Konu:Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Nijer Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ormancılık Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:14
Tarih:26/10/2017


Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Nijer Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ormancılık Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HDP GRUBU ADINA DİLEK ÖCALAN (Şanlıurfa) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her hükûmetin sürdürülebilir bir dış politikası olmak durumundadır. Ancak uzun bir süredir, Türkiye'de, sağlıklı, politik öngörüyle oluşturulmuş, istikrarlı ve sürdürülebilir bir dış politikadan bahsedemiyoruz. Türkiye son yıllardaki dış politikasını, içte uyguladığı kutuplaştırmayı dışta da devam ettirmek üzerinden şekillendirmektedir. Bu da Suriye iç savaşının derinleşmesine, içeride de Kürt sorununun çözümsüzlüğüne ve çatışmaların daha da artmasına neden olmaktadır.

Yine son dönemde, Türkiye, ABD ve Avrupa Birliğiyle ilişkileri büyük oranda değişmiş, komşu ülkelerle olan ilişkileri bozulmuş, içeride ise otoriter ve antidemokratik uygulamalarla anılan bir ülke pozisyonuna gelmiş durumdadır. Dış politikada yaşanan bu sorunların gerek ekonomik gerekse de siyasal bedelini, her zaman olduğu gibi, Türkiye halkları en ağır şekilde ödemek zorunda bırakılmaktadır. Hükûmet eğer dış politikadaki bu içine girmiş olduğu sıkıntılı durumu aşmak, buna bağlı olarak ekonomiyi güçlendirmek istiyorsa işe içeriden başlamalıdır. İlk olarak da AKP saray iktidarı, demokratik siyaset üzerindeki antidemokratik uygulamalarına, yine halk iradesini gasbeden yaklaşımlarına son vermelidir.

Değerli milletvekilleri, son günlerde, AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın isteğiyle, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanından başlayarak Ankara Büyükşehir, Balıkesir, Bursa, Niğde ve Düzce Belediye Başkanlarının istifa etmeleri meselesi gündemdedir. Hatta iktidar ve onun medyası tarafından belediye başkanlarının istifaya zorlanması doğal, olağan bir süreçmiş gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Son seçmen iradesinin yok sayılmasının bu kadar kolay hâle getirilmesini kabul etmemiz, kanıksamamız mümkün değildir. Yolsuzluk yaptıkları gerekçesiyle istifaya zorlamak, "İstifa ederlerse mesele yok, etmezlerse sonuçları ağır olur." yaklaşımı sergilemek bir demokrasi yöntemi olmadığı gibi etik de değildir. Belediye başkanları yolsuzluk yaptılarsa, ifade ettikleri gibi ellerinde dosyalar da varsa bunu araştıracak yetkili makamlar bellidir. Bu belgeler yargıya verilmelidir. Bu belgelerin istifa edilse de edilmese de âdeta şantaj aracı gibi kullanılması, yargıya verilmemesi başlı başına bir suçtur. Bizler ilkesel olarak halk iradesinin bu kadar kolay gasbedilmesine karşı duruşumuzu, demokrasilerin bir gereği olarak seçimle gelenin seçimle gitmesi gerektiği yönündeki tavrımızı dün olduğu gibi bugün de sürdürmekteyiz.

Değerli milletvekilleri, belediye başkanlarının istifaları vesilesiyle belediyelerle ilgili yakın geçmişe ait hafızalarımızı biraz tazelemek isterim. Bundan bir yıl önce 674 no.lu Kanun Hükmünde Kararname'ye dayandırılarak 11 Eylül 2016 tarihi itibarıyla yüzde 65-95 arasındaki oy oranlarıyla seçilmiş 94 DBP'li belediyeye kayyum atanarak el konulmuştur. Belediye eş başkanları, havadan sudan gerekçelerle, hukuk hiçe sayılarak tutuklanmıştır. Havadan sudan gerekçe diyoruz çünkü iki yıl boyunca âdeta Bakanlık müfettişlerinin kamp kurduğu bu belediyelerde hiçbir şey bulunamamıştır. Ancak hatırlatmakta yarar var, bu belediyelere atanan kayyumlardan 9'u ise yolsuzluk gerekçesiyle kısa bir süre sonra görevden alınmıştır yani kayyuma kayyum atanmıştır.

Değerli milletvekilleri, halk iradesinin gasbedilerek kayyumların atandığı DBP'li belediyelerin demek ki AKP Genel Başkanını ve iktidarını yolsuzluktan, haksız kazançtan daha çok rahatsız eden politikaları ve çalışmaları olmuş. Ne mi bu çalışmalar? Bunlardan sadece kadınlara dair çalışmalara bile bakarsak, DBP belediyelerinde bir ilk olarak 106 belediyenin 96'sında siyasetin ve toplumsal yaşamın kadınsallaşmasını sağlayan en önemli mekanizmalardan biri olan eş başkanlık sistemine geçilmesi.

Yine, kadınların belediyelerde karar süreçlerine etkin dâhil edilmesi için seçilmiş ve çalışanlardan oluşan belediye kadın meclisleri oluşturulmuş, Meclisin pratik çalışmalarını yürütmek amacıyla kadın kurulları ve kadın koordinasyonları seçilmiştir.

Yine, kadın ve erkek seçilmişlerden oluşan kadın-erkek eşitliği komisyonları ile kadın seçilmişlerin Meclis çalışmaları öncesinde bir araya gelip gündemi değerlendirdikleri kadın grupları oluşturulmuştu.

Büyükşehir belediyelerinde kadın politikaları daire başkanlıkları; il, ilçe belediyelerinde ise kadın politikaları müdürlükleri kurulmuştu. Bu müdürlükler bünyesindeyse kadın ekonomisini güçlendirme, kadın eğitimini geliştirme ve şiddetle mücadele birimleri de kurulmuştu. Kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında Diyarbakır Büyükşehir, Van Büyükşehir, Bağlar Belediyesi ve Akdeniz Belediyesi bünyesinde kadın sığınmaevleri açılmış, Diyarbakır Büyükşehirde İlk Adım İstasyonu ve Alo Şiddet hattı kurulmuştur. 43 belediyede de kadın merkezi açılmış, bu merkezlerde kadınlara yönelik ve kadınların talepleriyle birçok kurs verilmiş, toplumsal cinsiyet, çocuk yaşta zorla evlendirilme ve sağlık gibi birçok konuda eğitimler yapılmıştır. Bu merkezler, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komiserliği Ofisi tarafından hazırlanan raporda da belirtildiği gibi, aile içi şiddet olaylarında mağdur olan kadınlar ve çocuklar için çok gerekli olan korumayı sağlamış ve kadınların sosyal ve siyasal alana katılımlarını teşvik etmiştir.

Yine, kadın ekonomisinin geliştirilmesine dönük üretim atölyeleri kurulmuş, kadın emeğini değerlendirme merkezleri, kadın semt pazarlarıyla da kadınlara ürettiklerini pazara sunma imkânı yaratılmıştır. Kreşler açılmış, kadın spor kompleksleri yapılarak kadınlara spor yapma olanakları da yaratılmıştır.

AKP Genel Başkanını ve iktidarını asıl rahatsız eden politikalar ve çalışmalar işte bunlardır. Öyle ki DBP belediyelerinde ilk olarak kadın eş başkanları tutuklanmıştır. Atanan kayyumlar tarafından eş başkanlık sistemi ortadan kaldırılmıştır. Kadın politikaları müdürlüklerinin ve 43 kadın merkezinin çalışmaları durdurulmuştur. Bu merkezlerde başvuran kadınlara ait özel bilgilerin tutulduğu arşivlere dahi el konulmuştur. Hedeflenen, kadın ve kadın mücadelesinin kazanımlarının yerel yönetimlerle ilişkisini doğrudan bitirmektir.

Değerli milletvekilleri, güncel verilere göre, hâlâ tutuklu bulunan 71 DBP belediye eş başkanından kadın eş başkanların sayısı 27'dir. Dün yani 25 Ekim, tutuklu bulunan eş başkanlardan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanımız Sayın Gültan Kışanak ve Eş Başkan Sayın Fırat Anlı'nın gözaltına alınmalarının 1'inci yıl dönümüydü. Buradan, bu vesileyle, onların şahsında, AKP saray iktidarının sivil darbesiyle hukuksuzca tutuklanan tüm belediye eş başkanlarına ve tüm seçilmişlerimize buradan saygılarımızı ve selamlarımızı iletiyorum. Bir kez daha, sizlerin huzurunda yerel yönetimlerin, yerel demokrasinin ve halk iradesinin gasbedilmesine dönük bu politikaları da kınıyorum.

Değerli milletvekilleri, elbette ki AKP saray iktidarının en temel yöneldiği kazanımlar kadın çalışmaları olmakla birlikte, bununla sınırlı kalınmamıştır. Halk iradesinin yerine atanan kayyumlar, belediyelerin hayata geçirdiği tüm kültürel ve toplumsal faaliyetleri birer birer yok etmeye çalışmaktadır. Kayyumlar birçok belediyede açılmış olan kreşleri, kütüphaneleri, kültürevlerini ve merkezlerini kapatmış ya da faaliyetlerini değiştirmiştir. Örneğin, birçok kreş il ve ilçe müftülüklerine tahsis edilmiş, Kur'an kurslarına çevrilmiştir. Ana dilde hizmet engellenerek hizmet Türkçeleştirilmiştir. Birçok il ve ilçede DBP'li belediyeler zamanında mahallelere, parklara verilen isimleri dahi, halka rağmen değiştirmekten geri durmamıştır. Yine, DBP belediyeleri döneminde yapılmış çeşitli heykel, anıt ve semboller yıkılmıştır. AKP saray iktidarının yerelde kayyumlar vasıtasıyla yapmak istediği, toplumsal hafızayı silmek ve asimilasyonu güncel politika hâline getirmektir. Özcesi, iktidarın yolsuzluk ve açık yakalamak, bununla mücadele etmek gibi bir derdinin olmadığı da ortadadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DİLEK ÖCALAN (Devamla) - Sayın Başkan, yarım dakika...

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

DİLEK ÖCALAN (Devamla) - Bugün Türkiye'nin gelmiş olduğu aşamada faşizmin kurumsallaştığının en önemli kanıtlarından biri iktidarın yerel yönetimler politikasıdır. Öyle ki faşizmin kendisi hiçbir yerel özerkliğe izin vermez, kendi himayesi dışında da bir yönetimi kabul etmez.

Değerli milletvekilleri, AKP saray iktidarının yerel yönetimlere dönük tüm bu saldırılarının en temel amacı ise iktidarını her yerde tek adamın elinde merkezîleştirerek bir rejim değişikliğini hayata geçirmek istemesidir.

Tüm Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)