Konu:Chp Grubu Önerisi Münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:24
Tarih:16/11/2017


CHP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CHP GRUBU ADINA AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'nin en derin, en yakıcı sorunu yoksulluk ve bu yoksulluğa bağlı olan gelir dağılımı adaletsizliğidir. Gelir dağılımı adaletsizliğinin birçok sebebi vardır ama en temel sebebi ayrımcılık, kayırmacılık ve onun belki de en berbat hâli olan yolsuzluklardır.

Değerli arkadaşlar, yolsuzlukların en çok yığıldığı alan kamu ihaleleridir. Kamu ihale mevzuatına baktığınızda artık sayıları yüzlerle ölçülen değişikliklerle ne yazık ki kamu ihaleleri, mevzuatımız artık yolsuzluklara yol veren, yolsuzluklara zemin hazırlayan ve kamu kaynaklarını yolsuzluklara karşı korumasız hâle getiren bir hâle dönüşmüştür.

Yolsuzlukların bir diğer kaynağı özelleştirmelerdir değerli arkadaşlar. Hani bir dönem bize anlattılar "Özelleştirilince her şey cennet olacaktı, kamu hizmetlerinde kalite artacaktı, fiyatlar düşecekti, rekabet olacaktı." diye. Sizden rica ediyorum, dönüp şöyle temel özelleştirmelere bakınız. Mesela, bir TELEKOM özelleştirildikten sonra rekabet oldu mu? TELEKOM özelleştirildikten sonra fiyatlar düştü mü? Ve bugün TELEKOM'un getirildiği hâle bir bakınız. Bizim en stratejik sektörlerimizden biri olan, millet ekonomisinin temel direği olan TELEKOM'un içinin boşaltılarak bırakılmış hâlini elektrik şirketi özelleştirmelerinde, doğal gaz özelleştirmelerinde ve tarım özelleştirmelerinde çok rahat görebilirsiniz. TEKEL özelleştirmesi sonucunda yüzde 90 itibarıyla en stratejik sektörlerimizden biri yabancıların eline geçmişken tütün üreticilerinin beli kırıldı.

Değerli arkadaşlar, yolsuzlukların yoğunlaştığı bir diğer alan inşaat ve imar yolsuzluklarıdır. Kentlerimize yapılan tecavüzlerin bedelini trafikte canımız çıkarak, güvenliği olmayan kentlerde, altyapısı bozulan kentlerde yaşayarak ödüyoruz. Şimdi, "altyapısı bozulan kentler" derken çok şey ifade etmiyor ama selde can verince, depremde can verince bu imar değişikliklerinin altyapısının ne demek olduğunu görüyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, TOKİ diye bir kurum ihdas edildi. TOKİ'nin yasal yapısı tam da bu konut sektörü üzerinden belirli iş adamlarına kaynak aktarmak üzerine kuruldu ve TOKİ'nin getirdiği kentler yaşanmaz hâle geldi. Şimdi, bir tarafta, bu yolsuzluk rantlarıyla beslenen bir yandaş sınıf, diğer tarafta da bu yolsuzlukları finanse etmek zorunda kalan emekçi halklar oluştu değerli arkadaşlar. Millet diyoruz, milletimizi çok seviyoruz. Kim peki bu milletimiz? Emekliler, çalışanlar... Maaş zammı alamıyorlar. Niye? "Bütçe disiplini var." diye. Peki, milletimiz kim? Taşeron işçiler... Kadro alamıyorlar. Niye? Mali kaynaklarımız sınırlı.

Şimdi, "yapısal reformlar" diye sihirli cümleler kuruyoruz. Yapısal reformdan benim anladığım, torba yasa; yapısal reformdan benim anladığım, bu halkların cebinden alıp zengin sınıfların cebine koymak olarak geçiyor. Bakın, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun verilerine, milyonerler, hatta milyonerleri de geçin, milyarderlerin sayısı azalırken servetleri artıyor, yoksulların da yoksulluğu artıyor, işte bu, tam bir çürümüş düzendir. Peki, bizi bundan kim kurtaracak? Bilimsel ahlak kurtaracak değerli arkadaşlar, üniversitelerimiz kurtaracak. Türkiye'de yapılan en büyük yolsuzluk nedir, biliyor musunuz -bunların hepsini düzeltiriz- OHAL yolsuzluğudur değerli arkadaşlar ve bu OHAL koşulları içerisinde 2 bine yakın akademisyeni barış istedi diye üniversitelerden atmaktır. Bakın, hepsini tamir edebiliriz, hepsini giderebiliriz ama bu akademi ve siyaset savaşı Türkiye'ye çok kalıcı etkiler bırakacak. 1930'lu yıllarda Almanya'da yapılan bu iş, Almanya'da hâlâ tesirlerini gösteriyor. Bizim yapmamamız gereken bunlardır. Biz bu ülkede eğitimin kalitesini, bilimsel kaliteliyi, ahlaki kaliteyi yükseltemezsek diğer uluslarla yarışamayız ama bu yaptığımız işlerle, işte bu kalıcı yaralarla milletimizi daha fazla açlığa, daha fazla sefalete, daha fazla geçim sıkıntısına ve bunlardan daha ötesi zenginleri daha zengin yaparken yoksulları daha yoksul hâle getirerek büyük sosyal patlamalara hazırlıyoruz. Sonuçta hep birlikte mutsuz oluyoruz, sonuçta birbirimizi suçluyoruz, sonuçta biz ki bir ulusun parçalarıyız, kardeş kardeşe kem gözle bakar hâle geliyoruz. Tek yapmamız gereken şey var; öncelikle OHAL'i kaldırmak, sonra da bu akademisyenlerin hepsinin tekrar akademiye dönmesini sağlamaktır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)