Konu:2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 5'inci Tur Görüşmeleri Münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:39
Tarih:16/12/2017


2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 5'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ AK PARTİ GRUBU ADINA CENGİZ AYDOĞDU (Aksaray) - Sayın Başkan, yüce Meclisin kıymetli üyeleri; bütçesini görüştüğümüz İçişleri Bakanlığı, bakanlıkları kurmaya başladığımız yakın çağlarda devlet olarak kuruldu. İki bakanlık yaptı Osmanlı önce: Hariciye, Dâhiliye. Umur-u Mülkiye Nezareti olarak kurduk İçişleri Bakanlığını, daha sonra iki tane daha ilave ettik: Harbiye, Maliye. Uzun süre devlet bu dört konuda düşünüldü: Dâhiliye, Hariciye, Maliye, Harbiye. 1960 yılında, biliyorsunuz, kanun sayımız sıfırlandı, 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra. 1960 yılında çıkan 1 no.lu Kanun'la "Bakanlık" ibaresi ve "İçişleri Bakanlığı" ibaresi benimsendi. O güne kadar Dâhiliye Vekâleti olarak geldi.

Değerli arkadaşlar, İçişleri Bakanlığı içeride, Dışişleri Bakanlığı dışarıda, sadece bu iki bakanlık devleti temsil yetkisini haizdir. Mensupları Türk Bayrağı'nı yanlarında taşıyabilirler, kanunlarımız bunu amirdir. Bu temsiliyet İçişleri mensupları için hem bir imtiyaz hem bir mesuliyettir, çok çetin bir sorumluluğu ihtiva eden hem bir görev hem de bir şereftir. Şimdi, bu ağır ve onurlu görevin bütçesini görüşüyoruz. Valilerin, kaymakamların, bekçi babaların, polis ağabeylerin, şehirlerin emini belediye başkanlarının, itfaiye erlerinin, temizlik işçilerinin, kumandanların, jandarma erlerinin, nüfus memurlarının bütçesini görüşüyoruz. Onlar gece gündüz çalışırlar, açlıkla susuzlukla mücadele ederler, yağmurda, karda, fırtınada, depremde her türlü zorlukla uğraşırlar, sadece doğal zorluklarla değil, insani zorluklarla da uğraşırlar; hesaba gelmez insani dramlar, ihanetler, tuzaklar, ölümler, zulümler ve 20'nci yüzyılda iyice incelmiş, âdeta zulmün sanat hâline gelmesi olan, "terör" denen o müthiş hengâmeyle de uğraşırlar.

Değerli arkadaşlar, terörle uğraşmak, öngörülemeyen, kabul edilemeyen, insanın insanlığını muhafaza ettiği sürece kabul edemeyeceği, insanlık dışı şeylerle uğraşmak demektir. Terörle uğraşmak öncelikle terörizm fikriyle uğraşmaktır, memleket evladının eline kan, yüreğine kin bulaştıran bölücülük fikriyle uğraşmaktır. Bu manada terörle uğraşmak bir memleket için çok çetin bir sınavdır. İçimizden devşirdiği kişileri kendi anne babalarının temsil ettiği dünyaya kurşun sıkar hâle getirmek; böyle bir ihanetle uğraşmak dünyanın en zor şeylerindendir. Empati yapmanın imkânsız olduğu noktadır burası çünkü terörle mücadele eden güvenlik güçlerimizin neler hissettiklerini anlamak, o zor şartların içinde yaşamadan mümkün değildir. Biraz önce şakalaştığı, takıldığı, güldüğü, dokunduğu arkadaşının az sonra kör bir kurşunla şehit olmasına şahit olmanın hâletiruhiyesini yaşamadan hiç kimse tahayyül edemez. Bu itibarla teröre karşı durmak insani ilk şarttır, teröre karşı durmak insanlık şartıdır; her türlü siyasi hesabı anlamsızlaştıran bir noktadır burası. Geçtiğimiz 20'nci yüzyıl propagandayı keşfetti. Terör, propagandanın silahlı olarak yapılmasıdır. Hangi fikir olursa olsun propagandası yapıldığı anda faşizm hâline gelir. Bugün evimizi, yurdumuzu, yuvamızı bize çok gören, hanemizde tünemek isteyen baykuşlar kalplerimize fitne tohumu ekmek istediler ve başaramadılar. Bu millet, kalben millet olmuş insanlardan müteşekkildir. Bu vatanda huzurun bekçisi, vatanın mimarı, semalarımızda dalgalanan, hürriyetimizin ve istiklalimizin sembolü bayrağımızın gönderi kalplerimizde sakladığımız şeylerdir. İçişleri Bakanlığı bize şehitlerimizin mirasıdır. Bütçeleri bereketli ve mübarek olsun diyorum. Her zaman kalben millet olan 80 milyon kalbin inşa ettiği büyük bir kalp olan yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum, hürmetlerimi arz ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Aydoğdu.