Konu:2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 6'ncı Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:40
Tarih:17/12/2017


2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 6'ncı Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ve 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın Ekonomi Bakanlığı bütçesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek üzere söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak, en sondan söyleyeceğimi baştan ifade etmek istiyorum. Bizim bu konulardaki eleştirilerimiz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak yaptığımız eleştiriler, Türkiye ekonomisinin sorunlarının çözümüne, toplumsal huzur ve refahın artırılmasına yöneliktir. Ülkemizin kalkınması ve milletimizin hak ettiği refah seviyesine ulaşılması için, Türkiye'de ekonomi alanında hızlı bir reform gündemi oluşturulmalı ve bu uygulanmalıdır. Tabii ki bütün bunları söylerken eleştirilerimizi de söyleyeceğiz, müspet yönlerini ifade ederken olumsuz gelişmelerin düzeltilmesi amacıyla da bu hususları beyan edeceğiz. Konuşmamın başlangıcında bazı olumsuz hususları, gelişmeleri ifade ederek, bunların düzenlenmesini, değiştirilmesini, bunlara yönelik gelişmelerin müspete çevrilmesini talep ediyoruz, bunun için ilk başlangıçta bazı tenkitlerimizi ifade edeceğiz.

Şimdi, Sayın Bakanım, siz olmasanız hakikaten bütçe çok büyük sıkıntı içinde. Bu dâhilde alınan KDV kasım ayında yüzde 24 düştü, ithalde alınan KDV de yüzde 28 arttı. Ocak-kasımda dâhilde alınan KDV yüzde 2,7 arttı, ithalde alınan da yüzde 29,7 arttı. Yani burada yaklaşık 100 milyar TL bütçeye bir gelir kaydediliyor, bu, kabaca 29-30 milyar civarında. Hakikaten, siz bu ithalatı yapmasanız, bütçe açığı iyice yukarı gidecek. Biz, tersinden bakarak olaya bir bakalım dedik.

Şimdi, diğer taraftan, gerek ette gerekse diğer tarım ürünlerinde vergileri düşürüyorsunuz ama düşürmek çare olmuyor. Bakın, ette daha önce yaptınız. Diyanet Vakfı bu işi daha güzel yapıyor. Nasıl yapıyor? Yurt dışında bir kurbanı buradan yaklaşık 200 lira daha aşağı temin ediyor baktığınız zaman. Bir de bunu incelemek lazım.

Ben bunu 2013'te bütçe görüşmeleri sırasında -o zaman siz Bakan değildiniz- ifade ettim. Ama o zaman yapılan yanlışlar hâlâ devam ediyor. Sanki gümrüğü açınca, oranlar düşünce içeride fiyatları dengeliyorsunuz ama içeriye yaptığınız tahribatın farkında olmuyorsunuz.

Geçen yıl ben yine bu Bakanlığın bütçesini görüştüm, "Talimatla faizi, seferberlikle kuru düşürüyorsunuz." diye söyledim. Hakikaten 2,85 -yüzde 10 köpüğü de dikkate alırsanız- sizin söylediğiniz tarihten bu yana kurda yaklaşık yüzde 40 bir şey var. Diğer taraftan "faiz, faiz" diyordunuz, siz "faiz" dedikçe faiz de yüzde 8'den 13,5'a geldi; 13,25'e geldi. Oradaki artış da yaklaşık yüzde 65.

Şimdi, bu konularda hassasiyetle durulması lazım, bu konuların iyi incelenmesi lazım.

Şimdi, hep söylüyorum, ekonomi yönetimi her gün beyanat verme yarışına girmek yerine kendi alanındaki yere odaklansa, o alana odaklansa ülke açısından çok daha faydalı olacağı kanaatindeyim. Bir diğer taraftan, bu teşvikler olsun, dâhilde işleme izin belgeleri olsun, Resmî Gazete'de yayınlıyorsunuz.

Sayın Bakanım, sizden hassaten rica ediyorum, şu sektörel ara toplamlarını bir koyun oraya ya da Excel'le bize gönderin, biz kendimiz toplayalım. Rica ediyorum bürokrat arkadaşlardan, bunu sağlamakta zorluk oluyor. Belki bir değerlendirme yaparsak sizin de faydanıza olur.

Bir diğer husus, bu TMSF'ye devredilen terör örgütü FETÖ'ye ait şirketlerin DFİF'ten, teşvikten, bu dâhilde işleme izin belgelerinden ne kadar istifade ettiklerine dair bir araştırma yaptırmanızı sizden istiyoruz, talep ediyoruz.

Tabii, biz baştan söyleyelim bütün bunları, söyleyeceklerimizi, şimdi de genel bir değerlendirme yapalım.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; dünya ticaretinin arttığı bir dönemdeyiz. Nitekim, dünya ticaretine ilişkin uluslararası kurumlar da tahminlerini yukarı doğru revize ettiler. Dünya Ticaret Örgütü, 2017 yılındaki dünya ticaret hacmine ilişkin tahminini yüzde 1,2 puan artırarak 3,6'ya çekti. 2018 yılında ise küresel ticarette yüzde 3,2 oranında artış var. Diğer taraftan, IMF tahminine göre dünya mal ve hizmet ticaretinin 2017 ve 2018'de yaklaşık yüzde 4'er artması öngörülüyor. Dünya konjonktüründe son on beş yılda yaşanan zor sürecin atlatılmaya, büyüme dinamiklerinin harekete geçmeye başladığı bir döneme giriyoruz. ABD'de ve önemli ticaret partnerlerimizden Avrupa Birliğinde 2017 yılı, ekonomik olarak toparlanmanın ivmelendiği bir yıl olmuştur. 2018 yılı büyüme tahminleri de yükselmektedir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; küresel ticaret artarken Türkiye'nin bundan daha fazla pay alması gerekir. Nitekim, 2017 yılındaki ihracat performansında dünyadaki bu olumlu gelişmenin havası yok değil. Aynı zamanda avro-dolar kurundaki yükselmenin ihracatımızı dolar cinsinden daha yüksek rakamlara taşıdığı da bir vakıa. 2017 yılında net ihracatın büyümeye yüzde 1,3 katkı sağlayacağı tahmin ediliyor. Geçen yıl negatif, eksi 1,3'tü. Bu yılın üçüncü çeyreği itibarıyla yüzde 11'lik büyümeye net ihracat katkısı sadece binde 3. Büyüme nereden gelmiş? 7 puanı hane halkı tüketiminden; 3,6 puan yatırımlardan; binde 3 puan da devlet tüketiminden. "Bu büyüme planlanarak, bilerek yapılan bir büyümedir; verdiğimiz desteklerin, yatırımların, ilgili politikaların başarılı bir sonucudur." diyorsunuz, bu şekilde beyanlarınız var. İhracatın katkısı düşüyor. Bunu herhâlde planlamamıştınız. Büyümeye en az katkı veren alan, bu sizin uğraştığınız alan. Bu konuda eskiden bir sorumluluk ve görev almış olan bir arkadaşınız olarak da şapkayı önümüze koyup ciddi olarak hep beraber düşünmemiz gerektiğine inanıyorum.

2018 yılında Orta Vadeli Program'da büyümeye ihracattan yüzde 0,8 yani binde 8 katkı hedefleniyor. Program döneminde bu daha sonra binde 7'yi aşmayacak. Geçmiş dönemlerde bu negatifti ama gelecek dönem için de hedefler makul bir şekilde belirlenmiş demek mümkün mü? Bunu söyleyebilir miyiz? Yani burada, ihracatta ve dış ticaret dengesinde bir yapısal dönüşüm ve ciddi bir yatırım ile katma değer artışı beklenmediği anlaşılıyor. Yoksa ihracatın katkısını daha yüksek tutabilirdiniz. Oysa Türkiye'nin önümüzdeki yıllarda büyüme hikâyesinin net ihracata, yatırımlara ve üretime dayalı olması gerekiyor. Koyduğunuz hedeflerde, bütçe hedeflerinde, maalesef, böyle bir perspektifi yakalamak mümkün değil.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ihracatta hedefi tutturamadınız demek mümkün. Hedefi kendinize yaklaştırdınız. Geçen yıl içinde, 2015 ve 2016 yıllarında da 3 tane orta vadeli program hazırlandı. 2015'teki Orta Vadeli Program'da 2017 hedefi 170 milyar dolardı. 2016 yılında hazırlanan Orta Vadeli Program'da ise 175,8 milyar dolar. 2016 revizede ise bu hedefi 153,3 milyar dolara çektiniz. 2018-2020 yani son Orta Vadeli Program'da hedef 156,5 milyar dolar ve siz bunu nihayet tutturacaksınız. Hedefi kendinize doğru, ne yapıyorsunuz, çekiyorsunuz.

ERHAN USTA (Samsun) - Haluk Bey, Onuncu Plan'da hedef ne olmuş?

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - OVP'de siz "100 milyar dolar" diyorsunuz, evet -2010 planı için de- 2023'e baktığınız zaman da oradan, nereden geliyor? 250 milyar doların üzerinde değil mi, gitmek için, aradaki fark. Evet, maalesef orada öyle bir terslik var.

Şimdi, 2018'i, 2023'ü... 2010 yılındaki ihracatın kaç olacağına henüz net bir şekilde karar vermiş değilsiniz. Orta vadeli programda 2020 yılı ihracat hedefi 195 milyar dolar. 2023 yılında 500 milyar dolar hedef vardı. İhracatta baz etkisi yarattınız Sayın Bakanım. Bu ülkenin ihracatı artırmaya en fazla ihtiyacı olan dönemde, üstelik TL yüzde 40 değer kaybetmişken, ihracat geriliyordu. Bu yıl ihracatımız artıyor, ne güzel ama ithalat artışı bu artışın 2 misli oran olarak, dış ticaret açığı bu artışın 3 misli oran olarak. Maalesef, onca açıklanan teşvik ve döviz kurlarındaki hızlı yükselişe rağmen, ihracatta sürdürülebilir bir artış gerçekleştirebildiğimizi ülke olarak söylememiz mümkün gözükmüyor. İnşallah biz yanılıyor oluruz, hep beraber bunu yapmış oluruz. Dış ticaret açığı ihracattan hızlı artıyor.

Bakınız, kasım ayında ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11 arttı, ithalat yüzde 21 arttı, dış ticaret açığı yüzde 52,4 arttı. Ocak-kasım on bir aylık dönemine baktığımız zaman, ihracatta bir önceki yıla göre yüzde 10 oranında artış var, ithalatta yüzde 17 artış var, dış ticaret açığında yüzde 33,3 artış var. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 68'e geriledi. Geçen yıl bu, aynı dönemde yüzde 75,7'ydi. En fazla ithalat yine ham madde, ara mallar grubunda yapıldı. Ocak-kasım ara malı ithalatı yüzde 27 arttı, yatırım malları ithalatı yüzde 10,5 geriledi. Peki, bu rakamlar neyi ifade ediyor? İhracat artışının 3 katından fazla -oran olarak- dış ticaret açığı artıyor. Üretimin ithalata bağımlılığı hızla yükselmeye devam ediyor. İhracat artışı yatırımları yeterince sürükleyemiyor. Yatırım malları ithalatındaki gerilemeden bu görülüyor.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2017 yılı Ocak-Kasım döneminde sektörlerimizin dış ticaret performansına baktığımızda, ihracat açısından bu bize önemli ipuçları veriyor.

Sayın Bakan, tekstilde iyiyiz, tarımda iyiyiz, otomotivde iyiyiz. İyilik izafi. Yani burada dış ticaret fazlamız var; tekstilde 10,8 milyar dolar, otomotivde 8,5 milyar dolar, tarım ürünlerinde 2,7 milyar dolar fazlamız var. Buna mukabil, demir çelik sektörü ihracatı 7,4 milyar dolar, ithalatı 15,1 milyar dolar, bizim açığımız bu sektörde 8,3 milyar dolar. Petrokimyada dış ticaret açığı 16 milyar dolar. Makine, elektronik sektöründe dış ticaret açığı 18,7 milyar dolar. Elektrikli makine ve cihazlarda dış ticaret açığı 11,7 milyar dolar. Enerji sektöründe ise -rakamları, ithalat ve ihracatı zamandan dolayı vermiyorum ama- dış ticaret açığı 23,3 milyar dolar.

Sonuç olarak, Sayın Bakanım, biz dış ticarette açık üretme dinamiklerini yok etmiş değiliz, yok edememişiz. Bunların neyse tedbirleri alalım. Getirin buraya, biz de destek verelim. Neticede sizin yapacağınız müspet bir olay memleket için. Getirin, onlara destek verelim. Bakın, AKP döneminde 2,5 trilyon dolar ithalat yaptık; 1,6 trilyon dolar ihracatımız var, 950 milyar dolar neyimiz var, dış ticaret açığımız var. Bunun sadece 300 milyar doları sizin Bakanlık yaptığınız dönemde, aşağı yukarı. Şimdi, dış ticaret aleyhimize gelişmiş. Dış ticaretin temel yapısal sorunları çözülemediği gibi, bunun yansımaları bu verilerden ortaya çıkıyor. Hâl böyleyken sadece "İthalat artıyor." diye sevinmek, en hafif ifadeyle, doğruyu söylememek olur. Bu rakamlara sadece bakmak, aynı zamanda doğruyu okuyup gereken tedbirleri, uzun süredir alınmayan tedbirleri almak zorundayız. Bu manzarayı değiştirmek için alınacak yapısal tedbirlere biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak katkı vermeye, her türlü katkıyı vermeye, desteği vermeye hazırız.

İhracatın yerli girdi ve katma değer ağırlıklı olması için teşvik verin, dâhilde işleme rejiminin sınırlarını yeniden çizin. Tütünü bile bunun içine dâhil etmeye başladık. Böyle olursa yerli üretim ne olacak? KDV terkin sistemini, yerli kullanımını özendirecek şekilde yeniden düzenleyin. Katma değerli ihracat yapmaya teşvik edin. Her sektöre değil, hedef sektörlere teşvik verin. Hedef ülkelerin gerçek potansiyellerini belirleyin. Burada ciddi çalışmalar yapın. Bu işlerle çözmemiz lazım.

Dâhilde işleme, Türk sanayisinin ve ihracatının ithalat bağımlılığını giderek artırıyor. İthalat yapmadan ihracat yapamaz hâle geldik. Esasen dâhilde işlemenin neresinden tutarsanız tutun kanayan bir yara; sanayimizi kemiriyor, ihracatımızı da gerçekten kemiriyor. Gelinen noktada, 2017 yılında toplam ihracatın yüzde 40'ı dâhilde işleme rejimi kapsamından yapılmış; bu, 2002'de yüzde 18'di. Bazı sektörlerde bu oran yüzde 70'lere ulaşıyor. 2017 yılında ihracat gerçekleşme oranı yüzde 50'ye düşmüş. Sayın Bakan, bu, 2008'de yüzde 91 civarındaydı. Yurt içinde katma değerli ürün üretilmesi, markalaşma, yüksek teknolojili ürün üretimi istiyorsak yerli girdi kullanımını özendirecek tedbirleri almamız lazım. Dâhilde işleme olmadan bazı sektörlerde üretim yapmak bile zor hâle gelmiş.

Şimdi -vaktim kalır mı bilmiyorum- teşvik sistemine de değineceğim, en önemli hizmetlerinden biri ihracatçı ve yatırımcılarımızın desteklenmesi konusu. Son üç yılda sanırım beş kez değişti, torba yasalarla ilave istisnalar geldi; öyle ki mevzuat yapanlar bile işi takip edemez hâlde, iş âlemi bunları takip etmek için danışman tutuyor. Son olarak, serbest bölgede faaliyet gösteren firmalara da 5'inci, 6'ncı bölge teşviklerinden yararlanma imkânı geldi. 2017 yılının on bir aylık döneminde 6.266 belge düzenlediğinizi söylüyorsunuz, "rekor" diyorsunuz; 84 milyar Türk lirası sabit yatırım tutarı, öngörülen istihdam 176 bin ancak bunlardan 4, 5, 6'ncı bölgelerde 1.123 adedi var, sabit sermaye yatırım tutarının 1/8'i burada. Bütün bunları söyledikten sonra bu teşvikleri yeniden düzenleyin. Adamına göre teşvik olmaz, adamına göre pasaport olmaz, adamına göre vergi olmaz, adamına göre af olmaz, adamına göre imar olmaz, adamına göre yatırım olmaz. Bütün bunların, teşvik sisteminin hedeflerle mütenasip olması lazım. Hedefler neydi? Büyük ölçekli ve stratejik yatırımları teşvik etmek, 5 ve 6'ncı bölgedeki yatırımları artırmak. Ancak sonuçta teşviklerden son derece sınırlı bir kısmı bu amaçlara hizmet edebilmiş, bunu bazı birlik başkanları da söylüyor. Bugün verilen bu verimsiz teşviklerin faturasını bütçe açığı olarak, enflasyon olarak ödemek zorunda kalıyoruz. Serbest bölgeler tıkandı. 19 milyar dolar ticaret hacmimiz var, 5 milyar dolar sanıyorum ihracat yapıyoruz. Burada bir sıkıntı hasıl oldu.

Transatlantik hususunda çok hızlı gidiyordunuz, orada genel gidişatta bir sıkıntı oldu.

Sonuç olarak, bizim, ihracatın dış girdi bağımlılığını ve düşük teknoloji yoğunluğunu aşmamız lazım. Teşvik sisteminden dâhilde işlemeye, ihracat desteklerinden dış pazarların çeşitlendirilmesine kadar pek çok alanda ciddi tedbirlere ihtiyacımız var.

Ben bütçenin hayırlı olması dileğiyle yüce heyete saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (MHP sıralarından alkışlar)