Konu:2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 4'üncü Tur Görüşmeleri Münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:38
Tarih:15/12/2017


2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 4'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bakanlığımızın 2018 yılı bütçesini takdim etmek, devam eden ve planlanan faaliyetlerimiz hakkında bilgi vermek üzere huzurunuzdayım. Bu vesileyle Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime, inananların ilk kıblesi olan Kudüs'ümüze, Mescid-i Aksa'ya yapılan hukuk dışı, insanlık dışı uygulamaları şiddetle kınayarak başlamak istiyorum. Birleşmiş Milletlerin yüzlerce kararına rağmen, bir hukuk katliamı, bir haydut devlet anlayışıyla bir katliama, bir hukuk katliamına seyirci kalmamak adına buradan bir kez daha ifade etmek istiyoruz ki Kudüs, Müslümanların ilk kıblesi, bağımsız Filistin devletinin başkenti oluncaya kadar hiçbir şekilde bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Esasen yüzyıllardır Osmanlı'nın barış, selamet yurdu olarak her inanç için -gerek Müslümanlar gerek Yahudiler gerek Hristiyanlar- ortak kutsal bir mekân olan Kudüs'ün yine bu kimliğini ortadan kaldırmak isteyenlerin bölge barışına, dünya barışına hiçbir şekilde katkı sunamayacağını da bütün dünya görmektedir.

Bu vesileyle, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Dönem Başkanlığını yapmış olduğumuz İslam İşbirliği Teşkilatının ülkemizde toplanarak dünya tarihine kayıt düşülmesi ve bu toplantının yapılması gerçekten dünya barışı, insanlık tarihi adına da çok önemli bir adım olmuştur. Niyetimiz ve beklentimiz, bütün dünya ülkelerinin bu alınan kararları tanıması, kabul etmesidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hukuk devletinin en önemli unsuru etkin işleyen bir yargı sisteminin varlığıdır. Hukukun üstünlüğünü esas alan bir devlet modeli içinde yargı bir hakem niteliğindedir. Bu işlevini yerine getirebilmesi, önüne gelen sorunları nesnel ve adil bir şekilde çözmesine bağlıdır. Bu özelliğiyle yargı, hukuku ölçülebilir bir değer hâline getirir. Bu sebeple, yargı sistemimizi vatandaşlarımıza hizmet eden bir araç olarak işlevsel kılmak ve doğru işlemesini sağlamak en büyük önceliklerimiz arasında olmaya devam edecektir.

Hükûmetlerimizin son on beş yıldır takip etmiş olduğu yol, bu önceliğe uygun bir reform çizgisidir. Adalet hizmetlerinin geliştirilmesi, adalete erişimin güçlendirilmesi hiç eksilmeyen bir dikkat ve heyecan olarak bu yıl da yine Hükûmetimizin en önemli kararlarından ve yol haritalarından biri olacaktır.

Vatandaşlarımızın daha hızlı, daha etkili, daha adil karar ve yargılama süreçlerinden istifade edebileceği çalışmalar, bunlara yönelik çalışmalar her alanda olumlu sonuçlarını vermektedir. Son on beş yıl içinde adalet hizmetlerine merkezî bütçeden ayrılan pay 2 kat artmış, kurumlarımızın fiziki imkânları, yapısal dönüşümleri de hız kazanmıştır. Adaletin fiziki çehresi kadar yeni kurumlar ve iyi uygulama örnekleriyle de adalet hizmetlerinde anlayış ve kalite yine yükselmiştir. Mevzuatımız demokratikleşme ve insan odaklı bir yaklaşımla gözden geçirilmiş, temel kanunlarımız da büyük ölçüde yenilenmiştir. Anayasal ve yasal düzeyde gerçekleştirilen değişiklikler, bir taraftan temel hak ve hürriyetleri güçlü bir teminat altına alırken diğer taraftan yargının bağımsızlığını, etkinliğini ve tarafsızlığını da güçlendirecek önlemleri içermiştir.

Bildiğiniz gibi, kişisel verilerin korunmasının bir hak olarak düzenlenmesi, yine çocuk haklarının ilk defa anayasal koruma altına alınması, yine sendikal özgürlüklerin genişletilmesi, kamu görevlilerine toplu sözleşme yapma imkânı getirilmesi, siyasi özgürlüklerin genişletilmesi bu süreçte Anayasa'da kaydedilen çok önemli gelişmeler arasında kısaca sayacağımız, hükûmetlerimiz döneminde yapılan reformlardır. Temel hak ve hürriyetlerin korunup geliştirilmesi ve ihlallerin önlenmesi amacıyla ülkemizin kurumsal kapasitesi de geliştirilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ortaya koyduğu sistemin ikincillik prensibine uygun olarak iç hukukumuzda oluşturduğumuz Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu da yine hükûmetlerimiz döneminde ortaya konan çok önemli bir reformdur.

Yine, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, idari işlemlerin demokratik denetimine imkân tanıyan Kamu Denetçiliği uygulaması, İnsan Hakları Dairesinin kurulması ve bu dairenin Bakanlığımız bünyesinde müstakil hâle getirilmesi yeniden yapılanmaya örnek olarak verilecek birtakım düzenlemelerdendir.

Yine, 2013 yılında kurulan İnsan Hakları Tazminat Komisyonu da çeşitlenen hak arama yolları arasına girmiş, kendi vatandaşını başka kapılarda değil, kendisinin denetime saydam ve şeffaf bir şekilde, devletin bu anlamda da varsa bir hak ihlali kendi vatandaşına tazminatını verebileceği şekilde bir düzenleme, saydam, hesap verebilir bir yargı ve devlet sistemi anlamında çok önemli reformlar olmuştur.

Yine, hükûmetlerimiz döneminde hak arama yolları daima açık tutulmuştur. Son olarak Olağanüstü Hâl Komisyonunun kararlarına karşı yine yargı yolunun, yargısal denetim yolunun açılması da ve bu Komisyonun bağımsız bir şekilde teşekkül ettirilmesi de bu anlamda ortaya konan önemli reformlardan ve düzenlemelerden biridir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk yargı sistemi adına yapısal dönüşümde çok önemli reformlardan birisi de 16 Nisanda yapılan Anayasa değişikliğidir. Yüce Meclisin takdiri ve milletimizin onayıyla bu tarihte gerçekleştirilen Anayasa değişiklikleri yargıda iki temel değişimi yanında getirmiştir. Birincisi, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun yapısının daha demokratik meşruiyete dayanması, millet iradesinin tecellisi anlamında bir teşekkül ettirilmesi; ikincisi de asker-sivil yargı ayrımının ortadan kaldırılması. Burada bazı arkadaşlarımız da dile getirdiler, "Hâkimler ve Savcılar Kurulu iktidar partisinin ya da Cumhurbaşkanının iradesiyle teşekkül ettiriliyor." diye bir iddiayı kabul etmek asla mümkün değildir. Bakınız, şimdiye kadar olmayan çok önemli bir değişiklik yapılmıştır. Demokratik meşruiyet anlamında bir yargı üst bürokrasisi olan Hâkimler ve Savcılar Kurulu milletin iradeleriyle seçilmiş organların seçimine bırakılmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun büyük çoğunluğunu seçmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisini kim seçiyor? Millet seçiyor. "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." ilkesinin gerçekleşmesi anlamında çok önemli bir değişikliktir. "AK PARTİ istediği şeklide Meclisten seçer." Bakın, değerli arkadaşlar, bu çalışmayı yaptığımız Anayasa çalışmalarında bütün partilere çağrıda bulunduk ama Milliyetçi Hareket Partisiyle bu çalışmayı milletimizin önüne götürdük.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Bakanlık ile müsteşarlığı çekip çıkaralım oradan Sayın Bakanım.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Ve orada bu çalışmayı yaparken ortaya koyduğumuz "Türkiye Büyük Millet Meclisi nasıl seçecek?"

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Yok, Bakanlık ile müsteşarlığı çıkaralım oradan o zaman, Hâkimler ve Savcılar Kurulunda.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Biz bunu üçlü olarak çalıştığımızda konuştuk "Nasıl seçilsin?" Orada birçok alternatif vardı ama biz seçim hususunda uzlaşmaya dayalı "Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir uzlaşmayla seçilsin." yolunu tercih ettik. Nasıl?

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) - Çoğunluğun oyuyla seçiliyor.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - İlk turda öncelikli olarak 367 oy gerekecek Hâkimler ve Savcılar Kurulu üyesinin seçilmesi için. Yani, Meclisin büyük bir çoğunluğunun, üçte 2 çoğunluğunun ittifakıyla, uzlaşmasıyla seçilmesini öngördük. Ha, bu mümkün değilse, Kurula kimse seçilmesin mi? Beşte 3 çoğunlukla eğer Meclis bir çoğunluğa sahip olursa yine Hâkimler ve Savcılar Kurulu üyelerini seçsin.

Bakın, AK PARTİ'nin Meclisteki grubunun sayısı beşte 3 değil arkadaşlar, 330 değil. Yani AK PARTİ "Ben oturayım, Hâkimler Savcılar Kurulunu ben seçeyim." dese, 330'u bulamazsa seçemeyecek. Bunu Türkiye, dünya kamuoyuna hep bu referandum sürecinde anlatmaya çalıştık ama hâlâ anlamayanlar, anlamak istemeyenler var. Bir kez daha anlatıyoruz. Eğer bu uzlaşma Mecliste sağlanamazsa Hâkimler ve Savcılar Kuruluna uzlaşmayı sağlamak adına bu sistemin zorunlu olması için düzenlemeler yapıldı. Dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Hâkimler Savcılar Kuruluna üye seçmesi hele bir milletvekilini neden rahatsız eder?

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Siz niye başkanısınız oranın o zaman?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Sayın Başkan, Tanal'ı uyarır mısınız?

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Milletimizin bu anlamda en memnun olacağı -demokratik meşruiyet anlamında- hesap verilebilir bir durum noktasına getirmiştir. Cumhurbaşkanımız zaten Hâkimler ve Savcılar Kuruluna seçim yapıyordu, şimdi de 4 kişiyi Cumhurbaşkanının seçmesine ilişkin düzenleme yapılmıştır. Yüzde 50+1'in oyuyla seçilen bir Cumhurbaşkanının 4 kişiyi Hâkimler ve Savcılar Kuruluna üye olarak seçmesi...

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Tarafsızlığı zedeler, tarafsızlığı.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - ...bu milletin, Türkiye'nin bütün genel çoğunluğunda uzlaşmayla seçilen birisinin, 50+1 anlamında, yarıdan fazlasının seçtiği birisinin Hâkimler ve Savcılar Kuruluna isim belirlemesi neden rahatsız eder?

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Adalet Bakanının orada olmasından rahatsızız, Müsteşarın orada olmasından rahatsızız, onları çıkarın.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Yani bunun temel noktası, milletin iradesiyle Meclise seçilen milletvekillerinden, milletin iradesiyle Cumhurbaşkanı olarak seçilen kişiden rahatsız oluyorsanız bu milletin, 80 milyonun kendisinden rahatsız oluyorsunuz demektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Konuştuğumuz adalet, konuştuğumuz adalet.

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) - Biz adaletin siyasallaşmasından rahatsız oluyoruz.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - İkinci olarak, "yargının siyasallaşması" dediğinizde, 27 Mayısta darbecilerin vatandaşlarımızı yargıladığı darbe yargısına "siyasallaşmış yargı" dersiniz. Eğer siyasallaşmış bir yargıyı görmek istiyorsanız 27 Mayıstan sonra, 12 Eylül darbesinden sonra oluşturulan yargıya karşı çıkmak lazım.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Yine faşist sağcılar iktidardaydı, biz değildik ki.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Yaşını büyüterek "Senin yaşın 17, yaşını büyütüyorum senin, öyle idam ediyorum." diyen anlayış, işte "Yargı bağımsız değil." o tarihlerdedir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Yine faşist darbe anlayışı.

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) - Biz saray vesayetinden rahatsızız yargıda, saray vesayeti istemiyoruz.

SELİNA DOĞAN (İstanbul) - Ya onu da istemiyoruz, bunu da istemiyoruz.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - 28 Şubatta apoletleri görerek cübbelerini alıp apoletin karşısında selam duran yargı bağımsız bir yargı değildir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) - Şimdi de saraya el pençe divan duruyorlar.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - O gün bu vesayetçilere selam duranlar, o gün bu vesayetçilere selam çakanlar yargı için hiçbir şekilde kılını kıpırdatmamışlar. Bugün "Türkiye Büyük Millet Meclisi HSK'ya üye seçsin, milletin oylarıyla Cumhurbaşkanı seçilen birisi HSK'ya üye seçsin." denildiğinde neden rahatsız oluyorsunuz? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Adalet Bakanın orada olmasından rahatsızız.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Milletten rahatsız oluyorsunuz da o yüzden karşı çıkıyorsunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Adalet Bakanının orada Başkan olmasından rahatsızız.

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) - Güvenilmeyen yargı istemiyoruz, güvenilen yargı istiyoruz.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Siz isteseniz de istemeseniz de bugün Türkiye'de yargı olağan mecrasına girmek üzeredir, girmesi yönünde çok önemli adımlar atılmıştır.

SELİNA DOĞAN (İstanbul) - Bu tarzınızı hiç beğenmedim Sayın Bakan, hiç yakışmadı yani.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Bakın, 27 Mayısta darbeciler vatandaşlarımızı karşısına alıp darbecilerin yargıladığı bir hukuk vardı, yargı vardı. 12 Eylülde darbecilerin yargıladığı bir yargı vardı, hukuk vardı.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Faturasını biz solcular çektik yine hepsinde.

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Şimdi de sizin yargınız var, şimdi de sizin yargınız var Sayın Bakan, değişen ne?

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - 28 Şubatta darbecilerin yargıladığı bir hukuk vardı. 15 Temmuzdan sonra darbecilerin yargılandığı bir hukuk var, yargı var. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Kendi mahkemelerinizi kurdunuz, kendi yargıçlarınızı atadınız.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Bugün darbeciler bağımsız Türk yargısının karşısında hesap vermektedir.

Ay yıldızlı bayrağından başka, Türk bayrağından başka, İstiklal Marşı'ndan başka, Anayasa'dan başka, hukuktan ve vicdandan başka hiçbir yere kendisini, vesayetini teslim etmemiş, 1 dolara ruhunu Pensilvanya'ya vermemiş Türk yargı mensuplarına hiç kimsenin söz söylemeye hakkı yoktur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SELİNA DOĞAN (İstanbul) - "Evet" demek 50 milyon.

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Sizin yol arkadaşlarınızdı bir zamanlar onlar, siz koydunuz onları yargıya, siz soktunuz.

SELİNA DOĞAN (İstanbul) - 50 milyondan aşağısı kurtarmıyor.

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Siz atadınız o yargıçları, hâkimleri.

AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) - Ya, niye rahatsız oluyorsunuz?

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen dinleyelim.

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Siz atadınız, siz.

HİLMİ BİLGİN (Sivas) - Niye rahatsız oluyorsunuz?

SELİNA DOĞAN (İstanbul) - Hiç yakışmıyor.

BAŞKAN - Sayın Bakan, buyurun, devam edin.

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Hikâye anlatmayın burada.

AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) - Ya, niye rahatsız oluyorsunuz?

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...

HİLMİ BİLGİN (Sivas) - Niye rahatsız oluyorsunuz?

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Yo, olmuyoruz, gayet güzel cevap veriyoruz, hiç de rahatsız olmuyoruz, siz niye oluyorsunuz bizim söylemlerimizden?

BÜLENT TURAN (İstanbul) - Tamam arkadaşlar, devam ediyoruz.

Sayın Bakanım, biz dinliyoruz sizi.

BAŞKAN - Buyurun.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Cübbelerini ait oldukları ülke ve terör örgütlerine bağlılıklarını, aidiyetlerini gizlemek için kullanan terör mensupları yargıdan silinip atılmıştır, silinip atılmıştır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Onu sizin Hükûmet aldı, biz almadık ki, onları sizin Hükûmet aldı oraya.

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Siz getirdiniz, sizin Hükûmetiniz getirdi.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - 17-25 Aralık yargı darbesiyle, seçilmiş Hükûmete, millete, demokratik bir rejime karşı darbe girişimi yapmak isteyenlerin hevesleri kursaklarında kalmıştır.

Sayın Tanal, duruşmalarda bazıları yapar -meslektaşım olduğu için söylüyorum- duruşmanın huzuru anlamında biraz...

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Mübaşir, mübaşir.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Devam edelim duruşmaya, meslektaş olarak. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Yargılama yapmıyoruz Sayın Bakan, yargılamıyoruz.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Yargıyı araçsallaştırarak sağlayamadıklarını 15 Temmuzda kanlı ve hain bir darbe girişimiyle elde etme hevesleri kursaklarında kalmıştır. O gece, Sayın Cumhurbaşkanımızın yüreklerde tutuşturduğu cesaret ateşi, milletimizi sokaklara, meydanlara dökmüş, darbeci güruhu kendi sefaletlerinde boğmuştur. Milletimiz, liderine, ülkesine, kaderine, hukukuna, demokrasisine ve cumhuriyetine sahip çıkmış, FETÖ'cü hainlerin esaret girişimlerini, hayasızca akını göğsünü siper ederek durdurmuştur. O gece, Meclisimiz bir kez daha "Gazi" unvanını almıştır. Bu vesileyle, o gece şehit olan tüm vatan kahramanlarını rahmetle yâd ediyorum ve gazilerimize de Allah'tan hayırlı uzun ömürler niyaz ediyorum.

Çok değerli milletvekillerimiz, bu kanlı kalkışmanın püskürtülmesinde bütün millî ve yerli unsurların, vatansever askerlerimizin, kahraman polisimizin ve elbette cesur yargı mensuplarımızın da çok büyük payı vardır. 15 Temmuz gecesi hızla harekete geçen hâkim ve savcılarımız olaya cesaretle el koymuş, soruşturmaları başlatmışlardır. O gece tanklara, F16'lara vücuduyla siper olan vatandaşlarımızla birlikte Türk yargısı da adliye koridorlarında demokrasi nöbetlerini tutmaya başlamıştır ve Türk yargı mensupları ve adliye çalışanları hâlâ demokrasi nöbetlerini sürdürmektedir. Bu nöbet, devam eden yargılamaların adil, hukuka ve hakkaniyete uygun bir sonuca ulaşmasıyla toplum vicdanını rahatlatacak biçimde suçluların hak ettiği cezayı bulmalarıyla sona erecektir.

Ülke genelindeki bu davalar kesin hükme doğru hızla ilerlemektedir ve esasen 15 Temmuzdaki kanlı tertibin parçası terör örgütü mensuplarının çiğnedikleri hukukun ve ortadan kaldırmaya çalıştıkları anayasal düzenin gereklerine uygun olarak adil bir biçimde yargılanmaları da Türkiye'nin hukuk devleti olması anlamında çok önemli bir noktada olduğunu tüm dünyada gözler önüne sermektedir. Mahkemelerimiz bir mahkûmiyet otomatı gibi asla çalışmamaktadır. Olaya ve delillere göre değerlendirme yaparak suçluyu cezalandırmakta suçsuzu da ayırmaktadır.

Elbette ne yaptıklarını en iyi bilen ve akıbetlerini az çok tahmin eden bazı sanıklar bu davaları sulandırmak, yargılamaları uzatmak ve hukuki süreci zehirlemek için ellerinden geleni yapıyorlar. Ama milletimiz müsterih olmalıdır. Mahkemelerde tiyatro oynayanlar ile "15 Temmuz bir tiyatrodur." diyenleri tarih asla ama asla affetmeyecektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Yargılamalar tamamlandığında bütün suçlular hak ettiği cezayı alacak ve bugün duruşmalarda konuşan, gülen, itiraz ve alay eden darbeciler ebediyen susacak ve bu aziz millete hiçbir zaman hiçbir kimse darbe yapmaya cüret edemeyecektir. Bu vesileyle, görevlerini fedakârca, cesaretle sürdüren yargı mensuplarımıza bu Gazi Mecliste milletimiz adına, Bakanlığımız adına şükranlarımı bir kez daha ifade etmek isterim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; pek çok ülke, hukuk ve adalet sistemini artan ve çeşitlenen toplumsal ihtiyaçlara cevap verecek şekilde sürekli güncellemektedir. Dünya genelinde ortak bir sorun hâline gelen mahkemelerin iş yükünü ortadan kaldırmak, daha hızlı işleyen bir yargı sistemini ortaya koymak için daima bir arayış hâlindedir. AK PARTİ reformcu bir partidir, daha sağlam bir hukuk sistemi, daha güçlü demokrasi, daha geniş özgürlükler bu kimliğin bileşenleridir. Özgürlük-güvenlik dengesini gözeterek devleti ve kamu düzenini bu özgürlükleri yaşatan, vazgeçilmez temel bir çerçeve olarak ayakta tutan yürüyüşümüzü devam ettiriyoruz. Son on beş yılın reformları; demokratik kurumlarımızı güçlendirmek, özgürlük alanını genişletmek, insan haklarını korumak ve yüceltmek amaçları üzerinde yükselmiştir. Yine reform çizgimizi aynı anlayışla sürdüreceğiz, adalet hizmetlerinin kalitesini de daha fazla artıracağız.

Cumhuriyetimizin yüzüncü yılına yakışır bir adalet sistemini milletimizin hizmetine sunmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda yeni vizyon belgelerimiz, stratejik belgelerimizde bu hamleleri hayata geçirmeyi planlıyoruz. Önümüzdeki süreçte yargıya olan güveni ve yargının etkinliğini, hızını daha da artıracak reform paketini kamuoyumuzla paylaşacağız. Bu reform paketinde toplumun gündemine giren birçok konuyu da düzenleme imkânı bulmuş olacağız. Böylece hem vatandaşlarımıza daha hızlı adalete erişim yollarını açmış olacağız hem de yargının iş yükünün azaltılması ve hızlandırılması için önemli yeniliklere imza atacağız. Bu çerçevede, hukuki himaye sigortasının geliştirilmesini sağlayacağız, elektronik tebligatı yaygınlaştırarak masraftan ve zamandan tasarruf sağlayacağız, küçük alacaklarda vatandaşımızın yolunu icra dairesine düşürmeden, onu icralık yapmadan borcun hızlı ve masrafsız bir şekilde tahsili için yeni bir takip usulü oluşturacağız. Bunu yaparken borçlu ile alacaklı arasındaki hassas dengeyi de muhafaza edeceğiz, hem borçlu hem de alacaklının yararını esas alacağız. Yine, bilişim entegrasyonunu, tüm kamu kurumlarıyla entegrasyonu sağlayarak yargıda hantal işleyen birtakım uygulamalara da son vermiş olacağız. Boşanmış eşler arasında kangrene dönüşen bir soruna da neşter vuracağız. En başta çocuğun yararını gözeterek çocuk teslimini daha insani bir hâle getirecek düzenlemeyi gerçekleştireceğiz. Keza, örgütlü suçlarla, toplumun, milletimizin huzurunu bozan kabahat ve suçlarla daha etkin bir mücadele edeceğiz. Yaşam tarzına müdahale anlamında suç teşkil eden birtakım fiilleri tekrar gözden geçirerek bu hususta hiçbir vatandaşımızın ötekileştirilmediği, yaşam tarzına müdahale edecek fiiller anlamında, bu husustaki düzenlemeleri de gözden geçireceğiz. Suç ve suçluyla mücadelede soruşturmaların daha hızlı ve etkin bir şekilde tamamlanması da yine bu dönemde önümüzdeki çalışma başlıkları arasında yer alan bir düzenlemedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine, mevzuatımızda, bu meyanda olmak üzere adaletin sosyal hedefini gerçekleştirmek, yani toplumdaki uyuşmazlıkları bir an evvel gidermek anlamında çok önemli alternatif çözüm yöntemlerini, bildiğiniz üzere hükûmetlerimiz hukuk âlemine kazandırmıştır. Bu çerçevede, Arabuluculuk Kanunu'yla, hukuki uyuşmazlıklarda hızlı, ekonomik, gizli ve gönüllü bir çözüm Türk yargı sistemine kazandırılmıştır. Bu çerçevede, 7.539 ara bulucu hizmet vermektedir. 11 Aralık tarihi itibarıyla toplam 24.162 uyuşmazlıkta ara buluculuk uygulaması yapılmış, bunların 21.405'inde anlaşma sağlanmıştır ki bu başarı oranı da yüzde 90 civarındadır.

Yine, son olarak, İş Mahkemeleri Kanunu'yla birlikte 1 Ocaktan itibaren, hukuk sistemimizde iş davalarında zorunlu ara buluculukla, alın teri kurumadan vatandaşlarımızın hak ettiği alacağı almasına yönelik bir düzenleme de malumunuz olduğu üzere Meclisimizden geçmiştir.

Adalet, esasen hak edene hak ettiğini vermektir ve gecikmeden, bihakkın ve bir an evvel verme konusundaki bu çabaların vatandaşlarımıza çok önemli katkılar sunacağına, hükûmetlerimizin milletimize vermiş olduğu reformlar ve hizmetler anlamında önemli bir halka olarak kazandırılacağına inanıyoruz. Yine, bu alternatif yöntemleri de teşvik etmeye devam edeceğiz.

Yine, idarenin vatandaşla, idarenin idareyle yaşadığı uyuşmazlıklar da mahkemelerin iş yükünü oldukça artırmaktadır. Bu çerçevede, yine, 659 sayılı KHK'yı da daha etkin hâle getirerek, dava veya takip yoluna başvurmadan, idarenin idareyle, vatandaşın idareyle olan uyuşmazlıklarının da sulh yolunun bir şekilde gözden geçirilmesi, mahkemelerin iş yükünü azaltma anlamında da önemli bir çalışma, bu hususta da çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Yine, bildiğiniz üzere, çok değerli milletvekillerimiz, ceza muhakemesinde de uzlaştırma müessesesi adına çok önemli adımlar atılmıştır hükûmetlerimiz sayesinde ve bu sonuçlar itibarıyla da 1 Aralık tarihinde 523 bin dosya tevdi edilmiş uzlaştırmacılara, 200.711'i uzlaşmayla sonuçlandırılmıştır. Yani bu ne demek? 200 bin dosyanın savcılar ve ceza mahkemelerine gelmeden mahkemelerin iş yükünü azaltması bakımından çok önemli bir sonuçtur.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Ama hepsini gönderiyorlar, orada 300 TL de haksız ücret veriliyor o uzlaşmacılara.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Bu çerçeveyi artırarak sürdürmeye çalışacağız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine ceza adaleti sisteminin amaç dışı kullanılmasını, meşgul edilmesini engelleyecek tedbirleri de geliştirdik. Bu çerçevede son KHK'da yapılan bir düzenlemeyle soyut ihbar ve şikâyetler için soruşturma öncesi bir değerlendirme mekanizması kuruldu. Vatandaşlarımıza bu düzenlemeyle lekelenmeme hakkını getirmiş olduk yani bu düzenlemeyle bir kişi hakkında genel, soyut ve asılsız birtakım isnatlar olursa savcı yapmış olduğu soruşturmadan, incelemeden sonra soruşturma açılmamasına karar verebilecek.

Bu en son KHK'da çıkan düzenleme insan hakları anlamında vatandaşlarımız için çok önemli bir düzenlemedir. Bunun şu faydası olacak: Bir kişi şu sebeple ya da bu sebeple "Şöyle bir yanlış yaptı, suç işledi." diye haksız bir iftira yaptığında savcı hâliyle o vatandaş adına hemen bir dosya açıyor, şüpheli yapıyor ve gerekli kolluk hizmetlerini sürdürüyor ama bununla beraber artık soyut, genel, asılsız olduğunu gördüğü zaman savcı -bundan sonra birisi birini her şikâyet ettiğinde kapısına, iş yerine, evine polis gelmeyecek- onu araştıracak, soruşturma açmayacak.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Benimle ilgili her şikâyette dava açıyorlar.

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Makul şüpheyi ne yapacaksınız? "Makul şüphe" denen bir şey getirdiniz.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Bu konuda diğer birimlerde de tutulan tutanaklar da kayıtlardan çıkartılacak, hiçbir şekilde delil ve ihbar anlamında da kullanılmayacak. Bu da çok önemli bir düzenlemedir.

Yine, Mağdur Hakları Kanunu'muz da çok önemli bir düzenleme olarak çalıştığımız diğer hususlardan biridir. İYUK'ta, HMK'da, yine, Türkiye Adalet Akademisi, Noterlik Kanunu hususunda da çok önemli çalışmalarımız var. Keza yargılamanın çok önemli ve esas unsurlarından olan avukatlık mesleğinin daha iyi bir hâle getirilmesi, avukatlık mesleğinin daha saygın bir hâle getirilmesi anlamında da çalışmalarımızı, barolarımızla, sivil toplum kuruluşlarıyla yapmış olduğumuz bu konudaki tüm reformları, iyileştirmeleri artıracağız.

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Genç avukatların sorunları var Sayın Bakanım.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Yeşil pasaport verecek misiniz avukatlara?

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vaktim de yavaş yavaş sona eriyor. Özetle söylemek istediğim hususları kısaca arz etmek istiyorum. Bilirkişilik Kanunu 1 Ocak 2018'te yürürlüğe girecek malumlarınız olduğu üzere ve yargılamada özellikle bilirkişilik sisteminden kaynaklı olan bazı sorunların giderilmesi anlamında da çok önemli bir reform, yine önümüzdeki dönemde vatandaşlarımızın hizmetinde olacaktır.

Makul sürede yargılanma, adil yargılanma hususunda tüm bu çabaları artırarak sürdüreceğiz.

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Adli yardım uygulamalarında sorun varmış.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Yine, adliyelerde 2002 yılında 9.349 olan hâkim, savcı sayısı yüzde 73 oranında artmış, bugün itibarıyla 16.106 hâkim ve savcımız vardır. Bu artış, yine iş yüküyle uyumlu olarak devam edecektir.

Adliyelerde ilgili birimlerde ve ceza infaz kurumlarında görev yapan personelimiz 2002 yılında 51 bin iken bugün 115.638'e çıkmıştır ve bildiğiniz gibi, son KHK'da ceza infaz kurumlarımızda görev yapan personelimize fiilî hizmet süresi zammını tanımış olduk. Gerçekten büyük bir fedakârlıkla çalışan infaz koruma memurlarımıza -özellikle bu darbe yargılamaları -15 Temmuz sonrasında cansiparane çalışan infaz koruma memurlarımıza ve tüm adliye çalışanlarımıza ben buradan selamlarımı, saygılarımı, muhabbetlerimi gönderiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Keza, değerli arkadaşlar, sadece bu çalışanlar değil, adliye personelimizin hepsi birbirinden değerli ve fedakâr çalışma yapan arkadaşlarımızdır. Mübaşirlerimizle ilgili, Maliye Bakanlığımızla gerekli çalışmalarımızı yapıyoruz, genel idare hizmetlerine alınmasına yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Hükûmetimiz bu konuda gerekli neticeyi aldığında da inşallah bu müjdeyi vermeyi biz de arzu ediyoruz.

Avukatlık yapanlar ve vatandaşlarımız da bilir ki mübaşirler mahkemenin iş yükünü çeken en büyük, en esaslı mütemmim cüzdür. Dosyaların tozunu, avukatların yükünü, nazını, kalemin bütün yükünü çeken mübaşirler de gerçekten hak ettikleri bu değeri, inşallah, şimdiye kadar verilen bu hizmetleri, bu husustaki çalışmalarla... Zabıt kâtiplerimiz, icra kâtiplerimiz, hepsiyle ilgili her zaman Bakanlığımız onların yanındadır ve her türlü desteklerini de sürdürmeye ve eğitim anlamında da desteklerimizi yapmaya gayret ediyoruz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Kâtipler yetersiz Sayın Bakanım. Her hâkime 4 kâtip düşmesi gerekirken 2 kâtip düşüyor.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii ki yargıda değişimin ihmal edilemeyecek bir boyutu da fiziki kapasitenin güçlendirilmesidir. Gerçekten merdiven altı adliyelerden, hatta yine avukatlık yapan arkadaşlarımız bilir, "Mahkemenin kâğıdı bitti." denilip avukatların el birliğiyle, imeceyle kâğıtlarını verdiği, makinelerini aldığı adliyelerden, bugün gerçekten fiziki anlamda çok önemli noktalara gelmiştir adliyeler.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Ankara Adliyesi kaç parçaya bölünmüş Sayın Bakanım? Ankara Adliyesi dağınık.

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) - 4 tane adliye var Ankara'da.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Hükûmetlerimiz sayesinde 2003 yılından itibaren toplam 232 adalet hizmet binası inşaatı tamamlanmıştır ve 3 milyon 800 bin metrekare kapalı alana ulaşılmıştır. Hedefimiz, 6 milyon metrekareye artırılarak bu hizmetlerin sürdürülmesidir.

UYAP'a bir cümleyle ancak değinebileceğim. Gerçekten çok önemli bir hizmet olan UYAP'ın da daha entegre edilerek SEGBİS'le birlikte yargılamaların hızlanması ve bu hususta birtakım mağduriyetlerin de ortadan kaldırılması hususunda çok önemli gayretlerimiz vardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ceza hukukunun suç işleyenlere yönelen özel dikkati, günümüzde önleme ve yeniden topluma kazandırma hedefi üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu konuda da ceza infaz sistemi anlamında gerçekten çok önemli düzenlemeler yapılmaktadır. Bu hususta da bu dönemde bu hizmetlerimizi sürdürmeye çalışacağız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Bu zorunlu müdafi ücreti ne kadar olacak Bakanım?

BAŞKAN - Sayın Bakan, buyurun, tamamlayın.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime son verirken adalet hizmetlerini en üst seviyeye yükseltme gayesiyle hazırladığımız, vatandaşlarımızı, 80 milyon vatandaşımızı hiçbir ayrıcalık ve ayrımcılığa tabi tutmadan, bir tarağın eşit dişleri gibi ve 80 milyonun birinci sınıf vatandaş olarak adalet hizmetlerinden yararlandığı bir bütçeyi ve adalet hizmetlerini vatandaşlarımıza sunmak için gayretlerimizi sürdürmeye devam edeceğiz.

Ben, bu vesileyle, Bakanlığımızın 2018 yılı bütçesini Genel Kurulumuzun takdirlerine sunuyorum.

2018 yılı bütçemizin devletimize, milletimize, tüm yargı teşkilatımıza hayırlı olmasını temenni ederken, bu bütçeye destek veren başta Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza, Hükûmetimize, destekleri için teşekkürlerimi sunuyorum.

Genel Kurulun Çok Değerli Başkan ve üyelerini saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)