Konu:(10/135, 1150, 2002, 2101, 2103, 2104, 2112, 2113) No.lu Bağcılık Sektörü ve Üzüm Üreticilerinin Sorunlarının Araştırılarak Alınacak Tedbirlerin Tespit Edilmesi Maksadıyla Bir Meclis Araştırması Açılmasına İlişkin Önergelerin Ön Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:18
Tarih:07/11/2017


(10/135, 1150, 2002, 2101, 2103, 2104, 2112, 2113) No.lu Bağcılık Sektörü ve Üzüm Üreticilerinin Sorunlarının Araştırılarak Alınacak Tedbirlerin Tespit Edilmesi Maksadıyla Bir Meclis Araştırması Açılmasına İlişkin Önergelerin Ön Görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HDP GRUBU ADINA MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) - Çok değerli milletvekilleri, on yedi yıllık AK PARTİ iktidarının uyguladığı politikalar nedeniyle tütün üreticilerimizden fındık üreticilerimize, zeytin üreticilerimizden üzüm üreticilerine kadar uzanan büyük bir tarım sorunuyla karşı karşıyayız. Ülkemiz ekonomisinin halktan alınan vergi dışındaki büyük bir bölümünü tarım ve hayvancılıkla buna bağlı sanayi ürünleri oluşturmaktadır. Tarım politikalarına bakıldığında, AK PARTİ hükûmetlerin de en çok sorun yaşanan alanlardan biri olarak dikkat çekmektedir. Bu durumun temel sebebi çok sıklıkla politika değişikliğine gidilmesidir. Tarımsal alanda yaşanan sorunların ana kaynağı, tarımsal politikalar belirlenirken ve karar alınırken emek veren, üreten, cefa çeken, ağır sorunlarla karşı karşıya kalan köylü ve çiftçilerin karar alma süreçlerinin dışında bırakılmasıdır. Tüm sorun alanlarında olduğu gibi tarımda da merkezî bir anlayış politikaları belirlemektedir. Millîlikten, milliyetçilikten bahsedenler bilmelidir ki tarım bu ülkenin en millî sorunlarından birisidir. Kendi çiftçimizin küsmesine neden olanlar, aracıları zengin kılanlar, ithalin öne çıkarılmasını sağlayanlar, bilinmelidir ki millî değerlere en büyük ihaneti onlar yapmaktadır.

Değerli milletvekilleri, daha kısa bir süre önce fındık üreticilerinin yaşadıkları sorunları konuştuk bu Mecliste. Adıyaman başta olmak üzere, tütün üreticilerin yaşadıkları sorunlar ortadadır. Tarım ürünlerinin taban destek fiyatlarının düşük olarak belirlenmesi, tarımsal girdilerin pahalılaşması, tarımsal desteklerin yeterli olmaması sonucu artık çiftçilerimiz kan ağlamaktadır. Fındık ağaçlarını kesenler, bir yıl boyunca gözü gibi baktığı ürünü yakanlar, isyan edenler, kayısı ağaçlarını kesenler, Türkiye'nin dört bir yanından çiftçiler yardım ve destek beklemektedirler.

İç piyasa tamamen sermayenin ve aracıların insafına bırakılmış vaziyettedir. Bu durum hem üzüm üretimini hem de üzüm ihracatını doğrudan etkileyen bir husustur. TARİŞ Üzüm Tarım Satış Kooperatifleri Birliğinin etkin alım yapmaması, yapamaması sonucu kuru üzüm fiyatlarında hızlı bir düşüş yaşanmaktadır. Belirlenen düşük tabanlı fiyat politikasıyla birlikte TARİŞ'in piyasada etkin olmaması, tıpkı buğday, fındık ve çay gibi diğer tarım ürünlerinde olduğu gibi tüccarların düşük fiyatla piyasaya müdahalesine neden olmaktadır. Üretimini borçla sürdürmeye çalışan çiftçilerimiz bir an önce borcunu kapatmak gayesiyle tüccarların belirlediği fiyattan üzümünü satmaya ne yazık ki razı olmaktadır. Maliyeti 3,5 liranın üstünde olan kuru üzümün taban fiyatının Sayın Bakan tarafından 4 lira olarak belirlenmesi ise çiftçiyle dalga geçmek anlamını içermektedir. Kuru üzümde taban fiyatın, partimize göre, partimizin yaptığı araştırmalara göre en az 5 lira olması gerektiği hususunu da belirtmek gerekir. Nasıl geçimini sağlayacak bu çiftçi? Tarıma ayrılan rakamlara bakıyoruz, bu bütçeyle, tarımın, çiftçinin ayağa kalkacağını maalesef düşünemiyoruz.

Değerli milletvekilleri, sizlerin de bildiği gibi, Türkiye bağ alanı ve üzüm üretiminde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer almaktadır. İklim koşullarının elverişli olması ve yetiştirme şartlarının uygunluğu nedeniyle, yaklaşık olarak 90 bin aile geçimini üzüm üzerinden sağlamaktadır. 90 bin aileyi doğrudan ilgilendiren üzüm ve üzümcülükte izlenen politikalar nedeniyle, üzüm ihracatımız 2012 yılında 681 milyon dolar iken, aradan geçen dört seneye rağmen, 2015 yılında 569 milyon dolara, 2016 yılında Rusya'yla yaşanılan gerginlik sonrasında ise 529 milyon dolara kadar gerilemiş durumdadır.

Çekirdeksiz kuru üzüm üretiminde dünyada 6'ncı sırada yer almamıza rağmen, çekirdeksiz kuru üzüm üretimimiz 2014 yılında 328 bin ton ve 2015 yılında 196 bin ton olarak gerçekleşmiştir, 2016 yılında ise üretimimiz 313 bin tonla 2014 seviyesinin altında kalmıştır.

Değerli milletvekilleri, üretimdeki düşüşün ihracat rakamlarına da yansıması elbette ki söz konusu olacaktır. TÜİK verilerine göre, dolar bazında üzüm ihracatı 2014 yılında 678 milyon 883 bin 967 dolar iken, 2017 yılı son verilerine göre 379 milyon 324 bin 267 bin dolara kadar gerilemiştir. Bu rakamlarla üzüm üreticilerinin karşılaştıkları sorunlar da net bir biçimde ortaya konulmaktadır. Akaryakıta zam, elektriğe zam, suya zam derken, vergilerden nefes alamaz hâle gelmiş bir toplum yaratmış durumdadır AK PARTİ Hükûmeti. Ne işçi mutlu ne memur ne emekli ne de çiftçi. Ülkemizin durumu bu. Kredi kartlarıyla hayatını idame ettirmeye çalışan, borçla borcu kapatan, ayın sonunu getiremeyen bir yoksullar topluluğu yaratmış durumdayız. Üstelik iyiye gidişe dair de bir umut beslemiyor insanlarımız yani geçici bir durum değil, kalıcı bir durum söz konusudur. Son birkaç yılın üretim ve ihracat rakamları dikkate alındığında geçici bir durum olmadığı da net bir şekilde rakamlara yansımış durumdadır.

Değerli milletvekilleri, yine üzüm üreticilerinin en büyük sorunlarından biri, Türkiye'de bağ alanlarının giderek yaşlanması durumudur. Yaşlanan bağ alanlarından elde edilen üzümün piyasada rekabet etme şansı pek kalmamaktadır. Rekabet edemeyen üzüm de üreticiler tarafından yok pahasına elden çıkarılmaktadır. Son yıllarda üzüm üreticilerinin yeni çeşitlerle modern bağ tesisi kurallarına uygun olarak yeni tesisler kurmaları, yaşlanan asma üzümlerinin sökümü de doğal olarak üreticilere yeni maliyetler yüklemektedir. Bu aşamada, yeni kurulacak bağ tesislerine yönelik olarak verilecek desteklerin önemi bir kat daha artmaktadır. Burada iktidar partisi yetkililerine seslenmek istiyorum: Özellikle tarım yapmak isteyen vatandaşlarımıza yeni kurulacak bağ tesisleri için destekleri esirgemememiz gerekir.

Değerli milletvekilleri, sizlerin de bildiği gibi, Türkiye'de üzüm üretimi yoğun olarak Manisa, İzmir ve Denizli'de yapılmaktadır. Ancak, burada, farklı illerimizde farklı üzüm elde edildiğini de unutmamak gerekir. Özellikle Besni üzümünün Türkiye'de çok büyük bir önemi vardır. Arapgir üzümünü ve Siirt'te üretilen üzümleri burada size belirtmek isterim.

2016 yılında kurutmalık çekirdeksiz üretimin yüzde 84,7'si Manisa'da gerçekleştirilmiştir ancak son yıllarda ekolojik dengeler gözetilmeden yapılan uygulamaların başta Manisa olmak üzere birçok kentte tarımı olumsuz etkilediğini de incelemiş oluyoruz. Manisa Alaşehir'deki jeotermal kuyular ve Eşme'deki altın madenleri sağlıklı üzüm üretimini ciddi bir şekilde etkilemektedir. Eşme, Sarıgöl ve Alaşehir gibi yerlerde sınır bölgesinde çıkarılan altın madeninin yaydığı zararlı gazlar ve tozlar nedeniyle üzümlerin çürümesi, zarar görmesi ve artan sıcak su kuyularından çıkan sıcak suyun havayı, iklimi değiştirmesi gibi, ekolojik dengenin değişmesiyle üzüm üretiminde kalitenin düşmesinden kaynaklı, piyasada yeterli alıcı bulmaması gibi sonuçları da ayrıca ortaya çıkarmaktadır. Bu hâliyle, çiftçinin üretimden vazgeçmesine neden olacak bir sürü unsuru da bir araya getirmiş oldunuz.

Yine, ihracat konusunda yaşanan sorunların temelinde yatan nedenler arasında, AK PARTİ hükûmetlerinin yürütmüş olduğu yanlış dış politikaların da etkisi çok büyüktür. Üreticinin hijyen ve ambalajlamada AB standartlarına uyum göstermekte yetersiz kaldığı da bilinmektedir. Özellikle çekirdeksiz kuru üzümde Avrupa standartlarını tutturmakta da zorlandığımızı hep birlikte biliyoruz. Depolama maliyetlerinden kaçmak isteyen, bunu yüklenemeyen çiftçilere yardım edilmesi de ayrıca gereken hususlardan birisidir. Çiftçiye ekstra yük olmadan depolama alanlarının yapılması gerekmektedir. Bu tür ciddi yatırımlar ancak devlet desteğiyle mümkün olabilmektedir.

Değerli milletvekilleri, ülke bağcılığının tekrar canlanabilmesi, uluslararası alanda rekabet edilebilmesi ve üzüm üreticilerinin karşılaştıkları sorunları bir nebze çözebilmek adına üzüm alım piyasasına düzenleme getirilmesi, üzüm ürünlerinin tarımsal ürün sanayisinde çok daha yüksek oranlarda değerlendirilmesi, yeni bağ tesislerine yönelik teşvik sisteminin oluşturulması, sertifikalı asma fidan destek miktarlarının günümüz koşullarına uygun hâle getirilmesi, verimi yüksek üzüm çeşitlerinin benimsenmesi gerekmektedir.

Üzüm üreticilerine bağın dikiminden ürün toplamaya kadar geçen zaman zarfı içerisinde danışmanlık hizmeti verilmesi, üzümün de diğer tarım ürünleri gibi destekleme kapsamına alınması ve ürünün satılabileceği bir pazar, öncelikli sorun alanlarına işaret etmektedir. Bu bağlamda, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerini kapsayacak şekilde kurulacak bir bağcılık enstitüsü hâlihazırdaki sorunların çözümüne katkı sağlamaya yönelik adımlar arasında sayılabilecektir. Özellikle partimizin bu konuda çok ciddi bir çalışmasının olduğunu da burada belirtmek istiyorum.

Bu nedenle, saydığım bu hususlarla birlikte, üzüm üretimi ve üzümcülük yaparak geçimini sağlayan çiftçilerimizin sorunlarının belirlenmesi, küçük üreticilerin desteklenebileceği bir üzüm politikasının ortaya konulması, etkin bir üretimin gerçekleştirilebilmesi, üzüm üretiminde ihracat potansiyelinin artırılması ve çözüm üretilmesi amacıyla tüm partiler olarak ortak bir şekilde harekete geçmeliyiz.

Değerli milletvekilleri, bir hususu daha burada belirtmek isterim. Şimdi, bizim Siirt Milletvekilimiz Sayın Besime Konca'nın dokunulmazlığı kaldırılarak milletvekilliği düşürülmeseydi, buna katkı koymasaydınız, size bugün, Siirt'te yetişen tayfi üzümü, zivzik narı ve Siirt fıstığı hakkında geniş bilgi sunacaktı vekilimiz ama bu fırsatı onun elinden aldık biz. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak hepinizin bu konuda katkısı var. Bu kabulleneceğimiz bir durum değil aslında, diğer milletvekilleri gibi.

Yine, Arapgir üzümü üreticileri de aslında çok dertli. Bu ürünlerin, Arapgir üzümünün depolanamadığını, çok kısa ömürleri olduğunu, Hükûmetin bu konuda destek vermesi gerektiğini de burada ayrıca Sayın Bakana iletmek istiyorum.

Yine, Adıyaman Besni üzümü, çok önemli bir üzüm, marka değeri yüksek olabilecek bir üzüm de maalesef depolama sorunu yaşamakta ve üretici hakkını, değerini alabileceği olanaklardan yoksun bırakılmış durumdadır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)