Konu:Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:33
Tarih:06/12/2017


Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Teşekkür ediyorum.

Başkanım, ben de Genel Kurulu, sayın milletvekillerini ve bu vesileyle değerli kamuoyunu bir konuda bilgilendirmek; hatırlatmak, yeniden gündeme getirmek istediğim bir hususu dillendirmek istiyorum müsaadenizle.

Bu memlekette basın-yayın, medya sivildir, siyasidir, patronların medyasıdır ya da iktidarın medyasıdır, tartışılır fakat bir de küresel medya ve küresel siyaseti dizayn eden ve bunun değişik ülkelere uzantısı olan medya da vardır elbette. Dolayısıyla medya bunların hiçbirinin dışında değildir ama bizlerin milletin mabedinde, milletin Meclisinde milletvekilleri olarak bazı gördüklerimizi bu kürsüden tarihe not olarak ve kamuoyuna yeniden hatırlatmak adına birkaç kelam etmek istiyorum.

Sayın milletvekilleri, birkaç gün önce eli kanlı terör örgütü PKK'nın Suriye'deki uzantısı olan PYD-YPG'nin paravan kuruluşu SDG'den kaçan Talal Silo isimli bir zat, Amerika Birleşik Devletleri'nin PYD-YPG'yle olan kirli anlaşmalarını tüm detaylarıyla deşifre etti. SDG'nin eski sözcüsü Silo denilen şahsın itiraflarına ve sözlerine bir baktığımızda, orada Amerika istihbarat servislerinin ve üniformalı görevlilerinin ne tür işler yaptığı ve Türkiye'yi oradan kuşatma hamlesine hazır olan terörist faaliyetleri nasıl destekledikleri ortada. Biz medeniyetimize ve tarihimize uygun büyük devlet refleksi göstereceksek Silo'yla beraber Silo'ya bu teklifi getiren o ajanlara da gerekli operasyonu yapmamız gerekir; birincisi bu.

İkincisi: Silo'nun PKK'nın uzantısı bu odaklarla Amerika iş birliğini deşifre etme sürecini Türkiye kamuoyunda niye yeteri kadar basın, yayın, medya kuruluşları işleyemedi?

Şimdi, bu memleket, bu bayrak, bu vatan, bu müesses devlet nizamı var olduğu müddetçe biz varız ve bu topraklarda, bu Mecliste aile bütünlüğümüzle huzurla yaşayabiliriz. Etrafımızın kuşatıldığını hepimiz çok rahat görüyoruz. Bu kuşatmanın da küresel baronlar üzerinden kendi kapitalist sistemleri için gerekirse Müslümanların gerekirse Türklerin gerekirse kendi dışındakilerin kanlarını kendilerine yakıt yapmayı bile göze alabilecek kadar gözü dönmüş ve kendi sistemini ayakta sadece kapitalizmle tutacağını bilen ve insani değerlerden ari, mahrum sistemlerin kurucuları, yöneticileri, tepe kadroları, küresel baronlar buna eş zamanlı olarak işte bugün İsrail'i, Filistin'i, insanlığın ortak meselesi olarak gözüken Kudüs davasını ortak akılla çözmek gerekirken, Birleşmiş Milletlerin belirlediği statüyle çözmesi gerekirken Trump'ın kendi seçim vaadi olarak ortaya konulan "Ben, başkenti değiştiriyorum, bu başkenti alıyorum, başka yere taşıyorum; Tel Aviv'deki elçiliklerimi Kudüs'e taşıyorum, Kudüs'ü başkent olarak tanıyorum." deme cesaretini göstermesinin arkasında İslam dünyasına yeni bir süreçle, yeni yeni operasyonların geleceğinin dalgasıdır. Başta Türkiye, Türk siyaseti olmak üzere İslam dünyasının sağduyu sahibi tüm devletlerinin yöneticileri ve tüm sivil toplumu buna karşı önemli tepkiler alacaktır ve alıyordur da başta da bunun bayraktarlığını Türkiye Cumhuriyeti devleti yapacak, yapıyordur da. Buradaki meseleyi sadece Kudüs bağlamında düşünmemek gerekiyor. Silo'nun itiraflarına bakarsak, gelecekler, arka planda hedefin neresi olduğu kendisini gösteriyor. Sözüm ona, Türkiye gündemini oluşturan, sabahtan akşama kadar canlı yayın yapılan birtakım hadiseler medyada yer alırken -alması gerekiyorsa alsın, sözümüz yok ama- Silo'nun itiraflarıyla Amerika'nın bölge operasyonlarının ajanlar ve istihbarat servisleri üzerinden nasıl deşifre edildiği de aziz Türk milletine gösterilsin. Bu manada da basın-yayın kuruluşlarını daha duyarlı olmaya ve Türkiye'de "Ben sadece bağımsız gazeteciyim, hakları veririm, patron gazetecisi değilim." diyerek, sabahları süt içerek konuşan arkadaşların, bu meseleler üzerinde de sağlıklı bir şekilde durması gerektiğini, küresel siyasete manipülasyon malzemesi olmamaları gerektiğini ifade ediyorum.

Bu hatırlatmaları vicdani bir sorumluluk olarak gördüm. "Torba yasa hükmündeki tartışmaların arasında ne alaka?" diyeceksiniz ama bu alaka Türk milletinin ve Türk devletinin gündemiyse Milliyetçi Hareket Partisinin ve ülkücülerin de gündemidir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.