Konu:2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 2'nci Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:36
Tarih:13/12/2017


2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 2'nci Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA AYŞE GÜLSÜN BİLGEHAN (Ankara) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Evet, sakin bir Mecliste ben de ortak değerlerimizden bahsedeceğim zaten ama Lozan'dan da söz edeceğim. Önce konuşmamın asıl konusuna girmek istiyorum. Evet, Atatürk Araştırma Merkezi ve Atatürk Kültür Merkezi 2018 mali yılı bütçeleri üzerinde Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini sunmak üzere söz aldım. Türkiye Büyük Millet Meclisini saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu her iki merkez, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 134'üncü maddesi uyarınca 2876 sayılı Kanun'la Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun kuruluşuna dâhil, tüzel kişiliğe sahip, bilimsel hizmet ve etkinliklerde bulunmak üzere 1983 yılında kurulmuşlardır. Araştırma Merkezinin kuruluş amacı, Atatürkçü düşünceyi, Atatürk ilke ve inkılaplarını bilimsel yoldan araştırmak, tanıtmak, yaymak ve bu konuda yayınlar yapmaktır. Bir akademi niteliğinde olması gereken Kültür Merkezinin hedefi de Türk kültürü üzerinde araştırma, yayın, tanıtım, teşvik ve ödüllendirme çalışmalarını yürütme olarak belirlenmiştir.

Esasında Atatürk'ün vasiyetinde korunması için özel yer verdiği Tarih Kurumu, Dil Kurumu gibi kuruluşlar 12 Eylül 1980 darbesiyle kapatılmış, yerlerine oluşturulan yeni kurumlar da kuruluş amacından epey uzaklaşmışlardır. Geçen yılki etkinliklere bakınca Araştırma Merkezi ancak yıl sonuna doğru iki etkinlik gerçekleştirmiş; bunlardan bir tanesi kasım ayında Ahi Evran Üniversitesiyle birlikte düzenlenen Bilgi Üretimi ve Bilim Politikaları Sempozyumu ve aralık başında Giresun Üniversitesi iş birliğiyle II. Uluslararası Demokrasi Sempozyumu yapılmış. Yayınları var, baktım, aralarında İsmail Hakkı Baltacıoğlu'nun "Beden Eğitimi ve Spor" gibi yayınlanan ilginç makaleleri var. Atatürk Kültür Merkezinde 2017 yılında "Gelenekli Türk Sanatlarının Dünü, Bugünü ve Geleceği Çalıştayı" gibi 7 ulusal ve 2 uluslararası, toplam 9 bilimsel etkinlik gerçekleştirilmiş. Emeği geçenleri kutluyorum.

Ancak değerli arkadaşlar, yaşadığımız süreçte bu merkezlerin Atatürk'le ilgili yeterli çalışmalar yapabildiğini söylemek mümkün değildir. Zaten onlara da bu kadar önemli bir görevi yüklemek gerçekten ağır olur. Yaşadığımız ulusal ve uluslararası olaylar, Mustafa Kemal Atatürk gibi bir büyük liderin, güncel gelişmeler doğrultusunda her defasında yeniden değerlendirilmesini, öneminin vurgulanmasını gerektirmektedir, hele Millî Eğitim Bakanlığı okul müfredatından Atatürk'ün yavaş yavaş silinme endişesi mevcutken.

Mesela Mustafa Kemal'in yüz yıl önce Suriye ve Filistin cephelerinde bir Osmanlı komutanı olarak verdiği mücadeleyi hatırlatmanın tam zamanıdır. Daha sonra, cumhuriyeti kuracak olan kadro, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Fevzi Çakmak, İsmet İnönü, Refet Bele, Ali Fuat Cebesoy, Fahrettin Altay gibi komutanlar Filistin çöllerinde kalan son Osmanlı bayraklarını savunmak için vuruşmuşlardır. Ancak, savunma imkânı kalmayınca binlerce şehit vererek çekilmişlerdir. Kudüs Aralık 1917'de kaybedilmiştir ama imparatorluk çökmeye devam etmektedir. Artık Anadolu işgal altındadır; Fransızlar Antep'te, İtalyanlar Antalya'da, Yunan ordusu İzmir'de, İngilizler İstanbul'dadırlar. İşte bu koşullarda bir millet önderini seçmiş, padişah taraftarlarına, iç isyanlara rağmen âdeta canını dişine takmış, Mustafa Kemal'in arkasından gitmiştir. Lozan Anlaşması bu zorlu Kurtuluş Savaşı'nın ardından gelmiştir. Atatürk Lozan için "Bu anlaşma Türk milletine karşı yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Anlaşması'yla tamamlandığı sanılmış büyük suikastın sonuçsuz kaldığını bildirir bir belgedir. Osmanlı tarihinde benzeri görülmemiş siyasi bir zafer eseridir." der.

İsmet Paşa konferans açılışında yaptığı korsan konuşmada şunları söylemişti; korsandı çünkü konuşmasına izin vermiyorlardı aslında: "1918 tarihinden sonra Türk milletinin karşı karşıya kaldığı sonsuz saldırıları ve sıkıntıları burada hatırlatmaktan kendimi alamıyorum. Gerek bu saldırı ve sıkıntıları gerek hiçbir askerî zorunluluk olmaksızın Türkiye topraklarının en zengin ve en gelişmiş bölümlerini özellikle mahvetmek ve yıkmak düşüncesiyle düzenli olarak verilmiş zararları hiçbir nedenle hoş görmek mümkün değildir. Hâlâ, bu dakikada bile 1 milyondan fazla masum Türk'ün küçük Asya obaları ve yaylalarında evsiz ve ekmeksiz, başıboş biçimde dolaştıklarını hatırlatmak isterim."

Lozan, bağımsızlık hakkı ile barış ve huzur için çağdaş bir Türkiye'nin var olabileceğini gösteren kuruluş belgemizdir. Lozan'ı maddelerini anlayarak uygulamalı ve uygulatmalıyız. Yunanistan'daki soydaşlarımızın haklarını düzeltmek için bu iktidarın on beş yılı vardı.

Evet, bütün bunları söylerken, zaten bu kurumların Atatürk'ü anlatmasına gerek yok, Atatürk'ü en iyi millet bilmektedir. Anıtkabir dünyanın en fazla ziyaret edilen anıt müzesidir. Sadece kasım ayında 2 milyona yakın kişi Atatürk'e gitmiştir. En çok da kadınlar gidiyorlar tabii. Tabii, eğer Atatürk olmasaydı bir SMS ile "Boş ol, boş ol" mesajı alıp ortada kalacaklardı.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)