Konu:2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 8'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:42
Tarih:19/12/2017


2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 8'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA ORHAN SARIBAL (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tarım Bakanlığı mı yoksa tarımsal ithalat bakanlığı mı ya da tarım bütçesi mi, ithalat bütçesi mi; bunu konuşmak gerekiyor. Çünkü Bakanlık açıkladı, yüzde 11 büyüme gösterildi ama ne yazık ki tarımda büyüme 2,8. Bu da elbette ithalata dayalı bir büyüme.

Şimdi birkaç rakam ve parametre sunacağım. Hâlipürmelali neymiş tarımın, hep birlikte görelim. İktidar geldiği günden beri ithalatı ve şirketleri destekliyor, ne yazık ki köylüyü ve küçük üreticiyi desteklemiyor. Mazot pahalı, gübre pahalı, ilaç pahalı ama buna karşın bu girdileri destekleyen herhangi bir ciddi destekleme politikası maalesef yok. (CHP sıralarından alkışlar)

Son, bir hafta önce açıklanan rakamları sizle paylaşmak isterim değerli milletvekilleri: Mazot fiyatı yüzde 16 artmış. Kimyasal gübrelerden ürenin fiyatı yüzde 24, DAP'ın fiyatı yüzde 44, hayvan yemlerinden yoncanın fiyatı yüzde 32, korunganın fiyatı yüzde 46, silajlık mısırın fiyatı yüzde 40, samanın fiyatı yüzde 84 artmıştır; bunlar, gelen zamlar. Peki, buna karşılık Hükûmet çiftçiye ne vermiştir? Buğdayda yüzde 3,3; mısırda 2,7; şeker pancarında yüzde 10,4 ama tüketici fiyatlarına bakıyorsunuz, yüzde 13 artış var. Yani yapılan desteklemelerle, alımlarla elde edilen zamlar arasında korkunç bir uçurum var.

Ne yazık ki AKP geldiği on beş yıllık dönemde 3-4 kalem ürünün dışında hiçbir kalemde üretim artışı sağlayamamış, tümünde geri gitmiştir. (CHP sıralarından alkışlar) En basit örnek: 2002 yılında kişi başına buğday üretimi 294 kilogramdır, 2016 yılında kişi başına buğday üretim rakamı 258 kilogramdır yani 36 kilogram kişi başına daha az buğday üretmişiz.

Bütününe baktığımızda, on beş yılda toplam 171 milyar dolarlık tarımsal ithalat vardır; gıda, tarım, ham madde. Hemen şunu söyleyebilirler... Yani "Cari açık yok." dedi bir milletvekili arkadaşımız. Değerli arkadaşım, ben çiftçiyim, ben köylüyüm; ben tarlamda sattığım buğdaya bakarım, ben tarlamda sattığım arpaya bakarım, ben tarlamda sattığım domatese bakarım. Bütünüyle bakıldığında tarımsal ihracatımız ham madde olarak 11,5 milyar dolardır, tarımsal ithalatımız ham madde olarak 65 milyar dolardır yani cari açık üzerinden baktığımızda ham madde üzerinden ihracata oranla tam 6 kat ithalat yapmaktayız, özellikle bilgilerinize sunuyorum. Bu para kime gidiyor? Elbette yabancı çiftçilere, yabancı şirketlere gitmektedir.

Ayrıca, çok özel olarak şu rakamları bilmenizde yarar var: Yağlı tohum ve türevlerinin bedeli 36 milyar dolar, ayrıca 62 milyon ton hububat için 17,5 milyar dolar, 3,5 milyon ton kuru bakliyat için 3 milyar dolar, 10 milyon ton pamuk için 17 milyar dolar. Hâlen 29 milyon dönüm arazi ekilmemekte, boş, 7 milyon dönüm arazi de AKP iktidarı döneminde tarımsal alandan çıkarılmış, başka amaçlar için kullanılmış durumda.

Yine, son olarak alınan 2017 yılındaki iki kararı sizle paylaşmak istiyorum: Hatırlayınız, haziranda bir karar alındı, hububatta, hayvancılıkta yüzde 130 ile yüzde 225 olan vergiler yüzde 25 ile yüzde 26'ya düşürüldü. Nerede? Gümrük vergilerinde. Yine, hemen, temmuzda alınan bir kararla Toprak Mahsulleri Ofisi ve Et ve Balık Kurumu aracılığıyla, daha sonra da aralık ayında alınan bir kararla hayvancılıkta, hububatta ve bakliyatta gümrük vergileri sıfıra indirildi. Daha önce tütünde kilo başına 3 dolar olan ve paket başına 40 sent olan vergiler de tamamen sıfıra indirildi. Soru şu: Kim üretecek? Hangi çiftçi nasıl üretecek? Hangi çiftçi ürettiğinden ne elde edecek? Peki kim kazanacak değerli dostlar? Elbette AKP ve yandaşları, elbette onların müteahhitleri. (CHP sıralarından alkışlar) O yüzden bu bütçe AKP'nin müteahhitlerinin zenginleşme bütçesidir. Bu bütçe, küçük köylünün, küçük üreticinin, bu toprakların üreticisinin bütçesi değildir. Bu bütçe yandaşların bütçesidir. (CHP sıralarından alkışlar)

Yine, değerli dostlar, bu rakamları da tekrar paylaşmak isterim: Hayvancılıkta, 2010 yılından başladınız bugüne kadar 5,4 milyar dolarlık ithalat yaptınız. Et ucuzladı mı, et arttı mı? Hayır. Hiçbiri artırmaz, hiçbiri büyütmez. Yine aynısı oldu, getirdiniz Sırbistan'dan, öbür taraftan ama şu anda yine et fiyatları yükseliyor, durdurma şansınız mümkün değil. 1 milyon 475 bin canlı hayvana ithalat izni verdiler, sıfır gümrük. 95 bin ton karkas ete izin verdiler, sıfır gümrük. 2 milyon 250 bin ton hububat, arpa, buğday, pirinç, mısıra izin verdiler, sıfır gümrük. Kim kazandı yine? Elbette siyasal iktidarın müteahhitleri, taşeronları kazandı.

Değerli dostlar, değerli milletvekilleri; geldiğimiz noktada bütün bu desteklemeler azaltılırken ithalatın artmasında iki tane temel gerekçe var: Bir, bu topraklarda tarım yapılmayacak, bu ülkenin çiftçisi tarım yapmayacak. İki, yandaşlar zengin olmaya devam edecek. (CHP sıralarından alkışlar)

Tohumda yeni bir model çıktı değerli dostlar. Çıkıp diyorlar ki: "2002 yılında 230 bin ton tohum vardı, şimdi 1 milyon ton tohumumuz var." Hiç böyle bir şey yok. Şu anda topraklar bizden, çiftçi bizden; bunlar ne yazık ki taşeron olarak kullanılıyor. Tohum yabancıların, üretilen tohum yabancıların, köylüye satılan tohum yine yabancıların; kazanan da onlar, biz sadece hamallık yapıyoruz.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) - Hiç katılmıyorum. Hayır... Hayır...

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Bir de TAPDK'e değinmek istiyorum. Zaman çok kısa, elbette yetmiyor.

Değerli milletvekilleri, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu diye bir kurul var. TEKEL'i bitirdiler, bunu getirdiler. 7 kişiden oluşan bir düzenleme kurulu bu. Bu kurulun şu anda, 7 Kasım itibarıyla görevi bitti. Bakan burada söylesin; aynen Şeker Kurulunda olduğu gibi duyumlar şöyledir: TAPDK yani Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu ile Şeker Kurulunun kaldırılacağı, yok edileceği söyleniyor. Bunun yerine ne geleceğini biz bilmiyoruz, olsa olsa iktidar bulur, buna cevap vermek zorunda. Ve siyasal iktidar tütünde bir şey daha yaptı. Tabii, uluslararası...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Sayın Başkan, bir dakika...

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın Sayın Sarıbal

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Çok teşekkür ediyorum.

Tütünde yabancı şirketlere kâr ve ciro lazımdı, siyasal iktidara da vergiden dolayı para lazımdı. O yüzden, aralıkta çıkardıkları yeni kanunla Adıyaman'ın, Malatya'nın, Diyarbakır'ın tütüncüsüne de gözünü diktiler, onları da mahvetmek için ne yazık ki sözleşmelinin dışında serbest ve açık artırmalı tütünü de yok ettiler. Böylece açık bir şekilde Türkiye tarımının canına okuttular. Bundan sonra, bu ülkede üretimi artırmak, çiftçiyi kalkındırmak mümkün değildir. Kısaca, bu bütçe, yabancı şirketlerin, yabancı çiftçilerin bütçesidir; bu topraklarda üretim yapan köylünün bütçesi değildir. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Bakanım, müsaade ederseniz, bu son iki kararla ilgili iki sorum var -bir bilgilendirme- sizlere. Biliyorsunuz, Karacabey ve Türkiye'nin bazı bölgelerinde doğal afetten dolayı zararlar oldu. Siz bir karar aldınız, borç erteleme kararı. Borç erteleme kararının şöyle bir özelliği var -Einstein'in dediği gibi- tekrar tekrar aynı şeyleri yapıp bütün bunlardan farklı bir sonuç beklemek çok doğru değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN SARIBAL (Devamla) - O kelimeyi kullanmak istemiyorum ama en azından şunu yapabiliriz: Şu anda, çıkardığınız bu yeni borç ertelemeden dolayı, bu bölgelerde afetten dolayı geri ödemeler oldu kısmen.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Bize hitap et mübarek, bize hitap et. Bize hitap etsin Başkanım.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) - Genel Kurulun uygulamalarına aykırı.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Bazen Hükûmet sıralarına dönülür.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Mesela, Karacabey bölgesinde 230 milyon liralık bir zarar vardı, 4 milyon ödediniz. Bu 4 milyon ödediğiniz çiftçilerin bu yeni getirdiğiniz borç ertelemeden yararlanamama durumu söz konusu; bu bir.

NECİP KALKAN (İzmir) - Yüzünü bu tarafa dön. Sayın Başkanım, bu tarafa...

BAŞKAN - Sayın Sarıbal...

ORHAN SARIBAL (Devamla) - İki: Geçen sene borcu ertelenmiş olan insanların tekrar borçlarının ertelenmesi gibi bir durum var.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - Süresi bitti Başkanım ya.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Bu ikisini özellikle söylemek istiyorum, bu da çok önemli olduğu için sizinle paylaşmak istedim.

Evet, değerli...

BAŞKAN - Çok teşekkür ederiz Sayın Sarıbal.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Bu soruyu da sorayım, bir daha karşılaşamıyoruz çünkü.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Bir daha Bakanı nerede bulacak, sorsun.

BAŞKAN - Peki, kayıtlara geçiyor, biraz çabuk olun.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Yüzde 30 afet meselesi gündemde, çiftçiler bitik.

NECİP KALKAN (İzmir) - Böyle bir usul yok Sayın Başkanım.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) - Rahatsız olmayın.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Yüzde 30 afet değil, şu anda yüzde 100'ün üzerinde bir afet var, çiftçinin borçları 96 milyar.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - Başkanım, başkasının konuşma süresini alsın yani böyle bir şey olmaz ki.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Dedikleri şudur: "Bütün çiftçilerin borçları şartsız olarak ertelensin." Afet için geri gönderdiğiniz paralar bankada bloke ediliyor Sayın Bakanım. Bu adamlar aç, ceplerinde para yok. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Çok teşekkür ederiz Sayın Sarıbal.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Bu geri gelen paralar da, bir yönetmelik mi çıkaracaksınız, kararname mi çıkaracaksınız, bunlar çiftçilere ödensin.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

NECİP KALKAN (İzmir) - Allah aşkına devam et, devam et!

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Bunlar bu insanların açlık paraları.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)