Konu:2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 3'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:37
Tarih:14/12/2017


2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 3'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bedelli askerlikle ilgili Sayın Gürer, yanlış not almadıysam bir soru yöneltti. Şu an itibarıyla gündemimizde bedelli askerlik konusu yok, bunu çok net bir şekilde söylememiz gerekiyor. İçinde bulunduğumuz ortamda zaten böyle bir uygulama doğru da olmaz çünkü çok ciddi bir mücadele yürütülüyor ve bizim sistemimizde de yükümlülük esası çerçevesinde...

MUSA ÇAM (İzmir) - Sayın Bakan, ileride olabilir mi?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Hayır, yani tabii, on yıl sonrasıyla ilgili bir şey söyleyemem ben size, beş yıl sonrasıyla ilgili bir şey söyleyemem. Ama şunu söylüyorum biraz daha açmak açısından: Öngörülebilir bir zaman dilimi içerisinde yani şu an itibarıyla, içinde bulunduğumuz an, dönem itibarıyla böyle bir çalışmamız, böyle bir düşüncemiz yok.

Ayrıca, uzman çavuşlarla ilgili birkaç sayın milletvekili tarafından yöneltilen sorular oldu, Sayın Kamil Aydın da dâhil. Uzman erbaşlara ilk nasıp istihkakı ve zatî demirbaş tabanca satın alma hakkının verilmesiyle ilgili düzenleme bu son KHK'de muhtemelen yasalaşacak, tahmin ediyoruz yani olağanüstü bir şey olmazsa, onu buradan ifade etmiş olalım. Ayrıca, yine, uzman erbaşlara bedelsiz tabanca tahsisi konusunda da çalışmalarımız devam ediyor.

15 Temmuz gecesi verilen talimat çerçevesinde o görevi yapan ya da yapmak durumunda olan askerlerle ilgili durum, bu konu, idari çalışmalar, idari tahkikat süreci tamamlanmış ve yargıya intikal etmiş durumda. Bütün bu çalışmalar şu anda yargı tarafından yürütülmektedir ama şunu söyleyeyim, orada genel ilke şu: Doğru, gerçekten sonuç itibarıyla bir emirle karşı karşıya kaldığında askerin yapacağı şey belli, ona direnmesi mümkün değil. O gece kendi iradesiyle, hareketleriyle, tavırlarıyla aktif olarak destek vermeyenlerin tamamına yakını zaten bırakıldı, tahliye edildi ama ateş açan, insanları yaralayan ya da öldüren ya da başka şekilde doğrudan darbe teşebbüsüne destek anlamına gelecek fiillerde, hareketlerde bulunanlarla ilgili olarak da doğal olarak, onların bu fiillerinin karşılığı olarak bir müeyyide uygulanması kaçınılmaz. Ama dediğim gibi, sonuç itibarıyla, bütün bu süreç yargı tarafından yürütülecek ve sonuçlandırılacak.

Yine, Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu Beyefendi'nin soruları oldu. Bunlardan bir tanesi FETÖ'den ihraç edilen bazı personelin veya kişilerin mağduriyetleriyle alakalı. Orada, biliyorsunuz, uzun zamandan beri çalışmalar yapılıyor; KHK ekinde ihraç edildikleri için itiraz hakları yoktu, şimdi o süreç de başlatıldı. Olağanüstü Hal İşlemlerini İnceleme Komisyonu kuruldu, faaliyetine de başladı, hatta ilk kararlarını vermeye başladı. Bu, tabii, önemli ama daha önemlisi bu kararlara karşı iç ve uluslararası yargı yolunun açık olması. Dolayısıyla, bu Komisyonda istediği karar gelmediği takdirde ilgili kişinin yargıya ve onun sonunda da iç hukuk yollarının tüketilmesinden sonra uluslararası alana, hukuka taşıması mümkün.

Bir de askerî öğrencilerle ilgili, yani darbe teşebbüsünün gerçekleştiği o günlerde askerî öğrenci olanların, biliyorsunuz FETÖ iltisakı ve irtibatı nedeniyle onların askerî öğrencilikle ilişkileri kesildi. Bununla ilgili de -yine burada da gündeme geldi- çok soru geliyor, burada tabii şöyle bir durum söz konusu yani belli bir tarihten itibaren örgütün, tüm askerî okullardaki sınav sistemini bütünüyle ele geçirdiği ve o dönemlerde girenlerin tamamının bu sistemden yani örgütün kontrolünde girenlerden oluştuğu için bu illiyet bağı, bu iltisak otomatik olarak görülüyor, böyle kabul ediliyor. Ama bunların da komisyona ve akabinde yargıya, yargı yoluna başvurma imkânları var, bu konu da açık.

Teşekkür ediyorum.