Konu:2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 9'uncu Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:43
Tarih:20/12/2017


2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 9'uncu Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) - Sayın Başkanım, çok değerli milletvekilleri; Maliye Bakanlığı bütçesi üzerinde parti grupları tarafından yapılan değerlendirmeler, görüşler ve eleştiriler hakkında kendi görüşlerimi ifade etmek üzere huzurlarınıza gelmiş bulunuyorum; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum. Maliye Bakanlığı bütçemizin memleketimize hayırlar getirmesini ayrıca niyaz ediyorum.

Biliyorsunuz Maliye Bakanlığı devletin gelirlerini toplayan, bütçesini yapan, harcamalara ilişkin bütün süreci yöneten, devlet mallarına ilişkin uygulamaları bilfiil yapan bir bakanlık; başka çok farklı alanlarda da fonksiyonlarımız var. Bununla beraber burada tabii en önemli konu kamu kaynağının toplanması, kamu harcamalarının yapılması ve bu anlamda da hesap verebilirlik ve şeffaflığın sağlanması. Bugün burada yapılan değerlendirmelerde zaman zaman Maliye Bakanlığının görevlerini ne ölçüde yaptığına dair birtakım değerlendirmeler oldu. Şunu çok rahat bir şekilde söyleyebilirim ki; son on altı yıldır Maliye Bakanlığında olağanüstü bir değişim ve dönüşüm var. Maliye Bakanlığı her alanda kendisini yenileyen, dönüştüren, çağın gereklerine, bugünün ihtiyaçlarına uygun bir şekilde kendisini yeniden yapılandıran bir bakanlık görünümünde. 1990'lı yıllardaki Maliye Bakanlığına baktığımız zaman harcamalarının hesabını veremeyen, hatta harcamalarını bilemeyen, kayıtlarını doğru düzgün tutamayan, şeffaf olmayan ve hesap veremeyen kamu hesapları çerçevesine sahipti. AK PARTİ olarak Hükûmete geldikten sonra Maliye Bakanlığının görev ve yetkilerini artıran ve özellikle kamu harcamalarında hesap verebilirliği ve şeffaflığı artıran uygulamalar yaptık. Bugün hayretle karşılıyorum. Bazı arkadaşlar diyorlar ki: "Biz harcamalara ilişkin bir şey göremiyoruz." Önceden hiçbir şey göremiyordunuz. Şimdi her ay Maliye Bakanlığı şeffaf bir şekilde Muhasebat Genel Müdürlüğünün sayfasında her bir harcamanın en detaylarına kadar kamuoyuyla paylaşıyor. Dolayısıyla kamu harcamalarına ilişkin en şeffaf, en hesap verilebilir bütçe uygulamaları da AK PARTİ hükûmetleri döneminde gerçekleştirildi ve bunu biz daha da ileriye taşıma gayreti ve çabası içerisindeyiz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Sayıştay raporlarını niye yollamıyorsunuz o zaman?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Vergi uygulamalarında da baştan beri ifade ediyoruz, AK PARTİ hükûmetleri vergi adaletinin gerçekleşmesi noktasında, verginin tabana yayılması noktasında son on beş yılda önemli mesafeler kaydetti. Bu anlamda bakıldığında -biraz önce burada eleştiri konusu yapıldı- katma değer vergisi, doğru, dolaylı bir vergidir ama AK PARTİ hükûmetleri döneminde özellikle düşük ve orta gelirli grupların en fazla harcama yaptığı alanlarda katma değer vergisi oranlarında önemli indirimler yaptık.

GARO PAYLAN (İstanbul) - ÖTV getirdiniz...

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Eğitimde, sağlıkta, temel gıda maddelerinde ve yine birçok sosyal alanda yüzde 18 olan katma değer vergisi oranlarını ya yüzde 8'e indirdik ya da yüzde 1'e indirdik. Tarım kesimine yapmış olduğumuz KDV düzenlemesiyle en son, yemde ve gübrede KDV'yi sıfırladık.

Onun için, vicdanlı bir bütçe arıyorsanız AK PARTİ bütçeleri her zaman için vicdanı esas alan, vatandaşı esas alan bütçeler yapmıştır. Vergide adalet arıyorsanız AK PARTİ hükûmetleri vergi adaletini gerçekleştirme noktasında en hassas hükûmetler olmuştur. Bu dönemde gelir vergisi oranlarını düşürdük mü? Düşürdük. Kurumlar vergisi oranlarını düşürdük mü? Düşürdük.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Matrahları ne yaptınız? Matrahları ne yaptınız, dilimleri? Dilimleri nasıl ayarladınız?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Katma değer vergisi oranlarında özellikle sosyal harcamalara dönük, sosyal gruplara dönük birçok düzenleme yaptık mı? Yaptık. Vergi adaletini eğer arıyorsanız son on beş yılda verginin toplandığı kaynaklara bakacak olursanız, bu dönemde düşük ve orta gelirli grupların üzerindeki vergi yükünü azaltan bir vergi politikamız oldu.

2008 yılında asgari geçim indirimini kim getirdi? AK PARTİ olarak, özellikle, bugün asgari ücretle çalışan kesimlerin vergi yükünü aşağıya çekmek için asgari geçim indirimi uygulamasına 2008 yılında başladık ve bu sayede bugün artık asgari ücretle çalışan bir kişinin ödediği vergi yüzde... Bakın, normalde nominal vergi oranı yüzde 15'tir...

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Yüzde 22, ortalama.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - ...ama asgari ücretli üzerindeki bugün efektif vergi yükü yüzde 5 ile yüzde 0 arasındadır, kişinin çocuk sayısına göre, evlilik durumuna göre.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Ortalama yüzde 22'sini vergi olarak veriyor asgari ücretli, Sayın Bakan.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Özellikle 3 çocuktan sonra hiç vergi almıyoruz.

O açıdan, bu on beş yılda yapmış olduğumuz bütün bütçelerde merkeze vatandaşı aldık, merkeze milletin yararını aldık ve bütçeleri yaparken her zaman için vatandaşa hizmet götürmek üzere bütçeler yaptık. Şimdi, burada şaşırıyorum bazı konuşmaları dinlediğim zaman. Yani, 2000'li yıllarda veya biz Hükûmete gelmeden önce nasıl bir bütçe yapılıyordu bu ülkede? Bütçe yapıyorsunuz, yarısı faize gidiyor. Ne anladık? Geriye ne kaldıysa "Allah bereket versin." deyip o paralar harcanırdı.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Az vergi alıyorlardı da onun için yarısı gidiyor oraya. Şimdi çok vergi alıyoruz ama...

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Ama şu anda...

GARO PAYLAN (İstanbul) - Silaha gidiyor.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - ...bütçe harcamalarının yüzde 90'dan daha fazlası nereye gidiyor arkadaşlar? Vatandaşa gidiyor, eğitime gidiyor...

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) - Silaha gidiyor, silaha.

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) - 112 milyar silaha gidiyor.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - ...sağlığa gidiyor, altyapı yatırımına gidiyor, hastaneye gidiyor, baraja gidiyor, yola gidiyor.

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) - 112 milyar...

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Değerli arkadaşlar, arkadaşlar söyledi. Bu bütçe ne bütçesidir?

GARO PAYLAN (İstanbul) - Savaş bütçesidir.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) - Savaş bütçesi.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Bu bütçe terörle mücadele bütçesidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Savaş bütçesidir.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Terörle mücadele etmek için, ülkemizin iç güvenliğini...

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - S-400'ü nereye atacaksınız?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - ...ülkemizin dış güvenliğini sağlamak için...

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) - Sorunları çözemezseniz savaş bütçesi yapacaksınız.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - ...bu ülkenin bütçesinden ne gerekiyorsa sonuna kadar yapacağız. Bizim kimseyle savaşımız yok.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) - Sizin, milletle savaşınız var.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Bizim, evet, terörle mücadelemiz var.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - S-400'ü nerede kullanacaksınız Sayın Bakan?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Terörle mücadele etmek için savunma, güvenlik birimlerimizin ihtiyacı olan kaynak neyse sonuna kadar kendilerini destekleyeceğiz. Ama bu bütçe vatandaşın bütçesi. Bu bütçeden fakir fukaraya da, engelliye de, dezavantajlı bütün gruplara da ilk defa AK PARTİ hükûmetleri döneminde başlayan yardımlar yapılıyor, hizmetler gidiyor. Eskiden...

DİDEM ENGİN (İstanbul) - Sizden önce hiç yapılmadı mı?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bir sakin olun ya, niye şey yapıyorsunuz?

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) - Sataşıyorsunuz.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Sakin sakin dinleyin, Sayın Paylan gibi bağırttırmayın beni.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Ben konuşmada çok sakindim.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Yani, Sayın Paylan çıktı buraya, bağırıp bağırıp bir şeyler konuşmaya çalışıyor. Buna gerek yok, sakin olalım.

BAŞKAN - Sayın Bakan, lütfen, şahsiyatla uğraşmayalım.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Ahlak, ahlak, vergi ahlakı...

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Dolayısıyla, değerli arkadaşlar...

MUSA ÇAM (İzmir) - Sayın Bakan, siz de bağırın, siz de bağırın.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Dolayısıyla, değerli arkadaşlar -Sayın Çam'a da selam veriyoruz oradan- bizim bütçemiz işçiye de çalışana da kaynak aktaran, onun yanında yer alan, ona hizmet eden bir bütçedir Sayın Çam.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Zenginin bütçesi...

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - İşçiye, emekçiye ne var? İşçiye emekçiye zam var Sayın Bakan, başka bir şey yok.

ÖZCAN PURÇU (İzmir) - Sayın Bakan...

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - İnşallah, bizim bütçemiz Roman vatandaşlarımıza da hizmet eden bir bütçedir. Bizim bütçemiz halk neredeyse, vatandaş neredeyse ona hizmet eden bir bütçe olmuştur.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Mesela akaryakıttaki vergi oranı ne Sayın Bakan?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - O açıdan, arkadaşlar, bütçede memnuniyet kime aittir? Vatandaşa aittir.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Sudaki, doğal gazdaki, elektrikteki vergi oranları nedir? Vatandaşa nasıl hizmet edeceksiniz?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - On beş yıldır, bakın, bu sene arkadaşlar -burayı bir özellikle dinleyin, hafızanızda tutun bunu- AK PARTİ hükûmetleri 16'ncı defa bütçe yaptı. Yapıyoruz, şu anda 16'ncı bütçeyi imzalıyoruz. Hiçbir hükûmete nasip olmadı. Demek ki biz doğru işler yapıyoruz, demek ki biz vatandaşın yanındayız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) On beş yıldır bu bütçeyi yapan Hükûmete, AK PARTİ hükûmetlerine vatandaşımız her defa destek oldu, yanında oldu, zor gününde destekledi.

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) - Hileyle yapılan seçimlerde...

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Biz de her zaman vatandaşın yanında olduk, onu da özellikle ifade edeyim.

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) - Hileyle yapmayın seçimleri, bir çıkalım meydana, görelim bakalım.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Arkadaşlar, kaç defa meydana çıktık? Her meydana çıktık, millet meydanda herkesin puanını verdi...

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) - Her seçimde nedense bir kedi giriyor trafolara.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Sayın Bakanı dinliyoruz, lütfen...

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - ...ve o puanlara göre de, Allah bize nasip etti, 16'ncı bütçemizi yapıyoruz. Hayırlı uğurlu olsun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) 16'ncı bütçe herkese nasip olmaz. İnşallah, daha nice 16'ncı bütçeler diliyorum. Burada, inşallah, 2018 yılında yapmış olacağımız bütçe de vatandaşımıza hizmet edecek; dezavantajlı gruplara, sosyal gruplara destek veren bir bütçe olacak.

HALİL ETYEMEZ (Konya) - Sayın Bakanımızla gurur duyuyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, sessizliğimizi koruyalım lütfen.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlar, bir başka konu, madem bugün Maliye Bakanlığı bütçesini görüşüyoruz. Maliye Bakanlığında nereden baksanız yirmi dokuz yıllık bir hizmetim de var, bürokrat olarak burada dirsek çürüttük, hizmet ettik, gayret ettik, öğrendik, arkadaşlarımızla 1990'lı yılların zorluklarını da memur olarak yaşadık. Allah nasip etti, bugün huzurlarınızda Bakan olarak bu bütçeyi savunmak nasip oldu bana, Rabb'ime şükürler olsun. Bu imkânı bana veren başta Sayın Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza, bütün Meclis grubumuza, milletimize şükranlarımı arz ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Ben 1989 yılında Maliye Bakanlığında göreve başladığımda -ki mali müfettiş olarak göreve başladım- hiç unutmuyorum...

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Memur maaşı alamıyordunuz.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Yok, memur maaşı alıyorduk, sorun yok orada. Hiç unutmuyorum. Eski Maliye Bakanımız da burada.

O zaman, biliyorsunuz, Maliye Teftiş Kurulu vardı, Hesap Uzmanları Kurulu vardı, Gelirler Kontrolörleri Başkanlığı vardı ve vergi denetmenleri vardı ve herkes aynı şeyi söylerdi: "Ya, bu kurullar... Aynı anda üç tane kurul var, denetim birimleri çok başlı, denetimde bir başıbozukluk var." Yani vergi denetimi yapılıyor ama aynı anda dört denetim birimi, birbirinden habersiz, ortak bir plan ve program olmaksızın vergi denetimi yapıyor ve bu vergi denetimi yapılırken de aslında çok da profesyonelce denetim usulleri de yerine getirilmiyor. "Ne yapalım? Gelin, bu kurulları birleştirelim." Sene kaç arkadaşlar? 1989 yılı, Tandoğan'da Ziraat Bankasının toplantı salonunda bütün Bakanlık mensuplarıyla beraber geniş bir katılımcının katıldığı bir toplantıda bunların söylendiğini hatırlıyorum.

Ama bakın, 2011 yılına kadar bu kurulların birleştirilmesi meselesi gerçekleştirilmedi ve aslında hesap uzmanının da maliye müfettişinin de gelirler kontrolörünün de herkesin... Sayın Bakana sorsam aynı şeyi mutlaka söyleyecektir. "Ya, bu çok başlı yapının mutlaka kaldırılması lazım." şeklindeki uygulamayı biz 2011 yılında hayata geçirdik ve 2011 yılında ilk defa bütün denetim birimlerini tek çatı altında topladık ve bu sadece tek çatı altında toplamak değil, gerçekten ilk defa vergi denetiminin çehresini değiştiren, denetime yaklaşımını değiştiren ve mükellef haklarını da temel alan bir Vergi Denetim Kurulu kurduk. Allah nasip etti, bu kurulun kuruluşunda müsteşar olarak ben de hem fikren hem de gayretle bir pay sahibiyim. Aradan altı yıl geçti, 2018 yılına giriyoruz acaba vergi denetiminde bu yeni yapı önceki yapılarla mukayese edildiği zaman bir ileri gidiş midir, bir geri gidiş midir? Buna bakmak lazım, önemli bir şey. Vergi denetimi konusu hakikaten önemli bir konu çünkü mükellefin, vatandaşın, vergi denetiminden ne kadar çekindiğini bilen bir insanım. Bir vergi denetimi elemanı telefon ettiği zaman veya bir yazı geldiği zaman gerçekten vatandaş ürkebiliyor, çekinebiliyor.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Artık çekinmiyor.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Acaba başıma bir sıkıntı gelir mi diyebiliyor. Bu tür endişelere ben hak veriyorum. Yani masanın o tarafında da bulunmuş bir insanım. Onun için her zaman dedik ki: Vergi denetiminde vatandaşın hakkı ve hukuku, mükellefin hakkı ve hukuku merkezde olsun, Vergi Denetim Kurulu bu şiarla çalışsın. Vatandaşı baştan vergi kaçıran olarak gören bir anlayış, zihniyet doğru bir zihniyet değil ve Vergi Denetim Kurulunu kurarken ve şu son altı yılda da inanın çıkarttığımız kanunlarla, çıkarttığımız yönetmeliklerle, çıkarttığımız genelgelerle her zaman bunu önceledik.

Şimdi, burada Sayın Kuşoğlu konuştu, teşekkür ediyorum. Kendisinin bu konudaki duyarlılığı benim açımdan da önemli, aynı duyarlılıkları paylaştığımızdan da bir şüphe etmiyorum, sadece yaklaşımımız farklı. Yani yönetim organizasyon literatüründe çok güzel bir laf vardır: Bir kurum, bir kurul, organizasyon dış çevrede ve iç ihtiyaçlarda meydana gelen değişime kendisini ayak uyduramazsa yani kendisini değiştirip dönüştüremezse o takdirde değişim ve dönüşüm dış koşullar itibarıyla gelir sizin bir gün kapınıza dayanır. Söyledim demin, 1989 yılında hem bu ihtiyacı ifade edeceksiniz hem de 2011 yılına kadar bu ihtiyacın karşılanması noktasında atılacak bütün adımlara ya engel olacaksınız ya da bir şekilde bunları savuşturmaya çalışacaksınız. Neden? Ben merkezli bir anlayışla. Yani önce ben sonra Türkiye, önce ben sonra vergi mükellefi. Yok arkadaşlar böyle bir şey. Yani Allah şahittir, Vergi Denetim Kurulunu kurarken bütün amacımız şuydu: Önce vatandaş. Yani vatandaş ne bilir müfettişi, hesap uzmanını, vatandaşı ne ilgilendirir o. Vatandaş karşısında bir tane denetim elemanı görüyor. O denetim elemanı eğer saygınsa, mesleğini iyi yapıyorsa, mükellefe iyi davranıyorsa, onun hakkını ve hukukunu koruyorsa, onun lehine olan delilleri de denetiminde gözetiyorsa o zaman o kişinin devlete, Hükûmete, millete olan saygısı artar. Bu bilinç içerisinde 4 tane ayrı unvan olmasının vatandaşa ne değer kattığı var? Ama siz şöyle bakarsanız: Birtakım ayrıcalıklı gruplar oluşturalım, birtakım imtiyazlı gruplar oluşturalım, bunların hiçbir standardı olmasın, kuralı olmasın, kaidesi olmasın, istedikleri gibi kendi kendilerine kamu-özel sektör içerisinde top çevirsinler, şöyle olsun, böyle olsun... Çok daha fazla şey söyleyebilirim ama söylemiyorum. Dolayısıyla Maliye Bakanlığında Vergi Denetim Kurulunun kurulması meselesi bir zihniyet dönüşümüdür, bir anlayış değişimidir ve vatandaşı merkeze de alan bir anlayıştır.

2011 yılında ne yaptık? 4 unvan vardı, onları tek unvana düşürdük, vergi müfettişliğine. Yani sizi ilgilendirir mi unvanının A, B, C olması? İlgilendirmez. Dedik ki: "Vatandaşın karşısına tek bir unvanla çıkalım." Bu, geriye gidiş değil; bu, aslında, ileriye atılan önemli bir adım. Eskiden 4 ayrı birim ayrı ayrı plan yapardı, ayrı ayrı denetim planı yapardı. Bir vergi dairesinde zavallı mükellef, bir hesap uzmanına vergi denetimi veriyor, inceleme başlamış; öbür tarafta Maliye Teftiş Kurulundan da bir inceleme gelirdi veya vergi dairesinde teftiş var, gelirler kontrolörü yapıyor, Maliye müfettişi de gelirdi aynı kontrole. Düşünebiliyor musunuz, bir Bakanlık içerisinde 4 ayrı birim, 4 ayrı bakanlık gibi çalışıyor. Doğru bir şey mi? Biz onu tek bir yapı altında birleştirdik. Vatandaş şikâyet ederdi "Kardeşim, üç ay önce gelirler kontrolörü inceledi, şimdi de vergi denetmeni inceliyor, üç ay sonra müfettiş inceliyor." diye. Niye? Kimsenin öbürünün ne yaptığından haberi olmazdı. Bu doğru bir şey mi? Dolayısıyla, burada mükellef haklarını esas alan bir düzenleme yaptık.

Sayın Kuşoğlu burada dedi ki: "Vergi Denetim Kurulunun denetim sonuçlarını Maliye Bakanı açıklayamıyor." Kuşoğlu'nu buradan cevap vermeye çağırıyorum. 2016 Yılı Vergi Denetim Kurulu Faaliyet Raporu ve bu faaliyet raporu herkese açık bir şekilde internette de var. Ve diyor ki: "6 bin tane inceleme yapmışsınız." Yok arkadaşlar, çok açık bir şekilde Maliye Vergi Denetim Kurulu 2016 yılında 49 bin inceleme yapmış, bir yılda 49 bin inceleme. Peki, 2011 yılında, Vergi Denetim Kurulu kurulmadan önce, 4 tane kurulun olduğu 2011 yılında kaç yapılmış? 16 bin yapılmış. Diyor ya bana arkadaşlarımızın bazıları burada "Denetim yapılmıyor. Denetim yapılmıyor." bir de yüksek sesle bağırıyorlar burada, sanki yüksek sesle bağırınca korkacağız. 16 bin sayısından 49 bin sayısına gelmişiz dolayısıyla vergi denetimini son altı yılda da önemli ölçüde artırdık.

Baştan söyleyeyim kimseye sataşmıyorum, hemen buradan sataşma çıkarmayın, onu da özellikle ifade edeyim.

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) - Kime sataştığınızı biliyoruz Bakan, biliyoruz.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - "Kimseye sataşmıyorum." deyince sataşılmamış mı oluyor?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Değerli arkadaşlar, eskiden bu 4 tane kurul vardı ya, 4 tane kurul, sayısı kaçtı bunların? 4.900 kişi çalışıyordu, 4.900 kişi. Şu anda Vergi Denetim Kurulunun denetim elemanı sayısı kaç arkadaşlar? 8.200. Niye inceleme sayılarımız artıyor? Çünkü denetim kapasitemizi 2 kat artırdık. Yani "Burada denetim yapılmıyor, kayıt dışı ekonomiyle mücadele edilmiyor." diyenlere selam olsun. Biz denetim elemanlarının sayısını da artırdık, incelemeleri ve denetlemeleri de artırdık.

Sonra, övünerek söylediğimiz bir şey vardı "Bizim meşhur muavin yetiştirmelerimiz var arkadaş. Muavinleri biz muavin yetiştirmelerde yetiştiriyoruz." denirdi ama bazıları hiç denetim almazdı "Vergi denetmenleri, ne gerek var canım, onlar denetim almasa da olur." denirdi ama aslında en fazla denetim eğitimine ihtiyacı olan da onlardı çünkü en fazla denetimi de onlar yapıyor. Vergi Denetim Kurulunu kurduğumuz andan itibaren... Bugün hepiniz Eskişehir Yolu'ndan gidiyorsunuzdur, Halkbankın karşısında Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının devasa bir eğitim merkezi var. Burada faaliyet raporunda da var, ilk defa Türkiye'de vergi denetim elemanlarına standartları belirlenmiş yüksek kalitede eğitim veriyoruz. Ne eğitimi veriyoruz? Vergi mevzuatı eğitimi veriyoruz, meslek standartları eğitimi veriyoruz, mükellef hakları eğitimi veriyoruz. En önce öğrettiğimiz şey şudur: Önce mükellef hakları. Mükellef haklarını öğrenmeyen, mükellef haklarına özen göstermeyen bir denetim elemanı, denetiminde vatandaşı asla gözetmez. Bundan önce var mıydı "mükellef hakları eğitimi" diye bir eğitim? Bundan önce mükellef denetimlerine ilişkin bir standart var mıydı? Vergi denetimine ilişkin olmak üzere, bakın, şu anda bu Eskişehir yolunda bahsettiğim Vergi Denetim Kurulunun eğitim merkezinde 2 bin denetim elemanı her yıl önceden standartları belirlenmiş eğitimler alıyor. Dolayısıyla burada bir uzmanlaşmayı da sağlıyoruz.

Mükellef haklarını sağlayacak şekilde portallar açtık. Artık, vatandaş, kendisiyle ilgili yapılan denetimin her aşamasını kendisi görebiliyor; artık, her aşamada arkadaşlar -bilenler biliyor bunu- denetimin her aşamasında mükellef kendisini daha iyi savunabiliyor. Eskiden hesap uzmanı, müfettiş rapor yazardı yani görmek mümkün mü? "İhbarname gelsin de o zaman gör." denirdi. Şimdi öyle değil arkadaşlar, raporun taslağını mükellefe veriyoruz. Daha vergi denetim raporu sonuçlanmadan mükellef, kendisi hakkında hazırlanan taslak denetim raporunu görüyor. Eskiden, vatandaş kendisini savunabilir miydi? "Git, mahkemede savun." denirdi. Şimdi diyoruz ki: Rapor yazılsa bile Vergi Denetim Kurulu bünyesinde kurulan rapor değerlendirme kurullarında rapora karşı kendisini savunabilecek. Artık, Vergi Usul Kanunu'nda değişiklikler yaptık mükellefin kendisini savunabilmesi için.

Şimdi buradan arkadaşlar söylüyorlar: "Vergi denetimi nereye gitti?" Ben biliyorum o geçmişi. Alırsın incelemeyi, üç yıl bekletirsin "Askere gittim. Yurt dışına gittim. Pikniğe gittim. Oraya gittim, buraya gittim." diye. Zavallı vatandaş üç yıl dört yıl beklerdi ki vergi denetimi bitsin.

Sayın Kuşoğlu, altı ayda vatandaş bitirmek zorunda artık denetimi, en fazla bir yılda, o da denetimin türüne bağlı olarak. Yani denetim bahsine hiç girmeyin. Denetim bahsinde -burada polemik yapacak hâlim yok, bu işi yapmış bir insanım- denetim konusunda yaptığımız çok şey var, daha yapmamız gereken işler de var. Biz şunu kabul edelim, o eski anlayıştan vazgeçelim. Biz vatandaşımıza güveniyoruz, vatandaşımıza inanıyoruz. Vergiyle ilgili yükümlülüklerini yerine getirme noktasında ona yardımcı olmamız lazım, ona iyi niyetle yaklaşmamız lazım. Denetim, devletin gücüdür ama denetimi keyfîliğe dönüştürmek kimsenin hakkı ve haddi de değildir, denetim elemanı da, Maliye Bakanlığı da vergi denetimini yaparken sonuna kadar mükellefin hakkına, hukukuna riayet edecek.

O açıdan bakıldığında Vergi Denetim Kurulu yapısı vergi denetiminde Türkiye'yi ileriye götüren, kayıt dışı ekonomiyle mücadelede etkinliği artıran ve gerçekten de verginin tabana yayılması ve önleyici denetim anlayışının gelişmesine katkı veren bir yapı olmuştur. Daha çok yapacağımız şey var yani vergi denetim elemanlarının gerek mesleki yeteneklerinin geliştirilmesi, ahlaki standartlarının geliştirilmesi ve uygulanması konusunda daha çok iş yapacağız.

Şimdi, arkadaşlar bana diyorlar ki: "Kayıt dışı ekonomiyle mücadele ediyor musunuz?" Daha bir ay önce -ben de aynı kanaatteyim "gecikmiş" de dense haklıdır- bir risk analiz merkezi kurma noktasında Meclisten bir yetki ve görev aldık. Aslında vergi denetimi, vergi kaçağıyla veya kayıt dışı ekonomiyle mücadele etme noktasında Gelir İdaresi Başkanlığının bir risk analiz merkezine sahip olması, gerçekten ihtiyaç çünkü hem vergi denetimlerinin doğru yapılması hem de Sayın Paylan'ın bahsettiği gibi vergisini bilerek ödemek istemeyenlere çok daha hızlı, çok daha etkin bir şekilde varabilmek için bütün ekonominin izlenmesi lazım, kayıtların takip edilmesi lazım. Ama kusura bakmasın Sayın Paylan yani burada "Kanunlarla bize verilmeyen yetkileri kullandın mı Sayın Maliye Bakanı?" diye bize parmağını gösterme hak ve hukukunu da kendisinde görmesin.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Kanunları beraber yapalım.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Yani "Nereden buldun?" sorusunu sorma konusunu tartışabiliriz yani ne kadar olmalı, ne kadar olmamalı, hududu nereye kadar gitmeli, bunun hukukiliğini sağlamak ve korumak için neler yapılmalı, bunların hepsi konuşulmalı ama biz burada vergi denetim kapasitesini geliştirdikçe, mükellefe ilişkin kayıtları ve belgeleri daha yakından izledikçe... Aslında ben ona hep "önleyici ve caydırıcı vergicilik" diyorum. Mesele, kişi vergisini ödemedikten sonra onu yakalamak değil, baştan onu bu davranıştan alıkoymak. Bunun yolu da mükellef hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak, mükellefin ekonomik faaliyetlerini izlemek ve ona "Evet, ben senin faaliyetlerini izliyorum, biliyorum." diyebilmektir. Bana "IRS"i diyorsunuz. Ben de diyorum aynı şeyi. Neden? Aynı şey. Yani IRS'in yaptığıyla şu anda bizim yapmak istediğimiz şey aynı şey.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Yapın o zaman.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Yapıyoruz zaten Sayın Paylan.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Nerede yapıyorsunuz?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Yani burada, arkadaşlar...

GARO PAYLAN (İstanbul) - IRS "Nereden buldun?" diyor ama.

BAŞKAN - Sayın Paylan, lütfen...

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Arkadaşlar, burada birbirimizle "Sen şunu yaptın, ben bunu yapmadım" tartışmasına girmeye gerek yok. Hepimizin bulunduğu noktalardaki ortak sorumluluğu ve görevi, memleketimizi daha ileriye götürmek, daha iyi şeyler yapmak, vatandaşa gereken değeri ve önemi vermek.

Yani şöyle bir ayrımı yapıyoruz artık: Bütün mükelleflere baştan suçlu gözüyle bakan bir anlayış, yılların içine sinmiş bir anlayış. Bu anlayışı terk ediyoruz. Vatandaşa güveneceğiz, vatandaşa inanacağız, vatandaşla bilgileri paylaşacağız ve ben inanıyorum ki vatandaş kendisine yaklaşıldığı zaman, kendisi bilgilendirildiği zaman vergiye uyum konusunda da aslında son derece gönüllü. Nereden mi biliyorum? Maliye Bakanlığı olarak zaman zaman mükelleflerle topladığımız bilgileri paylaşıyoruz ve görüyoruz ki mükelleflerle bilgileri paylaşıyorsanız mükellef ne yapıyor? Size, buna olumlu cevap veriyor. Bu son derece önemli. Onu da özellikle söyleyeyim.

Yine burada konuşuldu değerli arkadaşlar, yani "Varlık barışını niye getirdiniz eskiden?" dendi. Evet, biz vatandaşlarımızın yurt dışındaki varlıklarının Türkiye'ye getirilmesi için yaptık. Sanki öyle bir konuşuluyor ki varlık barışı gibi bir düzenlemeyi dünyada bir tek Türkiye yapmış, başka hiçbir ülke yapmamış. Bugün en gelişmiş ülkelerden -en son Amerika Birleşik Devletleri şu anda yapıyor- birçok ülkeye kadar hepsi ne yapıyor?

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Hiçbir şey yapamadınız?

GARO PAYLAN (İstanbul) - Yüzde 15 vergi alıyor.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Arkadaşlar, vergi alıp almamak konusu bir politik tercihidir.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Bir senedir hiçbir şey yapamadınız, bir adım gitmedi.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) - Her yıl yapın.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Burada kalkıp şu kürsüde "Bu yaptığınız düzenleme, uluslararası hukuka aykırıdır, şöyledir, böyledir." dediniz Sayın Bekaroğlu,

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Öyle dedik.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Sonuç ne oldu? Türkiye'nin yapmış olduğu bu düzenleme OECD'de değerlendirildi ve bütün uluslararası hukuk normlarına uygun olduğu da teyit edildi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Ne yaptınız bu Varlık Fonu'yla, ne yaptınız? Başkan değiştirdiniz, başka hiçbir şey yapamadınız.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Şaşırıyorum, ne kadar böyle gözümüz kör, ne kadar böyle ön yargılıyız Sayın Bekaroğlu? Sayın Bekaroğlu, gerçekten şaşırıyorum. Biraz daha vizyonumuzu, arkadaşlar, geniş tutalım, eski alışkanlıklarımızdan kurtulalım, dünyada ne oluyor ne bitiyor bakalım, uluslararası alanda kim ne yapıyor ne yapmıyor bakalım, Türkiye'de yapılanları da bunun üzerinden değerlendirelim. Tabii bu, bir vizyon meselesi. O vizyona, inşallah, bir şekilde herkes o noktaya gelir diye de düşünüyorum.

Yine, burada, özellikle büyüme konusunda birkaç şey söylendi.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Kim büyüyor?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Yani "2017 yılında büyümede yüzde 11'i sağladınız, işte, ne olacak, yüzde 1 yaptı bunu." gibi şeyler söylendi.

Değerli arkadaşlar, yani hiç polemik yapmaya gerek yok. Türkiye ekonomisi, 2017 yılının ilk üç çeyreğinde yüzde 7'nin üzerinde büyüdü. Bu büyüme, tek başına sadece bir veya iki sektöre bağlı, bir ve iki sektörde kalan bir büyüme olmadı. Bütün sektörlere yaygın, bütün sektörlerde görülen bir büyüme ortaya çıktı. Bu açıdan baktığımızda, 2017 yılında ortaya çıkan büyüme özellikle yatırıma, ihracata ve üretime dayalı bir büyüme olması bakımından da son derece önemli. 2017 yılının üçüncü çeyreğinde yüzde 11 büyüdük. Bu büyüme oranı, bana göre, sadece 2017 yılının üçüncü çeyreği için önemli değil, aslında 2018 yılı için de son derece ümit verici bir gelişme.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Sayın Bakan, ne üreterek büyüdük? Ne yaptık da büyüdük?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Yani Türkiye ekonomisi, 2016'nın dördüncü çeyreğinden beridir arka arkaya dört çeyrektir büyüyor. 15 Temmuz alçak darbe girişimini bir tarafa bırakacak olursanız, 2016'nın üçüncü çeyreğinden önceki onlarca çeyrektir Türkiye ekonomisi sürekli büyüdü.

Bu şunu gösteriyor: Türkiye ekonomisi, 2018 yılında da bu büyüme trendini devam ettirecektir. Özellikle yatırım harcamalarında, makine teçhizat harcamalarında üçüncü çeyrekte ortaya çıkan gelişmeler son derece önemli. Bugün kapasite kullanım oranlarında gelinen nokta artık yatırımcıya şu mesajı veriyor: Ne yapmanız lazım? Kapasite kullanım oranlarında yüksek seviyelere geldiğinize göre ilave yatırım yapmanız lazım. Nitekim, ilave yatırımların da sinyalleri ikinci çeyrekten itibaren gelmeye başladı.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) - Hayal, hayal.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Önce inşaat harcamalarında bir artış gördük, en son üçüncü çeyrekte makine teçhizat harcamalarında yüksek oranlı bir artış geldi. İnşallah, arkadaşlar, 2018 yılı 2017 yılına gibi, büyümenin olduğu, yatırımın olduğu, istihdamın olduğu...

Bana da bir dakika süre verecek misiniz Sayın Başkan?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - İsterseniz, talep ederseniz düşünürüm.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Evet, birkaç dakika.

BAŞKAN - Peki, bir dakika lütfen...

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

İnşallah bu yıl sonunda da 2017 yılı bütçesine ilişkin güzel neticeleri alacağımızı şimdiden görüyorum. AK PARTİ hükûmetleri olarak son on beş yıldır bütçe performansı bakımından sağladığımız bir disiplin var, sağladığımız bir başarı var. Bu senenin sonunda da -buradaki yapılan konuşmaları da not aldım- göreceksiniz bütçemiz, orta vadeli programda öngördüğümüzden daha başarılı bir performans ortaya koyacak. Yıl sonunda burada bütçe disiplinine ilişkin yapılan bütün lafların aksine, bütçe dengesinde de gerçekten AK PARTİ hükûmetleri açısından başarı grafiğinin devam ettiğini ortaya koyan bir sonuçla karşılaşacağız.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) - En kötü yıldı, en kötü.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - 2018 yılı büyümenin devam ettiği, yatırımın, üretimin, istihdamın, ihracatın artarak dalga dalga millete, memlekete yayıldığı bir yıl olacak.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Yüzde 1...

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Ben, 2018 yılı bütçesinin bu anlamda, ülkemize, milletimize hayırlar getirmesini diliyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.