Konu:Helal Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:16
Tarih:01/11/2017


Helal Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Sayın Başkanlık Divanı, değerli milletvekilleri; bugün bir akreditasyon üzerine toplandık. Ben biraz havayı da değiştirmek adına, Türk kültürü adına önemli bir akreditasyon haberini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Aslında, bu, yerelin ulusallaşması, ulusalın evrenselleşmesi adına da bir başarıdır. Türkiye UNESCO Millî Komisyon Başkanlığı Paris'te bugünlerde yoğun bir çalışma içerisinde. Komisyon Başkanı Profesör Öcal Oğuz'dan aldığımız güzel haber şudur: Dünya belleği kütüğüne Dîvânu Lugâti't-Türk ve Piri Reis haritası kaydedildi. UNESCO üzerinden, insanlık durdukça durması taahhüt edilen eserler listesine kabul edilerek dünya belleğine giren Dîvânu Lugâti't-Türk ve Piri Reis haritasının kaydedilmesi Türk kültürü açısından çok önemli bir gelişme. Öte yandan, Kutadgu Bilig ve Atabetü'l Hakayık gibi iki önemli Türk kültürü eseri de 2018 ve 2019 anma ve kutlama yıl dönümleri arasına alındı.

Değerli milletvekilleri, bizlere düşen sorumluluk, yerelin ulusallaşması, ulusalın evrenselleşmesi hususunda Türk kültürüne ait bu eserlerin yeniden güncellenmesi ve gençlerimize, geleceğimizi inşa edecek olan toplumumuzun her bir ferdine yeniden yeniden tanıtmak. Belki o tanıtım süreçlerinde eserler tıpkıbasımlarıyla çok anlam ifade etmeyebilir, aslında edebilir de, birebir Türkiceyi okuduğumuzda çok anlam ifade edebilir. Ama Kutadgu Bilig'den hareketle, Atabetü'l Hakayık'tan hareketle yeni eserler üretebilecek bir vizyonu ortaya koyabiliyor muyuz; bir tiyatro eserini, bir senaryoyu, beraberinde başka bir sanatsal aktivitenin köklerini buraya yerleştirerek evrensele buradan hitap edebiliyor muyuz?

Orada nelerden bahsediliyor diye şöyle birkaç tane hususta hatırlatma yapmak istiyorum: Atabetü'l Hakayık'ta diyor ki Edip Ahmet Yükneki: "Nice bilgili kadın, bilgi sayesinde erkekten üstün, nice bilgisiz erkek, kadından daha zayıf kaldı. Bilgili kişi, varlığını belli eder; bilgisiz, hayatta olsa bile yitik sayılır. Bilgi sahibi kendi ölse bile adı ölmez. Bilgisizin ise daha sağlığında adı unutulur."

Bakın, Türk kültüründe 11'inci asırda, 12'nci asırda ortaya konulmuş bu eserler kadına, bilgiye nasıl değer veriyordu. Çıkış noktamıza baktığımızda, Matüridî aklının Maveraünnehir vadisinin yeşerttiği fikrin bize, Anadolu'ya ve insanlığa taşıdıkları nelerdi, bunları düşünmeye davet ediyoruz biz.

Genel anlamda şu soruyu da sormak istiyoruz: Kaşgarlı Mahmut, Balasagunlu Edip Ahmet diyoruz. Kaşgar neresi bugün, Balasagun neresi? İşte, bu, gönül coğrafyası dediğimiz Turan coğrafyası ve koskoca Türk kültürü, coğrafyanın tarihe sığmaması meselesiyle de eş değerdir. Bugün, Kaşgarlı Mahmut'un Dîvânu Lugâti't-Türk'ünü, Edip Ahmet Yükneki'nin Atabetü'l Hakayık'ını alıp da evrensel standartlarda Millî Komisyonumuz UNESCO'ya tescil ettiriyorsa demek ki Türkiye Cumhuriyeti devleti, Türk dünyasının ve Türk medeniyetinin aklı ve kalbi, vicdanı ve geleceği olarak Ankara merkezli bir siyaseti ve Türkistan merkezli bir medeniyeti, bahsetmiş olduğumuz Turan coğrafyasının her bir ikliminde yeşermiş olan toplulukları da bünyesine alarak insanlığın ufkunda yeni bir güneş gibi doğmaya muktedirdir. İşte, bu muktedirliğin ortaya çıkabilmesi adına, bu kültür kodlarımızın, kaynaklarımızın yeniden keşfi, geleneğin yeniden güncellenmesi ve farkındalığının ortaya çıkması bir zarurettir.

Sayın Genel Başkanımızın grup konuşmalarında veyahut da basın toplantılarında yer yer Kutadgu Bilig'den vermiş olduğu mesajlar, Dedem Korkut'tan verdiği mesajlar sadece siyasal retorikten ibaret değildir; bu eserlerin farkındalığını artırmak, mensubiyetimizi, bu konuda yapmamız gereken çalışmaları yeniden yetkililere ifade etmektir. O sebeple, bizler de Türkiye Büyük Millet Meclisinin birer ferdi, milletvekili olarak ve birer aile babası, annesi veyahut de ağabeyi, kardeşi, hepsinden önemlisi, bu aziz kültürün, bu medeniyetin mensupları ve bu ülkenin vatandaşları olarak bu konuda toplumsal farkındalıkları artırmamız gerekiyor.

Bu vesileyle, ben UNESCO Millî Komisyonunda gayretli çalışmalarından dolayı Millî Komisyon ekibini, başta Profesör Öcal Oğuz olmak üzere bu konuda mücadele verenleri tebrik ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)