Konu:2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 2'nci Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:36
Tarih:13/12/2017


2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 2'nci Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA LALE KARABIYIK (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri diyeceğim ama daha henüz kimse gelmemiş.

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) - Bize demiş oldunuz.

LALE KARABIYIK (Bursa) - Evet, size demiş olayım.

Algı yönetimi diyorum her konuşmamda ve Adalet ve Kalkınma Partisi algı yönetimini çok başarıyla yapıyor, bunu da her zaman belirtiyorum. Ancak iki gün önce bir büyüme rakamı açıklandı, yüzde 11,1 büyümüş olduk. Bana göre bu bir tabela büyümesi. Neden bunu söylüyorum? Bunu hep birlikte değerlendirmemiz lazım aslında sayın vekiller çünkü gerçekleri görmenin bize bir zararı olmaz. Gerçekleri görelim ki hep birlikte en iyiye doğru gidelim, vatandaşın hayrına bir şeyler yapalım.

Bakın, bütçede de iktidar için önemli olan salt büyüme rakamı yani nicelik olarak ne kadar çok büyümüşseniz o kadar iyidir diyor ama niteliğine bakmıyorsunuz çünkü niteliği önemli. Niteliği, sürdürülebilir olup olmadığını gösterecek; niteliği, hanelere yansıyıp yansımadığını gösterecek; niteliği, dar gelirlinin bütçesine, maaşına, ücretine yansıyıp yansımadığını gösterecek. Ama maalesef niteliği üzerine bir çalışma yapmak mümkün olmuyor.

Bu büyüme hızlı bir borç artışına dayanan bir büyüme olduğu için sürdürülebilir değil, keşke olsaydı. Ardından, hazine garantili kredilerle makine teçhizat yatırımlarının artışını sağladığı için bunun hazineye ilerideki olumsuz etkisini de düşünmek lazım. Yine, bu büyüme tüketimle bir büyüme, ÖTV ve KDV'de indirim sağlandığı için teşvik edilen bir hormonlu büyüme ama o ÖTV ve KDV de geldi, bütçede açık yarattı ve borçlanma ihtiyacını had safhaya çıkardı.

Peki, başka nasıl bir büyüme bu? Tüketime dayalı bir büyüme olduğu için enflasyonu da tetikleyen bir büyüme ama büyümenin bir önemli özelliği daha var ki geçen yıl aynı dönemde eksi 0,2 küçülme olduğu için baz etkisinden de yüksek görünen bir büyüme. Ancak bu büyümenin gerçeğinde başka bir şey daha yatıyor. Bakın, ücretlilerin millî gelirden aldığı pay yüzde 36'ydı ama açıklanan bu büyüme rakamından sonra yüzde 32'ye düştü. Demek ki emeklinin, ücretlinin, emekçinin aldığı pay azaldı bu büyümede.

Başka bir nokta, vergide bir adaletsizlik söz konusu. Bütçedeki gelirlerin yüzde 86'sı vergi gelirleri. Vergi gelirlerinin yüzde 60'ı dolaylı vergiler yani vatandaşın üzerinden alınan vergiler, tüketimden alınan vergiler; yüzde 40'ı ise doğrudan vergiler. Peki, çalışan, istihdam edilenlerin yüzde 65'i de ücretli değil mi yani yine onların üzerinden alınmış oluyor. Dolayısıyla, enflasyonun da altında ezilen bütün ücretliler, bütün memurlar bu büyümeden haklarını talep etmek durumunda o zaman. Ben şimdi onlara sesleniyorum: Madem büyüme var bu büyümeden siz de hakkınızı almak durumundasınız.

Ve iktidar partisine, ekonomi yönetimine sesleniyorum: Madem yüzde 11 büyüdük... Burada alkışladınız, sevindiniz, gerçek bir tabela büyümesi olmasaydı, gerçek bir büyüme olsaydı ve sürdürülebilir olduğuna inansaydık biz de çok sevinecektik. Öyle olmasını arzu ederiz ama madem "Büyüdük." diyorsunuz -tamam, kabul, büyüdük- o zaman gelin enflasyon artı yüzde 11 olan bu büyümeyi ücretlere, maaşlara yansıtın, biz de alkışlayalım. (CHP sıralarından alkışlar) Eğer bunu yapmayacaksanız o zaman nasıl büyüdük, bunu açıklayın. Eğer bunu yapmayacaksanız büyüme kimin cebine girdi, nerede bu paralar, nasıl oldu bu büyüme, bunu açıklayın. Evet, ücretli, çalışan, memur, emekli yüzde 11 büyümeden payını almak istiyor.

Bir başka konu, burada Sayın Başbakan "İhracat arttı." dedi, alkışladınız. İhracat artmış, ne güzel ama hiç ithalattan bahsetmedi. Oysa on ayda 61,2 milyar dolar dış ticaret açığımız var değerli vekiller ve bu dış ticaret açığı geçen yıla göre yüzde 32 oranında artmış. Bunu niye kimse sormadı, niye dile getirilmedi bu? Büyümek için mutlaka dış ticaret açığı, cari açık mı vermemiz gerekiyor? Üstelik hatırlatırım ki cari açığın finansman kalitesi de son derece bozuldu. Şimdi artık yüzde 70'i dolaylı yatırımla, sıcak parayla sağlanıyor ve o sıcak paranın getirdiği bir risk var ve yüksek faiz ve kâr payı bekliyor, bunu vermezseniz de kaçıp gider. Ondan sonra "Bu faizler niye yüksek seyrediyor?" Faizler düşmez ki böyle. Dışarıya, borca bağımlı hâle gelmişiz, sıcak parayla borçlanıyoruz, borsa iyi kazanç getirmezse Hazine yüksek faiz vermezse dışarıdan yatırım gelmez.

Diğer taraftan, bir de Hazineye bakalım. Hazine gitti, bir borçlanma yaptı. Bütçe açığının üzerinde bir borçlanma gerçekleştirdi. Bakın, 36 milyar liralık bir bütçe açığı için 78 milyar lira borçlandı. Sorduk ve Sayın Mehmet Şimşek "Sebebi, spekülasyonlara hazırlıklı olmak için." dedi Plan ve Bütçe Komisyonunda sorumuza yanıt olarak. Yani, sayın vekiller, biz bu kadar belirsizliğe teslim mi olduk? Yani, bu ekonomi yönetiminin çok büyük bir gafıdır. O zaman bütün ipler elimizden çıktı mı? Biz bu kadar maliyete rağmen spekülasyonlar sebebiyle hazırlıklı olmak için kat kat üstünde bir borçlanma yapıyoruz. İnanılır şey değil.

Başka bir nokta... "Cari açık" diyorsunuz, cari açık sanki büyümek için, kalkınmak için gerekliymiş gibi düşünüyorsunuz ama hedefleriniz içinde cari açığı küçültmek ya da ortadan kaldırmak gibi hiçbir şey yok ve cari açıkla büyüyen bir ekonomi olarak da övünüyorsunuz. Hâlen yüzde 50 oranında yatırım mallarında dış girdi var. Bunları ciddiye almak lazım. Hani katma değeri yüksek sektörler ön plana çıkacaktı? Bunlar için ne yaptınız, bütçede bunlar için nasıl bir hedef koydunuz? Hayır, böyle bir hedef de yok. Tek hedef var: Salt büyüme rakamı, nicel olarak. Rakam ne kadar büyükse o kadar başarılı oluruz, alkışlanırız şeklinde bir inanış var ki bu son derece yanlış, kendi kendimizi kandırıyoruz.

Bir başka nokta, Hazine 6 milyar lira bu köprülerde... Hani diyorsunuz ya "Köprülerin yapılmasını siz istemediniz, köprülere karşısınız." Böyle bir algı yaratmaya çalıştığınız kesin, inandırıcı da olabilirsiniz ama bizim köprülerin yapılmasına değil, onların finansman şekline itirazımız var ve de haklıyız. (CHP sıralarından alkışlar) İşte, 6 milyar lira, şu anda bütçeye gelen yüklerden bir tanesi de o. Finansman şekline karşıyız ama siz bunu istediğiniz algıyı yaratmak için istediğiniz tarzda çeviriyorsunuz.

Bir başka nokta, sürekli ezberlediğiniz rakamlar var. Mesela, "Genel Başkanınızın zamanındaki SGK açıkları." diye bir tek bu ezberlenmiş. Herkes şahittir, burada defalarca belgeleri getirip gösterdim. Plan ve Bütçe Komisyonunda, en son defa, Maliye Bakanına ve birkaç gün önce bu konuda bir söz sarf etmiş olan ne yazık ki Çalışma Bakanına rakamlarla gösterdim tabloları, hiçbir şeye sesi çıkmadı -itiraz etmedi- iki bakanın da.

TANJU ÖZCAN (Bolu) - Anlamamıştır.

LALE KARABIYIK (Devamla) - Çünkü şu anda zaten SGK'nın açıklarından dolayı bütçe açığı var, bu tabloyu da ortaya koymak lazım. Genel Başkanımızın zamanında açık filan yok, siz şimdiki açıklarla bir kıyaslayın. Düzelmenin sebeplerini de ortaya koyduk. 6111 sayılı Kanun'da afla getirilen birtakım düzenlemelerle son yıllarda bir düzelme olduğunu da ortaya koyduk. Lütfen, bütün bu gerçekleri unutmayalım. Verilerle konuşmak en güzelidir, gerçekleri görebilmek doğru yapmak için en iyisidir.

Sürem sanırım kalmadı, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)