Konu:Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:30
Tarih:29/11/2017


Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sorularla ilgili kaldığımız yerden devam ettiğimizde, Türkiye egemen bir hukuk devletidir. Türkiye'de yargılaması yapılan bir konuyla ilgili, bu hususlarla ilgili "pervasız" "kirli işler" "rezillikler" gibi ifadeler gerçekten Genel Kurulda duymaya alışık olmadığımız ifadeler. Bu hususta, Türk milleti hususunda yargılamalar yapılmıştır. Bir hususla ilgili eğer bir müddei varsa iddiasını ispat eder, bunun da yeri mahkemelerdir. Bu konuyu da bu vesileyle ifade etmek isterim.

Bolu T Tipinde ayakta sayım dayatma iddiasıyla ilgili bir soru vardı. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün 46'ncı maddesi gereğince sayım şekli ilgili ceza infaz kurumunca belirlenmektedir. Bu belirleme, hükümlü, tutuklu, personel güvenliği amacıyla kurum düzeni gözetilerek yapılmaktadır.

Avukat görüş süreleriyle ilgili 5275 sayılı Yasa'nın 114'üncü maddesinde tutuklunun müdafisiyle görüşü kısıtlanamaz, ceza infaz kurumlarının yoğunluğu dikkate alınarak kurumda bulunan tüm tutukluların müdafisiyle görüşmesi ve savunma hakkının kısıtlanmaması amacıyla tutuklu ile müdafi görüşleri de kurum düzenine göre belirlenmektedir.

Sayın Hakverdi'nin ceza infaz kurumlarında kötü muamele iddialarıyla ilgili de bildiğiniz gibi, ceza infaz kurumları yargı denetime kapsamında infaz hâkimleri, yine idari denetim kapsamında Bakanlık müfettişleri, yine genel müdürlük kontrolörleri ve sivil toplum kuruluşlarının denetimi kapsamında ceza infaz kurumu izleme kurulları, Türkiye İnsan Hakları Eşitlik Kurumu, yine parlamento denetimi kapsamında Meclisimizin İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, uluslararası denetim kapsamında Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği, Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu tarafından sürekli incelenmektedir. Bu hususlarda bu denetimler yapılmakta dolayısıyla bu konularla ilgili somut iddialar da her zaman titizlikle dikkate alınmaktadır.

"Neden sözlü sınav yapılıyor?" şeklinde bir soru vardı. Danıştay Kanunu'na göre personel yazılı ve sözlü sınavla atanmaktadır. Yine, 6087 sayılı Kanun'un 13'üncü maddesine göre personel yazılı ve sözlü sınav sonucuna göre atanmaktadır. Adalet Bakanlığı personeli de komisyonların sözlü, yazılı uygulama sınavlarına göre atanmaktadır. Hâkim, savcı adayları da yazılı ve sözlü sınavına göre yine atanmaktadırlar.

Sayın Yiğitalp'in yine bir sorusu, SEGBİS'le ilgili, ifadede yüz yüzelik ilkesinin haleldar olduğuna dair bir sorusu vardı. Bu konuyla ilgili de bildiğiniz üzere, 6749 sayılı Kanun'un 6'ncı maddesinde "Hâkim veya mahkemenin uygun gördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle şüpheli veya sanığın sorgusu yapılabilir veya duruşmalara katılmasına karar verilebilir." şeklinde bir ifade vardır. Yine, bu hususla ilgili Anayasa Mahkemesinin de 18/11/2015 tarih 2013/2653 sayılı Kararı'nda da sesli ve görüntülü aktarma usulünün yüz yüzelik ilkesini karşıladığına ilişkin bir kararı vardır. Dolayısıyla ceza muhakemesine esas teşkil eden yüz yüzelik ilkesini bu anlamda ihlal ettiğine ya da haleldar ettiğine ilişkin bir itirazın ya da bir sorunun bu anlamda cevabı olmak amacıyla bunu ifade etmek isterim.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Siz kendiniz bir mahkemeye çıkamasanız bunu hakkaniyetli bulur muydunuz?

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) - Diğer sorularım da vardı Sayın Bakan.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Sayın Gürer'in yine YSK Kanunu'yla ilgili personelin Adalet Bakanlığı kadrolarına atanabilmesi hakkında bir sorusu vardı, "Adalet Bakanlığına neden veriliyor?" şeklinde. Esasen birçok benzer kurumların kanunlarında benzer hükümler, buna benzer hükümler yer almaktadır. Mevcut Yüksek Seçim Kurulu'nun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi'nde de bu yer almaktadır. Benzer bir hüküm, 6087 sayılı Hâkimler Savcılar Kurulu Kanunu'nda "Kurulda görev yapan personelin genel sekreterin teklifi, başkanın uygun görmesi üzerine mükteseplerine uygun olarak Adalet Bakanlığınca Bakanlık merkez ve taşra teşkilat kadrolarına atanabilirler." şeklinde bir hüküm var. Yine Danıştay Kanunu'nda benzer bir hüküm yer almaktadır. Yine Yargıtay Kanunu'nda da oradaki personellerle ilgili böyle bir düzenleme yer almaktadır. Ve Anayasa Mahkemesi Kuruluş Kanunu'nda da benzer bir hüküm yer almakta, Adalet Bakanlığınca bu kadroların atanması yönünde bir hüküm yer almaktadır. Eğer daha iyi bir öneriniz varsa Çevre ve Şehircilik Bakanlığına verelim ya da farklı bir bakanlığa teklif ediliyorsa, Çalışma Bakanlığı...

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Mevcut hâliyle kalsın isteniyor Sayın Bakan, Çevre Bakanlığına verilsin demiyoruz.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Bu hususla ilgili Adalet Bakanlığınca, bizce çok özel bir gayret yok ama bir şekilde yapılan işlerin benzerliği, nitelik itibarıyla... Ve şu anda ilgililerce malumdur ki Seçim Kurulundaki personeller Adalet Bakanlığı personelinin genel itibarıyla görevlendiği kişilerdir, Adalet Bakanlığı personelleri eliyle zaten yürütülmektedir. Dolayısıyla bu hususla ilgili bir ihtiyaç duyulması hâlinde, buna da bağımsız Yüksek Seçim Kurulunun karar vermesi hâlinde Adalet Bakanlığınca bu anlamda atanmasına yönelik bir değerlendirme söz konusu olmaktadır.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Personel, mevcut hâli kalsın istiyor.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Bu husus sayın heyetin takdirindedir, değerlendirmesindedir. Dolayısıyla bu hususları ifade etmek istedim.

Diğer konuyla ilgili de, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'de 17-25 Aralık yargılaması Türkiye'deki bağımsız, tarafsız mahkemelerce yargılaması bitmiş bir konudur. Bakıldığında, özellikle FETÖ'ye yakın tüm isimlerin bu tür gündemde konuşulan hususlarla ilgili, tekraren bu meselenin... Yani bir anlamda yere atılan sakızın alınıp ağza çiğnenmesi yönünde bir tabloyu yaşamaktayız. Türkiye'de yaşanan fiillerle ilgili, Türkiye egemen bir devlettir, Türkiye bir çadır devleti değil, hukuk devletidir. Yargılamalar, varsa iddialar yapılır. Dolayısıyla kim bu anlamda suçluysa, kim bu anlamda bir haksızlığa uğramışsa elbette mahkemeler bu yargılamaları yapmıştır, yapacaktır. Bu konularla ilgili, tekrar, burada yapılamayan haksız isnatların bir başka yerde yapılması öncelikle ve özellikle Türkiye'nin, Türk milletinin karşı çıkması gereken bir durumdur. Elbette kim bir yanlış yapmışsa bu fiiller tabii ki Türk mahkemelerince değerlendirilir ve yargılamalar yapılır. Onun ötesinde Türkiye'nin, Türk milletinin alnı açıktır. Bu tür operasyonları çok gördük.

Teşekkür ediyorum.