Konu:Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu'nun, Bursa'nın İznik ilçesinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması dolayısıyla
Yasama Yılı:3
Birleşim:48
Tarih:11/01/2018


Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu'nun, Bursa'nın İznik ilçesinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması dolayısıyla
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle hepinizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum.

Biraz evvel, Bursa Milletvekilimiz Sayın Nurhayat Altaca Hanımefendi'nin İznik ve Bursa'ya ilişkin sözlerini büyük bir dikkatle dinledim, onlara burada cevap vermeye çalışacağım ve hükûmetlerimiz döneminde Bursa'yla ilgili gerçekleştirilen yatırımlarla, projelerle ilgili de sizlere paylaşımlarda bulunacağım.

Öncelikle ifade etmek isterim ki Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletvekili olarak temsil ettiğimiz Bursa'mızın her konusunu büyük bir hassasiyetle takip ediyoruz. 780 bin kilometrekare vatan toprağı nasıl ki bizim onurumuz ise tarihî dokusuyla öne çıkan Bursa ve İznik bu güzel vatanın gerçekten bambaşka, çok güzide bir köşesi.

Sayın milletvekilleri, İznik'ten başlamak gerekirse her avuç toprağı binlerce yıldır kültür kalıntılarıyla yoğrulmuş, bölgede yüzyıllar boyu tarih sayfasının başköşesinde yerini almış bir kenttir İznik. Tarih öncesi çağlardan başlayarak her zaman ilgi odağı olmuş insanlığın en eski yerleşimlerinin birinden bahsediyoruz. Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından 1075'te alınmış ve 1080'de Selçuklu Devleti'nin başkenti yapılmıştır. Böylece "İznik" adına kavuşan kent Anadolu'da ilk Türk başkenti olmuştur. Daha sonra sürekli olarak ele geçirilmeye çalışılan, ilgi gören bir kent olduğu hepimizin malumudur.

İznik'i tarih boyunca bu kadar önemli kılan en önemli etmenlerden biri, şüphesiz bulunduğu coğrafyasıdır. İznik'in eşsiz bir coğrafyası vardır. Buraya gitmeyen, görmeyen milletvekillerimiz varsa onlara, ekranları başında bizleri izlemekte olan değerli vatandaşlarımıza da tavsiyem, İznik'i gidip görmelerini ısrarla ifade etmek istiyorum. Gidilip görüldüğünde bu ısrarımızı gayet iyi bir şekilde anlayacaksınız. İznik, adım attığınız andan itibaren âdeta etkileyici atmosferini sizin üzerinize salıverir. İznik'in adını verdiği masmavi göl, masmavi gökyüzüyle birleşerek gerçekten muhteşem bir doğal güzelliğe sahiptir. Yaz kış demeden bereket saçan toprağı ile yeşilin tonları bambaşkadır. Bir rivayete göre ürünleri ya da nimetleri dağıtan melek -böyle bir ifade kullanılır- İznik'in ve Bursa'nın üzerinden geçerken elindeki bütün bohçayı düşürür. Kimi illerin üzerinden geçerken bohçasında bulunan bir meyveyi ya da bir ürünü atar ama Bursa'nın ve İznik'in üzerinden geçerken bohçayı elinden düşürür. Yani İznik'e gittiğiniz zaman... Yetişmekte olan ürün bakımından, aynı şekilde meyve ağaçları bakımından da eşsiz bir örnektir İznik.

Tabii, ecdadımız gerek Selçuklu döneminde gerek Osmanlı döneminde İznik'i tarih boyunca bu eşsiz tabiatına uygun şekilde yaşatmıştır. Bunun en belirgin neticesi de zengin kültürel varlığı ve özellikle İznik çinisidir. İznik'in tam ortasında surlarla çevrili kentin 4 kapısından gelen yolların kesiştiği yerde İznik Ayasofya Camisi -ki 2011 yılında restore edilmiştir- İznik'in sembolü olan, muhteşem kültür varlıklarımızın başında gelen, adını yeşil çinili ve tuğlalı minareden alan Yeşil Cami, Nilüfer Hatun İmareti ve burada saymaya süre yetmeyecek diğer tarihî ve kültürel zenginliklerimiz burada bulunmaktadır. Vakfiyesi günümüze kadar ulaşan ve Osmanlı Padişahı Orhan Gazi'nin kendi mülkünden pay ayırarak kurduğu ilk vakfın İznik'te olduğunu da ifade etmeliyim. Kısacası, İznik âdeta bir açık hava müzesi mahiyetindedir.

İznik dünyaca meşhur çinileriyle turizm sektörü açısından son derece önemli bir merkezdir. Günümüze kadar ayakta duran tarihî dokuyla dünya çapında herkeste hayranlık uyandırmaktadır. Bizler bu güzelliğe nasıl yaklaşıyoruz? Dünyada iki tür medeniyet anlayışı vardır değerli milletvekilleri: Biri yaşatmak, ihya etmek, inşa etmek üzerine; diğeri maalesef her gün müşahede ettiğimiz yıkmak ve öldürmek üzerine kurulmak istenen bir sömürge medeniyeti. Bizim medeniyetimiz, temsil ettiğimiz medeniyet inşa medeniyetidir. Geçmişimizden tevarüs eden değerlerde bunun zıddını bulmanız mümkün değildir.

Hükûmet olarak, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım'ın öncülüğünde, her zaman yaşatmayı temel alan bir siyasi anlayışın sahipleriyiz; bu, bundan sonra da böyle olmaya devam edecektir. Gücünü millî iradeden alan kadrolar olarak insanımızı ve insanımıza ait değerleri yaşatmaktan başka düşüncemiz olmadığının altını çizmek isterim. İznik'e de böyle bakıyoruz ve nasıl daha fazla yaşatırız, nasıl daha fazla yüceltiriz, biz ona bakıyoruz.

Hem İznik özelinde hem Bursa için yaptıklarımızın sınırlı bir özetinden bahsetmek istiyorum. 2002'den bu yana Bursa'da kültür ve turizme toplam 30 milyar liralık yatırım yapmışız. Biraz önce bahsettiğim, kültürel varlıkları geleceğe hakkıyla taşımak noktasında büyük hassasiyet gösteriyoruz. Bu çerçevede, iktidara geldiğimizden bu yana, Bursa'da kültür varlıklarının proje, bakım onarımları ile müze, teşhir, tanzim ve yapım işlerinin yanı sıra ören yeri çevre düzenleme işleri için yaklaşık 21 milyon liralık ödenek ayırmışız. Tarihimizi gün yüzüne çıkartırken Bursa'da bulunan 3 adet Bakanlar Kurulu kararlı Türk, 1 adet Bakanlar Kurulu kararlı yabancı ve 3 adet müze kazısı olmak üzere toplam 7 kazı çalışması için 4,5 milyon lira ödenek aktardık.

Orman ve Su İşleri Bakanlığımız Bursa'da 2002'den bu yana toplam 2,66 milyar liralık yatırım yaptı. Bursa'nın mümbit topraklarını daha fazla sulayabilmek arzusuyla projeler geliştirildi ve inşa ettiğimiz sulama tesisleriyle 348.310 dekar araziyi sulamaya açtık. Böylece Bursalı çiftçilerimize bereket getirdik ve yılda 303 milyon lira ilave zirai gelir artışı sağladık. Bunların hepsi insanımız içindir.

2002'den yana Bursa'mıza ulaştırma ve haberleşme alanında 4,67 milyar yatırım gerçekleştirdik. Kısacası, Bursa'nın hızına hız kattık. Bunu nasıl yaptık? Örneğin, Bursa'yı diğer şehirlere bağlayan devlet yollarını 436 kilometreye, ilçe, belde ve köyleri şehir merkezine ulaştıran il yollarını 613 kilometreye, otoyolları 80 kilometreye uzattık. Böylece Bursa'ya erişimi daha hızlı ve daha güvenli hâle getirdik. Bursa'daki kara yolu ağını 1.129 kilometreye ulaştırmış olduk.

Bursa'ya 2002 yılında elektrik üretim tesisleri yatırımı dâhil 8,6 milyon lira enerji yatırımı yapılmışken -8,6 milyon arkadaşlar- 2003-2015 yılları arasında 2,28 milyar liralık enerji yatırımı yapılmıştır. Bursa'ya enerji ve tabii kaynaklar alanında toplamda 2,57 milyar lira yatırım yapılmış olmaktadır.

Burada saymaya süre yetmeyecektir. Eğitimden sağlığa, gençlik için yatırımlarımızdan tarım ve hayvancılık alanına, her alanda yatırımlarla Bursa'yı ihya ettik, ediyoruz. Nitekim, Bursalı hemşehrilerimiz, vatandaşlarımız da her seçimde bizim bu hizmet anlayışımızı ödüllendirmek suretiyle sandıkta gereğini yapmışlardır, emin olunuz bundan sonra da yapmaya devam edeceklerdir değerli kardeşlerim.

AK PARTİ kadroları olarak bizler "Ülkem ve milletim kazanacaksa ben kaybetmeye hazırım." diyen bir liderle, Sayın Cumhurbaşkanımızla aynı davaya baş koyduk. Aziz milletimizin ihtiyaçlarını karşılamak için bizi hizmetkâr kılması dolayısıyla Rabb'imize de ne kadar şükretsek azdır. Bizler hem İznik'te hem Bursa'da hem de zaman zaman burada Genel Kurulda, değerli milletvekili arkadaşlarımla birlikte Bursa ve İznik için yaptığımız icraatları ve yatırımları her zaman kamuoyuyla paylaşıyoruz. Ancak insanımızın faydasına sunulan bu güzellikler ne kadar anlatılırsa anlatılsın yeterli saymıyoruz. Zira, bugün burada ana muhalefetten arkadaşlarımızın bizlere bir fırsat daha sunduğunu memnuniyetle görmüş bulunmaktayız. Bize burada, İznik'e ve Bursa'ya yatırımlarımızı yeniden anlatma fırsatı sundukları için gündem dışı konuşan sayın milletvekili arkadaşıma teşekkür ediyorum.

Bir sayın milletvekili tarafından biraz önce bir konuyla ilgili bahsedildi, onu da burada açıklığa kavuşturmam lazım; örneğin, bu sahil projesiyle ilgili, oradaki ağaçlarla ilgili.

Değerli arkadaşlar, orada belediye tarafından bir çalışma yürütülmektedir ve medyaya çıkan haberlerle de gündem olmaktadır. Burada gündeme getirilen konu da aynı konu. Orman bölge müdürlüğünden izin alınmak suretiyle yürütülen çalışmanın -telefonumda resmi de var ama buradan gösteremeyeceğim, yetişemedim- aslı şudur değerli arkadaşlar: Bursa Büyükşehir Belediyesince İznik ilçesinde İznik Gölü sahilinde Sahil Düzenleme Projesi kapsamında orman dışı alanlarda, Anıtlar Kurulundan gerekli izinler alınarak İznik Orman İşletme Şefliğinden de teknik yönden kesilmesinde sakınca bulunmayan, hayatiyetini kaybetmiş, âdeta ağaç olma vasfını yitirmiş, tamamen kuru olan 8 adet ağaç kesimi yapılmıştır; konu edilen şey anladığım kadarıyla bu. Özellikle ifade etmek istiyorum ki burada yeşil ağaç kesilmemiştir, fotoğraflarını gösterebiliriz. Bu ağaçlar hayatiyetini yitirmiştir, kuru ağaçlardır, bunlara ilişkin yapılan inceleme raporları da elimizde mevcuttur.

Yapılan çalışma, İznik halkının faydalanmasına yönelik sahil bandının iyileştirilmesi kapsamındadır. Nasıl ki biz üçüncü boğaz köprüsünü yaptık, insanımızın standardını yükselttik, insanımızın hizmetine sunduk; yaptığımız şey, mukayese kabul etmez tabii ki ama burada da odur. Nasıl ki Osmangazi Köprüsünü yaptık, İznik'e daha kolay ulaşabilsin İstanbullular, gelenler diye İznik'in önünü açtıksa burada da İzniklinin yaz mevsiminde ve sair zamanlarda gerek dışarıdan gelen gerek İznik'in içinde bulunan vatandaşlarımızın o kapasitede, o standartta güzel ve şirin bir İznik ilçesinde o sahilin tadını çıkarmaları için bir proje gerçekleştirdik. Nasıl ki İstanbul'da karşıdan karşıya geçmek için Marmaray'ı yaptık ve insanımız şimdi sadece dakikalarla ölçülen bir zaman diliminde istediği yere ulaşabiliyorsa aynı şekilde bu pencereden yaklaşıyoruz.

Ben hatırlıyorum, burada aktarayım: Bir milletvekili arkadaşımızla -yine ana muhalefet partisinden- 24'üncü Dönemde ara buluculuk konusunda bir İngiltere seyahatimiz olmuştu, bir haftalık çalışma seyahatimiz. Ramazan Can arkadaşımız da vardı o zaman. O İngiltere seyahatinde yine Adalet Komisyonu üyemiz olan bir arkadaşımızla, ana muhalefet partisi milletvekiliyle, Londra'da Manş Denizi'nin altından Fransa'ya bir geçiş tüneli olduğunu söyledik birbirimize ve büyük bir gıptayla birbirimize bakarak yani "Adamlar yapmış." dedik. O sıralarda da tam bu Marmaray Projesi devam ediyordu arkadaşlar. Şimdi, biz bunu konuşurken kendi aramızda tabii, Hükûmetimizi mutlaka övdük, övecektik. O zaman da gene ana muhalefet partisinden o milletvekili arkadaşımız bize dönüp dedi ki: "Biliyor musunuz, yaptınız ama kuşların yolları, balıkların yolları değişti."

Arkadaşlar, insanın hizmetine sunduğunuz bir konu var. Elbette bütün hassasiyetleri nazara alarak, burada bir değerlendirme yaparak karar vermek lazım ama istismar siyasetine savrulmak yakışık almıyor. Eğer buraya savrulursanız birileri de size çıkar sorar ki Atatürk'ün mirası olarak ekilen Yalova'daki 159 tane ağaç için neden burada konuşmadınız? (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Mesele bu. İstismar yok, algı yok, gerçekler ve her şey insanımızın yaşamını kolaylaştırmaya matuf.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) - Diğer konu da önemli ama.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Bakınız, kesilen 8 tane ağaç var, yerine şu ana kadar dikilen 350 tane, toplam bin tane yetişmiş ağaç dikiyoruz oraya. Okul bahçelerine, mezarlıklara, toplumun ortak faydalanacağı yerlere son bir ayda...

Nurhayat Hanım, son bir ayda Bursa'da 35 bin ağaç diktik, haberiniz var mı, 35 bin bir ayda ve şu ana kadar Türkiye'de diktiğimiz ağaç sayısı 4 milyar fidan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Kaç, kaç? Bir daha duysunlar.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Arkadaşlar, bunları yaptık.

Değerli arkadaşlar, şimdi biz bu ağaç konusunu nereden hatırlıyoruz, oraya da bir bakalım.

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) - Onlar, yanan Mudanya ormanları mı?

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Bu ağaç konusunu biz 2013'teki beş altı ağacın âdeta arkasına gizlenerek Türkiye'yi alev topuna döndürmek isteyenlerin yaptıklarını gördüğümüz ve meselenin ağaç meselesi olmadığı ortaya çıktıktan sonra...

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) - İnsaf, insaf!

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - ...bu konudaki her retoriğiniz sadece algıdan ibarettir, sadece istismar siyasetinden ibarettir değerli arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) - Bu görüntü hoşunuza gidiyor mu? Göl, göl! Binlerce yıldır ayakta. Bakın, bu, hoşunuza gidiyor mu? Yazık ya!

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Bakınız feraset sahibi milletimiz, bu algılara asla geçit vermeyecektir. AK PARTİ Hükûmetini yeşille, tabiata sahip çıkmakla sınamaya kalkışmak kimsenin haddine değildir, olamaz, biz de buna fırsat vermeyiz.

Bakınız, bilgi edinmek her sıkıntıyı giderecektir. Burada siyasi istismara tevessül edilmemesi gerekir. Sizlere bazı bilgiler arz etmek isterim.

Şimdi biz iktidarın mensuplarıyız. 145 şehir ormanı, 356 bal ormanı kurmuşuz, millî park sayımızı ülke genelinde 42'ye, tabiat parkı sayımızı 222'ye çıkartmışız. 2002'de 9 milyon 369 bin 832 dekar korunan alanımız varken, bu rakamı 30 milyon 47 bin 220 dekara çıkarmışız. Yine 2002'de 175 olan korunan alan sayısını 553'e yükseltmişiz. Bakınız son on beş yılda Bursa'mızda 68 milyon fidanı toprakla buluşturmuşuz, dile kolay 68 milyon. 68 milyon fidanın yanında 8 kuru ağaçla algı operasyonu yapmaya çalışmak, kusura bakmayın havada kalır, kimse de sizi ciddiye almaz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Halk biliyor neyin ne olduğunu.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Genel Kurulun huzurunda özellikle ifade etmek isterim ki Hükûmet olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğinde, Sayın Başbakanımızın önderliğinde hızımızı sürekli artırarak milletimizin hizmetine olan yatırımlarımızı sürdüreceğiz, bundan hiçbir şekilde vatandaşlarımızın şüphesi olmasın. Biz diyoruz ki, millete efendi olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldik ve bu, bizim için onurların en tepesindeki, en yükseğindeki husustur değerli arkadaşlarım.

Sözlerime son vermeden önce şunu ifade etmek isterim: Değerli arkadaşım, sayın milletvekili arkadaşım, 2015 yılıydı... Size sesleniyorum.

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) - Bana mı?

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Hani "Size sesleniyorum" derken kötü bir şey söylemek için değil. 2015 yılında Bursa'da, Mudanya'da, Ketendere'de bir yangın oldu, hatırlıyorsunuz değil mi? Birçok ağacımız yandı.

Şimdi, sizin buraya verdiğiniz bir soru önergesi var. Ne diyorsunuz orada biliyor musunuz?

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) - Ketendere değil, Çağrışan.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Söyleyeyim: "Oraya Ro-Ro limanı yapacaksınız. Ey milletim, bir yağmurdan sonra nasıl yangın çıkar, bizim bunu aklımız almıyor." diyerek, algı metoduyla insanları tahrik etmeye, millet üzerinde istismar etmeye çalışıyorsunuz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Millet inanmıyor o yüzden artık.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Bugün oraya 275 bin fidan ektik. Özür dileyecek misiniz? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, geçen hafta... Sayın Bakanımız Veysel Eroğlu burada. Bursa, bütün bir Türkiye'nin değeridir değerli arkadaşlar. Uludağ'ın biz dünyada eşi benzeri olmayan bir dağ olduğunu düşünüyoruz ve gerçekten de Bursa'da Uludağ'ın hem Türkiye için hem de dünya için konferanslar ve diğer konularda, spor alanlarında yüksek turizm kapasitesi olan bir yer olduğunu düşünüyoruz ve bununla ilgili olarak bir strateji geliştirdik, bir çalışma başlattık; ondan da bahsetmek istiyorum Bursalı hemşehrilerimizden dinleyenler varsa bilmeleri için. Orada çok eski tarihlerde yapılmış, Uludağ'ın yeşiline, o iklime ve fiziksel özelliklerine uymayan beton yapıların tamamını yıkıp orada o dokuya uygun yapılaşmayı getirmek için çalışma başlattık ve ilk önce de kamu binalarını yıktık. Teşekkür ediyorum Sayın Bakanımıza. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Biz de teşekkür ediyoruz.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Ayrıca, bakınız, orada Siyami Ersek, bir hastane yaptırmış 1923'lerden sonra tedavi uygulamak üzere. 1944'te o bina sanatoryum olarak ilan edilmiş, daha sonra 1975 yılına kadar da verem hastalarının tedavisi için kullanılmış. O bina metruk hâle gelmişti, yıkık hâle gelmişti. Şimdi orada öyle güzel bir eser meydana çıkarıyoruz ki gerçekten sadece Bursa için değil, Türkiye'nin vizyonuna vizyon katacak, oraya, Uludağ'a gelen her konuğu, her misafiri rahatlıkla ve özgüven içerisinde ağırlayacağımız bir şekilde yapacağız. Dolayısıyla bakınız, Uludağ'ımız, toplamda 171 endemik bitkiyi içeriyor; bunun 30 tanesi sadece Bursa'da Uludağ'da yetişebilen ağaçlardan, bitkilerden.

Değerli arkadaşlar, Bursa'mız, tarihte olduğu gibi, bugün de emin ellerdedir. Hükûmetimiz, Bursa'ya önemli yatırımlar yapmıştır, bundan sonra da yapmaya devam edecektir. Bursa, şehirlerden bir şehir değildir. Bursa'nın burada adının anılarak kötü gösterilmesi de gerçekten hiçbir şekilde yakışmamaktadır. Bursa güzeldir, daha güzel olması için çalışmaya devam etmeliyiz diyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)