Konu:Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:17
Tarih:02/11/2017


Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; (1/884) esas sayılı Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın geneli üzerinde Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini arz etmek üzere söz aldım. Bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarının değerlendirmesini yapmadan önce, ekonomide ve özellikle kamu maliyesinde hangi koşullar altında hazırlandığına göz atmakta bir yarar görüyorum. Bunu yaparken tabii ki ülkemizin içinden geçmekte olduğu iç ve dış konjonktürün etkisini gözden kaçırmamak gerektiğine de inanıyorum. Ancak şartlar ne olursa olsun, doğru tespiti yapamaz isek, doğru teşhisler koyamaz isek tedavi yerine -amiyane tabiriyle- pansuman yapılırsa ülkemizin sorunlarının büyümesinin engellenmesi hemen hemen mümkün olmaz.

Gerek kanun tasarısının gerekse bütçenin Komisyonda görüşmeleri sırasında ifade ettiğim bir husus var: Mali disiplinden ödün vermek çok kolay fakat telafisi bir o kadar sancılı, meşakkatli ve uzun olur Sayın Bakanım. Siz daha bütçe görüşülmeden önce böyle bir meşakkatli işe girmek zorunda kaldınız. Bunu niçin söylüyorum? Hakikaten kamu maliyesinde birtakım sıkıntılar baş gösterdi, sizin işiniz de zor. Hatta dün Mehmet Şimşek Bey'e de takıldım. Bir anlamıyla Maliye Bakanının hiç şeye ihtiyacı yok. Geneli görüşülürken burada, bakıyoruz, bütçeyi sunarken Sayın Bakan -bakıyoruz dedim- Mehmet Şimşek Bey oradan bir açıklama yapmış, fırlıyor, içeri gidiyor. Bir taraftan geneli üzerinde görüşmeleri yapıyoruz, bizim hemşehrimiz ekonomiden sorumlu Bakan -e, adı Ekonomi Bakanı- Sayın Zeybekci bir açıklama yapıyor, tasarının tam hilafına bir şey, Maliye Bakanı yine çıkıp gidip bakmak zorunda kalıyor. Tabii, bunu Kabine içinde iyi istişare ederseniz, senkronize bir çalışma götürürseniz dışarıya da güven telakki edersiniz. Özellikle sizin açınızdan yapılacak işler ekonomik açıdan fevkalade kolaylaşır. Sizin açınızdan bunların kolaylaşması demek, milletin işinin rahatlaması demek.

Millet şu anda rahat değil Sayın Bakanım, bunu siz de biliyorsunuz ki bu tasarı geldi. Türkiye'de özellikle biraz önce "Mali disiplinden ödün vermek çok kolay, toparlanması çok zor." dediğim olayda, esasen geçmişte bürokrat olarak da, siyasetçi olarak da -sizler belki siyasetçi olarak yeni yaşıyorsunuz ama- gördüğümüz, yaşadığımız çok acı tecrübeler var. Bu oraya doğru gidiyor.

2002 yılında 57'nci Hükûmetin, siyasi bedelini ödeyerek hayata geçirdiği yapısal tedbirler sayesinde bir on seneyi, yedi sekiz seneyi rahat geçirdiniz ancak bir süredir ekonomide ve kamu mali yönetiminde zafiyetlerin ortaya çıkmaya başladığını görüyoruz. Ekonomide dengeler sarsılıyor.

Sayın Bakanım, ben ne zaman görsem, AKP'ye mensup milletvekili arkadaşlar, komisyon üyeleri, sayın bakanlar 2002'yle mukayese ediyorlar. Elbette on beş sene gibi bir iktidar döneminde 2002'ye kadar gitmekte fayda var. Ya, o kadar uzağa gitmeyin Allah'ınızı severseniz, gelin 2008, 2009'dan şimdi mukayese edin.

İki kere millî gelir hesaplarında revizyon yapmanıza rağmen, kişi başı 10.500 dolar gelir seviyesini ne yapamadınız, geçemediniz; neye rağmen, 2 kere millî gelir hesaplamasında revizyon yapmanıza rağmen.

4,5 milyon, Türkiye'ye misafir olarak kabul ettiğimiz insanlar; ki bu benim rakam olarak telaffuzum değil, Sayın Akdağ'ın, Sayın Başbakan Yardımcısının ifade ettiği rakam; bu sene, bu revizyona rağmen millî gelir 10 bin dolar düzeyine ancak geliyor.

Şimdi, ekonomide dengeler sarsılıyor. Bundan Türkiye, siz, biz, muhalefet partileri, hepimiz etkileniyoruz. Türkiye'de yalnız şu anda sizin iktidarınız döneminde sıkışmaya başladığımız bir alan daha var, Türkiye'de dış ticaret ve cari işlemler dengesi açığı vakıa idi. Kabul edelim etmeyelim ama genel kabul görmüş bir şey, kamu maliyesi açısından kamu mali disiplininin Türkiye'de bir miktar dış açığa rağmen iyi gittiği, iyi yönetildiği ifadeleri, kabulü, dışarıda da içeride de bir politika aracı olarak kabul görüyordu ancak şimdi görüyoruz ki özellikle bu yıl kamu mali disiplininin resmen darmadağın olmaya başladığını görüyoruz, burada birtakım sıkıntılar baş gösteriyor. Bunun ilk meyvesi, 2018 yılı bütçesi görüşülmeden önce böyle bir tasarıyı getirip hem 2017 yılını kurtarmak hem de 2018 yılının neyini, bazını biraz düzeltmeye çalışmak açısından bir faaliyette bulundunuz. Bir yandan bütçe açığı hızla artıyor, bir yandan dış ticaret açığı büyüyor, dolayısıyla cari açık da yükseliyor. Her şeyi iyi gösterme gibi bir alışkanlık edindi AKP hükûmetleri. Bunda bir sıkıntı var, bunu bir değiştirelim, kötüye de kötü diyelim. Birkaç gün önce TÜİK açıkladı, dış ticaret açığı yüzde 85 arttı. Sayın Başbakana İstanbul'da Ekonomi Bakanı veya diğer arkadaşlar açıklattırıyorlar, ne, geçen ay için son on yılın en yüksek neyi? En yüksek ihracat değeri. Ya, Allah'tan korkmak lazım, ihracatın hangi hâlde olduğunu hepimiz biliyoruz; iktidar da biliyor, muhalefet de biliyor, bütün dünya biliyor. Böyle sıkışık bir durum var.

Bir taraftan 2017 yılında yüzde 7 seviyesine ulaşarak dünyada rekor kıracağı söylenen büyümenin ne istihdama ne rekabet gücüne ne de dış ticaret dengesine yansıdığını görüyoruz. Yok böyle bir şey, olsa görürdük zaten. Dolar bazında kişi başına düşen millî gelirin 2009'dan beri yükselmediği de bir vakıa. Çok sevdiğiniz, kişi başına dolar bazında yurt içi hasılayı bile dolarla hesap etmekten vazgeçtiniz, zor geliyor. Döviz kuru, enflasyon ve faizler almış başını gidiyor. Makro dengeler, bütçede kaynak harcama dengesi, dış ticarette ithalat-ihracat dengesi hızla bozuluyor. Enflasyon ve faizler dünya ortalamasının üzerinde. Reel sektörün faiz borçluluğunun çok yüksek seviyelere geldiğini görüyoruz. Ekonomide kısa vadeli finansman ihtiyacı 211 milyar dolara ulaşmış durumda. Bunun 179 milyar doları kısa vadeli dış borçlar, bunun da yüzde 85'i özel kesimin, reel sektörün dış borcu. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 59'lara kadar düşmüş. Buna bağlı olarak dış ticaret açığının yüzde 85 arttığını görüyoruz. Siz hakikaten emek sarf ediyorsunuz, konuşuyorsunuz, bir şey ortaya çıkarmaya çalışıyorsunuz, başka bir bakanın ifadesiyle, burada yazılan çizilenin güvenilirliği, ciddiyeti maalesef kalmıyor.

İç ve dış açıkların finansman sorununa dönüşmemesi gerekiyor. Piyasalarda yaşanan gelişmeler değerlendirildiğinde, ülkemiz için bir risk algısı yaratmak kolaylaşıyor. Dövizdeki bu gelişmeler bunu çok net bir şekilde gösteriyor. Bu durum da bazı çevrelerin ekmeğine yağ sürüyor. Milliyetçi Hareket Partisinin gerek seçim beyannamelerinde, Meclis kürsüsünde ve her fırsatta ifade ettiği gibi, Türkiye'nin sürdürülebilir ve yüksek büyüme kapasitesini ortaya çıkartacak; yatırım, istihdam ve ihracatı artıracak, gelir dağılımını düzeltecek, üretim ve ihracat yapısını değiştirecek, dış ticaret dengesinin sağlanmasını gözetecek yeni bir modele; inşaatın, ithalatın önünü açan değil, üretimin, rekabetin, ihracatın önünü açan, üreten bir ekonomi anlayışına ihtiyacı var.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gelinen bu noktada kamu maliyesi alarm veriyor. 2017 yılında faiz dışı açık verilecek. Merkez yönetim bütçe açığı yurt içi hasılanın yüzde 2'sine ulaşacak.

Şimdi, Sayın Bakanım, siz oradasınız. Hakikaten, kurumların üzerine ne yapıyorsunuz, yüzde 2 ilave vergi yükü koyuyorsunuz. Faizler düşsün diye de bir başka Sayın Bakanımız ne yapıyor? Bu faizlerin düşmesi için bir öneri getiriyor. Bilmiyorum katılıyor musunuz onun görüşüne, katılmıyorsunuz değil mi? Çünkü o Komisyona geldiğinde söyleyeceğim.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) - Söyleyin, söyleyin.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Katılmıyorsunuz, biliyorum, dediği doğru değil çünkü, bu tarafı görmüyor ama maalesef, bu tasarının buraya gelişinde imzası var. Dün Sayın Şimşek'e "Ya, Allah rızası için, siz bunları Bakanlar Kurulunda görüşüp 'Ya, şunu da söylemeyelim, kamuoyunda yanlış bir algı ortaya çıkıyor, bunu da böyle yapmanın bir anlamı yok.' demiyor musunuz?" diye söyledim. Hatta ben Sayın Şimşek'e "Bir gecede tasarrufların millî gelire oranının 10 puan arttığı bir ülke görmedim." dedim. Ben yedi sekiz sene önce ilk bakan olduğunda Sayın Şimşek'e buradan tasarrufların ileride çok büyük problem olacağını, çok büyük sıkıntılar getireceğini söylediğimde, oturduğunuz koltuktan müstehzi bir şekilde alkışladı. Her sefer söylüyorum, o zaman hafife aldın, şimdi başında; bireysel emeklilik nereden nereye geldi. Şimdi zorunlu yapacak, yok çünkü imkân yok. Siz istediğiniz kadar "Tasarruflar millî gelirin yüzde 25'ine geldi." deyin. Geldi mi? Hesap değiştikten sonra geldi, hesapla geldi, kitabi geldi ama vatandaşta öyle bir şey yok baktığınız zaman, bir düzelme yok.

Şimdi, kamu kesiminin borçlanma gereği 2016 yılında millî gelirin yüzde 1'i seviyesinde; 2017 yılında 2,5 kat artıyor, yüzde 2,4 seviyesine yükseliyor. Hazine nakit dengesi eylül ayı itibarıyla toplam 40,4 milyar TL açık veriyor. Baktığınızda, hazinenin ilk dokuz ayında nakit açığının çok üzerinde borçlanıyorsunuz. Eylül ayı itibarıyla hazinenin toplam nakit açığı 40,4 milyar lira olmuş; buna karşın, dokuz ayda yaptığı net borçlanma miktarı 67,4 milyar TL. Bu borçlanmanın gerekçesi de çok net bir şekilde ifade edilmiyor. Sizi kızdırdılar, açıklamaktan vazgeçtiniz geçen gün.

İlk dokuz ayda 32 milyar TL olan bütçe açığının yıl sonu gerçekleşme tahmini 61,9 milyar TL. 2017 yılı bütçesinde başlangıçta 11 milyar TL faiz dışı fazla öngörülmüşken 2017 yılı sonuna kadar 4,2 milyar TL faiz dışı açık ortaya çıkmış. Bunu bekliyorsunuz. 2018 bütçesinde öngörülen açık da 68 milyar TL. Geçmiş torba yasalarda çıkartılan vergi aflarının, verilen hesapsız ve verimsiz teşviklerin, önceliği dikkate alınmadan yapılan büyük kamu yatırımlarının, kamunun hesapsız, israfa varan harcamalarının ağır faturasıyla karşı karşıya kalındığı bugün görülüyor.

2018 yılı bütçesi de harcama-gelir dengesinin gözden çıkarıldığı, yüksek bir bütçe açığının hedeflendiği, borçlanma ve faiz giderlerinin artacağı bir bütçe olacak maalesef. Üstelik, 2018 yılında da bütçe tahminlerinin tutturulamayacağı, bütçe açığı ve finansman ihtiyacının öngörülenden yüksek gerçekleşeceği Hükûmet tarafından da görülmüş olacak ki, bütçe kanunu öncesi bu torba yasa Meclise getiriliyor.

Sayın Bakanım, orta vadeli programı konuştuk, daha dün Merkez Bankası sizin orta vadeli programı deldi.

Buradalar mı Sayın Bakan? Delmediniz mi? Enflasyonla delmedi mi?

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) - Siz söyleyeceğinizi söyleyin, biz cevabımızı verdik.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Ona ayrı söyleyeceğim var, onun da istihzalı konuşmaları vardı burada. Dün deldi. Merkez Bankasına hiç sormadınız mı "Bu niye böyle?" diye Sayın Bakan?

BAŞKAN - Karşılıklı konuşmayalım lütfen.

Genel Kurula hitap edin Sayın Ayhan.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Bunlar da Genel Kurulun üyesi Sayın Başkanım. Bunu daha önce sizinle, ilk Başkan seçildiğinizde de konuştuk. İkisi de...

BAŞKAN - Karşılıklı konuşma oluyor.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Tamam, karşılıklı olmasın.

BAŞKAN - Genel Kurula hitap edin lütfen.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - İkisi de Genel Kurulun üyesi, kabul etmiyorsanız bilmem.

BAŞKAN - Ben gerekli ihtarda bulundum. Siz istediğiniz gibi davranabilirsiniz.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Kanun tasarısı 130 asıl madde ve 3 geçici madde olarak Komisyona geldi. Görüşmeler sırasında AKP Grubunun önerileriyle 21 madde tasarıdan çıkarılmış, 16 yeni madde ilave edilmiş.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) - Sayın Başkan, orada kimse yok ki kiminle konuşsun?

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Nihayetinde 125 asıl madde ve 2 geçici madde olarak kabul edilmiş. Tasarıda, 35 madde öngörüyle değiştirilmek suretiyle, 5 madde redaksiyonla, 85 maddeyse aynen kabul edilmiş.

Komisyon Başkanı, Allah var, iyi duruyor. Ne kadar lüzumsuz addettiği, kurumların ciddiyetine önem addetmediği hususları çıkartmak için gayret sarf etti. Allah var, yüzüne de arkasına da...

Şimdi, kanun tasarısı; motorlu taşıtlar vergisi, kurumlar vergisi, gümrük vergisi, gelir vergisi, özel iletişim vergisi, katma değer vergisi, Harçlar Kanunu, hazine borçlanma limitinde artış, iletişim sektöründe bazı firmalar için vergi ve ceza alacaklarına ilişkin af düzenlemesi -ki bu epey adamı yakar öbür tarafta, bu tarafı bilmem- köy yerleşim yerlerine ilişkin düzenlemeler, batık ve atıl gemi ve sivil hava taşıtlarına ilişkin düzenlemeler, turizm teşvik düzenlemeleri; fikir, sanat eserleri, amme alacakları, vakıflar, bahis ve şans oyunları, madencilik sektörü, enerji sektörü, organize sanayi bölgeleri, Merkez Bankası ve bankacılık, yaz saati uygulaması, pek çok farklı alanda kanunları değiştiren düzenlemeleri içeriyor.

Şimdi, bunun torba kanun uygulamaları sonucu... Bu düzenlemelerin pek çoğu Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kendi ihtisas komisyonlarında ele alınarak gerekli teknik değerlendirmenin yapılması ihtiyacı olan düzenlemelerdir. Aciliyeti var, getirdiniz. Şimdi, bunlar ne yapılacak, görüşülecek ama burada özellikle söylemek istediğim bir husus var, belki vakit yetmeyecek: Bütçe dengesi karşısında, bozulan bütçe dengesi karşısında bu torba kanunla getirilen tedbirler maalesef eksik ve hatalı; daha fazla borçlanma ve mali disiplinden uzaklaşma, daha fazla vergi, daha fazla yüksek enflasyon, daha yüksek faiz, daha düşük yatırım ve istihdam olarak ileride size geri dönecek.

Şimdi, uzatmak mümkün ama kanun tasarısının ülke menfaatlerine en uygun ve zamanlı bir şekilde değerlendirilmesinin sağlanması lazım. Amacımız hakikaten kuru kuruya muhalefet etmek değil; bu, iktidarın sıkıştığı alanda ülkeyi sıkıştırdığı ve bundan çıkış için bunun biraz ayıklanması gerektiğini de düşünüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Çok teşekkür ediyorum.

Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ayhan.