mücadelenin daha etkin sürdürülmesi ihtiyacıyla adli ve idari makamların yetkilerini genişleten bir terörle mücadele kanununu yasalaştırdılar. Hayır, acıları asla kıyaslamıyoruz, siyasal empati yapılmasını teklif ediyoruz. Paris'te, Londra'da, Brüksel'de gerçekleşen saldırılar tüm insanlığa saldırıdır. Gaziantep'te, Ankara'da, İstanbul'da ve farklı şehirlerimizdeki terör saldırılarına da işte böyle bakılmasını istiyoruz. Paris'te bir saldırı sonrasında kol kola yürüyerek terörü telin eden Avrupa liderlerini Türkiye'deki terör saldırılarında ve 15 Temmuz saldırısında yanımızda görmek isterdik ama nafile. Biliyorsunuz, ancak günler sonrasında birtakım mırıldanmalar duyduk sadece. Yurt içinde ve yurt dışındaki muhataplarımızın siyasal empati eksikliği karşısında yine terörle mücadele zorunluluğunu açık ve net bir şekilde ifade etmeye çalışıyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 15 Temmuz, Türk yargısının alnının akıyla çıktığı tarihimizin en büyük sınavlarından birisidir. Siyasal tarihimiz, amacına ulaşmış ve yarım kalmış klasik veya modern pek çok askerî müdahaleyle bölünmüştür. Tarihimizde ilk kez Türk yargısı, kendisine biçilen, darbeye destek veren ve darbeyi meşrulaştırıcı bir rolü reddetmiştir. Yargı, 15 Temmuz kalkışmasının en sıcak dakikalarında millî iradenin ve demokrasinin yanında durmuş, bugüne kadarki süreci de adil ve hızlı bir şekilde sürdürmüştür.

Bu mücadelede iki kırmızı çizgimiz vardır. Birincisi, asla bu mücadelenin bir zafiyete dönüşmesine, uğramasına müsaade etmeyiz. Sürecin sulandırılmasına, amacından, ekseninden kopmasına, suçluların cezasız kalması sonucuna asla tahammül edemeyiz. İkinci kırmızı çizgimiz de hukuktur, adalettir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her örgütün kendine yönelik yapılanması ve eylem metodu bulunmaktadır. FETÖ silahlı terör örgütü atipik bir terör örgütüdür. Dolayısıyla, bu örgüt yargılamalarını diğer terör örgütü yargılamalarıyla da kıyaslamamak gerekmektedir. (Uğultular)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - Sayın Başkan, hatibi duyamıyoruz.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Kırk yıllık örgütün bir anda temizlenmesini beklemek beyhudedir.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - AKP sıraları dinlemiyor Sayın Bakanı.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen uğultuyu keselim.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Bir süreç içerisinde çözümlenecek bir konudur.

Yargı mensupları millet adına karar verirken elbette milletimizin beklentisini de göz ardı edemezler. Milletimiz FETÖ yargılamalarının adil ve hızlı bir şekilde neticelenmesini beklemektedir. Bizler de yürütme, Hükûmet olarak, yargıya lojistik destek sağlayan Bakanlık ve Hükûmet olarak elimizden gelen her türlü desteği veriyoruz. Yargı, Türk milleti adına bağımsız ve tarafsız bir şekilde çalışmasını sürdürmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz geçmişte OHAL'i kaldıran bir partiyiz. Daha iktidara gelir gelmez ilk icraatlarımızdan birisi, 1987'de ilan edilen OHAL'i on beş yıllık bir uygulamanın ardından, 2002 yılında kaldırmak olmuştur.

Bölgemizdeki ve dünyadaki gelişmeler bizim hızlı, dinamik ve dikkatli karar almamızı ve uygulamamızı zorunlu kılmaktadır. İşte, olağanüstü hâl bütün bu şartlar düşünüldüğünde bir süre daha bu zaruretlerden dolayı bir ihtiyaçtır. Biz milletimizin istiklali ve istikbali için her türlü adımı atmaya kararlıyız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen bir dakikada tamamlayın.

Buyurun.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Bu hayâsız ve hain akınlara karşı milletimiz iman dolu göğsünü siper etmişken, bize de sonuna kadar bu mücadeleye destek vermek düşmektedir. Millî şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un İstiklal Marşı'nda dediği gibi "Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet / Hakkıdır Hakk'a tapan milletimin istiklal." Aklından Sevr'i, Mondros'u geçirenlere, onların gönüllü maşalarına ve mandacılara karşı millî mücadele azmiyle ve ruhuyla dur demeye devam edeceğiz. Biz Çanakkale'de yedi düvele karşı destan yazan, Sakarya'da, Dumlupınar'da düşmana haddini bildiren kahraman ecdadımızın mirasını ayakta tutmaya devam edeceğiz.

Bu kararın milletimize, ülkemize hayırlar getirmesini dileyerek Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum ve kararın lehinde oy vermenizi sizlerden istirham ediyor, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.