Konu:Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan'ın'ın, KHK mağduru olan ailelerin hasta çocuklarının durumuna ilişkin gündem dışı konuşması dolayısıyla
Yasama Yılı:3
Birleşim:48
Tarih:11/01/2018


Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan'ın'ın, KHK mağduru olan ailelerin hasta çocuklarının durumuna ilişkin gündem dışı konuşması dolayısıyla
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

SAĞLIK BAKANI AHMET DEMİRCAN (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Batman Milletvekili Sayın Mehmet Ali Aslan Bey'in gündem dışı konuşmasına cevap için huzurunuzdayım.

Değerli milletvekilleri, Türkiye, 2002'den sonra sağlık alanında yapmış olduğu güçlü reformlar, değişim ve gelişmeyle, özellikle sağlığın finansmanı konusunda halkı bütünüyle sağlık sigortası kapsamına alan hamleyi yaptı. Türkiye'de nüfusumuzun tamamı genel sağlık sigortası kapsamındadır. Hiç kimse bu sigorta kapsamının dışında değildir. İster çalışan olsun ister çalışamayan olsun ister cezaevinde mahkûm veya tutuklu olsun herkes sağlık sigortası kapsamındadır. Özellikle 18 yaşına kadar olan tüm çocuklar şartsız olarak sağlık yardımlarından da yararlanmaktadırlar.

SSK, BAĞ-KUR, Emekli Sandığı; devlet memurlarının tabi olduğu bu sistem bir çatı altında toplandı, herkes doğal olarak sağlık desteğini ücretsiz bir şekilde edinme imkânına kavuştu. Bu cümleden olarak, kanun hükmünde kararnameyle -15 Temmuz sonrası özellikle- işine son verilen, kamudan uzaklaştırılan insanların da durumunu burada açıklamak istiyorum, belirtmek istiyorum.

Elbette 15 Temmuzda ülkemiz, devletimiz büyük bir saldırıyla karşı karşıya kaldı. Devlet, kamu kendisini bu saldırıdan koruma refleksini gösterecek, hukuk zemini içerisinde, kendisine karşı bu saldırıda muhatap aldığı, sorumlu tuttuğu kişiler hakkında her türlü girişimi yapma -kanun içerisinde, Anayasa çerçevesinde- hakkını kullandı ve bir kısım insanlar kanun hükmünde kararnameyle görevden uzaklaştırıldı.

Kanun hükmünde kararnameyle görevden uzaklaştırılan insanların sağlık hizmetlerini alma konusunda durumunu incelersek şöyle bir durumla karşılaşıyoruz: Biliyorsunuz, ihraç olunanlarla ilgili yapılan araştırmaya göre, bunların bir kısmı sigortalı olarak çalışmakta yani kamudan ihraç edildiği ama tekrar kendisi iş bularak sigortalı olarak çalışmakta, bir kısmı kendi hesabına ticari faaliyetler yürütmekte, bir kısmı ise emekli olduğu için yine sosyal güvence kapsamı içerisinde bulunmakta, dolayısıyla ihraç olunanların önemli bir kısmı zaten bir şekilde sosyal güvenlik, genel sağlık sigortası kapsamı içerisinde. Bir kısmının herhangi bir işte çalışmadığı için resen genel sağlık sigortası kapsamına alındığını biliyoruz -ki bunun için, eğer ödeme imkânı varsa aylık 61 lira ödeme yaparak genel sağlık sigortası kapsamı içerisinde değerlendirilir, ödeme gücü olmayanlar için primleri devlet tarafından ödenir- bir kısmının da aile bireyleri üzerinden sağlık yardımları almaya devam ettiği tespit edilmiştir.

Yani burada şunu söylemek istiyorum: Türkiye'de hiç kimse genel sağlık sigortası kapsamı dışında değildir, herkes bu şemsiyenin altındadır. Kanunumuza göre herhangi bir vatandaşımızın sağlık kapsamı dışında kalması mümkün değildir ancak herhangi bir sigortası olmadığı için resen genel sağlık sigortası kapsamına alınanlardan aylık 61 lirayı ödeme gücü olduğu hâlde primleri ödemeyenler, borcu olduğu için sağlık yardımlarından yararlanamamaktadır ki bu acil sağlık hizmetlerini kapsamaz. Acil sağlık hizmetleri noktasında, borcu olsa da olmasa da herhangi bir sosyal güvencesi -ki herkesin var genel sağlık sigortası- ödemediği için bu sigorta kapsamına girmese de onların da sağlık hizmetleri acil kapsamından ödenir ve verilir. Ki kişinin başka türlü de ihtiyacı varsa yani bu sağlık sigortası primini ödeyecek gücü yok ama diğer yönden geçinmek için de gücü yoksa onların ise sosyal yardımlaşma vakıflarımıza başvurarak gelir testi yaptırıp bunu tespit ettirmeleri gerekmektedir ve onlara da gerekli destekler, yardımlar yapılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, elbette değerli konuşmacının da ifade ettiği gibi, cezaevlerinde de kanun hükmünde kararname veya mahkûmiyet nedeniyle tutuklu veya mahkûm yakınları içerisinde bulunanlar, bunların içerisinde çocuk olanlar, mahkûmların kendileri sağlık hizmetleri konusunda da gene aynı şekilde genel sağlık sigortası kapsamı içinde değerlendirilir.

Türkiye, sağlık hizmetleri konusunda gerçekten başarılı bir süreç yaşamaktadır on beş yıllık AK PARTİ iktidarı döneminde ve biz de 65'inci Hükûmet döneminde bu sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi için elimizden gelen gayreti göstermekteyiz. Özellikle birinci basamak hizmetlerini bütün vatandaşlarımıza koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında ulaştırmaktayız. Cezaevlerindekilere de dışarıda olan herkese de koruyucu sağlık hizmetleri ulaştırılmaktadır. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin 2017 yılı ilk on bir aylık neticelerini burada paylaşmak isterim: Sadece muayene sayısı yaklaşık 215 milyon olarak gerçekleştirilmiştir. Bunun yanında, bütün hamilelerin takibi, aşıların yapılması...

Burada bir parantez açmak istiyorum: Son günlerde aşılarla ilgili bir spekülasyon yapılmakta. Aşılarla ilgili bu spekülatif haberlerin kamuoyunu olumsuz etkilememesi için bu konuda Bakanlığımız gerekli açıklamaları zamanında yapmıştır ve yapmaya devam edecektir. Nedir yapılan spekülasyon? "Efendim, aşılarda alüminyum katkısı var, alüminyum maddesi var. Bu da kişilerin sağlığını uzun vadede bozmaktadır." iddiasıyla ortaya çıkılmakta ve aşı yapılmasının önü kapatılmaya kalkışılmaktadır. Buna dikkat etmek lazım, dikkatli olmak lazım çünkü Türkiye dünya ölçeğinde Dünya Sağlık Örgütünün takdirle karşıladığı bir aşı kampanyasını bugüne kadar başarılı bir şekilde yürütmüştür. "Aşı kampanyası" cümlesinden... Mesela, bugün -on yedi yıldır- Türkiye'de polio yani çocuk felci görülmemektedir. Yine Türkiye'de on beş sene önce, on altı sene önce kızamık sayısı yüksek bir rakamla ifade edilirken, 500'lerin üzerindeyken 9 tane kızamık vakasıyla karşılaşılmış 2016 yılında, onların da hepsinin aşı yaptırmadığı görülmüştür, aşıdan kaçındığı görülmüştür. Aşı olayı basit bir olay değildir. Aşı olayı sağlık açısından önemlidir ki bizim milletimiz aşı konusuna dünyadan önce aşina olan bir millettir. Çiçek aşısının Osmanlı'nın belli bölgelerinde halk tarafından uygulandığı bilinmektedir. Dolayısıyla, arkadaşlar, aşı konusundaki spekülasyon alüminyum üzerinden yürütülmeye çalışılmakta, oysa bütün aşılarını yaptırmış bir insan ömrü boyunca aşı üzerinden totalde 4,5 miligram alüminyumla karşı karşıya kalmakta. Hâlbuki, baktığımızda, mesela bir mide ilacında, antiasit ilaç olarak kullanılan ilaçların içerisinde alüminyum hidroksit çok daha yüksek dozlarda vardır. "Bunlar insan sağlığı için ne derecede zararlıdır?" noktası, Dünya Sağlık Örgütü ve Türkiye'de de elbette bu işle ilgili olan Bakanlığımız tarafından takip edilmektedir.

Değerli milletvekilleri, sadece koruyucu hekimlik alanında değil, Türkiye tedavi edici hekimlik alanında da fevkalade mükemmel gelişmelere imza atmış bulunmaktadır. Bu gelişmeleri tek tek zikredecek değilim ancak şunu söyleyeyim: On beş sene önce Türkiye'de yoğun bakım yatak sayısı 850 civarında iken 2016 rakamlarıyla ifade etmek gerekirse yoğun bakım yatak sayımız 16 binlerle ifade edilmektedir. Dolayısıyla Türkiye poliklinik hizmetleri, yataklı tedavi hizmetleri ve bu yoğun bakım hizmetleri noktasında fevkalade iyi noktalardadır, bu da giderek daha da artırılacaktır.

Değerli milletvekilleri, yüksek vasıflı tıbbi hizmet sunumu kapsamında 2017 yılında 2 kapsamlı onkoloji merkezi, 6 tane onkoloji tanı ve tedavi merkezi, 6 erişkin kalp merkezi, 3 tane pediatrik kalp merkezi, 1 karaciğer organ nakil merkezi, 1 böbrek organ nakil merkezi, 1 erişkin kemik iliği nakil merkezi, 1 pediatrik kemik iliği nakil merkezi, 3 yanık ünitesi, 2 tane yanık merkezi, 3 tane perinatal merkez, 4 tane inme merkezi, 4 tane genetik merkez, 4 el cerrahisi ve replantasyon merkezi ve 2 hiperbarik oksijen tedavi merkezi, 6 tane prematüre retinopatisi tanı ve tedavi merkezi, 11 tane de robotik yürüme merkezi açılmıştır. Bu da şunu göstermektedir: Biz, sağlıktaki dönüşüm sürecini tamamladık, şimdi sağlıkta kalite, gelişme ve sürdürülebilirlik sürecini gündeme getiriyoruz, bu çalışmaları yapıyoruz. Önümüzdeki günlerde Türkiye daha açık bir şekilde bunlara şahit olacak.

Diğer taraftan, Sağlık Bakanlığının yönetiminde çok başlılığı sonlandıran hamlemiz tamamlandı, şimdi atamaları tamamladık. Bundan sonra sağlıktaki yeni dönemin yani yönetimdeki yeni dönemin verimliliğini inşallah hep birlikte yaşayacağız. Değerli konuşmacının az önce ifade ettiği gibi, Türkiye'deki 80 milyon vatandaşımıza hizmet etmek elbette ki anayasal görevi, temel konusu bu ama bunun dışında gönül coğrafyamızda bize elini uzatan, bizden yardım isteyen, bizden destek isteyen ülkelere de elbette ki yardımcı olduk ve olmaya devam edeceğiz. Bu kapsamda Türkiye'nin yurt dışında işletmekte olduğu hastaneler var, bunlara yenilerini de ilave ediyoruz. Bir Somali'deki hastanemiz, öbür taraftan Sudan'daki hastanemiz; bunlar işler vaziyette devam ediyor. Gazze'de bir hastanemiz bitti, önümüzdeki günlerde açılışını yapacağız. Libya'da bir hastanemiz, fizik tedavi merkezimiz bitti, onun açılışını yapacağız. Bişkek'te bir hastanemiz bitti -şu anda teknokrat arkadaşlar orada çalışmaları yapıyorlar- onun da açılışını yapacağız. Nijer'de bir hastanemizi bitirdik, onun da açılışını yapacağız.

Bu, şunu gösteriyor: Türkiye, sağlık hizmetlerinde sadece kendi ülkesindeki vatandaşlarına değil, ihtiyaç sahibi olan ülkelerin de vatandaşlarına sağlık desteği sağlıyor ve aynı zamanda, Türkiye'nin sağlıkta yapmakta olduğu uygulamalarını izleyen, bunlardan, bizdeki oluşmuş olan bilgi birikiminden yararlanmak isteyen ülkelere de bu konuda yardımcı olmak için üzerimize düşeni yapıyoruz.

Değerli milletvekilleri, elbette ki bizim elimizin uzanamayışından, ulaşamayışımızdan bir kişi de olsa hayatını kaybederse biz bundan vicdanen sorumluluk duyarız. Elbette ki ülkemizde hangi konumda olursa olsun, sağlık, hepimizin, 80 milyonun ayrımsız istifade etmesi gereken hizmet alanıdır, hiçbir şekilde kişinin konumu bizi sağlık hizmeti noktasında bağlamaz. Biz, sağlık hizmeti noktasında, kişi hangi konumda olursa olsun ona her türlü desteği yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz. Varsa eğer noksanımız bu konuda, dile getirilmesinden de asla gocunmayız ve biz bunları uyarı olarak alır, bunların gereğini yerine getiririz.

Değerli milletvekilleri, ben sağlık hizmetleri konusunda kısa bir sunumla birlikte değerli konuşmacının değindiği konulara da bu şekilde cevap vermiş oluyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum.

Sayın Başkan, teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)