Konu:2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 2'nci Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:36
Tarih:13/12/2017


2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 2'nci Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; sözlerime başlarken şahsım ve kurumlarımızda görev alan mesai arkadaşlarımız adına yüce heyetinizi ve bizleri televizyon ekranları başında izlemekte olan vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum. Genel Kurulda son şeklini vermek üzere toplandığımız 2018 yılı bütçemizin hayırlara vesile olmasını Yüce Allah'tan niyaz ediyorum.

Hükûmetimizde görev alanımdaki kurum ve kuruluşlar olan Vakıflar Genel Müdürlüğü, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü bütçeleriyle ilgili olarak huzurlarınızdayım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kadim medeniyetimizin ve ecdadımızın en bariz özelliklerinden biri, hayır ve hasenatta, yardımlaşma ve dayanışmada yarışma melekesidir. Bu melekenin en somut göstergesi de dünyanın hayran kaldığı mimari eserleri ve insanlığın en ulvi noktalarına ulaşmış erdemli ahlak anlayışını barındıran vakıflarımızdır. Yardımı sayarak değil saçarak yapan dedelerimizin eşsiz iyilik düşüncesi âdeta taşa işlenmiş fazilet abidesidir. Sadaka taşlarıyla muhtaçların ihtiyacını kollayan, mola taşı ve binek taşı gibi vakıflar eliyle hamalları ve yolcuları gözeten ecdadımız, bu hizmetleriyle âdeta taşları eriterek bir medeniyet inşa etmiştir.

Kurduğu vakıflar eliyle hizmetlerini sürekli ve yaygın hâle getirmiş olan ecdada yaraşır şekilde, vakıflarımızı, vakfedenlerin şartları ve amaçları doğrultusunda, çağımızın tüm teknolojik imkânları kullanılmak suretiyle en verimli şekilde işletmek öncelikli hassasiyetlerimiz arasındadır. Vakıf geleneğimizi sürdürme ve gelecek nesillere aktarma görevi, uhdemizde bulunan Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün esas sorumluluğudur. Çalışmalarımızda vakıf medeniyetinin ruhuna dokunmak ve bu ruhu yüceltmek en önemli gayretlerimizdir. Günümüzde çatışmalar ve acı içinde kıvranan insanlığın çaresizlik içinde yüzünü çevirdiği tek ülkenin Türkiye olması ve aziz milletimizin gözlerinin âdeta içine bakması, medeniyet ufkumuzun önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.

Ecdat yadigârı vakıf abide ve eski eserlerin bakım, onarım ve restorasyonu çerçevesinde, 2013-2017 yılları arasında yaklaşık beş bin vakıf eserin proje ve onarımı tamamlanmıştır. Vakıflar Genel Müdürlüğünce yürütülen restorasyon çalışmaları süratle devam etmektedir. Birkaç örnek vermek gerekirse, 2017 yılında yurt içinde İstanbul Beşiktaş Yıldız Hamidiye Camisi, Tunceli Pertek Sağman Köyü Camisi, İstanbul Edirnekapı Aya Yorgi Kilisesi, İstanbul Eminönü Mısır Çarşısı ve yurt dışında ise Bosna-Hersek Gradişka Derviş Hanım Medresesi, Makedonya Manastır Haydar Kadı Camisi gibi önemli eserlerin restorasyonları tamamlanmıştır. Görüldüğü üzere, Vakıflar Genel Müdürlüğü ecdat yadigârı olup bugün ülkemiz sınırları dışında kalan, Osmanlı coğrafyasına dağılmış vakıf eserlerinin de restorasyonunu gerçekleştirmektedir. Yurt içinde öncelikle, terörden etkilenmiş olan Diyarbakır Sur Fatihpaşa Kurşunlu Camisi, Ermeni Katolik Kilisesi, Dört Ayaklı Minare ve Şeyh Mutahhar Camisi, Dünya Miras Listesi'nde yer alan Sivas Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası, Sivas Gök Medrese, yurt dışında ise Bosna Savaşı'nda tamamen yerle bir edilen Bosna-Hersek Foça Alaca Camisi, Kosova Cakova Küçük Medrese, Mamuşa Saat Kulesi ve çevre düzenlemesi, Kıbrıs Lefkoşa Dükkânlar Önü Camisi gibi önemli eserlerin restorasyon çalışmaları ise hâlihazırda devam etmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Vakıflar Genel Müdürlüğü vakıfların vakfiyelerinde yer alan hayır şartlarını da özenle yerine getirmektedir. Bu amaçla, her ay 15 kalemden oluşan kuru gıda paketleri, 81 il merkezinde 20.315 ihtiyaç sahibi ailenin, bir başka ifadeyle 82.280 kişinin adresine teslim edilmektedir. Eyüp İmareti'nde ise 2 bin kişiye her gün bir öğün sıcak yemek hizmeti verilmesine devam edilmektedir. Diyarbakır ili Sur ilçesinde yaşayan terör mağdurlarına 14 bin adet, Mardin ili Nusaybin ilçesinde yaşayan terör mağdurlarına ise 15 bin adet kuru gıda paketi gönderilmiştir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne 23.500, Bosna-Hersek'e 19.880, Kosova'ya 19 bin, Makedonya'ya 16 bin, Filistin'e 50 bin koli olmak üzere toplam 128.380 koli kuru gıda paketi gönderilmiştir.

Çalışma gücünün yüzde 40'ını kaybeden muhtaç engelliler ile yetim çocuklara da aylık bağlanmaktadır. Hâlihazırda 4.170 kişiye bu usulde aylık bağlanmış ve aylık olarak 643 lira ödenmeye devam edilmektedir.

Vakıflar Genel Müdürlüğünce 2017-2018 eğitim öğretim yılında ilk ve ortaöğretim okullarında 15 bin öğrenciye aylık 60 lira burs verilmektedir. Ayrıca, 600 yabancı uyruklu öğrenciye 500 lira, 5.400 yükseköğrenim öğrencisinin her birineyse 250 lira burs verilmektedir.

Vakıflar Genel Müdürlüğümüz "akar" dediğimiz gelir getirici mülklerden elde edilen gelirle vakıfların hayır şartlarını gerçekleştirmektedir. Akar nitelikli taşınmazlar üzerinde verimli projeler üretilerek bir bir hayata geçirilmeye devam edilmektedir.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, kararlılıkla mücadelesini sürdürdüğümüz FETÖ terör örgütüyle irtibatlı ve iltisaklı olduğu belirlenen toplam 139 vakıf da bu arada kapatılmıştır. Vakıflar Genel Müdürlüğünde FETÖ'yle irtibatlı ve iltisaklı olduğu tespit edilen 31 personelin de görevlerine son verilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizlere ikinci olarak Türkiye'nin dost elini dünyanın dört bir yanına uzatan, Türk milletinin göğsünü kabartan TİKA'dan ve projelerinden bahsetmek istiyorum. 1992 yılında kurulan TİKA'nın 2002 yılında 12 olan yurt dışındaki ofis sayısı bugün itibarıyla 58 ülkede 60'a ulaşmıştır. TİKA, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Hükûmetimiz döneminde verilen önemle birlikte gelişmiş, 170 civarında ülkede yılda 2 bine yakın proje uygulayabilen küresel bir teşkilat hâlini almıştır. TİKA'nın bulunduğu konuma gelmesinde en önemli faktör kuşkusuz güçlü ve istikrarlı siyasi iradedir. TİKA, insan odaklı kalkınma iş birliği anlayışıyla doğumdan ölüme kadar insan hayatının her evresine ilişkin proje ve faaliyetler gerçekleştirmekte ve insanın maddi, manevi tüm ihtiyaçlarıyla yakından ilgilenmektedir. Bu kapsamda, eğitim ve sağlık altyapılarının geliştirilmesi, tarım ve hayvancılık, meslek edindirme, insan kaynakları, kültür varlıklarının restorasyonu ve insani yardımlar gibi faaliyet alanlarında son dönemde gerçekleştirilen bazı büyük ölçekli projelerden sizlere bahsetmek istiyorum.

Kırgızistan'da yılda 150 bin kişiye hizmet verecek olan ülkenin en donanımlı ve en yüksek kapasiteli hastanelerinden biri olarak Türkiye Dostluk Hastanesinin inşası, Özbekistan'da yılda 500 bine yakın kişinin faydalanacağı 12 adet tam donanımlı mobil klinik temini, Kazakistan'da Altay Dağları'nda Türk tarihine ait iki bin yıllık kalıntıların koruma altına alınması ve gelecek nesillere aktarılmasına yönelik çalışmalar, Moğolistan'da Türk tarihine ışık tutacak Bilge Tonyukuk Anıt Alanı'nda kazı çalışmaları ve akabinde aynı bölgede bir müze kurulması, Bosna'da romanlara konu olan Sokullu Mehmet Paşa yani Drina Köprüsü ve Mostar Karagöz Bey Medresesi'nin restorasyonu, Bulgaristan'da Sofya'da tek ecdat yadigârı eser olan Banyabaşı Camisi'nin restorasyonu, Sırbistan'da 15'inci yüzyıl Osmanlı dönemine ait Ram Kalesi'nin restorasyonu, Makedonya'da Mustafa Kemal Atatürk'ün babası Ali Rıza Efendi'nin TİKA tarafından yeniden inşa edilen misafir ve anı evinin müzeye dönüştürülmesi, Macaristan, Zigetvar Seferi sırasında şehit düşen Kanunî Sultan Süleyman Han'ın iç organlarının defnedildiği türbesinin kazı çalışmaları ve aslına uygun inşası, Somali'de Türkiye'nin yurt dışındaki en büyük askerî tesisinin inşası, ülkenin en modern ve büyük kapasiteli eğitim ve araştırma hastanesi, Etiyopya'da Kral Necaşi ve 15 sahabenin türbeleri ile Harar'da son Osmanlı Konsolosluk Binası'nın restorasyonu, Libya'nın Misurata şehrinde 2.400 metrekare alana kurulu ve günlük 200 hasta kapasiteli bir fizyoterapi hastanesi inşası, Sultan Abdülhamit Han döneminin en prestijli projelerinden biri olan Ürdün Hicaz demir yolu Amman Tren İstasyonu restorasyonu, Irak'ta 2 bine yakın Türkmen öğrenciye eğitim veren 13 Türkmen okulunun tadilatı, Şili Santiago'da Mustafa Kemal Atatürk Kolejinin tadilatı.

Değerli milletvekilleri, saymakla bitiremeyeceğimiz projelerimizin yanı sıra en önemli güncel konularımızdan olan Filistin ve Kudüs meselesine de bu vesileyle değinmek istiyorum. Kudüs'ü İsrail'e başkent yapmak gibi beyhude hayalleri burada bir kez daha kınıyorum. Kudüs'le ilgili hassasiyetimiz her zaman en üst seviyede devam edecektir. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle "Asırlarca Müslümanların göz bebeği olan bu mübarek beldeye sırtımızı dönmemiz, kendimizi inkâr etmemiz demektir. Kendimizi asla inkâr etmeyeceğiz. Kudüs'e İstanbul gibi, Ankara gibi, Bursa gibi, Diyarbakır gibi sahip çıkacağız." Bu tarihî şehrin üzerindeki hatıra ve izleri silecek ve dünya barışını baltalayacak adımlara karşı Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sergilediğimiz güçlü ve net tavırdan asla taviz vermeyeceğiz.

İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla İslam İşbirliği Teşkilatının konuyla ilgili olağanüstü zirve toplantısı bugün İstanbul'da gerçekleştirilmiş, sonuç bildirgesinde de Doğu Kudüs Filistin Devleti'nin başkenti ilan edilmiştir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda, bir kez daha, tüm ülkelere, işgal altındaki kenti Filistin'in başkenti ilan etmeleri için çağrıda bulunuyorum.

Kudüs de dâhil olmak üzere Filistin genelinde uyguladığımız projelerle bir taraftan zulme uğrayan ve dünyanın gözlerini kapadığı insanların eğitim, sağlık, konut gibi temel insani ve sosyal ihtiyaçlarını karşılarken diğer yandan her bir Filistinli kardeşimizin meslek edinmesine, ekonomik hayata entegrasyonuna ve dayatılmak istenen yeni sömürgeci düzene karşı durabilecek niteliklerle donanmasına katkı sağlanmaktadır. Bu anlayışla, TİKA, her bir Kudüslüye ve her bir Filistinliye bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ihtiyacı olan her konuda destek olma, evini, işini, aşını, insanca bir yaşamı ve özgürlüğü kazandırabilme gayreti içerisinde bulunacaktır. Herkes yıkmaya çalışsa da Türkiye Cumhuriyeti yapmaya devam edecektir çünkü bizler yıkım ve yok etme değil, inşa ve yaşatma medeniyetine inanan bir anlayışın sahipleriyiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Elbette, ülkemiz, her şeye rağmen uluslararası meselelerin diplomatik müzakereler yoluyla çözülmesinden yanadır. Türkiye bu konuda fazlasıyla adım atmış ancak yeterli karşılığı bulamamıştır. Bu iyi niyetimizin somut bir göstergesi olarak TİKA'nın Tel Aviv'de de bir ofisinin açılması konusunda çalışmalar başlatılmış ancak ne yazık ki sonuçlandırılamamıştır. Hâlihazırda yine TİKA'nın bir mahallî görevlisi haksız iddialarla İsrail'de tutuklu bulunmaktadır. Tarih, kimlerin insanlığa, kimlerin düşmanlığa hizmet ettiğini mutlaka yazacaktır.

TİKA'nın son yıllarda Kudüs'te gerçekleştirdiği projelerden sadece birkaçını sayacak olursak, bu bölgeye ne kadar önem verildiği ve imkânlar çerçevesinde nasıl bir gayret sarf edildiği daha iyi anlaşılacaktır.

Kubbet-üs Sahra Hilalinin Altın Varaklarının Yenilenmesi Projesi mesela. Mescid-i Aksa Silsile Kubbesi çinilerinin yenilenmesi gibi. Kudüs Özbekler Tekkesi Restorasyonu Projesi gibi. Kudüs Filistin Kızılayı Girişimi İyileştirilmesi Projesi gibi. Mescid-i Aksa'nın abdesthanelerinin yenilenmesi gibi. Kudüs'te eski şehirde bulunan 15 adet tarihî ev ve 9 adet dükkânın restorasyonu gibi. Filistin'de hepiniz görmüşsünüzdür, görmüş olmakla beraber eminim ki ülkenizle gurur duyduğunuzu da biliyorum, son olarak 320 konut inşa edilmiş ve Gazzeli mağdur, mazlum insanlara teslim edilmiştir değerli arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

2018 yılında ise bu ve benzeri projelere ilave olarak, Kudüs Üniversitesinde kız yurdu inşaatı ve Kudüs Mescid-i Aksa İslam Eserleri Müzesi teşhir ve tanzim çalışmalarının yapılması planlanmaktadır.

TİKA, sadece Filistin'de değil, dünyanın dört bir yanındaki tüm mazlumlarla ilgilenmekte ve doğrudan sorunlarının çözümüne yönelik proje ve faaliyetler uygulamaktadır. Geçtiğimiz aylarda Myanmar'da yaşanan zulümden kaçan Arakanlı Müslümanlara çileli mücadeleleri sırasında ilk sıcak çorbayı ve ekmeği ulaştıran TİKA'mız olmuştur.

Değerli kardeşlerim, burada bir şeyi özellikle parantez açarak belirtmek istiyorum. Arakanlı Rohingya Müslümanlarının Bangladeş'e sığındığı süreçte yaşanan o günlerce açlıktan sonra TİKA personelimizin kendi gayretleriyle kazanlar ve ateşler kurarak oradaki insanlara yemek yapması ve kendi elleriyle dağıtması, inanın, hafızalardan silinecek bir görüntü değildir. Türkiye her zaman mazlumların ve mağdurların yanında oldu, bundan sonra da bu gayretine devam edecektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Kısa bir süre önce Meksika'daki depremde, Kırgızistan'daki heyelanda, Bosna ve Sırbistan'daki sel felaketinde, Batı Afrika'daki ebola salgınında muhtaç ve mazlum insanların yardımına koşan yine Türkiye ve TİKA olmuştur.

Değerli arkadaşlar, Afrika'nın öyle bölgeleri var ki baktığımız zaman oradaki insanların katarakt hastalığına maruz kaldıklarını ve bir yerde, dünyayı artık, bir şekilde, temaşa edemediklerini biliyoruz, gördük, öğrendik. Bu insanlar yıllarca katarakt ameliyatı olmasını bilmiyorlar, gösterilmemiş, görülmemiş ve TİKA'mız bu insanlara ulaşarak, buradan sağlık personelini, doktorları götürerek, o insanları katarakt ameliyatı ettirerek yeniden dünyayı temaşa etmelerine, birbirlerini ve sevdiklerini görmelerine, onlara gözleriyle kavuşmalarına olanak sağlamıştır. Bundan daha mühim, bundan daha değerli bir hizmet olabilir mi insanlık için? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, yüce Türk milletinin tarihten gelen sorumluluğu, ülkemizin içinde bulunduğu coğrafya, dinî ve manevi değerlerimiz ve insanlık anlayışımız, uluslararası meselelere olan duyarlılığımızı artırmakta ve bize, sorunların kaynağı olan ülkelerden farklı olarak, sorunların çözümü görevi yüklemektedir. Çünkü bizim siyasetimiz ve stratejimiz, daha 11'inci yüzyıl başlarında Türklerin Anadolu'ya girişinin temellerini oluşturan yüce gönüllü erlerimizden Ebul Hasan Harakani Hazretleri'nin ifade ettiği hususlara dayanır. Ne diyordu Hasan Harakani: "Türkistan'dan Şam'a kadar olan sahada bir kardeşimin parmağına batan diken benim parmağıma batmıştır, birinin ayağına çarpan taş benim ayağımı acıtmıştır, bir kalpte hüzün varsa o kalp benim kalbimdir."

Değerli arkadaşlar, bakınız, hem TİKA'mız hem Vakıflar Genel Müdürlüğümüz, bizler yüce ecdadın vakıf medeniyeti olarak ifade edilen torunlarıyız. Vakıf medeniyeti dediğimiz zaman, işin içerisine girdiğiniz zaman gerçekten vukuf ediyorsunuz, anlıyorsunuz. Mesela, Diyarbakır'a gidip orada ne gibi vakıflar olduğunu öğrenmek istediğimizde bir olayla karşı karşıya geldik, biraz evvel bahsettim. Şimdi, binek taşı vakfı kurulmuş. Nedir bu vakıf diye soruyoruz. Ecdat bir vakıf kurmuş, hayvanların üzerine insanların rahatlıkla binebilmesi için binek taşı kurmak üzere vakıf kurmuş. Mola taşı vakfı var, hamalların taşıdıkları yüklerin ağırlıkları altında yoruldukları zaman, o mola taşına yüklerini dayayıp orada nefes almalarını sağlamak için vakıf kurulmuş. "Gurabahane-i Laklakan" dedikleri aç leyleklere bakma vakfı, "darülhavhav", "darülmiyav" gibi vakıflar. Gerçekten ecdadın bu ince ruhunu, bu medeniyet anlayışını gördükten sonra, insanın tarihiyle, geçmişiyle, ecdadıyla övünmesi ne kadar da yerli yerinde ve haklı bir gurur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; en az gelişmiş ülkelere verilen yıllık 200 milyon dolarlık taahhüdü fazlasıyla yerine getiren ve 3 milyon civarındaki Suriyeli misafire kapılarını açıp dünyaya insanlık dersi veren, tüm kurum ve kuruluşlarının katkı sağladığı insani yardımlarının millî gelirine oranında dünya 1'incisi olan Türkiye'mizin yurt dışındaki yüz aklarından biri olan TİKA'mız, kalkınma iş birliğinin bütün alanlarında, her türlü enstrümanı etkin bir biçimde kullanarak, bölgemizdeki ve küresel düzeydeki sorunlara, derin köklerimizden beslenen adalet ve vicdanla, ayrım yapmadan, hızlı ve etkili çözümler sunabilen öncü bir teşkilat olmak vizyonuyla 2018 yılında da tarihî ve vicdani sorumluluğunu en iyi şekilde yerine getirecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün bütçesini görüştüğümüz Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Türkiye'nin aktif dış politika perspektifiyle uyumlu bir şekilde yurt dışında yaşayan vatandaşlar, kardeş topluluklar ve uluslararası öğrencilerle ilgili çalışmalar yürütmektedir. Yurt dışında yaşayan gençlerimizin Türkiye'nin tarihî ve kültürel mekânlarını görerek aidiyet duygularını geliştirmek adına her yıl düzenlenen Gençlik Köprüleri Programı'na yurt dışında yaşayan yaklaşık 5 bin gencimiz katılım sağlamıştır. Uluslararası öğrenci hareketliliği programlarının etkinliğinin artırılması noktasında Türkiye Mezunları Programı başlatılmıştır. Bu kapsamda, 26 adedi yalnızca 2017 yılında olmak üzere 24 ülkede toplam 31 Türkiye Mezunları Derneği kurularak Türkiye mezunu olma kimliği kurumsal bir nitelik kazanmıştır. Türkiye mezunları derneklerinin sayısı önümüzdeki dönemlerde daha da artmış olacaktır. Dünyanın 160 ülkesinden yaklaşık 100 bin Türkiye mezunu bulunmaktadır Bu mezunlarımızla ilişkilerin güçlendirilmesi, temasın yeniden sağlanması ve bir iletişim ağının oluşturulması çok önemlidir. Bu amaçla, ülkemizin 1992 yılında başlattığı uluslararası öğrencilere yönelik burs programının 25'inci yıl dönümünün mezunlarımızla birlikte kutlanması amacıyla 25 Kasım 2017 tarihinde "Türkiye Yeniden: Mezun Buluşması" isimli bir program tertip edilmiştir. Türkiye'de bulunan yaklaşık 110 bin uluslararası öğrencinin 16 binden fazlası Türkiye burslarıyla eğitim hayatlarına devam etmektedir. Türkiye son yıllarda âdeta uluslararası öğrencilerin üssü hâline gelmiştir. Bu, Türkiye'ye olan güvenin açık bir tezahürüdür.

Değerli milletvekilleri, medya, günümüz çağdaş yönetim biçimleri içerisinde yasama, yürütme ve yargıyla birlikte 4'üncü güç olarak tanımlanmaktadır. Kamuoyunun doğru şekilde bilgilendirilmesi ve medyanın ülkemizde yürütülen yenilenme ve gelişim yönündeki hareketlerle olumlu katkı sağlaması bu anlamda büyük önem taşımakta ve Hükûmetimiz bu konuda büyük bir hassasiyet göstermektedir. Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, basının gelişmesine verilen katkı ve desteğin yanı sıra, demokratik hayatımızın güçlenmesi, devlet enformasyonunun etkin bir şekilde kullanılması, ülkemizin uluslararası arenada tanıtımında üstlenmiş olduğu sorumlulukları bihakkın yerine getirmektedir. Bu kapsamda, Ocak-Kasım 2017 tarihleri arasında Genel Müdürlük davetlisi olarak ağırlanan basın mensubu sayısı 740'tır. Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, 15 Temmuz hain darbe girişimiyle ilgili olarak dünya kamuoyunun doğru ve etkin bir şekilde bilgilendirilmesi için en büyük çabayı gösteren kurumlar arasında yer almıştır. Darbecilerin etkisiz hâle getirilmesinin ardından, ivedilikle dünyanın pek çok bölgesinden basın mensupları heyetler hâlinde Türkiye'ye davet edilmiş ve çeşitli etkinliklerle darbenin durumu, darbeyle ilgili yaşananlar aktarılmıştır. Tarihe ve Millî Birliğe Tanıklık Programı kapsamında 8 heyet olarak 27 ülkeden 75 basın mensubu Türkiye'de bulunmuş, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Dışişleri Bakanlığı ve diğer kurumların yanı sıra sivil toplum kuruluşları temsilcileri, özellikle 15 Temmuz sürecinde büyük saldırıya uğrayan medya grupları ziyaret edilmiştir.

Genel Müdürlükçe 15 Temmuz ve sonrasında yaşanan gelişmeler dikkate alınarak tüm dünya kamuoyuna iz bırakacak bir mesaj niteliğinde FETÖ'cü hainler tarafından bombalanan Meclisin mermer parçaları, dünyanın dört bir yanındaki söz sahibi kişi ve kurumlara iletilmiştir. Darbenin 1'inci yıl dönümde 11-16 Temmuz 2017 tarihleri arasında 53 ülkeden toplam 340 basın mensubu Türkiye'de ağırlanmış, Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Başbakanımızın iştirak ettiği toplantılara katılım sağlanmak suretiyle birinci elden bilgilendirilmişlerdir.

Basın mensuplarına basın kartı düzenlemesi, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün öncelikli hizmetleri arasında yer almaktadır. Basın kartları, elektronik başvuru sistemi üzerinden yürütülen çalışmalar, işlemlere hız ve işlerlik kazandırmıştır.

Değerli milletvekilleri, sabahtan bu yana bütün arkadaşlarımızı cankulağıyla dinledim. Özellikle son bölümde yapılan tartışmalarla ilgili olarak birkaç kelime de ben söylemek istiyorum ki bu, Lozan tartışması.

Değerli arkadaşlar, bir kere şunu ifade edeyim: Lozan tartışmasının bugün burada yaşanması bütçe görüşmelerinin birinci gününde Sayın Başbakanımızın konuşması vesilesiyle ortaya çıkan depremin artçılarıdır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSA ÇAM (İzmir) - Sen girme bu konulara.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Sayın Başbakanımız gerçekten de o gün yapmış olduğu konuşmayla gayet vazıh bir şekilde her şeyi açıklamış, izah etmiştir. Buna rağmen, Lozan tartışmalarını bağlamından kopararak farklı bir şekilde aktarmaya çalışmak emin olun, sadece beni değil, sizleri izleyen Balkan coğrafyasındaki, Balkan coğrafyasından göç etmek zorunda kalan milyonlarca Rumeli kökenliyi burada üzmektedir.

Arkadaşlar, siyaset yapıyorsunuz. Siyaset yaptığınız yerde baltayı bu kadar taşa vurur mu insan? Bu kadar vurabilir mi?

MUSA ÇAM (İzmir) - Şimdi vurdun.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Bugün Yunan gazetelerini açın, siz ne söylüyorsanız aynılarını söylüyorlar. Pavlopulos sizin söylediklerinizi söyleyemedi Cumhurbaşkanımıza. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Böyle bir şey olabilir mi? Batı Trakya Müslüman Türk azınlığının hakları var, hukuku var. Birisi icradan bahsediyor, uluslararası hukuk ve icradan bahsediyor. Ya, arkadaşlar, ne yapacak? İcraya gidip haciz memuru mu gönderecek Yunanistan'a Türkiye? Yani söyleyin, ne olacak? Kaldı ki müftülük meselesi bugün ortaya çıkan bir mesele değil, 1985 yılından itibaren seçimleri uygulatmıyor Yunanistan. CHP'nin hükûmet ortağı olduğu dönemde Hikmet Çetin Dışişleri Bakanıydı, Başbakan Yardımcısı da Erdal İnönü, niye icra, haciz göndermediniz o zaman Yunanistan'a? Niye yapmadınız? Burada niye konuşuyorsunuz? (CHP sıralarından gürültüler)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Bakan, bir bakan üslubuyla konuşun. Saygıyla dinliyoruz, bakan üslubuyla konuşun.

MUSA ÇAM (İzmir) - Yanlış alana girdin, yine yanlış alana girdin, bak. Buradaki hâline döndün, yakışmadı.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Arkadaşlar, bakınız, Lozan'la ilgili olarak şunu söylemek gerekiyor...

MUSA ÇAM (İzmir) - Sabırla dinledik sizi, bir tek laf atmadık size; bak, bir tek laf atmadık.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Sayın Bakanı dinliyoruz.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Hayır, hayır, Lozan'la ilgili olarak...

MELİKE BASMACI (Denizli) - Yirmi beş dakikadır dinliyoruz, yirmi beş dakikadır. Can çıkar, huy çıkmaz işte!

MUSA ÇAM (İzmir) - Sabırla dinledik sizi ki iyi konuşun, sizi alkışlayacağız dedik.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Şimdi, Yunanistan Lozan'ı uygulamamış olmak şartıyla zaten Lozan'ı değiştirmiş oluyor. Sizin burada yapmış olduğunuz hamaset, başka bir şey değil.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) - 18 adadan bahset.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Lozan'la ilgili olarak konuşulurken ne Türkiye'nin toprak bütünlüğü ne Yunanistan'ın toprak bütünlüğü, bu konularla ilgili bir şey söylenmiyor ki. Bunu açık açık burada söyledik. (CHP sıralarından gürültüler)

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) - Sayın Bakan, 18 ada ne durumda?

MELİKE BASMACI (Denizli) - "Can çıkar, huy çıkmaz!" dedikleri böyle bir şey.

BAŞKAN - Söylediğiniz hiçbir şey anlaşılmıyor, boşuna yorulmayın. Grup başkan vekiliniz cevap verir gerekiyorsa.

KADİM DURMAZ (Tokat) - Sayın Bakan, sonunu getiremedin.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Batı Trakya Müslüman Türk azınlığının etnik kimliğine, dinî özgürlüğüne, vakıflarla ilgili durumuna ve eğitim özgürlüğüne yönelen -saldırıları resmen açıklıyorum buradan- saldırıları nedeniyle Lozan'ı uygulamamasından kaynaklanan bir şeydir bu.

MELİKE BASMACI (Denizli) - Hiç bakan konuşması olmadı, yirmi beş dakikayı yok ettiniz.

MUSA ÇAM (İzmir) - Murdar ettin, bütün konuşmayı murdar ettin.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Bakınız, etnik kimliğine ilişkin olarak 1985 yılında 1927 tarihli kurumlar kapatıldı ve azınlık mensupları dava açtı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde.

MELİKE BASMACI (Denizli) - Tüm saygınlığınız bitti.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) - On beş yıldır iktidarsınız, ne yaptınız? Batı Trakya Türkleri için -on beş yıldır iktidarsınız- ne yaptınız?

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - 2008 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yunanistan'ı mahkûm etti.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) - On beş yıldır iktidarsınız, ne yaptınız?

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - 2008 yılından bu yana Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararını uygulamıyor Yunanistan.

MUSA ÇAM (İzmir) - Ya, on beş yıldır iktidardasınız, on beş yıldır iktidardasın ya!

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Geçen eylül ayında uygulamaya kalktılar, neredeyse hükûmet düşecekti. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSA ÇAM (İzmir) - Elini kolunu bağlayan mı vardı? On beş yıldır niye yapmadın, niye yapmadın?

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Arkadaşlar, tekrar söylüyorum: Lozan konusunda baltayı taşa vuruyorsunuz.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) - 18 adayı vermekten başka ne yaptınız Batı Trakya Türkleri için?

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Siyaset yapıyorsunuz, sizi dinleyen Rumeli kökenli vatandaşlarımız ah vah ediyor, bunu size söyleyeyim.

MUSA ÇAM (İzmir) - Hiç alakası yok, hiç alakası yok!

MELİKE BASMACI (Denizli) - Kâğıtta yazılanlar bitince kimlik geriye döndü.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Bakınız, bugün, Yunan Cumhurbaşkanı Pavlopulos'un söyleyemediklerini siz söylüyorsunuz burada ya.

MUSA ÇAM (İzmir) - Hiç alakası yok!

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Böyle bir şey olabilir mi? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSA ÇAM (İzmir) - Baltayı taşa vurdun, murdar ettin, bütün konuşmayı murdar ettin!

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Şimdi, bir de Kudüs meselesi var. "Kudüs de anlaşmayla geçmiş." diye, "Lozan, Lozan, Lozan." diyorsunuz. Lozan Anlaşması var, Lozan başkent mi be kardeşim?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Lozan bizim tapumuz, sen onu anlayamazsın!

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Lozan başkent mi de "Lozan Anlaşması" demişler? Anlaşmaların tanzim yeri vardır, tanzim edildiği yere ilişkin anlaşma metnine bu yer yazılır.

MUSA ÇAM (İzmir) - Ne alaka ya, ne alaka?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Önce Lozan'ın tutanaklarını oku.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) - Konuştukça batıyorsun Sayın Bakan.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Dolayısıyla bakınız, burada rasyonel siyaset yapınız.

MELİKE BASMACI (Denizli) - Bir bakana hiç yakıştı mı söyledikleriniz ya!

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Taban sizin siyasetinizi benimsemiyor.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) - Bakan olarak ne yaptınız, onu söyleyin.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Siz sadece şurada Yunanistan'dakileri ve Türk düşmanlığı yapanları sevindiriyorsunuz; bu kadar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MELİKE BASMACI (Denizli) - Hiçbir bakan sizin gibi bir konuşma yapmadı, saygınlığını kaybetmedi.

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyorum, Allah'a emanet ediyorum. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)