Konu:2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 6'ncı Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:40
Tarih:17/12/2017


2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 6'ncı Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA ALİ ÖZCAN (İstanbul) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekili kardeşlerim; ben de bugün ulaştırma, denizcilikle ilgili, o gündemle ilgili görüşlerimi açıklamak için partim adına burada konuşma aldım.

Eski Başbakanımız Sayın Mesut Yılmaz'ın oğlunun ölümü hepimizi üzmüştür. Tanrı'dan rahmet diliyorum, ailesine başsağlığı diliyorum.

Ben bir Karayolcuyum, Karayollarında çalıştıktan sonra iş adamı oldum. Her türlü sıkıntıya, her türlü ödeme sıkıntısına rağmen Karayollarında çalışan emekçi kardeşlerime, bürokratlara, tüm çalışanlara hatta henüz alıp alamamakta karar veremediğiniz taşeron işçilerine, işlerini düzgün, haysiyetli yapan, kapalı kapılar ardında iş almayan, ihale alan iş adamlarına huzurunuzda teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Elbette Türkiye yerinde sayamaz. Tabii, işler yapılacak, büyük işler yapılacak hem de kaynakların bol olduğu dönemlerde önemli işler yapıldı Türkiye'de, saymakla bitmez ama hangi ihale yöntemiyle, nasıl, hangi fiyatla ve kimlere, bu ihaleler nasıl yandaşlara verildi? Bunları yüreğiniz yetiyorsa bir araştırma komisyonu yapalım, burada konuşalım diyorum.

Size çok güveniyorum, geçen gün bütçede de söyledim, sizin döneminizde böyle şeyler olmayacağını varsayarak bu konuşmamamı yapıyorum Sayın Bakan. Yaptığınız büyük işlere kim karşı çıkabilir ki? Ülkeyi kalkındıran, ülkenin refah seviyesini artıran işlere hiç kimse karşı çıkamaz. Planlı, programlı, projeleri belli, projesi belli, keşfi belli, ihale yöntemi de adil ve şeffaf olan ihalelere ne ben ne de kimse karşı çıkamaz ve kimsenin kayrılmadığı, birilerinin ötekileştirilmediği bir ihaleye ve yatırımlara hiç kimse karşı çıkamaz.

Bir inşaat stoku var, bir de ihale stoku var. Düne kadar hiçbir şey olmayan, on yıl önce hiçbir şey olmayan firmalar -ki burada bürokratlarımız da biliyor, Sayın Bakan da biliyor, bunlar zamanında yanımızda taşeronluk yapmış insanlar- bakıyorum şimdi bir ihale stoku içerisindeler. Bir dönem itibarlı, kaliteli, bütün kurumlarda itibar gören firmaların elinde iş yok; bu arkadaşlar bir ihale stokuyla büyümüş değil büyütülmüş firmalar olarak dünyada örnek gösterilecek bir yöntemle şişirilmiş, hormonlu firmalardır.

Asla değiştirilemeyen bir ihale kanunu yapmaya var mısınız? Bir buçuk yıl önce ben böyle bir kanun teklifi verdim. O zaman Sayın Başbakanımız Ulaştırma Bakanıydı, ona verdim; ben Ulaştırma Komisyonundayım, Ulaştırma Komisyonumuza da verdim, şimdi geçen gün yapmış olduğumuz toplantıda da verdim. Gelin, hiç olmazsa, bir daha yolsuzlukların konuşulmadığı ve çağımıza uygun, ülkemize uygun bir ihale kanunu yasasını bu Meclis çıkarsın, bu şeref de bize nail olsun. Bir daha onlarca, bir daha 200 defa İhale Yasası değişmesin, bu ayıpla yaşamayın.

"Yolları böldük, gönülleri birleştirdik." Ya, nerede birleştirdiniz? Bir partinin iki eş başkanı hapiste, onlarca milletvekili hapiste, Cumhuriyet Halk Partisinin milletvekili suçsuz olarak hapiste! Gönülleri birleştirdiniz... Siz olsa olsa toplumu karpuz gibi ikiye böldünüz, karpuz gibi ikiye böldünüz. (CHP sıralarından alkışlar)

Terzi Niyazi'yle Diyarbakır'da hapishanedeyiz, hâkimin karşısına çıktık, hâkim dedi ki Terzi Niyazi'ye: "Sen bu memleketi böleceksin." "Hâkim bey, hâkim bey, bu memleket hıyardır ikiye böleyim!" dedi. Maalesef, siz hıyar gibi ikiye bölmek istiyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Yapma ya!

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Kanun hükmündeki kararnamelerle, OHAL'le ve...

İSMAİL TAMER (Kayseri) - Terzi bile bölemezken sen nasıl böyle diyorsun ya!

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Sen gel, burada konuş.

BAŞKAN - Arkadaşlar, müdahale etmeyelim.

Siz Genel Kurula hitap edin Sayın Özcan.

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Dakikamı falan işgal etme.

BAŞKAN - Buyurun, tamam, konuşun, Genel Kurula hitap edin Sayın Özcan.

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Kimin canı istiyorsa burada birer saat konuşalım, yazılı değil, ülkemizi konuşalım, kardeşliği konuşalım, kutuplaşmayı konuşalım, kanun hükmündeki kararnameleri görüşelim, OHAL'leri görüşelim.

Arkadaşlar, şimdi, Türkiye'nin en fazla ihtiyacı olduğu şey, barış, huzur ve güvendir. Anket yapıyorlar, bütün partinin seçmenleri olarak burada birleşiyoruz, yüzde 70 burada birleşiyoruz. Gelin, bir araya gelelim, ülkemizi barış diliyle ve barış davranışlarıyla bu kanun hükmündeki kararnameleri ortadan kaldıralım, OHAL'i kaldıralım ve ülkemizin birliği ve bütünlüğü için çalışalım. Ekonomik meseleler, dış meseleler, hepsi bizden bunu bekliyorlar, bunu yapmak zorundayız. Geldiğiniz zaman "Yoksulluğu kaldıracağız." dediniz, "Yolsuzluğu kaldıracağız." dediniz, "Yasakları kaldıracağız." dediniz. Yasaklar fazlasıyla var, yoksulluk had safhada; yolsuzluk bize göre var, size göre yok; adı bile olmasın ya!

Siyasetçi en çok, en çok kendisine, üzerine yapışacak şaibelerden kendini korumalı ve kollamalıdır. Yolsuzluğun adı bile olmasın, gelin bunu sağlayalım. Ama, ne yaptınız? Siz, yasamayı, yürütmeyi, yargıyı birleştirdiniz, yok ettiniz, tek adam egemenliğinin emrine verdiniz ve bizi kandırdınız ya, bizi kandırdınız. Bu 3Y'ye ben çok sevinmiştim, meğer sizin 3Y anlayışınız buymuş.

Bana zaten bir süre vereceksiniz, 60'tan dolayı.

BAŞKAN - Siz devam edin efendim.

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Gelin, biz bu bütçemizi Sayıştaydan kaçırmayalım, denetimden kaçırmayalım. Denetim çok güzel bir şeydir. Muhalefet iyi bir şeydir. Muhalefete dayanın, tahammül edin. Muhalefetsiz iktidar yapamadığınız ortada.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen tamamlayın.

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Bu yüzden dayatmalı sayısal çoğunluğunuza dayanarak her şeyi, koşa koşa gelip maddeleri bilmeden el kaldırıp gitmeyin. "Milletvekili" dediğiniz şey, partisini, gerekirse Genel Başkanını kapalı kapılar ardında yanlışlarından dolayı eleştirebilme gücünü göstermeli ama bunlar sizde yok maalesef.

TANJU ÖZCAN (Bolu) - Nerede!

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Ve bu, Sayıştaydan kaçırdığınız bu bütçe bana göre, her şeyi kaçak yaptığınız gibi -bu bütçe de- kaçak bütçedir arkadaşlar, kaçak bütçedir bu. (CHP sıralarından alkışlar)

Ulaşım, hele büyükşehirlerde, felaket. Engelliye bakalım, hamile kadınlarımıza bakalım, çocuklarımıza bir bakalım, kent içi ulaşımda kaç engel aşarak bir yerden bir yere gidiyorlar? Bunları halletmemiz lazım. Her şey bölünmüş yol değil, her şey çift yol, duble yol, duble yol, duble yol değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Yoksullarımız en pahalı ulaşım aracını kullanıyorlar; belki de aldıkları o asgari ücretin üçte 1'ini, dörtte 1'ini buna veriyorlar.

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Özcan.

ALİ ÖZCAN (Devamla) - İstanbul'un ihtiyacı metrodur. Metro olmadan ulaşımı çözme imkânımız yoktur arkadaşlar. Şimdi, bütün çağdaş ülkelerde toplu taşımadaki pay yüzde 75 ila 95 oranındadır, İstanbul'da bu yüzde 18 ila 20'dir. Bugüne kadar ulaştığımız metro 160 kilometredir. Belediyelerin yapacağı iş değildir, onu da zaten Ankara'da yaptınız. Siz Ulaştırma Bakanı olarak ve biz Ulaştırma Komisyonu olarak bu konuları hep birlikte almamız lazım, muhalefet de bunun içerisinde olması lazım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz, sağ olun Sayın Özcan.

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Ben de teşekkür ederim.

Eğer millî konular konuşulacaksa, bazı şeyler konuşulacaksa... Biraz önce ben orada fevri hareket ettiğimin farkındayım, hepinizden özür diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Özcan.

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Ama cevap veren arkadaşın da benden veya Meclisten özür dilemesi lazım diye düşünüyorum. Bu tür şeyler... Orada söylediğim gayet yalın bir şey, iki dakikaya sığmaz. Eğer bir siyasetçi için bir iddianız varsa onu ispat etmek karşı tarafa aittir. "Hukuk" deyince, siyasetçi, iddia karşısında ispatla mükelleftir, ispat etmek zorundasınız.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)