Konu:2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 4'üncü Tur Görüşmeleri Münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:38
Tarih:15/12/2017


2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 4'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CHP GRUBU ADINA LALE KARABIYIK (Bursa) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Kalkınma Bakanlığı üzerine konuşma yapacağım. Ama kalkınma deyince değinmeden geçemeyeceğim. Düşününüz ki cumhuriyetin ilk yılları, Kurtuluş Savaşı'ndan çıkılmış, yoksulluk, fakirlik diz boyu ve cumhuriyetin o ilk yıllarında, on altı yılın on yılında sadece bütçe fazlası var, on altı yılın on yılında bütçe fazlası var ve de başka bir rakamda, bakıyorsunuz, 1930'dan sonra sürekli de cari fazla verilmiş. Bunları unutmayalım.

Şimdi TÜİK konusuna biraz değinmek istiyorum. TÜİK, seri değişikliği yaptı, yeni serilere geçti. Yeni serilerle artık rakamları, oranları kıyaslamak biraz daha güç oluyor. Neler yaptı TÜİK, şöyle bir bakalım: Bir kere, yeni seriye geçtiğinde metodolojisi değişmiş oldu, anket soruları değişmiş oldu, hesaplarda farklı sektörlerin ağırlıklarını ve veri kaynaklarını kullanıyorlar. Anket sorularının değişmesi, sonuçlarda oldukça etkili oldu ki bunu burada bir konuşmamda dile getirmiştim.

Yine, başka ne yaptılar? Şöyle bir durum var: Hükûmetin verileri aslında Maliye Bakanlığından geliyor ama bunlar vergi iadeleri rakamları. Yine ekonomideki yavaşlama, iktisadi verileri hesaplama yöntemleri değiştirilerek maalesef perdelenmek durumunda kaldı yani biz artık gerçek verileri göremiyoruz.

Buna bir örnek vereyim size: 2012-2016 yılları arasındaki büyüme oranı, yeni seriyle 2 katına çıkmış durumda, yeni seriyle 2 katına çıkmış durumda. 2019 öncesi için ise bu bağlantı sürdürülmediği için orada bir kopukluk söz konusu seride yani 2009'la kıyaslamalarınız boşa çıkıyor. Böyle de bir uyumsuzluk söz konusu.

Yine, başka bir nokta TÜİK'te, ne var? 80 milyon nüfusun 4 milyona yakını Suriyeli ve göçmen. Onların harcamaları ve gelirlerinin hepsi, maalesef rakamlara yansımış değil. Bu da kişi başı geliri çok farklı miktarda gösteriyor, bir hata da buradan kaynaklanıyor. Aynı zamanda, istihdam, sanayi ve dış ticaret rakamlarındaki değişmeler, büyüme verileriyle maalesef uyuşmuyor değerli milletvekilleri.

Şimdi, TÜİK ne yaptı? Şapkadan tavşan çıkardı, bir büyüme oranı açıkladı. Tamam, güzel, rakam olarak, salt olarak güzel. Bakın, şu anda on dört yılın en yüksek enflasyonu var, en ağır borçlanma rakamları var. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yüzde 1 ile 3 aralığında seyreden faiz oranı, bizde yüzde 15'lere tırmanmış durumda. İşsizlik çift hanelerde. Doğrudan sermaye girişi azaldı, beşte 4'ü sıcak parayla finanse edilen bir cari açık finansman yapısı var. Kredi Garanti Fonu'nun desteğiyle, dopingiyle 210 milyar liralık bir rakamla destek verildi ve makine teçhizat yatırımları arttı. Şu anda, bu yıl için cari açığı kapatmak, zaten bir sorun değil diye düşünüyorsunuz, "Sürdürebilmek marifet." diyorsunuz. Şu anda 210 milyar dolar dışarıdan para girişi ve dönmesi lazım ki cari açığı sürdürebilsin. Bu arada, enflasyon da yüzde 13'lerde, bu da görünen rakam sadece. Ama ne oldu? Şapkadan tavşan çıktı ve TÜİK yüzde 11,1 açıkladı.

Şöyle bir kıyaslama yapmak istiyorum değerli milletvekilleri: 2002-2007 yılları arasında da bu ülkede bir büyüme gerçekleşti. Evet, aslında bundan çok hoşnut oldunuz, tabii ki hoşnut oluruz ama dünyada zaten öyle önemli bir küresel sermaye salınımı vardı ki bütün ülkeler büyüyordu, Türkiye de büyüdü, tamam, büyüdü. Şimdi, 2010-2017 arasında da büyüme var ama iki büyüme arasında çok önemli farklar var.

Şimdi size onu ifade etmek istiyorum, biraz gerçek rakamları görebilmemiz açısından. Değerli milletvekilleri, 2002-2007 yılları arasında büyüme vardı ama çekirdek enflasyon 4,8'di. 2002-2007 yılları arasında büyüme vardı ama dış borcun millî gelire oranı yüzde 36'ydı ve yine o dönemde cari açığın en az yarısı kadar doğrudan yatırımla finansman sağlanıyordu bu ülkede. Şimdi, 2010-2017 yılları arasında da büyüme var ama çekirdek enflasyon o tarihlerdeki gibi 4,8 değil, yüzde 12. Dış borç oranı, o tarihlerdeki gibi yüzde 36 değil, yüzde 51 ve dışarıdan gelen, doğrudan yatırım değil, sıcak para yani cari açığın finansman kalitesi bozulmuş durumda, riske girmiş durumda ve -ne kadarı- beşte 4'ü sıcak parayla karşılanabilir durumda. İşte, büyümenin tabela büyümesi olmasının sebebi budur değerli milletvekilleri.

Şöyle bir istikrarımız var: "Kırılgan beşli" diye bir ifade var biliyorsunuz. Kırılgan beşlide geçen yıl 5 ülke vardı ve biz de vardık. Geçen yıl kırılgan beşlideki 4 ülke yer değiştirdi, bu yıl onlar artık yok, onların durumu düzeldi ama biz istikrarlı olarak kırılgan beşlide şu anda devam ediyoruz.

Peki, kalkınma diyoruz, büyüme diyoruz ama bunlar sözle olmuyor, doğru ekonomi politikaları olacak, hukuk olacak, adalet olacak, evet ve her şeyden önce eğitim sistemi olacak, sağlıklı ve doğru işleyen bir eğitim sistemi olacak. Geleceği ideolojik olarak şekillendirme hedefinde değil, gelecekte kalkınmayı yaratacak bir eğitim sistemi olması gerekli çok değerli milletvekilleri. Ama bizde eğitim sisteminin her gün biraz daha geriye gittiğini görüyoruz. O zaman, Kalkınma Bakanlığı bütçesini konuşurken önce bunu düşünmekte yarar var. Hâlen "Millî Eğitime ayrılan bütçeden pay ayrıldı." diye burada ifade ediliyor. Allah aşkına, lütfen, açın, rakamlara bakın. Bütçedeki rakama baktığınızda...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LALE KARABIYIK (Devamla) - Çok kısa, bitirmek üzereyim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Lütfen tamamlayın.

LALE KARABIYIK (Devamla) - Peki. Teşekkür ederim.

Değerli milletvekilleri, rakamlara baktığınızda, oranlara baktığınızda, Millî Eğitim Bakanlığında artan rakam personel giderleri kısmıdır. Eğitim yatırımlarına ayrılan pay yüzde 4,8, geçen yıla göre gerilemiştir. Siz bu ülkedeki okullar arasındaki nitelik, nicelik farklarını ortadan kaldırmadan ve de siyasetten arındırmadan siyasetin gölgesinde bir eğitim sistemiyle devam ederken, kalkınmadan söz etmek hiç de mümkün görünmüyor.

Teşekkür ederim.

Teşekkür ederim Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)