Konu:2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 4'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:38
Tarih:15/12/2017


2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 4'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyor, bütçe görüşmelerimizin hayırlı olmasını diliyorum.

Kalkınma Bakanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu, GAP, DAP, KOP, DOKAP Bölge Kalkınma İdarelerinin 2018 yılı bütçe görüşmeleri vesilesiyle söz almış bulunuyorum.

Öncelikli olarak Bakanlığım, bağlı ve ilgili kuruluşlarıyla ilgili olarak görüşlerini, düşüncelerini ve eleştirilerini dile getiren arkadaşlara huzurlarınızda çok teşekkür etmek istiyorum.

Görüş ve değerlendirmelerimi ise üç ana eksende sizlere sunmak istiyorum: İlk olarak, dünya nereye gidiyor, Türkiye olarak bundan biz nasıl etkilenebiliriz, nasıl ve ne şekilde yararlanabiliriz sorusuna cevap vermeye çalışacağım. Bu bölümde, ayrıca, ülkemizdeki son makroekonomik gelişmelere, yapısal reform önceliklerimize ve kalkınma yaklaşımımıza ilişkin değerlendirmelerde bulunacağım.

İkinci bölümde ise Bakanlığımızın görev ve sorumluluk alanı içerisindeki hususlarla ilgili değerlendirmede bulunmak ve bölgesel gelişme perspektifimiz hakkında kısaca bilgi vermek istiyorum.

Son bölümde ise ülkemizi uzun vadede nereye götürmek istiyoruz, vizyonumuz nedir ve bunun için neler yapacağız konusuna değinmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, küresel ekonomi artık yeni bir evreye girdi. Bu evre hem riskleri hem de fırsatları beraberinde getiriyor. Kriz sonrası özellikle gelişmiş ülkeler, para ve maliye politikalarında alışılmışın dışında tedbirleri devreye soktular. Tüm bu tedbirlere rağmen, dünya ekonomisi 2017 yılına kadar belirli bir toparlanma gösteremedi. Ancak, 2017 yılından itibaren görünümün ve bekleyişlerin değiştiğine şahit oluyoruz. Gelişmekte olan ülkeler yanında gelişmiş ülkelerde de hissedilebilir şekilde bir toparlanma gerçekleşmeye başladı. Ekonomik iyileşmenin süreklilik kazanma eğilimine girmesi, uygulanan mevcut politikaların da gözden geçirilmesine yol açtı. Nitekim, başta FED olmak üzere, bugüne kadar genişlemeci para politikaları izleyen merkez bankaları da mevcut politikalarını gözden geçirdiler ve geçirmekteler. Bunun sonucunda da kriz sonrasında uygulanan politikalardan çıkış stratejilerini hayata geçirmeye başladılar.

Ekonomik ve finansal gelişmeler açısından girdiğimiz bu evre, teknolojik değişim ve dönüşüm hızını önceki dönemden farklılaştırmaktadır. Bilgi ve iletişim teknolojileri üretimin her alanına çok daha yoğun bir şekilde nüfuz etmektedir. Yapay zekâ, nesnelerin interneti, büyük veri, bulut bilişim alanındaki hızlı teknolojik ilerlemeler bilginin paylaşılmasında ve etkin şekilde kullanılmasında yeni bir çığır açmıştır. Dolayısıyla, geleneksel üretim modelleri yerini dijital tabanlı yeni bir yaklaşıma bırakmaya başladı ve endüstriyel değer zincirleri daha fazla önem kazandı. Bahsettiğim tüm bu değişim ve dönüşüm süreçlerinden Türkiye'yi ayrı düşünmek mümkün değildir. Hükûmetimiz bu bilinçle hareket etmektedir. Ülkemizin küresel dönüşüm sürecinden en etkin şekilde yararlanması için planladığımız adımlar kararlılıkla atılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, küresel kriz sonrası dünya durgunluğa girerken birçok iç ve dış olumsuz gelişmeye rağmen, Türkiye bunun tam aksi olumlu bir performans göstermiştir. Bakınız, rakamlar oldukça çarpıcı. 2010-2015 yıllarında ülkemiz ortalama yüzde 7,4 oranında büyüdü ve gelişmekte olan ülkelerin ortalama büyüme hızı bu süreçte yüzde 5,5'tir, buna Hindistan ve Çin de dâhil. Tek başına bu performans bile ülke olarak, Hükûmet olarak ödevimizi başarıyla yaptığımızı göstermektedir. Keşke 2016 yılı 7,4'lük ortalamayı daha da yukarıya taşıdığımız bir yıl olsaydı ama malumunuz, hain darbe girişiminin etkisiyle 27 çeyreklik büyümemiz sekteye uğradı ve yılı yüzde 3,2'lik bir büyümeyle kapattık. Bu oran sizlere düşük gelmesin. Emin olunuz ki bizim yaşadıklarımız başka bir ülkede yaşanmış olsaydı değil büyümek, çok büyük oranlı bir küçülme söz konusu olurdu. Bu başarıda emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür etmek istiyorum.

Bu yılki büyüme performansımız ise gerçekten göz kamaştırıcı. 2017 yılı üçüncü çeyrek büyüme hızımız yüzde 1,1'le(x) gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en yükseği olarak gerçekleşmiştir. Bu çeyrekte sanayi ve hizmetler sektörü katma değerlerinde önemli artışlar kaydedilmiştir. Sanayi sektörü yüzde 14,8; hizmetler sektörü yüzde 12,3'le gerçekten büyümemize önemli katkı sağlamışlardır. Harcama yönüyle bakıldığında ise yatırımlardaki artışın özel tüketimin üzerinde olduğunu özellikle belirtmek istiyorum.

İlk dokuz ay gelişmelerine baktığımızda ise yüzde 7,4'lük bir büyümeyi yakaladığımızı görüyoruz. Burada yatırım, tüketim ve net ihracatın büyümeye hem pozitif hem de dengeli bir katkı verdiğini görüyoruz. Niceliğin yanı sıra bu büyümenin niteliği de oldukça sağlıklı bir resmi ortaya koyuyor. Yıl sonunda OVP hedefimizin üzerine çıkmayı hedefliyoruz. Sanayi üretimi, özellikle sermaye malı imalatı, yüzde 80'leri bulan kapasite kullanım oranı ve yüzde 10'u aşan ihracat gibi göstergeler de bunu teyit ediyor. 2017 yılı tamamı için en az yüzde 7'lik bir büyüme beklentimiz bulunmakta. 2018 yılı için ise yüzde 5,5'lik bir büyümeyi programladık. Dünyadaki ekonomik canlanma devam ettiği sürece orta vadeli program hedefinin üzerine de çıkabileceğimizi buradan ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, son dönemde, artan döviz kuru, gıda ve petrol fiyatlarının etkisiyle enflasyon bir miktar yüksek seyretmektedir. Özellikle gıdada tarladaki üretim aşamasından ürünün tüketiciye ulaşmasına kadar geçen tüm süreçlerin iyileştirilmesi ve maliyetlerin düşürülmesine yönelik önemli kararlar aldık, ilave çalışmalarımızı da sürdürüyoruz.

Son dönemde döviz kurlarında gözlenen yukarı yönlü hareketin temel kaynağı, ülkemiz ekonomisine yönelik spekülatif ataklardır. Bu sebeple kur üzerinde etkili olan bir dışsal baskı söz konusudur. Dolayısıyla, kurda son dönemdeki dalgalanma mutlaka dengeye oturacaktır.

Orta vadeli program döneminde enflasyonla kararlı bir şekilde mücadele edeceğiz ve hedeflediğimiz seviyeye indireceğiz. İstihdamda ise değerli milletvekilleri, Türkiye ekonomisi güçlü bir istihdam oluşturma kapasitesine sahiptir. 2017 yılında büyüme hızındaki artışlar iş gücü piyasası verilerine de yansımaktadır. Son dört dönemdir önceki yılın aynı dönemine göre 1 milyonun üzerinde net istihdam oluşturulmuştur. Nitekim, bugün açıklanan eylül dönemi rakamları da bu trendin güçlü bir şekilde devam ettiğini göstermektedir. Eylül ayı itibarıyla, yıllık bazda, geçtiğimiz senenin aynı dönemine göre 1 milyon 233 bin kişiye istihdam sağlanmıştır. Bu doğrultuda, işsizlik oranımız geçen yılın aynı dönemine göre 0,7 puanlık bir azalış göstererek yüzde 10,6 seviyesinde gerçekleşmiştir. İşsizlik sigortası ve Sanayi Üretim Endeksi verileri, ilerleyen dönemlerde işsizlik rakamlarındaki gerilemenin devam edeceğine işaret etmektedir.

Bir diğer önemli alan da değerli milletvekilleri, cari dengenin iyileştirilmesidir. Her ne kadar yüzde 10'luk artışları aşan ve rekora doğru giden bir ihracat performansımız olsa da büyüme performansımız, yurt içi talepteki ivmelenme, uluslararası emtia fiyatlarında görülen artış, kur ve parite etkisi cari açığın bu sene bir miktar artmasına neden oldu ancak cari dengeyi orta vadede daha da aşağı çekmek için önemli tedbirler aldık, almaya devam ediyoruz. Katma değeri ve niteliği yüksek olan ürün ve hizmetlerle daha fazla pazara ulaşılması, ithalata bağımlı olduğumuz pek çok üründe yerlileşme sağlanması, küresel tedarik zincirlerinde özel sektörün daha fazla yer almasının teşvik edilmesi, yerli ve yenilenebilir enerji kaynak ve teknolojilerinin kullanımıyla enerjide ithalata olan bağımlılığın azaltılması, gümrük ve lojistik işlemlerini kolaylaştırarak zaman ve maliyetten tasarruf sağlanması önceliklerimiz arasında yer almaktadır. Turizm stratejimiz ise ülke ve tür çeşitliliğini artıracak şekilde yenilenecektir.

Cari dengeye değinmişken ülkemizin dış finansman ihtiyacına değinmeden olmaz diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, pek çok kesim tarafından "Türkiye'nin yıllık, cari açık dâhil, kısa vadeli dış borcu yaklaşık 210 milyar dolar ve bu rakam da millî gelirin yüzde 25'ine karşılık geldiği için kırılganlık yaratıyor." tespiti yapılıyor. Ben bu konudaki yaklaşımın doğru olmadığını düşünüyorum. Öncelikle belirtmek isterim ki her ne kadar Türkiye'nin kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku toplamı ekim ayı itibarıyla yaklaşık 173 milyar dolar olsa da bu tutarın yaklaşık 96 milyar doları mevduat, gelir karşılığı olan hesaplar ve çok az da olsa kamunun yükümlülüklerinden oluşuyor. 173 milyar doların 77 milyar doları kredi borcudur. Bu miktar 2014'te 80,6 milyar dolar, 2015'te 79,2 milyar dolardı, geçen yıl 73 milyar dolar olarak gerçekleşti, bu yıl bir miktar daha üzerinde. Ancak ben, iddia edildiği gibi dış borcun finansmanında bir problem görmüyorum. Zaten Türkiye, iktidarımız döneminde hiçbir zaman böyle bir durumla karşılaşmadı.

Türkiye ekonomisinin en önemli çıpalarından olan mali disiplinden asla taviz vermeyeceğiz. 2016 yılında yaşadığımız hain darbe girişimi ve büyüme potansiyelimizi düşüren diğer iç ve dış gelişmeler maliye politikasında aktif bir tutum alınmasını gerektirdi. Bu kapsamda, 2017 yılında bütçe harcamalarının istihdam ve gelir oluşturacak alanlara yönlendirilmesi, orta vadede büyümeye katkı sağlaması ve ekonomik istikrarı desteklemesi amaçlandı. Bir başka ifadeyle, mali alanımızı ihtiyaç duyulduğu anda, ihtiyaç duyulduğu şekilde kullandık ve olumlu sonuçlarını hep birlikte gördük. Türkiye gerek bütçe dengesi gerekse kamunun borç stoku oranları açısından pek çok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeden daha iyi bir konumdadır.

Bugün burada özellikle kırılgan beşliden bahsedildi çok değerli milletvekilleri, Türkiye'nin kırılgan beşli içerisinde yer aldığı ifade edildi. Ancak bunun da tamamıyla ön yargılı bir yaklaşımın sonucu olduğunu buradan ifade etmek istiyorum, size de birkaç örnek vermek istiyorum. Örneğin, kırılgan beşliden çıkarılan Arjantin ve Brezilya. Bakınız, 5 gösterge itibarıyla 4 göstergede biz Arjantin ve Brezilya'dan çok daha iyi olmamıza rağmen, sadece 1 göstergede Arjantin ve Brezilya'dan kötü olmamıza rağmen bu ülkeler kırılgan beşliye dâhil edilmiyor ama Türkiye kırılgan beşliye dâhil ediliyor. Örnek mi? Bakınız, Arjantin'de kamu borç stokunun millî gelire oranı 53,4; Brezilya'da 83,4; Türkiye'de yüzde 28. Bütçe açığı Arjantin'de yüzde eksi 6,6; Brezilya'da eksi 9,2; Türkiye'de ise sadece 2 değerli milletvekilleri. Cari açıkta bizden daha iyi konumdalar, onu söyleyeyim. Enflasyona baktığımızda Arjantin'de yüzde 26,9; Türkiye'de ise aşağı yukarı 11 civarında. Gayrisafi yurt içi hasıla büyümesine bakalım: Arjantin'de 2,5; Brezilya'da 0,7; Türkiye'de ise 7 civarında bir büyüme bekliyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bakınız, aldığımız 5 temel gösterge; 4'ünde Türkiye daha iyi ama Türkiye'yi kırılgan ülkeler arasında tutuyorlar. Bunu özellikle ifade etmek istiyorum.

Yatırımlara baktığımızda, çok değerli milletvekilleri, son on beş yılda yatırımların tam 4 kat arttığını görüyoruz. 2002 yılında -kamu ve özel yatırımları olarak söylüyorum- 2017 yılı fiyatlarıyla -sabit fiyatlarla söylüyorum- 242 milyar liralık yatırım yapılmışken 2017 yılında bunun yaklaşık 4 katı olan tam 929 milyar liralık yatırım gerçekleştirilmiştir. Önümüzdeki yıl inşallah 1 trilyon lirayı kamu ve özel kesim olarak birlikte aşacağız.

Değerli milletvekilleri, unutulmamalıdır ki güçlü ve sürdürülebilir büyüme yapısal reformlarla desteklenmediği sürece ulaşılabilir değildir. Yapısal politikalarımız makro politikalarımızın çok önemli bir tamamlayıcısı ve sürükleyicisi olma özelliğini taşımaktadır. Evet, orta vadeli programımızı açıkladığımızda herkesin dikkatini çeken yegâne şey makro büyüklükler oldu. Üzülerek ifade etmeliyim ki yapısal reform gündemi üzerinde medya başta olmak üzere yeterince durulmadı. Başta döviz kuru olmak üzere bazı temel ekonomik varsayımlarla programın asıl ruhu ve içeriği görmezden gelindi.

Bu vesileyle, aslında çok kısa da olsa orta vadeli programımızda yer alan bazı hususlara değinmek istiyorum. Büyüme ve istikrarımızın olmazsa olmazı makroekonomik istikrar, verimli ve kapsayıcı büyümenin en önemli bileşeni olan beşerî sermaye, iş gücü -bunlar yoğunlaşacağımız alanlar elbette- ve büyümenin yüksek oranlarda sürdürülebilirliği için yüksek katma değerli üretim, kaliteli yatırımlarla birlikte nitelikli işlerin oluşturulması için iş ve yatırım ortamının iyileştirilmesi, kamuda kurumsal kalite ve hizmet sunumunun güçlendirilmesi.

Beşerî sermaye alanında politikalarımız, eğitim seviyesi ve kalitesinin artırılmasıyla iş gücü piyasasının etkinleştirilmesine yöneliktir. Bu bağlamda, dijital dönüşüm ve teknolojik değişime uyum, iş ve iş gücü arasındaki beceri uyumunun artırılması, özel politika gerektiren grupların istihdamının artırılması ve kayıt dışı istihdamın azaltılması alanlarında tedbirler getiriyoruz. Bu vesileyle taşeronluk yoluyla emeğini kazanan işçi kardeşlerimize verdiğimiz sözü tutmanın da gururunu yaşıyoruz. Yapacağımız bu düzenlemenin şimdiden, emekçi kardeşlerimize ve ailelerine hayırlı olmasını diliyorum.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Taşeron kalkmıyor, adı değişiyor. Belediye şirketleri taşeron değil mi?

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Yine, orta vadeli programımızda yoğunlaştığımız bir başka alan yüksek katma değerli üretim. Eğer biz, ihracatımızı ve üretimimizi daha fazla artırmak ve daha fazla katma değer elde etmek istiyorsak mutlaka teknoloji yoğun alanlara yoğunlaşmak durumundayız. Bu noktada da inşallah, orta vadeli program döneminde özellikle katma değeri yüksek olan alanlara, evet, çok daha fazla yoğunlaşacağız ve bu alanlara yönelik desteklerimizi daha da artıracağız.

Kamuda kurumsal kalitenin iyileştirilmesine yönelikse kamunun kamuyla olan ilişkilerine, kamunun sivil toplum kuruluşlarıyla olan ilişkilerine, kamunun vatandaşla olan ilişkilerine özel bir önem vereceğiz. Kamunun kamuyla olan ilişkilerinde iş süreçlerinin daha da kısaltılması, kamunun özel kesimle olan ilişkilerindeyse kısa sürede özel kesimin taleplerinin karşılanması ve vatandaş memnuniyetinin daha da artırılması yine önceliklerimiz arasında yer alıyor.

Kıymetli milletvekilleri, kalkınma için öncelikli ve gerekli şartın makroekonomik istikrar olduğu açıktır. Kalkınma için önemli bir kaldıraç olmakla birlikte yüksek büyümeyi kalkınmanın tek belirleyicisi olarak da görmüyoruz. Bu bağlamda, kalkınmayı çok daha kapsamlı ve geniş bir perspektifle ele alıyor ve sürdürülebilir kalkınmanın gereklerini yerine getirmek için azami gayret sarf ediyoruz. Her bir vatandaşımızın yaşam kalitesini artırmak, geleceğe güvenle bakabilmesini sağlamak ve gelir dağılımını iyileştirmek için adımlarımızı kararlılıkla atıyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmamın bu bölümünde de müsaade ederseniz -zamanımız da oldukça daraldı- bölgesel gelişme alanına kısaca değinmek istiyorum.

Biliyorsunuz, yerel ve bölgesel alanda bölgeler arası gelişmişlik farkının azaltılması yönünde çaba sarf eden iki önemli kurumumuz var, daha doğrusu iki önemli idare yapımız var: Bunlardan bir tanesi bölgesel kalkınma idarelerimiz DAP, GAP, KOP gibi...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Bakan, Sayın Gül'ün süresinden iki dakika alıp size veriyorum.

Sayın Gül konuşunca artık Allah büyük.

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Şöyle yapalım Sayın Başkan...

BAŞKAN - Buyurun, iki dakika veriyorum. Ona Allah büyük.

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Devamla) - En azından, her arkadaşımıza ilave bir süre veriyorsunuz.

BAŞKAN - Tamam, o zaman önce onu kullanın.

Buyurun, iki dakika.

Sonra Sayın Gül'den alıp size iki dakika daha vereceğim.

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Devamla) - O zaman şöyle; çok kısaca, müsaade ederseniz konuşmamın son bölümüne geçeceğim.

Biliyorsunuz, On Birinci Kalkınma Planı çalışmalarına başladık. Şu anda, aşağı yukarı 3.500 kişi bu plan çalışmalarında görev alıyor. Ayrıca, yerel ve bölgesel düzeyde toplantılarımız olacak. İnşallah, haziran ayı itibarıyla On Birinci Kalkınma Planı'mızı -ki bu yüzüncü yılımıza ulaşma, 2023 yılı için son planımız olacak- gerçekleştirme yönünde yoğun bir çaba sarf ediyoruz. Sizlerin de katkıları son derece önemli, bunu özellikle ifade etmek istiyorum, milletvekillerimizin katkıları önemli.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - GAP ne zaman bitecek Bakanım?

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Birçok komisyonumuzla On Birinci Kalkınma Planı çerçevesinde yine bir araya geleceğiz ve Türkiye'nin önümüzdeki gelecek vizyonunu birlikte belirleyeceğiz.

GAP'a gelince...

MAHMUT TANAL (İstanbul) - GAP ne zaman bitecek? Urfalılar sizi bekliyor Sayın Bakanım.

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Madem sordunuz, çok kısa da olsa değineyim: Değerli milletvekilleri, son on beş yılda tam 65 milyar liralık GAP bölgesine kaynak tahsis ettik. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Ama yüzde 20'si yapılmış, yüzde 80'i duruyor.

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Lütfen beni dinleyin.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Ama yüzde 80'i duruyor.

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Ve 500 bin hektar alan sulamaya açıldı. Her yıl, inanın, geçmişle kıyasladığınızda geçmişin 2 katı ödenek tahsis ediyoruz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Para var, iş yok.

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Hayır, yapılıyor efendim, yapılıyor.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Yok, yüzde 20'si yapılmış.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Sayın Bakanım, biz dinliyoruz sizi. Biz dinliyoruz Sayın Bakanım.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Yüzde 80'i yapılmamış.

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Bakınız, Silvan Barajı'mız tamamlandığında sulama projelerinin yüzde 70'i tamamlanmış olacak. Ilısu Barajı'mız tamamlandığında...

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Ilısu Urfa'da değil ki, Ilısu'yla ilgisi yok.

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Lütfen müsaade edin.

...enerji yatırımları açısından da yüzde 90'ını tamamlamış olacağız.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Karaman'a hızlı tren ne zaman gelecek Sayın Bakan? Karamanlılar bekliyor.

ZEHRA TAŞKESENLİOĞLU (Erzurum) - Sayın Bakanım, Erzurum'a ve Doğu Anadolu'ya yaptığınız tüm katkılar için teşekkür ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Estağfurullah, ben teşekkür ediyorum.

Dolayısıyla, Güneydoğu Anadolu Bölgemize gerçekten inanılmaz düzeyde yatırımlar yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz, o bölgemizin hakkıdır. O bölgemizin kalkınması, gelişmesi için elimizden gelen her türlü çabayı gösteriyoruz. Bundan sonraki süreçte de göstermeye devam edeceğiz diyor, hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)